İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden Sözleşme İhlali, Ceza ve Tazminat Talepli Alacak Davasında İhtiyati Haciz Reddine İlişkin İstinaf Kararı
Özet: Davacı, davalının satın alma siparişi sözleşmesi kapsamında ürünleri zamanında teslim etmeyerek günlük %1 cezai şart, Rusyadaki bir sözleşmeden kaynaklı kar kaybı ve ticari itibar zararına yol açtığını belirterek açtığı alacak davasında, borçlunun mal varlığını kaçırma ihtimali nedeniyle hisseleri, menkulleri, üçüncü şahıslardaki alacakları, teminat mektupları, gayrimenkulleri, araçları ve banka hesaplarına teminatsız veya uygun teminatla ihtiyati haciz konulması talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: 16.01.2025 Tarihli ara karar.
NUMARASI
: ███████ Esas
DAVA
: Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 18.03.2024 tarihli "1 sayılı Satın Alma Siparişi" kapsamında "..." ve "..." olmak üzere 150'şer adet ürünün 10.04.2024 tarihinde müvekkiline teslim edilmesi hususunda anlaştıklarını (1 sayılı Satın Alma Siparişi adlı sözleşme), ancak bugüne dek davalı tarafça müvekkili şirkete söz konusu anlaşma kapsamında belirlenen tarih (10.04.2024) uyarınca teslimatların gerçekleşmediğini, bu kapsamda müvekkili şirketin ceza bedeli alacağı doğmuş olup ayrıca müvekkilinin mezkûr anlaşmayla alacağı ürünlerin Rusya'da sözleşmesel ilişkisi olan dava dışı firmaya da teslim edilemediğini, müvekkilinin maddi zararı doğduğunu, bunun yanı sıra müvekkilinin Rusya'da bulunan ve sürekli iş yapmış olduğu firmaya karşı sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirememesi sebebiyle ticari itibar kaybına uğramış olup manevi tazminat talep hakkı doğduğunu, davalı tarafından anlaşma kapsamında alınan ürünlerin bedeli teslimat yapılamaması sebebiyle aylar sonra müvekkiline iade edilmişse de tabiri caizse uzunca bir süre müvekkilinin parasının gasp edildiğini, Taraflar arasında akdedilen "1 sayılı Satın Alma Siparişi" sözleşmesinin 4. maddesi aynen; "Satıcı, Alıcıya işbu satın alma siparişinde belirtilen ve kararlaştırılan tarihte ürünleri belirlenen antrepoda Alıcıya teslim edecektir. Satıcının teslimat tarihinde gecikmesi durumunda, Satıcı Alıcıya günlük %1 (yüzde bir) oranında ceza bedeli ve Alıcının bu gecikmeden doğan zararlarını ödemeyi kabul eder." şeklinde düzenlendiğini, davalıya edimlerini yerine getirmesi ve teslimat tarihinin geçmesi sebebiyle sözleşme gereği ödemesi gereken ceza bedelini ödemesi için Beşiktaş ... Noterliğinin 14.10.2024 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, teslimat tarihi üzerinden yaklaşık 9 ay geçtiği göz önüne alındığında mezkûr madde uyarınca geciken teslimat sebebiyle süresi esas alınarak günlük sözleşme bedelinin %1'i oranında cezai şart bedeline tekabül eden tutarın davalıdan tahsili gerektiğini, müvekkili şirketin, Rusyada yerleşik ... şirketiyle Contract No. ... Date 3.08.2023" sözleşmesini akdetmiş olup sözleşme bedelinin 496.500,00 Euro olduğunu, müvekkili şirketin daha önce davalı şirketle görüşerek söz konusu ürünleri almak üzere şifahi olarak anlaştığını ve bu ürünleri davalıdan temin edeceği garantisiyle Rusya'da ki şirketle sözleşme imzaladığını, müvekkilinin Deliver ... ile yapmış olduğu sözleşme kapsamında bu şirkete satacağı ürünleri davalıdan tedarik edememesi sebebiyle temerrüde düştüğünü, iki sözleşme arasındaki elde edeceği kar bedelinden mahrum kaldığını, dava dışı ... şirketiyle olan ticari ilişkisinin de zarar gördüğünü, sektördeki yeri ve görünümünün de sarsıldığını, bir daha ne dava dışı ... şirketinden ve ne de Rusyada bulunan ve aynı iştigal alanında olan diğer şirketlerden herhangi bir sipariş alamadığını, bu kapsamda müvekkili şirketin ticari şeref, haysiyet, itibar ve ticari ilişkilerinin zedelenmesi sebebiyle 1.500.000-TL manevi tazminat talep etiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; 5.000 Euro ceza bedeli alacağı ile 5.000 Euro mahrum kaldığı kar kaybına ilişkin maddi tazminat alacağının 10.