Devre mülk sözleşmesi taahhütlerinin yerine getirilmemesi üzerine, hile ile imzalatıldığı iddia edilen bonoya karşı açılan menfi tespit davası.
Özet: Davacı, 2017 yılında ödemesini tamamladığı ancak teslim almadığı devre mülküyle ilgili olarak davalı şirket tarafından "kira geliri elde etme" vaadiyle kandırılarak, içeriğini okumasına engel olunup belge örneği verilmeksizin imzalatılan evraklar arasında yer aldığını iddia ettiği 50.000 TL bedelli bir bononun, ya imzasının sahte olduğunu ya da tamamen hileli bir işlemle alındığını belirterek, hakkında başlatılan icra takibine karşı borçlu olmadığının tespiti talebiyle menfi tespit davası açmıştır. Bu durumun, davalının sürekli unvan değiştirmesi ve müvekkilini yanıltarak elde ettiği bir senede dayandığı ileri sürülmektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP
:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı tarafından, müvekkil hakkında ... 1. İcra Dairesinin .... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus genel haciz yolu ile icra takibi başlatılmış icra takibine dayanak olarak ise 25.08.2021 tanzim tarihli 26.08.2021 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli bono gösterilmiştir. Söz konusu icra takip dosyasından müvekkile ödeme emri tebliğ edilmesi üzerine müvekkil tarafından ... 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyası ile borca itiraz edilmiş ise de; müvekkilin borca itirazı reddedilmiş olduğundan işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olmuştur. şöyle ki;Müvekkil, davalının eski ünvanı olan ... A.Ş. isimli firma tarafından...’da bulunan termal tesislere ücretsiz tatil vaadiyle davet edilmesi neticesinde, müvekkile ya devre mülk satın alması gerektiği ya da otelde faydalandığı hizmetlerin bedelini ödemesi gerektiği beyan edilmesi üzerine ... A.Ş. isimli firma ile müvekkil arasında 2017 yılında ... numaralı Devre Mülk Satış Sözleşmesi akdedilmiş olup, davalı tarafça sözleşme konusu taşınmazın en geç 2020 yılında teslim edileceği taahhüt edilmiştir.Müvekkil tarafından; anılan sözleşme gereği, toplamda 45.530,00-TL ödenmiş, nitekim davalı tarafça 10.04.2018 tarihinde müvekkilimizin davalıya borcu kalmadığına dair belge imzalanarak teslim edilmiştir. Sözleşme ile müvekkilimiz yükümlülüklerini yerine getirmiş ve ödemelerini yapmış olmasına karşın mezkûr taşınmazın inşası tamamlanarak müvekkilimize bugüne kadar teslim edilmediği gibi, müvekkil kendisinden para tahsil etmek üzere ...’dan...’ya ya da ...’ye müvekkilin bulunduğu yere kadar gelen satış temsilcisine ulaşamaz hale gelmiştir. Telefonlara cevap vermeyen davalı şirket yetkilileri ve çalışanları 2021 yılı ağustos ayında müvekkili arayarak ... işletmesinin Arap turistlere kiralandığını, müvekkil ve ailesinin burada konaklamasının mümkün olmadığını, şirket yetkililerine imzalı belge vermesi halinde müvekkilin bedelini ödediği devre mülkün de bu Arap turistlere kiraya verileceğini, bu kira gelirinin de müvekkile ödeneceğini söyleyerek müvekkili tekrar...’e çağırmışlardır. Davalı şirket yetkilileri 24.08.2021 tarihinde bir gece otelde konakladıktan sonra müvekkili notere götürerek EK’te yer alan vekaletnameyi imzalamasını ve ayrıca otel içerisinde, müvekkile ait devre mülkün başkalarına kiralanması için izin formu olduğunu söyleyerek bir takım belgeler imzalamasını istemişlerdir. Müvekkil de bedelini ödediği bu devre mülkten faydalanamadığı için en azından kira getirisi ile zararının karşılayabileceği düşüncesiyle kendisine gösterilen belgeleri imzalamıştır. Ancak bu imzalama işlemi sırasında el çabukluğu ile imzalatılan belgeleri okuması engellenmiş, prosedür gereği imzalanan belgeler olduğu söylenmiştir. Müvekkile imzalanan belgelerden bir örnek de verilmediğinden neyi imzalayıp imzalamadığını müvekkil bilmemektedir. Bu olaydan sonra taahhüt edilen kira bedeli de herhangi bir şekilde müvekkile ödenmediğinden, müvekkil tekrar davalı şirket ile iletişime geçmeye çalışmış ise de; davalı taraf tekrar telefonlara cevap vermemeye başlamıştır. Bu süreçte davalı şirket unvanı defaatle değişmiş olup, bu husus Ticaret Sicil kayıtlarında açıkça görülmektedir.
