İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde eğitim sektöründeki tanınmış markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada karıştırılma ihtimalinin olmadığı yönünde bilirkişi raporu.
Özet: Eğitim sektöründe uzun yıllardır ------ esas unsurlu markasını kullanan ve bu alanda tanınmışlığa sahip davacı şirketin, eski çalışanları olan davalıların ----+aresini ve ----- ibarelerini kullanması ve tescil başvurusu yapmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla açtığı davada, davalılar markalar arasında benzerlik olmadığını ve davacı markasının genel bir ibareyi içerdiğini savunmuş; yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı ve davalı markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2016
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1960 yıllarından beri fiili olarak "------" esas unsurlu markasını eğitim sektöründe kullandığını, şirketin başta --- tescil numaralı ----- markası olmak üzere "-----" esas unsurlu birçok markasının 41. sınıfta tescil edildiğini, eğitim öğretim sektöründe aktif olarak kullanılan müvekkili markasının bu alanda ciddi tanınmışlık statüsünde olduğunu, davalıların ise---- alan adlı internet sitesinde "----+aresini kullanımının,--- unvanını kullanımının ve ----- ibaresini tescil ettirmek üzere marka tescil başvurusunda bulunmasının müvekkillerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalıların bu sayade haksız kazanç elde ettiklerini, davalı şirketin sahipleri olan davalı şahısların müvekkili şirketin eski çalışanları olduğunu, bu durumun da kötü niyetli olduklarını gösterdiğini, ----.FSHHM'nin ----- sayılı dosyası ile yapılan delil tespitinde de söz konusu tecavüzün tespit edildiğini, bu sebeplerle marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, davalının ticaret unvanından "-----" ibaresinin terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ve 1.000,00 TL itibar tazminatının avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ----- internet sitesine erşimin engellenmesine ve içeriği ile birlikte yayından kaldırılmasına, hükmün masrafı davalıdan alınmak suretiyle tirajı yüksek bir gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Islah dilkeçesinde ize maddi tazminat talebini 4.123,57 TL ye çıkardıklarını beyan etmiştir.
DAVAYA CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bu markanın ----ait olduğunu, önce o şirket tüm halkın malı olan "-----" kelimesinin davacının markasına kesinlikle bir tecavüz oluşturmadığını, davacının markasının -----, müvekkilinin markasının ise "---- " olduğunu, müvekkili markasının davacı markası ile hiç bir bağlantı içinde yer almadığını, markalar arasında ayniyet ve benzerlik de bulunmadığını, esas unsuru "-----" olan binlerce marka bulunduğunu, bu markaların bir kısmının davacı şirketin marka tescilinden daha önceki tarihlerde üçüncü kişiler tarafından tescil edildiğini belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada ve kaldırma kararı sonrası yargılamada;
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- numaralı "----" markasının ----- ---" markasının 29.04.2013 tarihinde, ---- numaralı ----- markasının 18.02.2013 tarihinde, ---- numaralı "----" markasının 14.10.2011 tarihinde, ----- numaralı-----markasının 18.10.2011 tarihinde, ---- numaralı " ----" markasının 23.12.2013 tarihinde, --- numaralı "-----" markasının 18.07.2013 tarihinde, ---- numaralı "----- markasının 26.04.2016 tarihinde, --- numaralı ----- markasının 02.10.2015 tarihinde, ---- numaralı -----markasının 20.06.2016 tarihinde, ---- numaralı " ------" markasının 28.04.2016 tarihinde, ----- numaralı -----markasının 15.04.2016 tarihinde davacı ----- şirketi adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dosyaya Ticaret Sicil kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; davalı -----Şirketinin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalılar ------ davalı şirketin ortakları olduğu görülmüştür.Yine davacı şirketlerin her ikisinde de, ----- şirket ortağı oldukları, her iki şirket arasında ortakları ve faaliyet alanlarıyla ilgili bağlantı bulunduğu, bu nedenle marka sahibi olmayan davalı ----- aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu tespit edilmiştir.
-----Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin -----sayılı dosyasında yapılan yerinde incelemeye müteakip marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen 21.03.2016 tarihli raporda; davalıya ait ---- numaralı "-----" ibareli markanın TPMK nezdinde marka başvurusu olduğu markanın yayına çıktığı, tespit mahallinde tabelalarda -----markalarının kullanıldığı, soru kitapçılarında, basılı yayınlarda ----- esas unsurunun kullanılmadığı, yayınların ----- adlı dergi grubuna abonelik olarak kullandığı yönünde tespit yapılmıştır.
