Yargıtay, tehdit suçunda eksik soruşturma, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlali ve usuli hatalar nedeniyle yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü bozdu.
Özet: Yargıtay, yerel mahkemenin tehdit suçundan sanık hakkında verdiği mahkûmiyet kararını, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince, sanığın suçlamayı kabul etmemesi, tek tanığın sanıkla arasındaki husumetin araştırılmaması, ilgili dava dosyalarının incelenmemesi ve beyanına başvurulmayan köy muhtarı gibi önemli tanıkların dinlenmemesi nedeniyle eksik incelemeyle karar verilmesi, bozma sonrası yargılama giderlerinin haksız yere sanığa yüklenmesi ve kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCKnın ilgili maddesinin hatalı uygulanması gibi hukuka aykırılıklar tespit ederek bozmuştur.
6. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    SUÇ
    : Tehdit
    HÜKÜM
    : Mahkûmiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Bozma
    Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (Y.C.G.K) yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.
    Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir.
    YCGK 2017/6-1147 Esas ████████ Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.
    Yine YCGK'nın 2018/6-110 E. 465 K., 2016/6-1157 E. ████████ K. sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.
    Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.
    Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre,
    1.Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, olayın tek tanığı olarak beyanı alınan sanığın kardeşi ... . ile sanık arasında husumet olduğuna ilişkin, tanığın ve sanığın mahkemedeki beyanlarının birbiri ile uyuştuğu anlaşıldığından; taraflar arasındaki dava dosyaları getirtilip incelenmeden, şikayetçi ve sanığın beyanında geçen köy muhtarı olan ... .'ün olaya ilişkin tanık sıfatıyla beyanı alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
    2.Önceki hükmün sanık lehine sonuç doğuracak şekilde bozulmuş olmasına göre, bozma sonrası yapılan yargılama giderlerine sanığın sebebiyet vermediği gözetilmeden sanığa yükletilmesine ve katılan ...'a verilmesine karar verilmesi,
    Kabule göre de;
    3.Mahkum olduğu kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53/4. maddesine aykırı olarak aynı maddenin 1. fıkrasının uygulanmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
    Açıklanan nedenle Alaplı Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
    13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!