Danıştay, Konya mermer ocağı projesinin 25 hektarı aşan işletme izni alanı nedeniyle ÇED Gerekli Değildir kararının iptali temyizini inceledi.
Özet: Bir idare mahkemesi, mermer ocağı projesi için verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir" kararını, projenin maden işletme izniyle belirlenen fiili faaliyet alanının (44,12 hektar), ÇED Yönetmeliği Ek-1 listesinde yer alan 25 hektarlık sınırı aştığı gerekçesiyle hukuka aykırı bularak iptal etmiştir; bu durum, projenin tam bir çevresel etki değerlendirmesi sürecine tabi tutulması ve rapor hazırlanması gerektiğini ortaya koymuştur.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: ████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayı Anonim Şirketi
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1- ... Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Konya İli, Bozkır İlçesi, ... Mahallesi sınırlarında İR:... sayılı ruhsat sahasında "Mermer Ocağı" projesi ile ilgili olarak Konya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; somut uyuşmazlıkta, Konya İli, Bozkır İlçesi hudutları dâhilinde ve ... Mermer Sanayi Anonim Şirketi uhdesinde bulunan Sicil:... sayılı II (b) grubu maden sahası için █████/2020 tarihinde 99,54 hektarlık alan için işletme ruhsatı, █████/2021 tarihinde 18,35 hektarlık alan için “ÇED Gerekli Değildir” kararı, █████/2023 tarihinde 6,28 hektarlık alan için orman izni, █████/2023 tarihinde 18,35 hektarlık alan için GSM ruhsatı ve son olarak ise █████/2023 tarihinde 44,12 hektarlık alan için işletme izninin verildiği görülmekte olup, dava konusu proje açık işletme yöntemiyle madenlerin çıkarılmasına yönelik projeler kapsamında olduğundan "yüzey alanı" büyüklüğünün, projenin ÇED mevzuatı açısından EK-1 listesine mi yoksa Ek-2 listesine mi girdiğini belirleyeceği, dava konusu işleme esas projenin gerçekleştirileceği alana ilişkin olarak düzenlenen maden işletme izninin 44,12 hektarlık alana ilişkin olduğu, dolayısıyla madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği faaliyet konusu maden işletme projesinin kapsadığı alan olan 'işletme izni verilen alan'daki faaliyet konusunun ÇED Yönetmeliği'ne ekli EK-I kapsamında 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığından, ÇED sürecine tabi olduğu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanarak işlem yapılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, dava konusu işleme esas projenin gerçekleştirileceği alana ilişkin düzenlenen maden işletme izninin 44,12 hektarlık alanı kapsadığı, dolayısıyla madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği maden işletme projesinin kapsadığı alan olan işletme izni verilen alandaki faaliyet konusunun, ÇED Yönetmeliği'ne ekli EK-I kapsamında 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı görüldüğünden, dava konusu projenin ÇED sürecine tabi olması ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'ne ekli EK-1 Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi kapsamında Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanarak işlem yapılması gerekirken, ÇED alanının 25 hektardan küçük gösterilmek suretiyle "ÇED Gerekli Olmadığı" yönünde tesis edildiği anlaşılan dava konusu ... tarih ve E-... sayılı işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Öte yandan, her ne kadar Konya İli, Bozkır İlçesi hudutları dâhilinde ve ... Mermer Sanayi Anonim Şirketi uhdesinde bulunan Sicil:... sayılı II (b) grubu maden sahası için █████/2020 tarihinde 99,54 hektarlık alan için işletme ruhsatının, █████/2021 tarihinde 18,35 hektarlık alan için “ÇED Gerekli Değildir” kararının, █████/2023 tarihinde 6,28 hektarlık alan için orman izninin, █████/2023 tarihinde 18,35 hektarlık alan için GSM ruhsatının verildiği, dolayısıyla çalışma alanının ÇED ve GSM ruhsat alanı olan 18,35 hektarlık alan olduğu ve uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, uyuşmalığa konu maden projesinin, bütüncül bir bakış açısı kapsamında çevreye olan etkilerinin değerlendirilmesi gerektiği, ÇED alanı ile maden işletme izin alanının aynı yüzeysel alanı kapsaması gerektiği, somut durumda işletme izni ile ÇED çalışma alanının farklı büyüklükteki alanlar olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, zira yukarıda beyan olunduğu üzere işletme izninin, fiilen madencilik yapılan alanı ifade ettiği ve bu alanın da ÇED Yönetmeliğinde referans sınır olan "yüzey alanı"nı ifade ettiği, buna göre dava konusu proje için █████/2023 tarihinde 44,12 hektarlık alan için işletme izni verildiği ve bu haliyle söz konusu alanın, maden mevzuatına göre madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği alan olduğundan, ÇED sürecine tabi olduğu ve ÇED Yönetmeliği'ne ekli EK-I kapsamında 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı anlaşılmakla, anılan iddiaya itibar edilmemiştir.