Dava konusu teknik bilgi gerektirdiğinden Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilişim uzmanı ve marka uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 23.08.2017 havale tarihli raporda; davacıya ait ----- esas unsurlu markalar ile davalının markasal kullanımlarına konu ------markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, somut olayda da yeterince bilgilenmiş ve özenli ortalama tüketiciler yönünden bağlantı kurulması dahil karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, bu nedenle davalıların ----- şeklindeki kullanımlarının ve ------ isimli internet sitesinde yer alan kullanımların davacının marka hukukundan kaynaklı haklarını ihlal etmediği yönünde görüş bildirilmiştir.
Mahkememizce yeni bir bilirkişi heyetinden alınan 19.01.2018 tarihli raporda; davacı markalarının tanınmış olduğunu tespit eder yeterlilikte delil ibraz edilmemiş olmakla, markaların tanınmış olduğu yönünde bir tespit yapılamadığı, davacı adına 41.sınıfta eğitim öğretim hizmeti alanında tescilli olan markalarının esas unsurunun "-----" ibaresi olduğu, davalının eğitim öğretim hizmetinde kullandığı markanın esas unsurunun "----" ibaresi olduğu, "--- ---- bir ilçe adı olduğu, coğrafi alan adlarının bir kimsenin tekeline bırakılamayacağı, başkaca unsurlar eklenmek suretiyle herkes tarafından markasal olarak kullanılabileceği, taraf markalarında yer alan "----" ibaresinin coğrafi bir alan adı olduğu, üçüncü kişilerin ----- ibaresine ayırt edici başka unsurlar eklemek suretiyle markayı kullanması veya tescil ettirmesinin hukuka aykırı olarak nitelenemeyeceği, taraf markalarının bir bütün olarak benzer olmadığı ve markaların hitap ettiği tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet vermeyeceği, tescil edilmiş bir unvanın kullanımının hukuka aykırı olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiş, muhasip bilirkişi ayrık görüşünde davacının 4.123,57 TL maddi tazminat talep edebileceği yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce farklı bir heyetten alınan 13.08.2018 tarihli raporda; davacı ve davalı markalarının aynı sınıf kapsamında tescilli olduğu, davacı markasının tanınmış marka statüsünde bulunmadığı, davalı markasının davacı markasından farklı olması sonucu hizmet alıcıları tarafından farklı algılanacağı için marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği belirtilmiştir.
Yargılama sırasında davalının █████/2017 başvuru tarihli ---- numaralı -----markasının █████/2018 ve ----- numaralı "------Şekil" markasının da █████/2018 tarihlerinde 41. sınıfa tescil edildikleri tespit edilmiştir.
Mahkememizce kaldırma kararı sonrasında alınan 31.07.2024 tarihli Ek raporda;
Davacı markasının asli unsurunun ---- olduğu, davalı markasının asli unsurunun ---- olduğu, davalı markasındaki ----- ibaresinin tali unsur olduğu, davacı ve davalı markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimaline sebep vermeyeceğinden, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilmediğine, Davalıların davacı firmada çalıştıkları, bu sebeple davalıların davacı markasından haberdar olmalarına rağmen ve davacı firma ile iş sözleşmelerinin sona ermesinden sonra, birçok marka seçme özgürlüğüne sahipken-----şeklinde davacı markasını tali unsur olarak kullanmalarının, iyi niyetli karşılanamayacağı heyetimizde hakim olup, bu hususta takdir Mahkemenindir." yönünde görüş bildirilmiştir.
27.02.2025 tarihli 2. Ek raporda;
“Davacı adına yapılan marka sicil incelemelerinde, dava tarihi olan █████/2016 tarihine kadar yapılmış ve davaya konu Nice 41. Sınıf “eğitim öğretim hizmetleri” kapsamında ---- tescil numaralı "----- markasının, ---- tescil numaralı ----- markasının, ---- tescil numaralı------ŞEKİL" markasının davacılar adına tescilli olduğu, bu bağlamda, marka sicilleri incelendiğinde, bu markalara ait tanınmışlık şerhine ulaşılamamış olup, dosya kapsamındaki delillerde de bu yönde verilmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından, davacı markasının tanınmış marka olduğu yönündeki iddiaların heyetimizce olumlu karşılanmadığına,
Davacı markasının asli unsurunun ---- olduğu, davalı markasının asli unsurunun ---- olduğu, davalı markasındaki ----- ibaresinin tali unsur olduğu, davacı ve davalı markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimaline sebep vermeyeceğinden, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilmediği ile taraf markaları arasında iltibas oluşmayacağına,
