İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Kamuoyu Araştırma Şirketinin Twitterda Asılsız İddialarla Haksız Rekabete Uğraması ve İtibarının Zedelenmesi Nedeniyle Açtığı Maddi ve Manevi Tazminat Davası
Özet: Bu hukuki evrak, bir kamuoyu araştırma şirketinin, sosyal medya üzerinden asılsız ödeme iddialarıyla itibarını zedelediğini ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek bir kişiye karşı açtığı maddi ve manevi tazminat davasını ele almaktadır; davacı, davalı ile hiçbir iş ilişkisi olmadığını ve borçlu olmadığını belirtirken, davalı ise bir alt yüklenici olarak çalışıp ödeme alamadığını ve alacağını tahsil etmeye çalıştığını savunmaktadır; mahkeme ise iddiaların ticari haksız rekabet hükümlerine girmeyip, Türk Borçlar Kanununun asılsız haber yayma ile ilgili maddesi kapsamında değerlendirilebileceğini belirtmiştir.

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; davacı müvekkilinin uzun yıllardır Türkiye'de çeşitli kamuoyu araştırmaları yaptığını, bir çok devlet ve özel kurum tarafından öncelikli olarak tercih edilen ve alanında başarılı, önde gelen bir araştırma şirketi olduğunu, bu başarısını da şirket olarak dürüstlük kuralına uygun olarak hareket edilmesine ve şirket yetkilisinin basiretli bir iş adamı gibi davranmasına borçlu olduğunu, müvekkili şirketin özenle işlerini yürütüyor olmasına karşın bazı durumlarda yalan haberler ile karalanmakta olduğunu, kendilerine atılan iftiralar şirketin zararına sebep olduğunu, Türk Ticaret Kanunu ile bu ve bunun gibi hallerde şirketlerin zarara uğramasının önüne geçebilmek, ekonominin en önemli unsuru olan rekabetin haksız bir şekilde yürütülmesini engellemek amacıyla 54. Madde ve devamında düzenlenen haksız rekabet hükümleri kabul edildiğini, bu bağlamda haksız rekabet hükümleri altı ana başlık altında düzenlendiğini, davaya konu olayda müvekkili şirket aleyhinde davalı tarafından bir takım yanlış ve yalan beyanlarda bulunularak haksız rekabet halleri oluşturulduğunu, davacı şirketin siyasi partiler adına kamuoyu araştırmaları yaptığını, alanında tanınmış olması sebebiyle de çoğu siyasi parti ve siyasi figür müvekkil şirket ve yetkilisi ile iletişim halinde olduğunu, . müvekkil şirketin çalıştığı ... Başkanı ...'na davalı tarafından Twitter uygulaması üzerinden yazı yazılmış olduğu, ilgili yazıda "konsensuz araştırmaya şirketine yaptırdığınız anket ödemesine daha alamadık" ifadesi kullanıldığını, işbu dürüstlük kuralına aykırı davranışla yapılan karalama hareketi, şirketin çalıştığı ... tarafından da şirkete iletildiğini, durum sorulduğunu, bu yolda da müvekkili şirket müşterisi nezdinde olumsuz bir duruma düştüğünü, , davalının yapmış olduğu ticari karalama faaliyeti tam olarak gerçekleştirdiğini, davacının yetkilisi olduğu ... araştırma şirketinin nezdinde davalı kişi hiç bir zaman çalışmadığını, bununla beraber davalı ... tarafından müvekkili şirket ile herhangi bir iş ilişkisi de kurulmadığını, araştırma danışmanlık veya reklam faaliyetlerinden hiç biri gerçekleşmediğini, müvekkili şirket ve yetkilisi davalı şahsı hiç bir şekilde tanımadığını, tanınmayan bir şahıs veya şahsın bağlı olduğu herhangi bir şirkete borç bulunması da olanaksız olduğunu, müvekkili adına olmayan bir borç oluşturulmaya çalışıldığını , aynı alanda çalışan diğer şirketler ve müvekkil şirketin müşterileri nezdinde şirket küçük düşürüldüğünü ve ticari alandaki faaliyetlerinden geride bırakılmaya çalışıldığını, açıklanan haksız rekabete ilişkin hususlar göz önünde tutularak 5.000TL maddi ve 5.000TL manevi tazminat taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davacı ... Araştırma firmasının alt taşeron firmasına ... tarihleri arası ... Başkanı ... ile ilgili Kamuoyu anketi yapıldığını, anketin üzerinde ... Araştırma yazmasa da ... ve ... Araştırma firmasının taşeron firması ... LTD.ŞTİ. Sahibi ... davacı şirkete yaptırdığını söylediğini, en alt taşeron firma ... bir kısım ödemeleri yapmadığını, ana taşeron tarafından sonuçların böyle geldiğini söylediğini, ana taşeron firmayı defalarca arama ve yazışmaya rağmen bir sonuç alınamadığını, işin ana firması ... Araştırma sahibi ...'ya tweet attığını, herhangi bir sonuç alamayınca işin asıl iş vereni ... Başkanı ... 