İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, anestezi cihazı satışı kaynaklı alacak ve kur farkı talebine ilişkin itirazın iptali davasında ticari defterlerin delil niteliğini inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu itirazın iptali davası, anestezi cihazı satışından kaynaklanan ve kısmi ödemeler sonrası 122.290,24 TL bakiye kalan alacak ile davacı tarafından düzenlenen kur farkı faturalarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın giderilmesi talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, tarafların ticari defterleri arasında alacak miktarı (davacı defterlerinde 122.290,24 TL, davalı defterlerinde 76.881,64 TL) ve özellikle kur farkı faturalarının davalı defterlerinde kayıtlı olmaması gibi uyuşmazlıklar bulunduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222. maddesi gereğince ticari defterlerin delil niteliğini değerlendirmiş, defter kayıtlarındaki çelişkiler ve ispat yükü ilkesi doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliTaraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bir adet anestezi cihazını 176.881,64 TL bedelle davalıya satarak teslim ettiğini, davalının14.02.2020 tarihinde 40.000,00 TL, 24.03.2020 tarihinde 25.000,00 TL, 29.04.2020 tarihinde 15.000,00 TL ödediğini, müvekkilinin 10.03.2020 tarihinde 1.624,14 TL bedelli, 13.04.2020 tarihinde 43.784,44 TL bedelli kur farkı faturası düzenlendiğini, yapılan ödemelerin satım ve kur farkı faturalarından mahsubu sonrası cari hesapta kalan 122.290,24 TL alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan Bakırköy ...lcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; davacı tarafın ticari defterlerine göre aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın 122.290,24 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari defterlerine göre aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın 76.881,64 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2015 tarihli ve █████████ esas, ██████████ sayılı ilamına göre " Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz." denmektedir. Yargıtay kararlarına göre kur farkı talep edebilmek için teamül gerekmediği belirtilmesine rağmen ilgili faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı ticari defterlerinde ise kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Yine taraflar arasında düzenlenen faturanın TL olarak düzenlendiği de anlaşılmıştır. Her iki tarafın ticari defterleri sahibi lehine delil niteliği taşımaktadır. Ancak ticari defterlerin karşılıklı olarak birbiri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin ████████ esas, 2019/ 3589 karar sayılı ilamında 'Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.' denmektedir. İş bu davamızda ispat yükü kendisinde olan davacının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan fatura bedelini kesin delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki faturaların TL üzerinden düzenlendiği, yabancı para üzerinden düzenlenmediği de anlaşılmıştır. Bu sebeple davacı tarafın ticari teamüller kapsamında davalı taraftan kur farkı talep etme hakkı kalmamaktadır. Bu hususta aralarında herhangi bir anlaşma da bulunmamaktadır. Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının diğer tarafın ticari defter kayıtları ile de uyumlu olmadığı kanaatine varılmıştır. İlgili kanun maddesi ve Yargıtay kararına göre ispat yükü kendisinde olan davacının davalı tarafın ticari defterleri ile farklı çıkan kısmı senet veya diğer kesin delillerle ispat etmesi gerektiği ancak davacı tarafça başkaca yazılı delil sunulmadığı, kur farkı alacağına dair fatura düzenlememiş olması sebebiyle alacağın yemin delili ile de ispatlamayacağı kanaatine varılarak davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek davanın kısmen kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 76.881,64TL üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalının itirazında haksız olduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy ... İccra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının 76.881,64 TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 76.881,64 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Faturaya konu emtianın 24.02.2020 tarihinde sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, icra takibinde faiz başlangıç tarihiinin 13.04.2020 olduğunu, takipte TTK'nın 1530/7. maddesi uyarınca temerrüt faizinin takip öncesi için istendiği, anılan maddede sözleşme ile ödeme gününün veya süresinin belirtilmediği ya da belirtilen sürenin aynı maddenin beşinci fıkrasına aykırı olduğu hâllerde, borçlunun ihtara gerek kalmaksızın ne zaman temerrüde düşeceği ve buna bağlı olarak alacaklının faize hak kazanacağının