Haksız tutuklama tazminatında faiz talebinin ıslahla istenebileceği, öğrenciye maddi ve yakalanmadığı döneme tazminat ödenemeyeceği, manevi tazminatın ise fahiş olduğu gerekçesiyle verilen bozma kararı.
Özet: Haksız tutuklama tazminat davasında, faiz talebinin sonradan ıslahla yapılabileceği belirtilmekle birlikte, yerel mahkemenin tutuklandığında öğrenci olan ve çalışmayan davacıya maddi tazminat hükmetmesi, fiilen tutukluluğun gerçekleşmediği dönem için maddi tazminat kararı vermesi ve 225 günlük tutukluluk süresi için takdir edilen manevi tazminatın hakkaniyet kurallarına aykırı derecede yüksek olması gerekçeleriyle davalı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek hükmün bozulmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava
: 466 sayılı Kanuna göre haksız tutuklama nedeniyle tazminatDosya incelenerek gereği düşünüldü
:Haksız tutuklamadan doğan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemini içeren dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmaması halinde, sonradan "ıslah" suretiyle bu hususta yazılı talepte bulunulması mümkün olduğundan tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.Davacı ... lehine hükmedilen 2500 TL maddi tazminata haksız tutuklama tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi temyiz edenin sıfatı nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;1- Davacı ...’ün gözaltına alınıp tutuklandığında öğrenci olup bir işte çalışmadığının anlaşılması karşısında maddi tazminata hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,2- Davacı ... hakkında beraat ettiği dava dosyasındaki yargılama sırasında 11.07.2002 tarihinde tahliye edildikten sonra 16.03.2004 tarihinde tekrar hakkında gıyabi tevkif kararı çıkarıldığı, ancak sanığın beraat tarihi olan 02.02.2006 tarihine kadar bu karara istinaden aranmasına rağmen yakalanmadığı, dolayısıyla bu süre içinde haksız bir gözaltı yada tutuklama işleminin bulunmadığı gözetilmeden, bu döneme dair de maddi tazminata hükmedilmesi,3- Davacı ...’ın 225 gün tutuklu kaldığının anlaşılmış olması karşısında nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, zenginleşme sonucu doğurmayacak şekilde, hak ve nasafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, bu ölçülere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmedilmesi,Kanuna aykırı, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.