8. Ceza Dairesi, sanığın önceki kasıtlı suçtan sabıkası olmaması gözetilmeden 6136 sayılı yasaya aykırılık ve kasten yaralama suçlarında HAGB ve erteleme değerlendirilmeden verilen mahkumiyet kararını bozmuştur.
Özet: Yargıtay, asliye ceza mahkemesinin 6136 sayılı yasaya aykırılık ve kasten yaralama suçlarından verdiği mahkumiyet hükmünü bozmuş; zira mahkeme, sanığın önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti olmamasına rağmen, kişilik özellikleri, duruşmadaki tutum ve davranışları ile yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususları ve pişmanlık gösterip göstermediği gibi ölçütleri yasal ve yeterli gerekçelerle tartışmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ve cezanın ertelenmesi hükümlerinin uygulanmamasına karar vermekle hukuka aykırı ve eksik gerekçeli bir hüküm kurmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ
: 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve kasten yaralamaHÜKÜM
: Hükümlülük ve müsadereGereği görüşülüp düşünüldü
:Gerekçeli karar başlığında sanığın gözaltında kaldığı süre ve "6136 sayılı Kanuna aykırılık" suçunun gösterilmemesi mahallinde tamamlanması mümkün eksiklik kabul edilmiştir.Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak:Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında da belirtildiği üzere "sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliği itibariyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olduğu" kabul edilmiş;Koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirmesine ilişkin diğer hükümlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.O halde somut olayda; öncelikle daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal ve yeterli gerekçe ile tartışılıp, uygulanmaması yönünde bir kanaate ulaşıldığı takdirde ise 5237 sayılı TCK.nun 51/1. maddesinde öngörülen "suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği" ölçütü esas alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMK.nun 321. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 30.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.