İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazasından kaynaklanan yaralanma sonrası sigorta şirketince ödenen tedavi giderlerinin diğer sigorta şirketinden rücuen tahsiline dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası sonucu ağır yaralanan bir yolcunun tedavi ve bakım giderlerini karşılayan davacı sigorta şirketinin, asli kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı şirketten, 9.849,88 Euro tutarındaki ödemeyi yasal faiziyle birlikte rücuen tahsil etme talebiyle açtığı tazminat davasını incelemektedir; davalı taraf ise sorumluluğunun kusur oranına ve poliçe limitlerine bağlı olduğunu, söz konusu giderlerin teminat kapsamında olmadığını ve SGKnın sorumluluğunda bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
KARAR TARİHİ
: █████/2024
DAVA
: Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan Rücu)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Sigorta şirketine ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, █████/2015 tarihinde asli kusurlu olarak ... plakalı araca çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ve ağır şekilde yaralanarak ve tedavi görmek zorunda kalan ...'ın bütün tedavi bakım ve sair giderlerinin (9.849,88 EURO) müvekkili şirket tarafından karşılandığını, müvekkilinin kazazede için yapılan tazminatların ödenmesi talebi ile Mapfre Sigorta ve SGK'ya ayrı ayrı müracaat edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin sair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 9.849,88 Euro bakım ve tedavi gideri tazminatlarının müvekkili şirket tarafından yapılan ödeme tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde ... poliçe numarası ile █████/2015-█████/2016 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince başvuru konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğunu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, zarar nispetinde ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın sigortalı araç sürücüsünün kusur ve zararını kanıtlayamaması halinde müvekkil şirketin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, meydana gelen kaza nedeniyle başvurucunun talep ettiği bakım ve tedavi giderinden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, davanın reddi gerektiğini, başvurucunun faturalandırılmamış tedavi masraflarını ve ulaşım giderlerini müvekkili şirketten talep etmesinin bir hukuki dayanağı olmadığını, dolaylı giderler kusurlu gerçek kişilerden haksız fiil hükümlerine göre talep edilebilse de, karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamına girmediğini, işbu sebeple müvekkil sigorta şirketinden bu giderler talep edilemeyeceğini, talep edilen tutarın fahiş olup davacı ve mağdur olduğu iddia edilen şahıs arasındaki sigorta sözleşmesinin geçerliliği, yapılan ödemenin hatır ödemesi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini ve işletilecek faizin yasal faiz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN VE DAİREMİZİN KARARLARI 1-Mahkemenin █████/2023 tarihli kararı ile; ''Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, 2918 Sayılı kanunun 98 md. Uyarınca davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tedavi giderlerinin davalılarından tahsili talebine ilişkindir.Mahkememiz dosyasında █████/2023 tarihli duruşmasının ara kararı gereğince davalı SGK yönünden tefrik kararı verilmiş olup, davalı SGK yönünden Mahkememizin ████████ Esasına kaydı yapılmıştır. Somut olayda; davacı sigorta şirketinin sigortalısının █████/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde hastanede tedavi gördüğü ve tüm tedavi masrafları Sağlık Sigortası kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından karşılandığı ve tarafınca ödenen 9.849,88Euro fatura bedelinin davalılar tarafından karşılanmasını talep etmiştir. Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun █████/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. █████/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 4. HD'nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamında: "..2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir...2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk "Sosyal Güvenlik Kurumu'na" geçtiğinden, yasal hasmın "Sosyal Güvenlik Kurumu" olması gerekir..." şeklinde belirtilmiş olmakla; davacı sigorta şirketi dava dilekçesinde belgelendirilmiş tedavi masraflarını talep ettiğinden davacının bu husustaki talebini sadece SGK ya yöneltebileceği, karşı taraf ZMMS sigortası ile bağlı olduğu sigorta şirketinden yukarıda anılan Yargıtay kararı doğrultusunda talep edemeyeceği..." gerekçesiyle davalı ... Sigorta yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. 2-Dairemizin █████/2023 tarihli kararı ile; "Dava, trafik kazası nedeniyle sigortalı ...'ın tedavi, bakım, ulaşım, rehabilitasyon vb. giderlerinin (9.849,88 EURO) davacı tarafça karşılandığı iddiasıyla, söz konusu giderlerin olayda asli kusurlu olan aracın zmm sigortacısı davalı ... Sigorta A.Ş. ile SGK'dan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili istemine ilişkindir olarak açılmıştır. Mahkemece █████/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında "1-Davalı SGK yönünden, dosyanın tefriki ile mahkememizin başka bir esasa kaydına, 2-Davalı ... SİGORTA yönünden, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE" dair karar verilmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden tefrik edilen dosya mahkemenin ████████ E. sırasına kaydedilmiş, █████/2023 tarihli ████████ E. ████████ K. sayılı kararı ile "Davacının sigortalısı ile davalı SGK arasında haksız fiil nedeni ile meydana geldiği iddia edilen bir zarara istinaden dava ikame edildiğine göre uyuşmazlığın çözümünde genel yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu değerlendirilip HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli ████████ E. ████████ K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/ 1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde, dava konusu giderlerin tedavi, bakım, ulaşım, rehabilitasyon vb. giderlerden oluştuğu açıklanmıştır. Karayolları Trafik Kanunu'na göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak mecburidir. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü (belgeli tedavi giderleri), yukarıda belirtilen 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanun'un 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi ve diğer giderleri yönünden ise sigorta şirketlerinin poliçeler kapsamında sorumluluğu devam etmektedir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından yapılan ödemelerin yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında trafik kazasından kaynaklanan ve SGK'nın sorumluluğundaki tedavi giderleri olup olmadığı hususu araştırılmadan, davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilmesini gerektirir masraf kalemleri olup olmadığı tespit edilmeden, deliller toplanmadan ön inceleme duruşmasında davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalıdır. Davacının söz konusu ödemeyi hangi gerekçeyle yaptığı, davacı ile sigortalı arasında söz konusu giderlerin karşılanması yönünde sigorta poliçesi olup olmadığı, davacının özel bir sigorta şirketi mi yoksa Türkiye'deki Sosyal Güvenlik Kurumu'na paralel Alman Sosyal Güvenlik Kurumu mu olduğu hususları dosya kapsamı itibariyle anlaşılamamaktadır. Mahkemece anılan hususlarda davacı beyanlarının alınması, varsa poliçelerin yada ödemelerin hangi gerekçeyle yapıldığını ve sorumluluğun kaynağını gösterir şekilde kayıtların ibrazı da sağlanarak gerekirse bir üst paragrafta açıklanan konularla birlikte bu hususta da uzman bilirkişilerden rapor alınmalıdır. Ayrıca mahkemece davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı yönünden dosya tefrik edilmesine rağmen gerekçeli karar başlığında davalı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na da yer verilmesi hatalı olup, Dairemiz kararında bu husus düzeltilmiştir. Yukarıda açıklanan hususlarla mahkemece gerekli inceleme ve araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiştir. 3-Mahkemenin █████/2024 tarihli kararı ile; "...Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, 2918 Sayılı kanunun 98 md. Uyarınca davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tedavi giderlerinin davalıdan rücuen tazmini talebine ilişkindir.Somut olayda; davacı sigorta şirketinin sigortalısının █████/2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde hastanede tedavi gördüğü ve tüm tedavi masrafları Sağlık Sigortası kapsamında davacı sigorta şirketi tarafından karşılandığı ve tarafınca ödenen 9.849,88Euro fatura bedelinin davalılar tarafından karşılanmasını talep etmiştir.Rücu ve halefiyet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun █████/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. █████/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce re'sen görevlendirilen Hekim ..., SGK uzmanı ... ve Sigortacı ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; "...Tıbbi ve Tedavi Giderleri Yönünden; Kazazedenin Almanya'daki tedavi sürecinde, faturası bulunan hastane giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Sorumluluğunda olan tutarının belirlenme: Faturalarda -24.11.2015-04.12.2015 arası hastanede yapılan tedavi işlemleri, 26.11.2015 tarihinde ortez/atel giderinin tam olarak tıbbi içeriğinin neler olduğunun direkt hastane evraklarından yapılan çeviri ile belgelenmesi halinde hesaplanabileceği, Toplam 9.849,88 euro fatura giderinden 3.149,04 euro sağlık giderinin düşülmesi sonucu oluşan 6.700,84 euro bakım/bakıcı giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda bulunmamaktadır, Mahkemenizin uygun bulması halinde, yukarıda eksikliği belirtilen: 24.11.2015-04.12.2015 tarihleri arası hastanede yattığı sürede yapılan tıbbi işlemlerin tek tek neler olduğunu (muayene, konsültasyon, ilaç, yara balımı, vs.) belgeleyen evraklar, 26.11.2015 tarihinde yapılan ortez/atel giderinin cinsi, türü ve adedini belirleyen tıbbi evrakların temin edilmesi gerekmektedir. Sigorta Mevzuatı Yönünden; Davaya konu olayda davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş.'nin; dava dışı ...'in maliki olduğu ... plakalı aracı ... poliçe numarası ile 27.03.2015 — 27.03.2016 vade tarihleri arasında Zorunlu Trafik Sigortası Poliçesi ile sigortalayan şirket olduğu, dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre 01.10.2015 tarihinde meydana gelen davaya konu kazanın ilgili poliçe vadesi içerisinde gerçekleşmiş olduğu, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle Zorunlu Trafik Sigortası Kişi Başına Ölüm/Sakatlık Teminat limitinin 290.000,00 TL ile Kişi Başına Tedavi Giderleri Teminat limitinin de 290.000,00 TL olduğu, davaya konu kaza sebebiyle dava dışı ...'ın Sağlık Bakanlığı'na bağlı Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi'nde ilk tedavisin ardından kalan tedavisini Almanya'ya dönerek sürdürdüğü, bu tedavi ve bakım giderlerinin ise davacı ... şirketi tarafından ödenmiş olduğu, somut olayda ilgili Kanun ve Genel Şart maddesinde de yer aldığı üzere davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. rtalısı konumunda olan ... plakalı araca ilişkin kusur tespitinin önem arz ettiği, dosya kapsamında bu yönde bir değerlendirme (ATK Raporu, Kusur Tespiti vb.) bulunmadığı, dolayısıyla bu alanda bir değerlendirme yapılamadığı, konuyla ilgili takdir yetkisinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, somut olayda zarar gören 3. şahıs konumunda olan dava dışı ...'ın ilk tedavisinin ardından kalan tedavisinin ve bakımının yurt dışında yapılmış olduğu, detayları yukarıda yer aldığı üzere; dosya kapsamında kusur tespiti yer almadığı için kusur tespitinden bağımsız olarak işbu bilirkişi heyet raporunun Tıbbi ve Tedavi Giderleri Yönünden Değerlendirme kısmında yer alan tespitlere istinaden zarar gören 3. şahıs konumunda olan dava dışı ...n'ın yurt dışında görmüş olduğu tedavi ve bakım giderlerinin TTK Madde 1473 ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. Sigortanın Kapsamı maddesi uyarınca (Sayın Mahkemece takdir edilecek kusur oranına göre) kişi başına sağlık gideri teminat limiti olan 390.000,00 TL sınırlı olmak üzere davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş olan zorunlu trafik sigorta poliçesi teminat kapsamında olduğu, trafik kazasına bağlı tedavi giderleri için SGK'nın sorumluluğu, belgelendirilmiş