Hazine, Orman İdaresi ve şahıslar arasındaki bir parselin orman vasfı ve tescili üzerine defalarca Yargıtayca bozulan, karar düzeltmelerine konu olan karmaşık kadastro davası.
Özet: İstanbulda bulunan 481 parsel sayılı taşınmazın hukuki vasfının orman olup olmadığı ve mülkiyetinin kime ait olacağı konusundaki uyuşmazlık, Hazine, Orman İdaresi ve davalı şahıslar arasında onyıllardır süren, Yargıtay tarafından defalarca bozulup onanan ve karar düzeltme aşamalarından geçen karmaşık bir yargılama sürecine sahne olmuş; nihayetinde yeniden yapılan yargılamada kadastro mahkemesince orman idaresinin talebi kabul edilerek taşınmazın orman olarak tesciline karar verilmiş, bu hüküm davalılarca temyiz edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
KARAR
: Hazinenin davasının reddine, Orman İdaresinin davasının kabulüne
Taraflar arasındaki davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; Hazinenin davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının ise kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, duruşmalı olarak davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.04.2025 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde davalılar ... ve müşterekleri vekili, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekilinin katılımlarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 05.05.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul ili .... (şu an ............) ilçesi ............ çalışma alanında 1977 yılında yapılan kadastro sırasında; 481 parsel sayılı taşınmaz, 522 tahrir numaralı vergi kaydına dayanarak 98.250 m² yüzölçümü ve tarla vasfıyla 1/4'er hissesi ............... ve ..., 2/4 hissesi ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili 19.10.1984 havale tarihli dava dilekçesiyle; 481 parsel sayılı taşınmazın vergi kayıt miktar fazlası olan 78.010 m² bölümünün Hazineye ait olduğu iddiasıyla dava açmış, 28.08.1996 havale tarihli dilekçe ile de Orman İdaresi, dava konusu yerin orman olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince (Çatalca 2. Kadastro Mahkemesi ████████ Esas,████████ Karar) yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazinenin davalılar aleyhine açmış olduğu davanın kabulüne, 481 parselin orman olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı ... mirasçıları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.09.1994 tarihli, █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmış, davalı ... mirasçıları vekilinin karar düzeltme istemi ise, aynı Dairece kabul edilerek, 06.07.1995 tarihli █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilam ile “...orman tahdidi dava aşamasında yapıldığından, kesinleşmesinden sözedilemeyeceği ve davanın varlığının aynı zamanda tahdide itiraz davasına dönüşeceği, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca Orman İdaresinin davaya katılması suretiyle husumetin tamamlanması...” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bu defa bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince (Çatalca 2. Kadastro Mahkemesi ███████ Esas, ███████ Karar) bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Hazinenin açtığı davanın reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının ise kabulüne, 481 parsel sayılı taşınmazın 27.11.1987 tarihinde kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı tespit edildiğinden orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 06.06.2002 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamıyla; “Yörede kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, dava konusu taşınmazın eski tarihli belgelere göre orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiği...” belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, bozma kararına karşı, asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, aynı Dairece 16.06.2003 tarihli, █████████ Esas ve █████████ sayılı ilam ile, asli müdahil Orman İdaresi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilerek, “Hazine yönünden, mahkemenin 09.06.1989 gün ve ████████-545 sayılı hükmü temyiz edilmediğinden kesinleştiği, orman olgusunun kabul edildiği, Hazine savının dinlenmesine yer kalmadığı, gerçek kişilerin mülkiyet ifade eden (tapu kaydı) belgesi olmayıp kimsenin zilyet bulunmadığı, taşınmazın tarım arazisi olmadığı, eylemli orman olduğu, tahdidin doğruluğunun kanıtlandığı” gereğine değinilmiş, anılan bozma ilamı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün onanmasına karar verilmiş ve 16.06.2003 tarihinde de kesinleştiği şerhi dercedilmiştir.