Müvekkil, 17.05.2023 tarihinde mernis adresinin kayıtlı olduğu köy muhtarlığına yapılan tebligat ile hakkında ... 1. İcra Dairesinin ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takipte takip dayanağının 25.08.2021 tanzim ve 26.08.2021 vade tarihli, 50.000,00-TL bedelli bono olduğunu öğrenmiştir. ancak bu bonoda keşideci imzası müvekkile atfedilmiş ise de; müvekkil böyle bir imza atmamış, senet imzalayarak bir mal ya da hizmet satın almamış, asıl işi devre mülk/ devre tatil işi olan davalı şirket ile ikinci bir devre tatil/ devre mülk sözleşmesi imzalamamıştır. müvekkil dava konu işbu bono üzerindeki imzanın sahte olduğunu beyan etmekte olup, gerçek durum sayın mahkemenizce yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile açıklığa kavuşacaktır.
ancak (kabul anlamına gelmemekle birlikte) bahse konu imza müvekkil eli ürünü çıksa bile az evvel beyan etmiş olduğumuz üzere davalı tarafından bu bono, müvekkili kandırmak ve bilgisizliğinden faydalanmak suretiyle imzalatılmış olacaktır. zira az evvel beyan etmiş olduğumuz üzere; müvekkil yalnızca 2017 yılında satın aldığı devremülkün kullandırılmaması ve bu devremülklerin arap turistlere kullandırılmasına izin vermesi halinde müvekkile kira parası ödeneceği şeklindeki beyan üzerine yalova’ya gitmiş ve bu kiralama işi ile ilgili olduğunu söyledikleri belgeleri imzalamıştır. 2017 yılında parasını ödediği devremülk müvekkile kullandırılmamışken ve hatta tapusu dahi teslim edilmemiş iken, müvekkilin adı geçen şirkete yeniden senet imzalamak suretiyle borçlanmayı kabul etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. müvekkil tarafından davalı ile akdedilen 2017 tarihli sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi hususunda davalı tarafa ... 6. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş, bu ihtarname davalı tarafından 21.03.2024 tarihinde okunmuş ve Tebligat Kanunu gereği 23.03.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın bugüne kadar davalı tarafından ödeme yapılmadığından müvekkil tarafından Tüketici Hakem Heyetine Başvuru yapılmıştır.
Müvekkil tarafından 23.05.2023 tarihinde, işbu davanın konusu olan ... 1. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo senetlerine mahsus genel haciz yolu ile icra takibine karşı ... 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası ile borca itiraz edilmiş ise de; 25.01.2024 tarihinde müvekkilin borca itirazının süre aşımı nedeniyle reddine dair karar verildiğinden müvekkil bu itirazdan sonuç elde edememiştir.
Müvekkil tarafından 18.03.2024 tarihinde işbu davaya konu “bono” ile ilgili suç duyurusunda da bulunulmuş olup, soruşturma ile ilgili bilgi ve belgeler bilahare Sayın Mahkemenize sunulacaktır. Nitekim ... 1. İcra Dairesinin... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 25.08.2021 tanzim tarihli 26.08.2021 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli “bono”, 6102 sayılı TTK’ da düzenlenen zorunlu unsurları ihtiva etmediğinden kıymetli evrak niteliğini haiz değildir.