tedavi giderleri olarak belirtildiğinden Toplam 9.849,88 EURO fatura giderinden Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğuna dair bilgi belge tespit edilemediğinden dolayı şimdilik SGK sorumluluğu bulunmadığı; Bunun dışında kalan tedavi giderlerinin yani belgelendirilemeyen tedavi giderlerinin sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğunda olup, Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri doğrultusunda Tebliğe ekli listelerde belirlenmiş olan resmi fiyatlar üzerinden karşılanması gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında bu meblağı aşan miktardan kusurluların kusurları oranında- müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bu kapsamda ödenen toplam rakam olan 9.849,88 EURO'dan teminat limitleri kapsamında Mapfre Sigorta şirketinin sorumluluğu olduğu; faiz başlangıç tarihi bakımından temerrüt 16.06.2017 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, türü bakımından sigortalı araçlar ticari araç olup; avans faiz uygulanacağı,..." yönünde kanaat bildirilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları ve SGK kapsamnında kalan ödemelerin yeniden değerlendirilmesi amacıyla bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Buna göre, Hekim ..., SGK uzmanı ... ve Sigoracı ... tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Ülkemiz mevzuatında trafik kazalarında yaralananların üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları acil tıbbi haldeki tedavi giderleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmakta olup, Acil hal kapsamı dışında olan, yani acil tıbbi hali sona ermiş ancak devamında yapılan tıbbi giderlerde kurum, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Kanun'un 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. “Kanun'un 98. Maddesi kapsamında olmayan tedavi ve diğer giderleri yönünden ise sigorta şirketlerinin poliçeler kapsamında sorumluluğu devam etmektedir” hükmü bulunmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun 98. maddesi kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinde ise kurumun yayınlamış olduğu Sağlık Uygulama Tebliği kapsamındaki hususlar, yine aynı tebliğde belirtilen tutarlar kadar sorumludur. Dava dosyası kapsamında tıbbi ve tedavi giderleri yönünden yapılan incelemede ...'ın Türkiye'de yapılan tedavilerinin toplam 36.139,51 TL tutarında olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmış olduğu tespit edilmiştir. Türkiye dışında, Almanya'da yapılan tedavilere ait evraklar incelendiğinde; vücut bakımı-beslenme-hareketlilik- ev işleri-ev için alışveriş ile yemek pişirme-bulaşık yıkama-giysi ve çamaşırların değiştirilmesi, yardımcı banyo ürünleri ve bakım parası şeklinde açıklamaları bulunan giderlerin Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda bulunmamaktadır. Kazalı hastanın Almanya'da gördüğü bakım ve tedavilere ait faturalardan “hastane” ve “ortez/atel” açıklamaları bulunan tedavi giderlerinin içerikleri mevcut değildir: Faturalı olan bu tedavi giderinin içeriği mevcut olmadığından, Sosyal Güvenlik Kurumunca yayınlamış olan Sağlık Uygulama Tebliği kapsamındaki karşıladığı, tebliğde belirlenen tutarı hesaplanamamıştır. Davacı şirket tarafından 24.11.2015-04.12.2015 ile 26.11.2015 tarihinde verilen bu hizmetlerin ne olduğu, yapılan tıbbi işlemlerin tam açıklamasının dosyaya sunulması ile hesaplama yapılabileceği, SUT kapsamındaki tutarlarının belirlenebileceği, zira kurumun bu belgeli tedavi giderlerinden SUT hükümlerindeki tutara kadar sorumluluğu bulunduğu kök raporda açıklanmıştır. Bu iki kalem (hastane, Ortez/atel) dışında tutarlar ise bakım giderinden oluşmaktadır. Almanya Sigorta sitemince bakım ve tedavi giderleri için 6.700,84 euro (Toplam 9.849,88euro'dan 3.149,04 euro hastane harcaması çıkartıldığında) faturalandırılmıştır. 