Davalılar vekili, 23.01.2013 havale tarihli dilekçesi ile; Çatalca 2. Kadastro Mahkemesinin ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından █████████ Esas, █████████ sayılı ilam ile bozulduğu, ancak bozma kararının vekil edenlerine tebliğ edilmediği, bozma ilâmı aslının dosyada bulunmadığı, bozma kararının Orman İdaresine tebliğ edildiğine dair tebligat parçasının da bulunmadığı, Orman İdaresinin karar düzeltme isteminin de vekil edenlerine tebliğ edilmediği, sonra verilen hükmün de aynı Daire tarafından 16.06.2003 gün █████████-5082 sayılı Karar ile onandığı, bu onama ilamının da vekil edenlerine tebliğ edilmediği halde, hükmün kesinleştirilerek çekişmeli 481 nolu parselin orman niteliğiyle tescilinin yapıldığı, kesinleştirilme nedeniyle vekil edenlerinin savunma haklarının ortadan kaldırıldığını ileri sürerek, HMK'nin 374, 375/a, b, c, ç hükümleri uyarınca önceki hükmün iptali ile yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince (İstanbul Kadastro Mahkemesi ████████ Esas, ███████ Karar); HMK'nın 374. maddesi koşulları bulunmadığından yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş; hükmün, yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarihli, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamıyla; " Dosyadaki talebin, HMK'nın 374. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesine ilişkin ise de, gerek yargılamanın yenilenmesi için başvurulan Çatalca 2. Kadastro Mahkemesinin 22.12.2000 gün ve ███████-19 sayılı hükmün, gerek Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.06.2002 gün ve █████████ - 5507 sayılı bozma kararının, gerekse de aynı Dairenin 16.06.2003 gün ve █████████ - 5082 sayılı karar düzeltme isteminin kabulü ile bozma kararının kaldırılması ve hükmün onanması kararının davalı ... mirasçıları ...ya ilânen tebliğ edildiği, ilanen tebligat yapılan tarafların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri ve vekillerine yapılan bir tebligat bulunmadığı gibi vekilin ölmüş olması veya avukatlık mesleğinden ayrılmış olması halinde ilgili vekâletnamelerde adreslerinin bulunduğu, diğer davalılar ... mirasçılarından ..., ... ve ...'in adreslerini hazır bulundukları 09.09.1996 tarihli duruşmada bildirdikleri ve... ve ...'in vekilinin çekilmesine ilişkin tebligatın da usulünce bu kişilere bizzat tebliğ edildiğinden, adı geçen davalıların dosya arasında adreslerinin bulunduğu, bu adreslere tebligat gönderilmediği veya gönderilmiş ve tebliğ edilememiş ise resmî kurumlardan adres araştırılmasına gidilmediği, tebligatların nasıl yapılacağının 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Tüzüğünde belirlendiği, Tebligat Kanununun 10. maddesine göre, tebligatın muhatabın bilinen en son adresinde yapılacağı, kendisine usulüne uygun olarak tebligat yapılamayan; ikametgahı, işyeri ve adresi de bulunamayan kimsenin adresinin aynı Kanun'un 28. maddesine göre meçhul sayılacağı, ancak, adresin meçhul sayılabilmesi için sadece muhataba tebligat yapılamamasının yeterli olmadığı, bu durumun tebligat memuru tarafından mahalle muhtarına şerh verdirmek suretiyle tespit edilmesi ve ayrıca tebligatı çıkartan merciin muhatabın adresini resmî ve hususi dairelerden gerekli gördüklerinden sorması ve zabıta marifetiyle de araştırma yapmasının gerektiği, eldeki dosyada mahkemece bu yönde araştırma yapılmadan gerekçeli karar ve Yargıtay ilâmları ile kanun yolu başvuru dilekçelerinin ilânen tebligatı yoluna başvurulduğu gibi, Tebligat Kanununun 29. maddesine göre tebliğ olunacak evrak ve ilan suretinin mahkeme divanhanesinde asılmamış olmasının da yapılan ilânen tebligatı geçersiz kıldığı anlaşıldığından, davacıların isteminin yargılamanın yenilenmesi değil, Çatalca 2. Kadastro Mahkemesinin 22.12.2000 gün ███████ - 19 sayılı hükmüne yönelik temyiz istemi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle, yerel mahkemenin 10.10.2013 gün ve ████████ - 67 sayılı yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi kararının bozularak kaldırılmasına karar verildiği, davalıların temyiz talebi yönünden, davanın esasının incelenmesi sonucunda; öncelikle davalı ... mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği, sonrasında, Çatalca 2. Kadastro Mahkemesinde açılan tespite itiraz davasının dava tarihinin 19.10.1984 