Televizyon programlarına katılan uzmanın eser sahipliğine dayalı telif ücreti talebinin, gönüllü katılım ve iyiniyet kuralları çerçevesinde reddine ilişkin Yargıtay incelemesi.
Özet: Bir televizyon kanalında yüz programda uzman konuk olarak yer alan davacının, bu katılımlarının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında eser niteliğinde olduğunu ve kendisine telif ücreti ödenmediğini ileri sürerek başlattığı tazminat davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının programlara ücret talep etmeksizin gönüllü katıldığı, beyanlarının eser vasfı taşımadığı, sektör pratiği doğrultusunda tanınırlık artırma amacıyla bedelsiz katılımın olağan olduğu ve talebin iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçeleriyle davayı reddetmiş; bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, █████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... TV isimli yayıncı kanalda ... ve ...isimli programlarda Şubat 2015- 16 Eylül 2017 tarihine kadar toplam 100 adet programda katılımcı olarak yer aldığını, davalının bu programlardan reklam geliri kazandığını, müvekkiline ücret ödemediğini, müvekkilinin FETÖ terör örgütü konusunda uzman olduğunu, bu durumun müvekkilinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan (FSEK) doğan haklarını ihlal ettiğini, davalıya 22 Ağustos 2019 tarihinde noter ihtarnamesi keşide edilerek haklarının talep edildiğini, her bir yayın için 3.000,00 TL ücret talep ettiğini ileri sürerek fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik ... ve ...adlı programlar altında yayınlanan 100 programın her biri için 3.000,00 TL'den toplam 300.000,00 TL doğmuş telif hakkı alacağının yayınlanan her bir program tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddiasına dayanak televizyon programlarının hangi tarihte olduğunu açıklamadığını, açıkça göstermediği program tarihlerinden itibaren faiz uygulanmasını talep ettiğini, davacının iddia ettiği gibi 100 yayına katıldığını kabul etmemekle birlikte somutlaştırma yükümüne uygun olarak televizyon programlarının yayın tarihlerinin açıklattırılmasını talep ettiklerini, dava konusu alacağın tamamının zamanaşımına uğradığını, davacının programlardaki tamamen kendi rızası ile yaptığı açıklamalarının izni alınmadan yayınlandığı iddiasının gerçek olmadığını, davacının programlara katılmayı ve açıklama yapmayı kendisinin teklif ettiğini, karşılığında da hiçbir ücret istemediğini, ayrıca davacının, görüşlerinin kamuoyuna aktarılmasını kamu görevi bilinciyle ve gönüllü olarak yaptığını her seferinde dile getirdiğini, davacı ile davalı arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı gibi farazi bir sözleşmenin varlığından da söz edilemeyeceğini, davacının açıklamalarının eser niteliğinde olmadığını, her bir yayın için istenilen miktarın yüksek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının konuk olduğu programların izni ve rızası hilafına yayınlanmadığı, çoğaltma ve yayma hakkında taraflar arasında sözlü bir mutabakat bulunduğu, davacının davaya konu konuk olduğu programlar hakkında yayınlandığı tarihlerde ücret talebinde bulunduğuna ilişkin somut bir delil sunamadığı, aksine davalı tanık anlatımlarına göre açıkça bedel istemeksizin yayınlara çıkmayı kabul ettiği, bu durumun sektör bilirkişisine göre de sektörde olağan ve mutad kabul edildiği, yayına çıkan konuşmacıların kamuoyu nezdinde bilinirliklerini arttırmak ve tanıtım maksatlı bilabedel yayınlarda katılımcı olmayı seçtikleri, aksi yöndeki davacı iddialarının somut delillerle desteklenmediği, ayrıca davacının davalı kanaldaki programlarda yaptığı konuşmaların FSEK kapsamında eser mahiyetinde değerlendirilemeyeceği, görüntülerin rızası ile yayınlanmış olması karşısında FSEK'in 86. maddesi kapsamında bir ihlalden bahsedilemeyeceği, davacının siyasi olaylar ve olgular hakkındaki görüş ve konuşmacıların bu itibarla FSEK korumasından yararlanamayacağı, açıklanan hususların yanısıra davalının son konuk olduğu 16.09.2017 tarihli programdan sonra 23.10.2019 tarihinde dava yoluna başvurduğu, başlangıçta kendisine ücret ödenmemesine rağmen 3 yıl boyunca 100 programa katılarak sessiz kaldığı ve muvafakat ettiği, bu durumdan dolayı iş ilişkisi son bulduktan sonra ücret istenmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesine göre iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, Yargıtay'ın da benzer uygulama ve içtihatları (Y.11. HD. 22.03.2001 tarih, ██████████ E., █████████ K., Y.11. HD. 04.06.2008 tarih ve █████████ E., █████████ K.) nazara alınarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, eser sahipliğine dayalı maddi tazminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!