6.700,84 euro bakıcı ve hastaya yardımcı destek gideri Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olmayan bir tedavi gideridir. Gelinen noktada kazazedenin Almanya'daki tedavi sürecinde, faturası bulunan hastane giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Sorumluluğunda olan tutarının belirlenmesi için: Faturalarda -24.11.2015-04.12.2015 arası hastanede yapılan tedavi işlemleri, 26.11.2015 tarihinde ortez/atel giderinin tam olarak tıbbi içeriğinin neler olduğunun direkt hastane evraklarından yapılan çeviri ile belgelenmesi halinde hesaplanabileceği, Toplam 9.849,88 euro fatura giderinden 3.149,04 euro sağlık giderinin düşülmesi sonucu oluşan 6.700,84 euro Kurumu sorumluluğunda bulunmamaktadır. SİGORTA MEVZUATI YÖNÜNDEN İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından Sayın Mahkeme'ye sunulan itiraz dilekçesinde özet olarak; “Öncelikle ve önemle belirtmek isteriz ki söz konusu dava esası itibariyle bir rücu davası olup, davacı bir sigorta şirketidir. Davacı sigorta şirketi dava konusu alacağı ödediğine ilişkin herhangi bir dekont sunmamış olup iş bu ödemeye ilişkin evrak mevcut olmadığından davacının aktif husumeti bulunmamaktadır. Davacı sigortalısına ödediği tutarı bildirmeli ve bu aşamadan sonra halefiyete dayanarak dava açmalıdır.” hususları belirtilmiştir. Dosya içeriğinde mevcut dava dışı ... Hizmetleri Limited Şirketi tarafından 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş.'ye hitaben yazılan 06.06.2017 tarihli yazıda; “Şirketimiz ... Sigorta Şirketi'nin bu dosya için Türkiye işlemlerini yürütmektedir... AOK NordWest, ...'ın yaralanması nedeni ile ... evraklara göre .. 5.991,66EURO Bakım Gideri ödemiş olup, bu meblağı Kurumunuzdan rücuen talep etmektedir...” ifadeleri yer almaktadır. Dosya kapsamında davacı tarafça dava dışı zarar göre ... (...) için düzenlendiği anlaşılan ve fatura olduğu değerlendirilen 09.05.2017 tarihli 1.220,00 EUR, 24.05.2017 tarihli 1.464,00 EUR ve 09.06.2016 tarihli 3.307,66 EUR olmak üzere toplam 5.991,66 EUR ödendiği değerlendirilmektedir. Ancak fatura olduğu tahmin edilen ilgili belgeler Almanca olarak dosya içeriğinde bulunmaktadır. Konuyla ilgili takdir yetkisi Sayın Mahkeme'ye aittir. Davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından Sayın Mahkeme'ye sunulan itiraz dilekçesinde özetle; “.. Bu aşamada yine zamanaşımına yönelik itirazlarımızı tekrar ederek söz konusu rücuen tazminat alacağının dava açıldığı tarihte zamanaşımına uğradığı açıktır. İş bu durum ortada iken hesap raporu aldırılması tarafımızca kabul edilemez niteliktedir...” hususlarını belirtilmiştir. Davalı vekilinin zaman aşımı itirazı farklı bir uzmanlık alanının konusu olup bu hususta değerlendirme yapılamamaktadır. Konuyla ilgili takdir yetkisi Sayın Mahkeme'ye aittir. 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde özet olarak; “Sayın Mahkeme'ye Kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetindedir. Bu sebeple; öncelikle kusur oranı netleşmelidir. Dosyada kusur oranı belirlenmemiştir.” ifadeleri yer almaktadır. Bu durum Bilirkişi Heyet Kök Raporu'nda; “.. Somut olayda ilgili Kanun ve Genel Şart maddesinde de yer aldığı üzere davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sigortalısı konumunda olan ... plakalı araca ilişkin kusur tespitinin önem arz ettiği, dosya kapsamında bu yönde bir değerlendirme (ATK Raporu, Kusur Tespiti vb.) bulunmadığı, dolayısıyla bu alanda bir değerlendirme yapılamadığı, konuyla ilgili takdir yetkisinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, ...." yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış, davacı tarafından yapılan toplam ödemeden SGK'nın sorumlu olduğu tutar çıkarılarak davanın 6.700,84EURO yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş...",
"Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile; 6.700,84 EURO'nun (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyen 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı itirazları dikkate alınmadan yerleşik Yargıtay kararlarına ve hukuka aykırı karar verildiğini, bilirkişi raporunda davalılar açısından tespit edilen sorumluluk miktarlarının hatalı ve eksik tespit edildiğini, meydana gelen kaza neticesinde ağır şekilde yaralanan ve tedavi görmek zorunda kalan sigortalı ... için 9.849,88 EUR tutarında tedavi ve bakım giderinin müvekkili tarafından karşılandığını, tedavi ve sağlık giderleri ile sağlık hizmetlerine ulaşım, yeme-içme, konaklama, evde bakım, pansuman, fizik tedavi, rehabilitasyon, özel hastane muayene farkı, vb. kaçınılmaz masraflar, geçici ve sürekli sakatlık tazminatları, geçici ve sürekli bakım gideri sigorta poliçesi kapsamında olduğundan (sakatlık ve ölüm-tedavi/sağlık gideri olarak iki ayrı limit) kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMMS Trafik Sigorta Poliçesini düzenleyen davalı ... Sigorta A.