Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin kamu idaresince işçiye ödenen kıdem tazminatının alt işverenlerden rücuen tahsiline ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bir kamu kurumu olan davacı, hizmet alım sözleşmeleri kapsamında kendileri adına çalışan alt yüklenici firmaların (davalılar) bünyesinde istihdam edilmiş bir işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesini, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve asıl-alt işveren ilişkisine dayanarak davalılardan rücuen talep ederken; davalılar ise savunmalarında sorumluluğun davacı idareye ait olduğunu, sözleşmelerde açık hüküm bulunmadığını, işçinin kamu kadrosuna geçirildiğini ve mevzuat gereği bu tür ödemelerin kamuya düşmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmaktadırlar.

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ... - ...
VEKİLLERİ
: ... - ...
DAVALI
: 1- ... A Ş - ...
VEKİLİ
: ... - ...
DAVALI
: 2- ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: ... - ...
DAVALI
: 3- ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: ... - ...
DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2022
YAZIM TARİHİ
: ...
Mahkememizde görülen Tazminat (Rücuen Tazminat) davası yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin aldıkları ihale sonucu davacı idare ile Hizmet Alımlarına İlişkin Sözleşme imzalandığını, imzalanan sözleşmeler gereğince davacı adına işi yürüttüğünü, söz konusu işleri yürütmek üzere personel çalıştırdığını, sözleşmeye göre sözleşme konusu iş ile ilgili çalışan personele ilişkin sorumlulukların tamamının yükleniciye ait olduğunu, davalı şirketlere bağlı olarak çalışan işçilerden ...'un davalı şirketlerde çalıştığı süre ile ilgili olarak müvekkili ... Genel Müdürlüğü'ne karşı işçilik alacakları konusunda başvuru yaptığını, yapılan uzlaşma neticesinde 25.000,00 TL ödenmesi yönünde uzlaşma sağlandığını, müvekkili tarafından işçiye kıdem tazminatı olarak 25.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalıların sorumluluğuna düşen miktarın 23.090,33 TL olarak belirlendiğini, yapılan ödemenin davalılardan talep edilmesine rağmen geri ödemenin gerçekleşmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri doğrultusunda davalı şirket elemanı olarak çalışan işçilere yapılan ödemelerden bu firmaların sorumlu tutulacağının karar altına alındığını, taraflar arasında asıl alt işveren ilişkisinin kurulduğunu, çalıştırılan işçiye karşı asıl ve alt işverenin birlikte sorumlu olduğunu belirterek davalıların sorumluluğuna düşen 23.090,33 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
: Davalı ... Vekili cevap dilekçesi ile, dava dışı işçinin ... kurumundan alınan ihale kapsamında aralıklı dönemlerde müvekkili şirket bünyesinde çalıştırıldığını, ihale bitimi nedeniyle hizmet ilişkisinin sonlandırıldığını, ancak işçinin yeni ihale alan firma nezdinde aralıksız çalışmasını sürdürdüğünü, müvekkili firmanın Adana ilinden ayrılmasından sonra işçinin ne şekilde çalıştırıldığını bilmediğini, çalışanların istihdamı ve özlük hakları anlamında ... kurumunun yetkili olduğunu, işçi ücretlerinin ve yan alacaklarından sorumluluğun davacıya ait olduğunu, yıllık izin ve ihbar tazminatından son işverenin sorumlu tutulmasını, müvekkilinin ihale aldığı dönemde ihale şartlarına uyduğunu, fazla mesai yaptırılmadığını, ücretlerin eksiksiz ödendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde sorumluluk konusunda açık hüküm bulunmadığını belirterek davanın müvekkili açısından reddini talep etmiştir.
Davalı ... ...A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin asıl işveren olan ... İdare Müdürlüğünden ihale ile aldığı atık su arıtma tesis işletmesi işinde işçi çalıştıran alt işveren konumunda bulunduğunu, alt işverenlerin sürekli değiştiğini, taraflar arasında personel çalıştırmaya dayalı hizmet sözleşmelerinin aktedildiğini, bu kapsamda çalışan işçilerin kamuya geçirilmesine ilişkin düzenleme getirildiğini, durumun şirkete bildirildiğini, 696 sayılı kanun hükmünde kararname ve kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılan personellerin sürekli işçi kadrosuna geçirilmelerine dair kararnamenin uygulamasına geçildiğini, dava dışı işçi ...'un kamuya geçişinin sağlandığını, ücretlerinin tamamının eksiksiz ödendiğini, 6552 sayılı yasa kapsamında da kıdem tazminatından kaynaklı sorumluluğun kamu idaresine ait olması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinde sorumluluğun yükleniciye bırakıldığına ilişkin açık hüküm bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede açık hüküm bulunmadığından davacının rücu hakkının olmadığını, zira müvekkilinin ihale ile çalışan alt işveren konusunda bulunduğunu, müvekkili ile kurum arasında personel çalıştırılmasına yönelik hizmet sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmelerde alt işveren bünyesinde doğan alacaklardan yüklenicinin sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin madde olmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacıya çalıştığı döneme ilişkin tazminat ödemesini yaptığını, yükümlülüklerini yerine getirdiğini, son işveren olmadığından ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarından sorumluluklarının olmadığını, kamu ihale kanunu çerçevesinde ihale ile personel çalıştırılması kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesine ilişkin yönetmelik gereği sorumluluğun idareye ait olduğunu, işyeri devri hükümlerinin nazara alınmasını, aksine düşüncede dahi kabul anlamına gelmemekle birlikte yarı nispette sorumluluğun belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür.