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek 1 yıllık mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami faiz oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yine 1.500.000,00 -TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı şirketin, yapılan tebligatları dahi almadığı gibi adresinde faaliyet dahi göstermediğini, şirketin mal varlığını kaçırmak suretiyle ödeme yapma kabiliyetini ortadan kaldırma ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek, borçlu şirketin ticaret odasındaki hissesine, menkullerine, üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına kurumlar ile şahıslar nezdinde bulunan teminat mektuplarına, gayrimenkullerine, araçlarına ve tüm bankalardaki hesaplarına öncelikle teminatsız aksi halde uygun bir teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 16.01.2025 tarihli ara kararla; "...İİK.nun 258. hükmüne göre de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delileri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından dosyaya sunulan belgelerden yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilemediği, kanaat verici belge sunulamadığı..." gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından tesis edilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, taraflarınca alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmiş olup dosyada mübrez gerekçeler ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli olduğunu, dolayısıyla mahkemenin 16.01.2025 tarihli ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı şirketin mal kaçırma ihtimali bulunduğundan ihtiyati haciz talebinin kabulü gerektiğini, bu husustaki gerekçelerinin mahkeme tarafından incelenmeden genel geçer ifadelerle ihtiyati haciz talebimizin reddine karar verildiğini, bu sebeple mahkemenin 16.01.2025 tarihli haksız ve hukuka aykırı kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı şirketin mal varlığını kaçırmak suretiyle şirketin ödeme yapma kabiliyetini ortadan kaldırma ihtimalinin yüksek olduğunu, somut olayda İİK m. 257 hükmü gereğince ihtiyati haczin tüm şartları oluştuğundan mahkemenin 16.01.2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın hukuka ve usule açıkça aykırı olduğu tartışmasız olduğunu, iş bu istinaf dilekçemizde yer alan hususlar dikkate alınarak mahkemenin 16.01.2025 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisi kapsamında davalının edimini ifa etmemesi nedeniyle, cezai şart, mahrum kalınan kâr mahrumiyeti ve manevi tazminat istemine, istinaf başvurusu ise ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ek karar verilmiş; bu ek karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında, ihtiyati haciz talep eden şirket tarafından borçlu şirket ile imzalanan sözleşme uyarınca davalının 10.04.2024 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiği malları süresinde teslim etmemesi nedeniyle, sözleşme uyarınca davacını cezai şart alacağı, mahrum kaldığı kâr tutarı ile uğradığı itibar kaybı nedeniyle manevi tazminata dayalı talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları, alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Aynı Kanun'un 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Somut olayda davacı yanca sunulan deliller ile davalı yan cevap dilekçesi incelendiğinde, ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamasında değişen delil durumuna göre talep hâlinde geçici koruma niteliğinde olan ihtiyati haciz talebi konusunda her zaman ilk derece mahkemesince değerlendirme yapılıp karar verilebilecektir. İlk derece mahkemesini istinafa konu ara kararında yasaya ve usule aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!