11. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık suçundan beraati onarken, özel belgede sahtecilik zamanaşımından düşme ve denetim eksikliği nedeniyle dolandırıcılık mahkumiyetini bozdu.
Özet: Yargıtay, nitelikli dolandırıcılık suçundan ilk sanığın beraat kararını, yüklenen suçun sabit olmadığı gerekçesiyle onarken; özel belgede sahtecilikten ikinci sanık hakkında kurulan hükmü, suçun olağanüstü zamanaşımına uğraması nedeniyle bozarak kamu davasının düşmesine hükmetmiş; üçüncü sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararını ise, sanığın bankanın denetim olanağını ortadan kaldıran hileli bir eyleminin bulunmaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığı ve beraat etmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama, bozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönündenYapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,II. Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm yönündenSanığa yüklenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 207/1 maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,III. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönündenDosyanın incelenmesi neticesinde, kredi başvurusu sırasında katılan bankaya, sanık ... adlı firmada çalıştığına dair tarihi yazılı olmayan sahte gelir belgesi yanında SGK hizmet dökümü cetvelinin de sunulmuş olduğu anlaşılmakla, anılan hizmet döküm cetvelinin imzasız ve onaysız bilgisayar çıktısı şeklinde olduğu halde katılan banka tarafından internet üzerinden erişimi mümkün olan SGK'dan yapılacak olan basit bir inceleme ile kontrolü sağlanmadan kredi tahsis edilmiş olması karşısında; sanığın, bankanın denetim olanağını ortadan kaldıracak nitelikle hileli bir hareketinin bulunmaması nedeniyle unsurları itibarıyla oluşmayan nitelikli dolandırıcılık suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,Yasaya aykırı, katılan kurum vekili ve sanık ...'in temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 21.04.2025 tarihinde karar verildi.