ticaret sicil kayıtları incelendiğinde de görüleceği üzere davalı şirketin asıl iştigal ettiği iş, devre mülk devre tatil satım işi olup, müvekkil ile davalı arasında 25.08.2021 tanzim tarihli 26.08.2021 vade tarihli ve 50.000,00-tl bedelli “bono”ya konu olabilecek bir devre mülk devre tatil sözleşmesi akdedilmemiş, bahse konu “bono” üzerinde malen kaydı bulunsa da müvekkile herhangi bir mal/ hizmet teslim edilmemiştir. Bu husus müvekkil adına kayıtlı taşınmaz kayıtlarının araştırılması ile de açıklığa kavuşacaktır. Davalı şirket hakkında bu şekilde çok sayıda açılmış dava ve şikâyet mevcut olup, sözleşmeden dönme iradesi ile ödedikleri bedeli tahsil etmek isteyen tüketiciler de herhangi bir şekilde davalı şirketin ödeme yapmadığını, cebri icra yolu ile dahi alacaklarını tahsil edemediklerini beyan etmektedirler. Nitekim davalı tarafından müvekkil hakkında başlatılan icra takip dosyasına dahi davalı şirketin borçlu olduğu dosyalardan “dosya alacağına haciz” müzekkeresi gönderilmiş olup, bu husus ... 1. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde açıkça görülecektir. Öncelikle ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ... 1. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına İİK md. 72/3 gereğince ihtiyati tedbir konulmasına ve icra takibinin durdurulmasına, sayın mahkemenizce aksi kanaatte olunması halinde icra veznesindeki paraların davalıya ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir kararı veirlmesine, Davamızın kabulü ile,
... 1. İcra Dairesinin ...E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 25.08.2021 tanzim tarihli 26.08.2021 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli “bono” yönünden müvekkilin borçlu olmadığının tespitine,
... 1. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 50.000,00-TL asıl alacak ve ferileri yönünden müvekkilin borçlu olmadığının tespitine,Müvekkilden haksız olarak tahsil edilen paraların istirdadına,
Davalının kötüniyetli olması sebebiyle İİK md.72/5 gereğince takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine,yargılama giderleri, masraflar ve ücreti vekâletin karşı yana tahmiline dair karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan ... 1. İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası nedeniyle ödenen paraların istirdatı istemli davadır.
Mahkememizin ████████ Esas, █████/2025 tarih 1 numaralı ara kararı gereği, davacı vekili tarafından ödenen paraların istirdatına ilişkin açılan davanın tefrik edilmesine dair ara karar kurularak, dosya tefrik edilmiş ve mahkememizin ...Esas sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-h. maddesinde; "h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde; "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
█████/2025 tarihli celsede davacı vekili tarafından; "Eksik hususlar giderilsin davamızın kabulüne karar verilsin, şuan karşı tarafa ödemiş olduğumuz her hangi bir para yoktur." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacı vekili tarafından █████/2024 tarihli dilekçe ile; "Dava dilekçemizde de beyan etmiş olduğumuz üzere; ... 1. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 25.08.2021 tanzim tarihli 26.08.2021 vade tarihli ve 50.000,00-TL bedelli “bono”nun geçersiz olduğu ve müvekkilin davalı yana herhangi bir borcu bulunmadığı açıkça ortada olup, davalı tarafından ... 1. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile müvekkil hakkındaki icrai işlemlere devam etmesi ve müvekkilden haksız yere tahsilat yapılması söz konusu olacaktır. İstirdat talebimiz işbu icra dosyasından müvekkilden haksız yere para tahsil edilmesi ihtimaline binaen dava dilekçesine konu edilmiş olup, dava tarihi itibariyle müvekkilden herhangi bir tahsilat yapılmamış olması nedeniyle istirdat talebimize konu dava değerinin bildirilmesi mümkün olmamıştır.
Halihazırda da bildiğimiz kadarıyla müvekkilden herhangi bir tahsilat yapılmamış olup, bugün itibariyle de istirdat talebimize yönelik dava değerinin bildirilmesi mümkün değildir." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı vekili tarafından müvekkilince davalıya henüz ödenmiş bir para bulunmadığının belirtilmiş olmasına rağmen "ödenen paraların istirdatı" talebinde bulunulmuş olması, davanın erken açılan (mevsimsiz dava) niteliğinde bulunması, davacının dava açmakta dava tarihi ve karar tarihi itibariyle hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın USULDEN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken ve dava tefrik edildiğinden alınmayan 2025 yılı başvuru harcı 615,40 TL ve peşin harç 615,410 TL olmak üzere toplam 1.230,8‬0 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafça yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın ve teminatın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi █████/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!