Davalıların kurduğu şirketin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalıların davacı şirkette çalışırken kendi adlarına ----- firmasını kurdukları davalıların davacı firmada 4-6 sene arasında çalışmış olduğu, davacı tarafın marka sicil inceleme kısmında verilen ----- asli unsurlu markalarının başvurusunun yapıldığı 2014 tarihinde de davacı firma da çalışmaya devam ettikleri, bu bağlamda davacı firmanın markalarından haberdar olmama gibi bir hususun hayatın olağan aşışı içerisinde olamayacağı, kaldı ki davacı firmanın aynı zamanda eğitim öğretim sektöründe KARİYER MERKEZİ, KÜLTÜR MERKEZİ, DANIŞMANLIK gibi hizmetleri verirken, davalıların bu hizmetler kapsamında sunulan, kitap, test, defter vb. tanıtım unsurları üzerindeki ----- ibaresinden haberdar oldukları, her ne kadar ek raporda bu hususun hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğu belirtilmiş ise de davalıların ----- ibaresini markaların asli unsurundan ziyade tali unsuru olarak kullandığı, ticaret unvanında da ---- şeklinde tali unsur olarak kullandığı, T.C. --- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemes---- dosyası kapsamında alınan ve davalıların markasal kullanımlarını gösterir fotoğraflarda da tescilli markalarının ayırt edici karakterini zedelemediği görüldüğünden, ----- ibaresini dikkat çekecek seviyede ve ön planda kullanmadıklarından, davalıların marka tescilinin kötü niyetle yapıldığına dair somut bir hususa rastlanmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, davacı adına tescilli "-----" esas unsurlu markalarının aynı veya benzerinin davalılar tarafından iltibas oluşturacak şekilde kullanılması sebebiyle meydana geldiği iddia edilen tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması, "-----" ibaresinin davalının ticaret unvanının terkini, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatına ilişkindir.
Mahkememizce, ---- BAM ----- Hukuk Dairesinin ---- Esas ve -----. Sayılı kararı ile kaldırılması kararı öncesinde Mahkememizin █████/2019 tarih, ----- Sayılı dosyasında yapılan yargılamada; "Ülkemizde şehir, bölge ve maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak bulunmamakta olup, davacı ----- Şirketi'nin markalarının esas unsurunun "-----" olduğu, ayrıca tanımlayıcı ve tamamlayıcı sözcükler ile şekil unsurlarının da yer alacak şekilde tescil edildikleri, davalının ----şeklindeki marka kullanımında da, “------” ibaresinin markanın esas unsurlarından biri olup, "-----" ibaresinin, markayı davacının markasından ayırt etmeyi sağlamaya yeterli olduğu, "-----" ibaresi ----- iyi bilinen bir semtin adı olması nedeniyle tek başına bir kimseye marka olarak verilemeyeceği, faaliyet alanı, sektörel adlar ya da ayırt edici ibareyi bir bütün olarak markasal algı yaratacak ilaveler eklenmesi halinde 556 sayılı KHK'nın 7/1-c hükmündeki tescil engelinin aşılabileceği, somut olayda da davalının kullandığı ----- ibaret işaretin bir bütün olarak markasal ayırt ediciliğe sahip olduğu, tarafların markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığı, davacının markalarının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, davalı şirket ortaklarının markaların sahibi olmayan davacı ----- eski çalışanları olmalarının tek başına kötü niyetli olduklarını kanıtlamaya yeterli olmadığı, "-----" ibaresini içeren pek çok markanın daha tescilli olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında "-----" ibaresini kullanmasının da tescilli ticaret unvanı olması nedeniyle davacının marka haklarına tecavüz oluşturmayacağı, ayrıca yargılama sırasında davalıya ait iki adet "-----" ibaresini içeren markanın tescil edildiği, "-----" ibaresinin tek başına bir kişinin tekeline verilmesi mümkün olmayacağından davalı şirketin ticaret unvanının terkini koşullarının da mevcut olmadığı, davalının internet alan adında kullandığı ----- ibaresinin de davacının markalarına tecavüz teşkil etmediği, bu nedenle alan adının iptaline de karar verilemeyeceği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ---- BAM----- Hukuk Dairesinin ---- Esas ve -----Sayılı kararı ile yapılan incelemede; "Dosyada mevcut bilirkişi raporlarının yeterli incelemeye dayalı denetime elverişli olmadığı, davacı vekilince raporlara itiraz edildiği, raporların itirazları tam olarak karşılar mahiyette olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında taraf markalarının aynı hizmet sınıfında kullanıldığı, davacı markalarının tanınmış olmadığı ve ----- ibaresinin coğrafi yer adı olduğu tespit edilmişse de; davacı markalarının tescil başvuru tarihleri gözetilerek sunulan deliller kapsamında kullanımla ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı, davalıların davacı şirketin eski çalışanları olup olmadığı, markanın somut olayın özelliklerine göre kötüniyetli olarak tescil edilip edilmediğinin ve davalı tarafın kullanımının bulunduğu hizmet sınıfı gözetilmek suretiyle ----- ibareli kullanımlarının davacı markalarına tecavüz teşkil edip etmediğinin değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek dosya Mahkememize