Ş.'nin de söz konusu talepler yönünden sorumluluğunun devam ettiğini, buna rağmen sorumluluk miktarları yönünden hatalı karar verildiğini, bilirkişi raporunda SGK'nın sorumluluk miktarları yönünden açık ve izah edilebilir bir rapor tanzim edilmediğini, alanında uzman bilirkişi tarafından sorumluluk miktarlarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, dava dilekçesinde tazminat talebinin "(davalı ... Sigorta A.Ş. azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla...) denilmek suretiyle poliçe teminat limiti ile sorumlu tutulduğu açık ve net bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen gerekçeli karar kısmında talep tutarının tamamı yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle davalı lehine 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka açıkça aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi dava konusu alacağı ödediğine ilişkin herhangi bir dekont sunmadığından aktif husumeti bulunmadığını, dava konusu rücuen tazminat alacağının davanın açıldığı tarihte zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından ... için 24.452,13 TL ödeme yapıldığını ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonunun 2018.E.11650 başvuru ve ██████████ karar sayılı kararının ... vekilince icra takibine konu edilmesi sebebiyle Gaziantep İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına █████/2019 tarihinde 30.786,00 TL ödendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu ödemelerin dikkate alınmadığını, daha önce yapılmış ödemeler bulunduğundan davacı tarafın taleplerinin mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, yapılan ve yapılacak ödemelerin faizlerinin poliçe limitinden düşülmesi gerektiğini, yapılan ödemeler ile sorumluluklarının sona erdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda eksik ve varsayımlara dayalı olarak inceleme yapıldığını, raporda evrakların eksik olduğu, tercümeye ihtiyaç olduğu açıkça belirtilmişken varsayımlara dayalı raporun hükme esas alındığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde olacağını, bu sebeple öncelikle kusur oranının netleştirilmesi gerekirken mahkemece kusur raporu alınmadan hüküm kurulduğunu, poliçe limiti 290.000,00 TL ile sınırlı olup limiti aşan kararın kabulünün mümkün olmadığını, hükümde açıkça sorumluluk miktarının belirtilmediğini, yerel mahkemece döviz üzerinden karar verilmiş ise de döviz kuruna göre hesap teminat limitini aşabileceğinden kararda poliçe limitiyle sorumluluğun ve poliçe limitinin belirtilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin tedavi ve bakıcı giderleri nedeni ile oluşan zarardan sorumlu olduğu yönündeki tespitleri kabul etmediklerini, ayrıca bilirkişi raporunda yapılan sağlık hizmetlerinin içeriği hakkında bilgi olmadığının tespit edildiğini, hal böyle iken varsayımsal tespitlerle tüm zarardan müvekkili şirketin sorumluğuna gidilemeyeceğini, Müvekkil şirketin, tedavi giderleri bakımından 2918 sayılı KTK 98. maddesi gereği sorumluluğu bulunmadığını, tedavi giderleri yönünden sorumluluğun SGK'ya ait olduğunu, kabul anlamına gelmemekle bilirkişi tarafından yapılan sağlık hizmetlerinin içeriği hakkında bilgi olmadığı tespit edildiğinden öncelikle yapılan tedavi giderlerinin █████/2015 tarihli kaza ile illiyet bağının ispatı gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar fahiş olup hesaplanan tazminat tutarlarının gerçeği yansıtmadığını, afaki olarak belirlenen tedavi ve bakıcı giderlerinden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, tahlil, iğne, serum, ilaç paraları, ambulans, ilk yardım giderleri gibi dolaylı giderlerin kusurlu gerçek kişilerden haksız fiil hükümlerine göre talep edilmesi mümkün ise de karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamına girmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte... sigortalı araçta yolcu konumunda olduğunundan emniyet kemerinin takılı olmaması halinde başvurucu tehlikenin farkında olmasına rağmen bilerek kendi can güvenliğini tehlikeye attığından Yargıtay 17. Hd'nin yerleşmiş içtihatları ve TBK m.51-52 gereğince hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur ve %20 hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğinden faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, trafik kazası nedeniyle sigortalı ...'