düzenlendiğini, maddedeki düzenlemeye göre takip tarihindeki faiz başlangıç tarihinde bu sürenin çoktan dolması nedeniyle müvekkilinin faize hak kazandığını, hükmedilen 76.881,64 TL'nin 13.04.2020 ile 16.06.2020 arası %15 yıllık (1530/7 maddesi) üzerinden 2.022,09 TL faiz yönünden de davanın kabulü gerektiğini, karardaki bu hatanın giderilerek vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiğini, davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve işlemiş faize yönelik davanın da kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının 125.000 TL üzerinde ilamsız takip başlattığını, takip içinde 45.480,06 TL bedelli kur farkı faturası bulunduğunu, mahkemece davacının 76.881,64 TL satım alacağının bulunduğuna karar verildiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, faturanın davalı defterinde kayıtlı olmadığını, faturaların TL üzerinden düzenlendiğini, yabancı para üzerinden düzenlenmediğini, davacı tarafın ticari teamüller kapsamında kur farkı talep edemeyeceğini, bu hususta aralarında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, tarafların ticari defterlerinin uyumlu olmadığını, davacının ticari defterleri dışında delil sunulmadığını, alacağın likit olmamasına rağmen icra inkar tazminatına karar verilmesi ve davalı yararına reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak ile kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacının 122.290,24 TL cari hesap alacağı ile TTK'nın 1530/7. maddesine göre hesaplanan 3.216,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 125.506,64 TL'nin TTK'nın 1530. maddesine göre belirlenen yıllık %15 ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsili istenmiştir. Süresinde borç ve ferilerine itiraz üzerine takibin durduğu ve itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında bir adet makinenin satışına ilişkin satım sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Davacının 14.02.2020 tarihli fatura ile toplam 176.881,64 TL bedelli anestezi cihazını davalıya teslim etmiştir. Bilirkişi tarafından incelenen davalının ticari defterinde satım faturasının kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda satım bedelinin kısmen ödendiği de dikkate alındığında, satım konusu emtianın davalıya teslim edildiği sabittir. Davalı teslim edilen emtia karşılığı 20.02.2020 tarihinde 60.000 TL, 31.03.2020 tarihinde 25.000 TL, 30.04.2020 tarihinde 15.000 TL ödemiştir. Bu ödemeler her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlıdır. Davalının ticari defterlerine göre bakiye borç 76.881,64 TL'dir. Davacı tarafından düzenlenen kur farkı faturaları ise davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Kur farkı alacağının oluşması için taraflar arasında sözleşme bulunması veya bu konuda teamül oluşması gerekmektedir. Davacının kur farkına yönelik istinafı bulunmamakla birlikte, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine ilişkin sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, buna ilişkin bir teamülün de bulunmaması karşısında, kur farkına ilişkin alacak talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. İlk derece mahkemesince bakiye satım alacağı olan 76.881,64 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi ve satım sözleşmesinden kaynaklanan likit alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Davanın reddedilen kısmı yönünden, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması ve sözleşme kapsamında düzenlenen kur farkı faturaları nedeniyle takip başlatılması nedeniyle, takibin haksız olmakla birlikte kötü niyetli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda reddedilen kısım yönünden İİK'nın 67/2. maddesindeki takibin kötü niyetli olması koşulu sağlanmadığından, mahkemece kötü niyet tazminatına karar verilmemesi yerindedir. Kaldı ki davalı usulüne uygun şekilde kötü niyet tazminatı talebi de bulunmamaktadır. Takip talebinde, cari hesap alacağının TTK'nın 1530/7 maddesine göre belirlenen yıllık %15 oranındaki faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Takip tarihine kadar işlemiş faiz de ayrıca istenmiştir. TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt bulunmadığından mahkemece takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi yerindedir. TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklinde olup somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, somut olayda TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Yani TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğu ileri sürülmediği gibi, dosya kapsamında da bu yönde bir belgeye de rastlanmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 3.939,37 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.10.04.2025