Silifkede orman ve tarım arazisi vasfı ihtilaflı taşınmazın zilyetlik ve imar ihya ile tescili talebiyle açılan davanın Yargıtay bozması sonrası kısmen kabulüne dair temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 40 yılı aşkın süredir kendisi ve murisleri tarafından tarım arazisi olarak kullanılıp imar ve ihya edildiğini iddia ettiği, başlangıçta orman idaresi adına kayıtlı görünen bir taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, yapılan yargılama ve bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın bir kısmının (5810,75 m²) 3402 sayılı Kanunun 17. maddesindeki koşulları karşılayarak tarım arazisi vasfında olduğunu tespit etmiş, bu kısmın davacı adına tesciline karar verirken, orman niteliğindeki ve zilyetlik koşulları oluşmayan diğer kısımlar için talebi reddetmiş, verilen bu karar taraflarca temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.KARAR
: Davanın kısmen kabulüneTaraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.Mahkeme kararı davacılar vekili, davalı Hazine, davalı ... İdaresi ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDavacı vekili dava dilekçesinde; İçel ili Silifke ilçesi ... köyünde bulunan 551 parsel sayılı taşınmazın 40 yılı aşkın süredir davacı ve davacının murisleri tarafından kullanıldığını, taşınmazın 23.800 m² olduğunu, bu taşınmazın evveliyatında müvekkilinin babasının zilyetliğinde olup onun tarafından kısmen imar ve ihya edildiğini, tarım arazisi haline getirilerek malik sıfatı ile kullanıldığını, 20 yılı aşkın bir süredir ise müvekkilinin kullanımında olduğunu, taşınmazın tapulama çalışmaları esnasında İshak Kanak adına tescil edilmiş iken daha sonra Orman İdaresi adına tescil gördüğünü, taşınmazın tamamen orman niteliğini kaybetmiş olduğunu, müvekkilinin şu ana kadar taşınmazı kullanımı konusunda hiç kimse ile bir ihtilafı olmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Silifke Sulh Hukuk Mahkemesinin 10.11.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; "... 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 maddesi, kadastro tespit tutanağı düzenlenen taşınmazlar yönünden uygulanmaktadır. Genel arazi kadastrosu sırasında davacı adına daha sonra tespit görmüş ve davalı ... İdaresinin işbu parsele ilan süresi içinde 15.06.1973 yılında itirazı üzerine Silifke Tapulama Müdürlüğü Komisyon Kararı ile 13.01.1977 tarih ve A/48 kararı ile taşınmazın "orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle tapulama dışı bırakılmasına karar verilen dava konusu taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda, mahkemece, tarafların dayandıkları tüm deliller toplandıktan sonra gerekli inceleme ve araştırma yapılıp işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddi doğru değildir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.Silifke Sulh Hukuk Mahkemesince bozmaya uyulmakla yeniden yapılan yargılama sonucunda; miktar itibariyle Mahkemenin görevsizliğine, kararın kesinleşmesine müteakip 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Silifke Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın kesinleşmesi ve talep üzerine dosya Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.Silifke 2. Asliye Hukuk Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 14.167,00 m²'lik kısmının kesinleşmiş orman kadastro haritasına göre orman sınırları içerisinde kaldığı, taşınmazın orman vasfında olduğu, (B) harfi ile gösterilen 9.663,50 m²'lik kısmının kesinleşmiş orman kadastrosu dışında kaldığı, (B)2 harfi ile gösterilen 3852,75 m²'lik kısım yönünden zilyetlik koşullarının oluşmadığı, (B1) harfi ile gösterilen 5810,75 m²'lik bölümünün ise hava fotoğraflarında tarım arazisi olarak göründüğü, imar ihya çalışmalarının yapıldığı, dava tarihi itibariyle arazi kullanım süresinin 20 yıldan fazla olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, taşınmazın 07.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda (B1) harfi ile gösterilen 5810,75 m²'lik kısmının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın tamamının tarım arazisi olarak kullanıldığını, müvekkili ve öncesinde müvekkilinin babası tarafından imar ihya edilerek tarım arazisi haline getirildiğini, malik sıfatıyla kullanıldığını, taşınmazın orman niteliğini kaybettiğini, müvekkilinin taşınmazı kullanımı konusunda kimse ile ihtilafı olmadığını, davalı idarelerin de bu hususta müdahalede bulunmadıklarını, taşınmazın 2015 yılında yapılan yenileme çalışmaları sonucunda orman niteliğinden çıkartılarak kültür arazisi olarak tespit edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.Davalı ... vekili, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, imar planı ve belediye sınırları içerisinde kalan yerlerin imar ihya sureti ile kazanılmasının mümkün bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, zilyetlikle kazanımı mümkün olmayan yerlerden olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu nedenlerle davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili idarenin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.Davalı ... İdaresi vekili, dava konusu taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro haritası ve dayanağı tahdit tutanaklarına göre orman olduğunu, bilirkişi raporunda taşınmazın bir kısmının orman sınırları dışında kaldığı yönündeki tespitlerin hatalı uygulamadan kaynaklandığını, orman olan yerlerin özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, hak düşürücü sürenin de geçtiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili idarenin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında, davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın 07.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda (B1) harfi ile gösterilen 5.810,75 m²'lik kısmının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, infazda tereddüt hasıl olacak şekilde bu taşınmaz bölümünün hangi vasıf ile tescil edileceğinin hüküm yerinde gösterilmemiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.3. Eldeki dava, 4721 sayılı Kanun'un 713/1 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olup, bu tür davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilikleri yasal hasım durumunda bulunduğundan vekalet ücreti de dahil hiç bir yargılama giderinden sorumlu tutulamayacakları gözetilmeden, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirir.Ne var ki; yukarıda 2 ve 3 numaralı bentlerde gösterilen yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.SONUÇ
: 1.Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz talebi dışındaki sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "5.810,75 m²'lik kısmının" ifadesinden sonra gelmek üzere "Tarla vasfı ile" ibaresinin yazılmasına, yukarıda üçüncü bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (4), (5) ve (7) numaralı bentlerinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine (4) numaralı bent olarak; "Davanın mahiyeti gereği davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına", (5) numaralı bent olarak; "Davalı ... İdaresi tarafından karşılanan 40,00-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı ... İdaresine verilmesine," (7) numaralı bent olarak ise; "Davanın mahiyeti gereği davacı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 561,00 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.