ın tedavi, bakım, ulaşım, rehabilitasyon vb. giderlerinin (9.849,88 EURO) davacı tarafça karşılandığı iddiasıyla, söz konusu giderlerin olayda asli kusurlu olan aracın zmm sigortacısı davalı ... Sigorta A.Ş. ile SGK'dan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili istemine ilişkindir olarak açılmıştır. Yukarıda yer verildiği üzere Mahkemece SGK yönünden dosya tefrik edilmiş ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve istinaf aşamasından geçerek kesinleşmiş olup, eldeki dava ise davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden devam etmektedir. Dava dilekçesinde, dava konusu giderlerin tedavi, bakım, ulaşım, rehabilitasyon vb. giderlerden oluştuğu açıklanmış, Mahkemece kaldırma kararının ardından yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesinden önce kararın "gerekçe" yönünden re'sen incelenmesi gerekmiştir. Anayasanın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır.Anayasanın 141. maddesinde ise mahkemelerin verdiği her türlü kararların gerekçeli olması gerektiğine işaret edilmiştir. HMK'nın 297. maddesinde hükmün kapsamı düzenlenmiştir. HMK'nın 297/1.c bendinde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" gerekçeli kararda yer alması gerektiği ifade edilmiş, hükmün sonuç kısmında yer alması gereken hususlar ise HMK'nın 297/2. bendinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2018 tarihli ███████-1721 E. ████████ K. sayılı ilamında; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27'nci maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73'üncü maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. ...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27'nci maddesi hükmüne göre: "(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". ...Bu hakkın üçüncü unsuru, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesidir. Bu değerlendirmenin de kararların gerekçesinde yapılması gerekir (bkz. 6100 sayılı HMK'nın Hükümet Gerekçesi madde 32). ...Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 297’inci maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır... Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hâkimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (resen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hâkim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru B./ Arslan R./ Yılmaz E.; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 472). Anayasa’nın 141’inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. ...Nitekim, 07.06.1976 gün ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3’üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren HMK’nın 297’inci maddesi işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir..." İlk derece mahkemesince verilen kararın bilirkişi raporunun karara aktarılmasından ibaret olduğu, herhangi bir gerekçe ihtiva etmediği, davacı taleplerinin ve davalı itirazlarının kararda tartışılmadığı anlaşılmakla, gerekçe ihtiva etmeyen işbu karar, Anayasanın 141.maddesine, HMK'nın 297.maddesine aykırıdır. Dairemizin kararında "Davacının söz konusu ödemeyi hangi gerekçeyle yaptığı, davacı ile sigortalı arasında söz konusu giderlerin karşılanması yönünde sigorta poliçesi olup olmadığı, davacının özel bir sigorta şirketi mi yoksa Türkiye'deki Sosyal Güvenlik Kurumu'na paralel Alman Sosyal Güvenlik Kurumu mu olduğu hususları dosya kapsamı itibariyle anlaşılamamaktadır. Mahkemece anılan hususlarda davacı beyanlarının alınması, varsa poliçelerin yada ödemelerin hangi gerekçeyle yapıldığını ve sorumluluğun kaynağını gösterir şekilde kayıtların ibrazı da sağlanarak gerekirse bir üst paragrafta açıklanan konularla birlikte bu hususta da uzman bilirkişilerden rapor alınmalıdır..." şeklinde kaldırma gerekçesine rağmen anılan eksiklikler ikmal edilmemiştir.Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan evraklar incelendiğinde; evrakların büyük bir kısmının Almanca olduğu, çevirilerinin ibraz edilmediği, yine her ne kadar mahkeme kararında "Dosya kapsamında yer alan sigorta sözleşmesi ve ödeme belgesi dikkate alındığında, davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır." tespitine yer verilmiş ise de sigorta poliçesinin ve ödeme belgesinin dosya kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle sigorta poliçesinin ve ödeme belgelerinin ibrazı sağlanarak aktif husumetin incelenmesi gerekmektedir. Dava dilekçesi ekinde sunulan trafik kazası tespit tutanağının fotokopi evrak olması nedeniyle okunaklı olmadığı, okunaklı suretinin ise dosyaya ibrazının sağlanmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi ek raporunun 10.sayfasında; "6.700,84 euro bakıcı ve hastaya yardımcı destek gideri Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olmayan bir tedavi gideridir. Gelinen noktada kazazedenin Almanya'daki tedavi sürecinde, faturası bulunan hastane giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu Sorumluluğunda olan tutarının belirlenmesi için: Faturalarda -24.11.2015-04.12.2015 arası hastanede yapılan tedavi işlemleri, 26.11.2015 tarihinde ortez/atel giderinin tam olarak tıbbi içeriğinin neler olduğunun direkt hastane evraklarından yapılan çeviri ile belgelenmesi halinde hesaplanabileceği, Toplam 9.849,88 euro fatura giderinden 3.149,04 euro sağlık giderinin düşülmesi sonucu oluşan 6.700,84 euro Kurumu sorumluluğunda bulunmamaktadır." , 11.sayfasında "2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinde özet olarak; “Sayın Mahkeme'ye Kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetindedir. Bu sebeple; öncelikle kusur oranı netleşmelidir. Dosyada kusur oranı belirlenmemiştir.” ifadeleri yer almaktadır. Bu durum Bilirkişi Heyet Kök Raporu'nda; “.. Somut olayda ilgili Kanun ve Genel Şart maddesinde de yer aldığı üzere davalılardan 2 nolu davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sigortalısı konumunda olan ... plakalı araca ilişkin kusur tespitinin önem arz ettiği, dosya kapsamında bu yönde bir değerlendirme (ATK Raporu, Kusur Tespiti vb.) bulunmadığı, dolayısıyla bu alanda bir değerlendirme yapılamadığı, konuyla ilgili takdir yetkisinin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu...." ifadesine rağmen işbu hususlardaki eksiklikler ikmal edilmemiştir. Bu haliyle rapor hükme elverişli değildir. Yine davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı itirazı, müterafik kusur ve hatır taşıması yönünden itirazları, talep edilen tutarların poliçe teminatı kapsamında olmadığı yönündeki itirazları mahkemece değerlendirilmemiştir. Davacı sigortalısı olduğu beyan edilen ... için davalı şirket tarafından 24.452,13 TL ödeme yapıldığı, ayrıca Sigorta Tahkim Komisyonunun 2018.E.11650 başvuru ve ██████████ karar sayılı kararının bulunduğu ve bu kararın ... vekilince icra takibine konu edilmesi sebebiyle Gaziantep İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına █████/2019 tarihinde 30.786,00 TL ödendiği beyan edilmiş olup, yapılan ödemeler karşısında davacı talebinin mükerrerlik teşkil ettiği, ödemelerin dikkate alınmadığı hususundaki itirazları incelenmemiştir. Ayrıca hakkında terfik kararı verilen SGK yönünden dosyanın İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sırasına kaydedildiği anlaşılmakla, işbu dosya kapsamında alınan bir raporu ve verilen bir karar var ise celp edilerek çelişkili karar verilmesinin önlenmesi açısından incelenerek değerlendirilmelidir. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, eksiklikler ikmal edilerek bilirkişi raporu alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ E. ████████ K. sayılı █████/2024 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!