'na tweet attığını, yaklaşık 15 yıldır araştırma şirketleri ile çalıştığını, birçok firmada hem anketör hemde saha sorumlusu olarak çalıştığını, davacı şirket ile ilgili karalama gibi herhangi bir düşüncesinin olmadığını, pandemi süresinde sakıncalı olmasına rağmen 10 gün boyunca yüz yüze anket yaptığını , emeğinin karşılığını alamadığını, mağdur olanın kendisi olduğunu, davacının işi yaptıran nihai firma olduğu için ödemelerinden sorumlu olduğunu, 3.000TL 'lik bir alacağı olduğunu, davacının açtığı bu davanın haksız ve mesnetten yoksun olduğunu, üzerindeki sorumluluğu ortadan kaldırma için açıldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.... Asliye Hukuk ... Esas - ... Karar sayılı kararı özetinde; davadaki iddialar ticari rekabete dayalı iddialar olmayıp, davada TTK 54.maddesinde düzenlenen ticari mahiyetteki haksız rekabet hükümlerinin uygulanması mümkün görülmemiştir. Zira asılsız haberler yayılarak haksız rekabete sebep olma müessesi 6098 sayılı TBK'nın 57.maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Bu sebeple HMK 33.maddesindeki "hakim Türk hukukunu re'sen uygular" hükmü gereği bu husus nazara alınarak, eldeki davanın ticari rekabet yasağı kapsamında kalmadığı, adi mahiyetteki haksız rekabet kapsamında kaldığı kabulü ile Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmeyerek yargılamanın esasına geçilmiştir. Davalının dava dışı ...'nun twitter paylaşımının altına "... araştırmaya şirketine yaptırdığınız anket ödemesine daha alamadık" şeklinde paylaşım yaptığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf bu ibarenin haksız rekabete yol açacak bir ibare olup olmadığı noktalarındadır. Davalı tarafından dosyaya sunulan anket formlarından, dava dışı kimselerle yapmış olduğu mesajlaşma yazışmalarından, yine dava dışı kimselerin yaptığı anket ödemesi formlarından davalının anket işiyle uğraştığı anlaşılmıştır. Ne var ki yaptığı anket işlerini doğrudan davacıdan aldığını savunmadığı gibi böyle bir irtibatın olduğu da ispatlanamamıştır. Dolayısıyla davacının doğrudan doğruya davalıya karşı bir sorumluluğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Ne var ki davalının yapmış olduğu savunmalardan ve davaya dayanak yapılan twitter paylaşımından, özellikle paylaşımın davalının platformunda değil de dava dışı ...'nun twitterına cevap olarak yazmasından, davalının hedefinin davacı kurumun şahsı veya ticari faaliyetleri olmadığı sonucuna varılmıştır. Zira davalı bu paylaşımla alamadığını iddia ettiği alacağının hesabını adeta anketi yaptıran dava dışı ...'ndan sorduğu intibaı uyandırmaktadır. Yani davalı verdiği twitter cevabında davacının kendilerine para ödemediğini ileri sürmemekte bilakis hedefe koyduğu dava dışı ...'na bir tepki vermektedir. Tepkisinin konusu anketler olduğundan, muhatabı olan ...'nun hangi anketten bahsedildiğini anlaması için davacıya yaptırdığı anketi, davacının ismini kullanarak belirtmek mecburiyetinde olduğu kanaatine varılmıştır. Zaten davacı taraf da dava dışı Ekrem İamoğlu'na anket yaptıklarını, davalının verdiği twitter cevabı üzerine ...'nun kendilerini aradığını kabul etmektedir. O halde davalının yaptırılan anketlerden dolayı hedefine davacıyı değil, dava dışı ...'nu koyduğu, davacıyı karalamaya veya ticari hayatını akkamete uğratmaya matuf bir paylaşım yapmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararı özetinde; davacı şirket tacir olup, davalı eyleminin TTK'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca ticari işletmesine yönelik haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürdüğüne, TBK'nun 57/2 fıkrasında ticari işlere ait haksız rekabet hakkında TTK hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş olmasına, TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine ilişkin uyuşmazlıkların, TTK'nun 4 maddesine göre mutlak ticari dava olmasına ve davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait bulunmasına göre, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduklarından, bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir..... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...sayılı özetinde; Somut olayda davacı şirket tacir olup, davalı eyleminin TTK'nun 54 ve devamı maddeleri uyarınca ticari işletmesine yönelik haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürdüğüne, TBK'nun 57/2 fıkrasında ticari işlere ait haksız rekabet hakkında TTK hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş olmasına, TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine ilişkin uyuşmazlıkların, TTK'nun 4 maddesine göre mutlak ticari dava olmasına ve davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait bulunmasına göre, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmesi doğru görülmemiş, göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduklarından, bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 ve 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve dava yukarıda yazılı esas numarasına kaydedilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; yukarıda yazılı kesin nitelikli istinaf ilamında da belirtildiği üzere TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine ilişkin uyuşmazlıkların, TTK'nun 4. maddesine göre mutlak ticari dava olması ve eldeki mutlak ticari dava niteliğindeki uyuşmazlığa bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait bulunması sebebiyle mahkememizin görevsizliğine dair hüküm tesis edilmiştir..... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararında davanın reddine karar verilmiş olmakla, dosya davacı vekilinin talebi doğrultusunda istinafa gönderilmiş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile dosyanın görevli ticaret mahkemesine gönderilmesi kararı nedeniyle, dosya mahkememize █████/2025 tarihinde intikal etmiş olup, mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapıldığı görülmüştür.Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması şartı aranmamıştır. Failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması, sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır.TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.Uyuşmazlık bakımından incelenmesi gereken TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Madde kapsamında kötülemeden bahsedilebilmesi için; ortada başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama bulunması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.Yanlış açıklama, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise, içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise; açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte, gerçek dahi olsa açıklamalar gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen, açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında, gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırının aşılması halinde açıklama, TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. "Bir açıklamanın yanlış olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, yanıltıcı olup olmadığı veya gereksiz yere incitici olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir" (Yargıtay HGK'nın █████████ esas, ████████ karar sayılı, 11.3.2021 tarihli emsal ilamı).Somut olayın değerlendirilmesinde; davalının sosyal paylaşım sitesinde ... Başkanı ...'nun gönderisinin altına "konsensuz Araştırma şirketine yaptırdığınız anket ödemesine daha alamadık" şeklinde yorumda bulunması nedeniyle haksız rekabet hükümleri gereği maddi ve manevi tazminat talep edildiği, davalı tarafından dosyaya sunulan anket formlarından, dava dışı kimselerle yapmış olduğu mesajlaşma yazışmalarından, yine dava dışı kimselerin yaptığı anket ödemesi formlarından davalının anket işiyle uğraştığı anlaşılmıştır. Ne var ki yaptığı anket işlerini doğrudan davacıdan aldığını savunmadığı gibi böyle bir irtibatın olduğu da ispatlanamamıştır. Dolayısıyla davacının doğrudan doğruya davalıya karşı bir sorumluluğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Davaya konu paylaşımın amacının "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" olmadığı, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiler vasıtasıyla yaptırılan anketleri yapan davalının hak ettiğini düşündüğü ücretin ödenmesinin sağlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle TTK 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil etmediği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın reddine,2-615,40-TL karar harcının peşin alınan 170,78-TL den düşümü ile kalan 444,62-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davalı tarafından yapılan 1.285,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Tarafların gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır