Kaçakçılık suçunda basit yargılama usulü takdiri ve tekerrürün adli para cezasına uygulanamayacağı Yargıtay tarafından düzeltilerek onandı.
Özet: Yargıtay, Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan verilen mahkumiyet hükmünü incelerken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının basit yargılama usulü uygulanmaması yönündeki bozma görüşünü hakimin takdir yetkisi ve yeniden yapılan yargılamanın usulüne uygunluğu gerekçesiyle reddetmiş; ancak, ilk derece mahkemesinin tekerrür hükümlerini hem hapis hem de adli para cezasına uygulamasını hatalı bularak, bu uygulamanın sadece hapis cezasına özgülenmesi gerektiğini belirterek hükmü bu yönde düzelttikten sonra oy birliğiyle onamıştır.

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜM
: Mahkûmiyet, suça konu eşya ve nakil aracının müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaSanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde hüküm tarihinden önce Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan iptal kararı ile basit yargılama usulünün uygulanma imkânının ortaya çıkması nedeniyle kararın bozulması yönünde görüş bildirilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/1. maddesindeki düzenleme uyarınca basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmaması yönünden hakimin takdir yetkisinin bulunduğu, dosyanın tetkikinde Mahkeme tarafından, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra dosyanın ele alındığı, duruşma açılıp genel hükümlere göre yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin fıkradaki "cezanın" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "hapis cezasının" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.04.2025 tarihinde karar verildi.