olduğu, yapılan yargılama sırasında başlayan ve 26.05.1987 tarihinde ilân edilen orman tahdidi bulunduğu, devam etmekte olan bu dava nedeniyle orman tahdidinin kesinleştiğinden sözedilemeyeceği, Dairenin 06.07.1995 tarihli bozma ilâmında da belirtildiği gibi davanın hem kadastro tespitine itiraz hem de orman tahdidine itiraz niteliğini kazandığı, bu doğrultuda eski tarihli belgeler incelenerek taşınmazın hukuki durumunun tespit edilmesi gerektiği" belirtilerek, maddi hataya dayalı Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 16.06.2003 tarihli, █████████ Esas ve █████████ sayılı onama kararının kaldırılmasına, davalı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usûl ve kanuna aykırı olan İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2000 tarihli ███████ Esas ve ███████ sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekilinin karar düzeltme istemleri de aynı Dairece reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, bilirkişiler tarafından verilen 05.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda ek-1 de yer alan krokide gösterildiği üzere, bu krokide yer alan ve (A) harfi ile gösterilen 96.880,17 m² yerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 1.675,95 m² yüzölçümlü parselin yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle 1/2 hissesinin davalılardan ... adına, 1/2 hissesinin de miras payları oranında diğer davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.12.2022 tarihli, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece daha önce verilen, dava konusu taşınmazın orman yapılmasına ilişkin kararın davacı Hazine tarafından temyiz edilmediği anlaşılmakla davanın reddine dair verilen önceki hükmü temyiz etmeyen davacı Hazinenin temyiz dilekçesinin reddinin gerektiği, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmazın B harfi ile gösterilen 1.675,95 m2 yüzölçümündeki bölümünde davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluşmadığı dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporları ve keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile sabit olup, taşınmazın tamamının orman vasfıyla Hazine adına tesciline dair önceki hüküm de davacı Hazine tarafından temyiz edilmediğine göre, dava konusu taşınmazın B harfi ile göstertilen bölümünün de orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle hukuka aykırı olarak davalılar adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğu" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulmasına karar verilmiş, davalı gerçek kişiler vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "İstanbul Kadastro Müdürlüğü tarafından 2013 yılında Boyalık Köyünde gerçekleştirilen 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 22/a maddesi kapsamında yapılan uygulama kadastrosu sonucunda bu davaya konu 481 parsel sayılı 98.250 m2 miktarlı taşınmazın 125 ada 49 parsel sayısı alarak, yüzölçümü 98.556,12 m2 olarak değiştiği, 22/a uygulama kadastrosu ile oluşan çapa göre davaya konu ........... köyü 481 parsel, yeni 125 ada 49 parsel sayılı 98556,12 m2 miktarlı taşınmazın krokisinde (A) ile gösterilen 96.880,17 m2 lik kısmı Mandıracı Devlet Ormanı sınırlan içerisinde, (B) ile gösterilen 1.675,95 m2 lik kısmı............. Devlet Ormanı Sınırları dışında kaldığı, düzenlenen kadastro tutanağı, hava fotoğrafı, yapılan keşif ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarihli ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamı doğrultusunda B harfi ile gösterilen kısım yönünden davalıların zilyetlikle kazanım şartlarını yerine getirmediği" gerekçesiyle, 05.09.2018 tarihli bilirkişi raporunda ek-1 de yer alan krokide gösterildiği üzere, bu krokide yer alan ve (A) harfi ile gösterilen 96.880,17 m² yerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 1.675,95 m² yüzölçümlü yerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraz ve orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilâmında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç
: Yukarıda yazılı nedenlerle,
Davalılar ... ve müşterekleri vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'den alınarak, Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan asli müdahil Orman İdaresine verilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!