gönderilmekle Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada da açıklandığı üzere; Marka hakkına tecavüz konusu, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 556 sayılı KHK'nin 9. ve 61. maddelerinde düzenlenmiştir. KHK'nin 61/1-b. maddesine göre, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek marka hakkına tecavüz fiilidir. Yine 556 sayılı KHK'nin 9/1-b. maddesinde ise, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve /veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının ve 556 sayılı KHK'nin 9/1-c maddesinde tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyerek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılmasının marka sahibi tarafından önlenmesinin talep edilebileceği düzenlenmiştir. Yine KHK'nin 9/2-e maddesi uyarınca, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılmasının da marka sahibi tarafından önlenmesi talep edilebilir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; TPMK kayıtlarına göre ----- numaralı " -----" markasının 27.04.1999 tarihinde, 41. Sınıfta (eğitim öğretim hizmetleri) davacı adına tescil edildiği, bu tarihten sonra "-----" ibaresi yer alan çok sayıda markanın davacı adına tescilli olduğu, son olarak ---- numaralı ------ibareli markanın 15.04.2016 tarihinde davacı ------ şirketi adına tescil edildiği, dava tarihi itibariyle davalı adına tescilli marka olmadığı ,---- numaralı " -----" ibareli markanın 41.sınıfta kurum nezdinde başvurusunun olduğu, ancak itiraz üzerine iptal edildiği yargılama devamı sırasında "----+Şekil" markasının ve ------Şekil" markasını 41. sınıfa tescil davalı adına tescil edildiği sabittir.
Bu tespit sonrasında; taraf markaları ve markaların kullanımları dikkate alınarak yapılan incelemede; kaldırma kararı öncesinde ve sonrasında alınan raporlarda da açıklandığı üzere davacı markalarının asli unsurunun ----- ibaresi olduğu, davalı markasının asli unsurunun ---- ibaresi olduğu, davalı markasındaki ----- ibaresinin tali unsur olduğu, davacı ve davalı markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, kavramsal benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimaline sebep vermeyeceğinden, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarının ihlal edilmediği ile taraf markaları arasında iltibas oluşmayacağı, davalıların kurduğu şirketin 28.05.2015 tarihinde tescil edildiği, davalıların davacı şirkette çalışırken kendi adlarına -------firmasını kurdukları davalıların davacı firmada 4-6 sene arasında çalışmış olduğu, davacı tarafın marka sicil inceleme kısmında verilen ----- asli unsurlu markalarının başvurusunun yapıldığı 2014 tarihinde de davacı firma da çalışmaya devam ettikleri, bu bağlamda davacı firmanın markalarından haberdar olmama gibi bir hususun hayatın olağan aşışı içerisinde olamayacağı, kaldı ki davacı firmanın aynı zamanda eğitim öğretim sektöründe KARİYER MERKEZİ, KÜLTÜR MERKEZİ, DANIŞMANLIK gibi hizmetleri verirken, davalıların bu hizmetler kapsamında sunulan, kitap, test, defter vb. tanıtım unsurları üzerindeki ----- ibaresinden haberdar oldukları, her ne kadar davalıların ------ ibaresini markaların asli unsurundan ziyade tali unsuru olarak kullandığı, ticaret unvanında da---- şeklinde tali unsur olarak kullandığı, davalı kullanımlarındaki -----+ŞEKİL VE ----ibareleri ve-----şeklindeki kullanımın ve şekil unsurlarının davacı markalarındaki ---- şeklindeki kullanımdan ve davacı tarafın markasal ----- şeklindeki marklarındaki asli unsur olan yer belirten kullanımından farklılaştığı, ---- şeklindeki kullanımda ----- ibaresinin semt belirtir ifade olarak algılanamayacağı, tanımlama hali olan tamamlama eki olarak kullanıldığının çok açık olduğu, bu şekildeki kullanımda fetheden anlamının yoğunluk kazanacağı, yer belirten halin anlaşılmayacağı dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği kabul edilerek marka hakkına tecavüz şartlarının ve haksız rekabet şartlarının oluşmadığı kabul edilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Davanın REDDİNE,
1-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 112,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 503,00 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
2-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen markaya tecavüz davası üzerinden takdir olunan 40.000,00 TL, haksız rekabet davası yönünden 40.000,00-TL, erişimin engellenmesi davası yönünden 40.000,00-TL, maddi tazminat davası üzerinden takdir olunan 4.123,57 TL, manevi tazminat davası üzerinden takdir olunan 1.000,00 TL, itibar tazminatı davası üzerinden takdir olunan 1.000,00 TL olmak üzere toplam 126.123,57 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara ödenmesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara ödenmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!