Danıştay 4. Daire, işyeri hekimliği belgesi talebinin terör irtibatı gerekçesiyle reddini, HAGB nedeniyle masumiyet karinesi ihlali sayarak iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Danıştay, davacı hakkında ceza mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmiş olmasına rağmen terör örgütüyle irtibat gerekçesiyle işyeri hekimliği belgesi başvurusunun reddedilmesi işlemini hukuka aykırı bularak iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır; böylece HAGB kararı verilen bir durumda kişinin suçluluğu hükmen sabit sayılmadığından masumiyet karinesinin devam ettiği, idarenin bu durumu göz ardı ederek yaptığı değerlendirmenin Anayasanın 38. maddesindeki masumiyet karinesi ve HAGBnin hukuki sonuç doğurmaması ilkesine aykırı olduğunu kesinleştirmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... BakanlığıVEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...KARŞI TARAF (DAVACI)
:...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı tarafından, işyeri hekimliği belgesinin verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve E-... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkında ceza mahkemesinde verilen karar ile dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilmek suretiyle tesis olunan davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; masumiyet karinesinin, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlendiği, Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğunun belirtildiği, masumiyet karinesinin, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiği ve bunun hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturduğu, somut olayda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin, davacının isnat edilen suçu işlediğine kanaat getirdiği, ancak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin davacıya isnat edilen suça uygulanabilir olduğunu tespit ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiği, böylece denetim süresinin suç işlenmeden geçirilmesi hâlinde davacı hakkında açılan kamu davasının düşmesi imkânı tanındığı, bu hali ile davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından masumiyet karinesinin devam ettiğinin açık olduğu, davalı idare tarafından, davacı hakkında ceza yargılamasına konu filleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine karşın aynı fiilleri nedeniyle davacının terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu değerlendirilmiş olup, Anayasa'nın 38. maddesinin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde davacının suçluluğu hükmen sabit olmadığından, masumiyet karinesine aykırı olarak yapılan bu değerlendirmenin, 5271 sayılı Kanun'a göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmayacağına yönelik düzenlemeyle bağdaşmadığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından davacının istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, dava konusu işlem tesis edildiği tarih itibarıyla ilgili Yasa uyarınca usulüne göre kurulmuş komisyon kararı doğrultusunda ve somut olayla uyumlu olduğundan temyiz talebine konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.