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: 1- Davalı idare tarafından, ÇED kararından sonra işletme izninin alındığı, dolayısıyla ÇED sürecinde işletme izni alanına ilişkin bir bilgi yer almadığından, bu hususun ÇED süreci kapsamında denetlenemeyeceği, böyle bir incelemenin işletme izninin iptali sebebiyle açılacak davanın konusu olabileceği, ÇED alanının projenin fiili olarak gerçekleştirilmesinin planlandığı alanı ifade ettiği, işletme izninin ise ÇED alanından küçük olmamak şartıyla ruhsat alanı içerisinde belirlenen yüzey alanını ifade ettiği, sonuç olarak ÇED sürecinin sonraki aşamada alınması mümkün olan işletme izni alanı dikkate alınarak yürütülemeyeceği, planlanan projenin hangi alanda gerçekleştirileceği belirtildiyse o alanın çevresel etkilerinin değerlendirilebileceği, kaldı ki ÇED alanı koordinatları dışında çalışılmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilerek, ÇED alanı yerine işletme izni alanı dikkate alınarak verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gibi davanın süresinde açılmadığı, davanın konusun hatalı olduğu, davacının ilk izin sahası dışında başkaca izin başvurusunda bulunma hakkının bulunmadığı, diğer bir ifadeyle ÇED alanı koordinatlarının dışında çalışılmasının hukuken mümkün olmadığından, bu koordinatlar dışındaki alan için ÇED sürecinin işletilmesinin hukuka uygun olmadığı, Mahkemece teknik yönden hatalı değerlendirme yapıldığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir husus olmadığı belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının karşı oyda belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
█████/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi gereklidir kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. ... (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. ..." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğe ekli EK-I Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesinin 27- Madencilik projeleri: "a) (Değişik:RG-19/4/2019-30750) 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dahil) planlanan açık işletmeler, ..." sayılmış iken, EK-II Seçme - Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin 49. maddesinde ise; "a) (Değişik:RG-14/6/2018-30451) Madenlerin çıkarılması (Ek-1 listesinde yer almayanlar), ..." olarak sayılmıştır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 3. maddesinde; "... İşletme Ruhsatı: İşletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesi, İşletme İzni: Bir madenin işletmeye alınabilmesi için izin. ... Maden İşletme Faaliyetleri: (Ek:14/2/2019-7164/5 md.) Üretime yönelik hazırlık çalışmaları ve üretim için yapılan faaliyetler. ..." olarak tanımlanmış, 24 maddesinde; " ... 7 nci maddeye göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip, işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için her yıl 50.000 TL idari para cezası verilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdare Mahkemesince; işletme izninin, fiilen madencilik yapılan alanı ifade ettiği ve bu alanın da ÇED Yönetmeliğinde referans sınır olan "yüzey alanı"nı ifade ettiği, buna göre dava konusu proje için █████/2023 tarihinde 44,12 hektarlık alan için işletme izni verildiği ve bu haliyle söz konusu alanın, maden mevzuatına göre madencilik faaliyetinin fiilen gerçekleştirileceği alan olduğundan, ÇED sürecine tabi olduğu ve ÇED Yönetmeliği'ne ekli EK-I kapsamında 25 hektarlık sınırdan daha büyük bir alanı kapsadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, yukarıda yer verilen mevzuat gereği, davanın ÇED Gerekli Değildir kararının iptali istemiyle açıldığı ve işletme izninin ise ÇED kararının alınmasından sonra verilebileceği dikkate alındığında, ÇED kararına dayalı olarak verilen işletme izninin alanının ÇED alanından farklı olması hususunun işletme izninin iptali istemiyle açılacak davada değerlendirilebileceği, dolayısıyla işbu davada yargılamanın ÇED süreci kapsamında yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; ÇED alanı olarak ifade edilen alanın fiilen çalışılan alan olduğu, dolayısıyla madencilik faaliyetinin 18,35 ha'lık alanda yapılacağı, bu alanın ise ÇED Yönetmeliğinde öngörülen sınır değer olan 25 ha altında kalması nedeniyle seçme eleme kriterlerine tabi olduğu anlaşılmış olup, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!