Dava dışı işçiye ait hizmet sözleşmesi, işçiye yapılan ödemelere ait belgeler, belediyenin hizmet alımlarına ilişkin ihale evrakı, şartnameler ve sözleşmeler ibraz edilmiş, gösterilen diğer deliller toplanmıştır.
Davacı tarafından bazı birimlerde personel çalıştırılması amacıyla değişik tarihlerde açılan ihaleler davalılar tarafından alınmış ve ihaleyi alan firma ile davacı arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalanmıştır.
Bu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan dava dışı işçi ...'un işçilik alacakları nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi için kuruma başvuru yapmış, yapılan başvuru sonucunda 25.000,00TL tutarındaki kıdem ve ihbar tazminatı davacı tarafından dava dışı işçiye ödenmiştir.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; dava dışı işçi ...'un █████/2011- █████/2018 tarihleri arasında 7 yıl 2 ay 28 günlük çalışması karşılığı kıdem tazminatı almaya hak kazandığını, işe son verme sebebinin emeklilik nedeniyle olduğunun belirtildiğini, dava dışı işçinin davalı .... A.ş. 'de 245 günlük çalışmasından dolayı tam nispette sorumluluk kabul edildiğinde 2.316,57 TL, yarı nispette sorumluluk kabul edildiğinde ise 1.158,28 TL, davalı ... Su Tek. Ltd.şti.'nde 939 günlük çalışmasından dolayı 8.878,59 TL tam nispette sorumluluk, davalı ... A.Ş.'nde 365 günlük çalışmasından dolayı 3.451,21 TL tam nispette sorumluluk, davalı .... A.ş.'nde 822 günlük çalışmasından dolayı 7.772,32 TL tam nispette sorumluluk bulunduğunu belirtmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, hizmet alım sözleşmeleri gereğince çalıştırılan dava dışı işçiye yapılan ve yukarıda açıklanan işçilik alacakları ile yargılama giderlerinden hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınmalıdır.
Gerek 4857 sayılı İK'nun 2/6 maddesinde gerekse 1475 Sayılı İK'nun 1/son maddesinde, asıl işveren- alt işveren tanımlanmış olup yasa işçilik haklarının korunması amacıyla asıl ve alt işvereni birlikte sorumlu tutmuştur. Ancak bu sorumluluğun işçiye karşı düzenlenmiş bir sorumluluk olduğu, işcilik haklarını güvenceye almayı amaçladığı, rücu ilişkisini etkilemeyeceği açıktır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesine, 6552 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen fıkralarda, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları bakımından idarenin sorumluluğu düzenlenmiş isede kamu asıl işvereninin alt işverenlere rücu işlemine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu kanunun 120. md. gereğince halen yürürlükte olan 1475 sayılı yasanın 14'üncü maddesine göre; işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre; kıdem tazminatından asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunun söz konusu olduğu ve sözü edilen hükümde bir değişiklik yapılmadığı halde, Kamu İhale Mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesi, işçi açısından seçimlik hakkı bertaraf etmeyeceği gibi davalı asıl işverenin rücu hakkını da ortadan kaldırmayacaktır. Diğer taraftan değişiklik işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte değildir. (Yargıtay 22. HD ████████ E. █████████ K. , 9. HD ██████████ E. ██████████ K., Yargıtay 13. HD. █████████ E. ██████████ K., ██████████ E. █████████ K. , 23. HD. █████████ E. ████████ K. , █████████ E. ████████ K.)
7166 sayılı Yasanın 11.maddesi ile, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. Maddesine eklenen 6. fıkrasında; " 4134 sayılı Kanunun 62.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere █████/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde █████/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverene rücu edilemez." hükmü bulunmaktadır. 7166 sy. Kanunun 12. Maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9. Maddede ise; 112/6. fıkranın yürüyen davalara etkisi düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin E: ███████, K: ███████ Sayılı Kararı ile, 4857 sy. Kanunun 112/6. Fıkrası ve geçici 9. Maddesinin 1. cümlesi iptal edilmiştir.
Hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan rücu davalarının temyiz inceleme merci olan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi; Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun olmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabildiği, bu halde işyeri devri suretiyle işçilerin yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam ettiği ve işçilik alacaklarının da bu doğrultuda hesaplandığı, işçiye ödenen kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplandığı ve tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları, yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğü, sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu olacağı, ihbar tazminatından da son işverenin sorumlu olduğu, bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, işveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği (Yargıtay 23 HD █████████ E. ████████ K. ,█████████ E.█████████ K.) İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu, işverinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı, ayrıca iş mahkemesince işveren ve yüklenici müteselsilen sorumlu tutulduğundan ve hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de yoksa işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerektiği(Yargıtay 23 HD █████████ E. █████████ K , ████████ E. ████████ K.) esasları benimsenmiştir.
Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Yıllık izinler de kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son işveren olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olacaktır. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ve yıllık izin ücretini ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler'' rücu davalarında hükme esas alınamaz.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılmalı, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın ve bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirtilmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür." denilmektedir.
Şu halde, asıl işveren olan davacının, sorumluluk alanındaki işin bir kısmını, değişik zamanlarda açtığı ihaleler sonucu imzaladığı hizmet alım sözleşmeleri ile farklı alt işverenlere verdiği, dava dışı işçinin bu sözlemelere konu iş kapsamında alt işverenler yanında çalıştığı, iş akdinin feshi nedeniyle işçinin asıl işverene karşı açtığı davada hüküm altına alınan işçilik alacaklarının, icra takip dosyasına davacı tarafından ödendiği, asıl ve alt işverenlerin yasa gereğince işçiye karşı birlikte sorumlu oldukları, işverenler arasındaki rücu ilişkisinde İK'nun 2/6.maddesinin uygulanamayacağı, öncelikle sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım sözleşmelerinde dava dışı işçiye yapılan ödemelerden yüklenicilerin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği yıllık izin ücreti ile ihbar tazminatlarından son alt işverenin, kıdem tazminatı, hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, bilirkişi raporuna yapılan itirazların: bilirkişi raporunun usule oluşa ve denetime uygun olduğu, yarı yarıya tam sorumluluğa ilişkin değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, ayrıca davalı ... vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinin 1 ve 2 nolu kısımlarında yapılan itirazın davanın kıdem tazminatı alacığına ilişkin olduğu, bu hususun dava dilekçesinde açıkça belirtildiği de gözetilerek ayrıca davalı ... vekili tarafından ödemeye ilişkin iddia da bulunduğu ancak iddiasının ispatına yönelik herhangi bir belge sunulmadığı gözetilerek reddine karar verildiği, düzenlenen bilirkişi raporun usule denetime ve esasa uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alındığı, yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmen kabulüne, 2.316,57 TL asıl alacağın davalı ... A.Ş.'den, 12.329,08 TL asıl alacağın davalı ... A.Ş: 'den, 7.772,32 TL asıl alacağın davalı ... A.Ş.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulüne;
2.316,57 TL asıl alacağın davalı ... A.Ş.'den,
12.329,08 TL asıl alacağın davalı ... A.Ş: 'den,
7.772,32 TL asıl alacağın davalı ... A.Ş.'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 1.531,38 TL harçtan peşin alınan 394,33TL harcın mahsubu ile bakiye 1.137,05 TL harcın kabul oranlarına göre 117,57 TL 'sinin davalı ... A.Ş.'den, 625,38 TL'sinin davalı ... A.Ş.'nden, 394,11 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
3-Davacının peşin olarak ödediği 394,33 TL harcın kabul oranlarına göre 40,78 TL 'sinin davalı ... A.Ş.'den, 216,88 TL'sinin davalı ... A.Ş.'nden, 136,67 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
4-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin kabul oranlarına göre 951,28 TL 'sinin davalı ... A.Ş.'den, 5.060,00TL'sinin davalı ... A.Ş.'nden, 3.188,72 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 672,36‬ TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.502,50 TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmına göre hesaplanan 1.458,75TL'nin kabul oranlarına göre 150,84 TL 'sinin davalı ... A.Ş.'den, 802,31 TL'sinin davalı ... A.Ş.'nden, 505,60 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den tahsil edilerek davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1320 TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A ve HUAK Yönetmeliğinin 25-26. Maddeleri gereğince ve davanın kabul-red oranı gözetilerek 1.281,57 TL'nin kabul oranlarına göre 132,52 TL 'sinin davalı ... A.Ş.'den, 704,87 TL'sinin davalı ... A.Ş.'nden, 444,20 TL'sinin davalı ... A.Ş.'den, kalan 38,43 TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
Dair, davalı ... A.Ş. ve davalı ... A.Ş. Yönünden miktar itibariyle KESİN, davacı ve diğer davalılar yönünden HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2022
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!