Yurt dışı borçlanma talebinde tebligatın "adreste tanınmıyor" şerhiyle iadesi sonrası borçlanmanın geçerliliği ve ödeme süresinin başlangıcı konusunda ilk derece mahkemesinin direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından bozulması.
Özet: Davacının yurt dışı hizmet borçlanma talebinin geçerliliği üzerine kurulu bu davada, davalı kurumca gönderilen borç tahakkuk yazısının adreste tanınmıyor şerhiyle iade edilmesi ve davacının konuya ilişkin gecikmeli başvurusu sonrası ortaya çıkan uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemeleri borçlanma talebini geçerli kabul ederken, temyiz incelemeleri borçlanma tebligatının usulüne uygun yapılmamış olmasını ve davacının sonraki başvurusunun zamanlamasını borçlanma hakkını etkileyen önemli faktörler olarak değerlendirerek kararları bozmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 29.07.2019 tarihinde yaptığı yurt dışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz olduğunu, 3201 sayılı Kanun'a göre müvekkili Kuruma 30.07.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunan davacıya tebliğe çıkarılan 09.10.2019 tarihli ve 15.217.346 sayılı borçlanma yazısı tebliğ edilmediğinden 21.10.2019 tarihinde davacının adreste tanınmadığı şerhiyle Kuruma iade edildiğini, buna göre ███████ sayılı Genelgenin 4. maddesi uyarınca borcun ödenmesinde üç aylık sürenin başlangıcının davacıya yazının tebliğe çıkarıldığı adresin doğru olduğu tespit cdildiğinden, yazının kurumdan çıkış tarihinden itibaren üç aylık süre içinde ödemesini yapmadığından ve müvekkili Kurumdan yazının kendisine tebliğ edilemediğini beyan ederek tahakkuk cetvelinin yeniden gönderilmesini talep etmediğinden borçlanmasının iptal edildiğini beyanla; davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli kararı ile
    "Davanın kabulü ile
    1-Davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışı sigortalılık sürelerinin borçlanılmasına yönelik talebinin geçerli olduğunun tespitine, aksi yöndeki .... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 13.03.2020 tarihli ve 4531247 sayılı işleminin iptaline" karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. İlk Bozma Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 14.03.2022 tarihli kararı ile "... Somut olayda, davacının 30.07.2019 tarihinde yurtdışı borçlanması talebinde bulunduğu, Kurum tarafından 1040 gün karşılığı 38.206 TL borçlanma bedeli tahakkuk ettirildiği, borç tahakkuk cetvelinin davacının Türkiye’de bildirdiği adresine iadeli taahhütlü yazı ile gönderildiği, 21.10.2019 tarihinde adreste tanınmadığı gerekçesiyle Kuruma iade edildiği, davacı vekilinin Kuruma 17.02.2020 tarihli başvurusunda borçlanma işleminin müracaat tarihindeki mevzuata göre yapılmasını talep ettiği, eldeki davanın 10.07.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
    Borç tahakkuk cetvelinin yer aldığı tebligatın bila tebliğ iade olduğu, davacının tebligat eksikliğinden çok sonra Kuruma 17.02.2020 tarihinde başvurmuş olması karşısında dava tarihi itibariyle borçlanmanın kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma sebebi..." olduğu gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
    B. İlk Derece Mahkemesince Verilen İkinci Karar
    İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli kararı ile önceki kararda direnilerek "davanın kabulü ile
    1-Davacının 30.07.2019 tarihli yurt dışında geçen sigortalılık sürelerinin borçlanılmasına yönelik talebinin geçerli olduğunun tespitine, aksi yöndeki Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 13.03.2020 tarihli ve 4.531.247 sayılı yazısı ile tesis edilen Kurum işleminin iptaline" karar verilmiştir.
    C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Bozma Kararı
    İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurunun 15.05.2024 tarihli kararı ile "... Somut olayda davacının 30.07.2019 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden dilekçesi ile yurt dışında çalışılan ve boşta geçen 1400 günü davalı Kuruma müracaat etmek suretiyle borçlanma talebinde bulunduğu, borçlanma talep dilekçesinde doldurulması zorunlu olan Türkiye adres sütununda ... Mahallesi 34. Sokak No:4 .../Denizli adresini bildirdiği, davalı Kurum tarafından 09.10.2019 tarihli yurt dışı hizmet borçlanması konulu, ekinde borç tahakkuk cetvelinin yer aldığı yazının iadeli taahhütlü olarak davacının borçlanma talep dilekçesinde bildirdiği adresine tebliğe çıkarıldığı ancak adreste tanınmadığından bahisle 21.10.2019 tarihinde Kuruma iade edildiği, davacı vekilinin 17.02.2020 tarihinde davalı Kuruma başvurarak borçlanma işleminin başvuru tarihindeki yasal mevzuat hükümleri doğrultusunda yapılmasını talep ettiği, Kurum tarafından başvurunun 13.03.2020 tarihinde reddedilmesi üzerine 10.07.2020 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
    15. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kuruma borçlanma için başvurulması ve Kurumun başvuruyu cevapsız bırakarak işlem yapmaması hâlinde makul süre içinde dava açılması gerekmekte olup bildirdiği adrese çıkarılan borç tahakkuk cetvelinin yer aldığı tebligatın adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, ancak davacının Kuruma yaptığı başvurunun akibetini araştırmadığı ayrıca davayı da başvuru tarihinden itibaren 3 aylık bekleme süresini takiben 3 aylık makul süre içerisinde açması gerekirken Kurum yazısının tebligat eksikliği nedeniyle iade edilmesinden çok sonra 17.02.2020 tarihinde Kuruma başvurduğu dikkate alındığında borçlanmanın dava tarihi itibariyle kabul edilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile aksi yönde verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
    16. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında tebligat çıkarılan adresin davacının adres kayıt sisteminde kayıtlı olmadığı, borçlanma başvuru dilekçesinde bildirilen yurt dışı adresine tebligatın çıkarılması gerektiği, borç tahakkuk cetveli davacıya tebliğ edilemediğinden üç aylık ödeme süresinin başlamadığı, makul süre yorumu ile sonuca gidilmesinin Anayasal hak olan sosyal güvenlik hakkının kaybına yol açacağı direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    17. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.
    18. O hâlde direnme kararı bozulmalıdır." gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir.
    D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
    İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli kararı ile önceki kararda;
    "Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile
    1-Davacının dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihi olan 10.07.2020 tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında davacının 4/1-b sigortalılık kapsamında ve yine dava tarihinde geçerli ve davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas kazanç miktarı üzerinden yurt dışında geçen sürelerini borçlanabileceğinin tespitine,
    2-Davacının 30.07.2019 tarihli borçlanma başvurusunun geçerli olduğunun tespiti ve Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 13.03.2020 tarihli ve 4.531.247 sayılı yazısı ile tesis edilen aksine Kurum işleminin iptali taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, davanın reddi gerektiğini beyanla karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, meslek hastalığının tespiti istemine ilişkindir.
    Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!