İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ödünç verme sözleşmesinden kaynaklanan, kısmen ödenen dolar borcunun bakiye alacağının tahsili ile mahkemenin görev itirazına ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalı şirkete verdiği 23.000 dolarlık ödünç paranın 10.000 dolarlık kısmının ödenmesine ve borcun davalı tarafından kabul edilmesine rağmen kalan 13.000 doların ödenmediğini iddia ederek, başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini, bakiye borcun faiziyle ödenmesini ve icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep ederken; davalı, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, borcun ticari nitelikte olmadığını ve muacceliyetin ispatlanmadığını savunarak davanın reddini istemekte, mahkeme ise öncelikle görev itirazını değerlendirmektedir.

T.C.

İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un █████/2024 tarihinde davalı ... şirketinin kullanımında olan ... kartına 23.000 Dolar karşılığı olan 740.000,00 TL' yi tüketim ödüncü kapsamında verdiğini, müvekkilinin dekontundaki açıklama kısmına 23000 dolar karşılığı borç olarak verdiğini belirttiğini, davalı tarafın █████/2024 tarihinde 23.000,00 USD borcun 10.000 USD' lik kısmına karşılık gelen 341.000,00 TL' yi müvekkilinin hesabına gönderdiğini, açıklama kısmına "borç alınan 23.000 dolar istina 10.000 d borç kapa" yazıldığını, borç alınan ibaresi ile tarafların aralarındaki borç-alacak ilişkisinin ispatlanmış bulunduğunu, ödenmeyen 13.000,00 USD'nin takip tarihindeki karşılığının 445.792,10 TL için takip başlatıldığını, davalı tarafça işbu takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, bunun üzerine zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmış ise de anlaşma sağlanamadığını, başlatılan icra takibine borçlu tarafça haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, ayrıca alacak likit bir alacak olduğundan İİK m. 67/2 gereği %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulüne, İzmir ... İcra Dairesi... E. Sayılı itirazın iptaline, dava değeri olan 13.000,00 USD'nin TBK m.387/2 gereği faizi ile birlikte ödenmesine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile nispi vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mevcut yargılamanın görevsiz mahkemede açıldığını, hukuki nitelendirmesine bakıldığında ticari olmayan ödünç sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiğini, bu halde yargılamanın mutlak, nisbi yahut üçüncü grup ticari davalar arasında bulunmadığını, bu nedenle öncelikle görev itirazında bulunduklarını, davacı tarafça her ne kadar müvekkili firmaya borç para verildiği ve borcun iade edilmediği iddia edilmişse de davacının bu iddiasına yönelik yazılı bir sözleşme sunulmadığını, dolayısıyla velev ki müvekkilinin borçlu olduğu düşünülse dahi müvekkilinin borcunun muaccel olduğuna dair bir emare veya delil bulunmadığını, müvekkiline ulaşan bir ihbarın da söz konusu olmadığını, davacı tarafın müvekkilinden böyle bir alacağı zaten bulunmadığını, velev ki müvekkilininde alacaklı olduğu düşünülse dahi borcun ifa zamanının geldiği yani muaccel olduğunun ispat edilemediğini, muacceliyet şartı yerine gelmeden açılan davanın reddi gerektiğini belirterek, öncelikle mahkemenin görevine yönelik itirazları göz önüne alarak davanın usulden reddine, akabinde yapılacak inceleme neticesinde haksız ikame edilen davanın reddine, İzmir ... İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı takibin iptaline, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, itirazın iptali davasıdır.
Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile Asliye hukuk mahkemeleri ile Asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Mahkemenin görevi dava şartlarından olup göreve ilişkin dava şartı olup olmadığı mahkemece resen her aşamada dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; davanın davacı tarafça davalıya ödünç olarak verildiği iddia edilen 13.000,00 USD'nin ödenmediği iddiası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, uyuşmazlığın ödünç sözleşmesinden kaynaklı olması nedeniyle davanın mutlak ticari dava olmadığı, davacı hakkında yapılan tacir araştırmasında davacının ticaret siciline kayıtlı olmadığı, vergi dairesi müdürlüğü kayıtlarına göre davacının █████/2020 tarihinde Gayrimenkul Sermaye İradı (kira geliri) yönünden mükellefiyet kaydının başladığı ve devam ettiği, tacir sıfatının olmadığı, vergi levhası ve defter tutma zorunluluğunun olmadığı, Vergi Dairesinden gönderilen yazı cevabından da anlaşılacağı üzere davacının tacir olmadığı, bu nedenlerle davanın nispi ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, 6100 Sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca açılan davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla davanın usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Görevli Mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği karar istinaf edilmeksizin kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde; kararın istinaf incelemesi sonucu kesinleşmesi halinde ise Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bu dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
5-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE,
Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
E-imzalıdır.
Hakim ...
E-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!