Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, hileli arsa satışı nedeniyle kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit ve ödenmemiş senetlerin iptali davası.
Özet: Davacının, davalının kendisine ait olmayan bir gayrimenkulü hileli hareketlerle satarak kendisini yanılttığı, bu işlem karşılığında 100.000 TL peşinat ve her biri 12.500 TL olan sekiz senetle toplam 200.000 TL ödeme taahhüdünde bulunulduğu, 100.000 TL peşinat ve dört senedin ödenmesiyle 150.000 TL haksız ödeme yapıldığı, gayrimenkulün davalıya ait olmadığını öğrenince kalan dört senedi ödemediği ve bu senetler hakkında icra takibi başlatıldığı iddiasıyla, söz konusu dört senedin iptalini, bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği bir menfi tespit ve istirdat davasıdır.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
K.YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında Büyükçekmece ..... Noterliğinin .... Yevmiye Numaralı , 17.06.2022 Tarihli Muvafakatname İle ; " İstanbul ili, ..... İlçesi ..... köyü, sınırları içerisinde bulunan komisyonun 5 nolu tutanağı ile 22- 2104- 2105- 2106- 25- 24- 23- 22 nolu kordinatları ile yeni haritada .... parsel numarasında kayıtlı bulunan tarla vasfındaki gayrimenkulün, 2 dönüm (2.000 m2) yüzölçümündeki kısmını 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki kanun kapsamında akdi halefim olarak almak isteyen ..... T.C kimlik numuralı ..... isimli kişinin almasına, bu hususta ilgili Milli Emlak Müdürlüğüne ve diğer resmi kurum ve kuruluşlara kendi adına müracaatta bulunmasına muvafakat ederim." tarzında muvafakatname düzenlemek suretiyle müvekkile kendisine ait olmayan ve hatta hiçbir hakkı bulunmayan gayrimenkulü müvekkili hileli hareketler ile yanıltarak sattığını, Bu satış işlemi için davalı müvekkilden toplamda 100.000 tl sözleşme imzalandığında peşin verilmiş , her biri 12.500 tl olmak üzere 8 ayrı senet imzalanarak davalıya teslim edilmiştir. Bu senetlerden 05.07.2022 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet, 05.08.2022 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet, 05.10.2022 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet, 05.11.2022 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet olmak üzere 4 adet senedi müvekkil ödemiş ve senetleri elden teslim almıştır. Bu senetler şu anda müvekkildedir. Toplamda müvekkilden davalı mehmet edip arvas haksız olarak 150.000.00.-TL ödeme yaptığını, 4 adet senedi ise satışı vaadilen gayrimenkulün davalıya ait olmadığını haricen yaptığı araştırmada öğrendiğinden ödemediğini, Hal böyleyken davalının kendisine ait olmayan gayrimenkulü müvekkile sattığı ve kötü niyetli olduğu bu nedenlerle 05.09.2022 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet, 05.12.2022 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet, 05.01.2023 tanzim tarihli 12.500 bedelli senet, 05.02.2023 tanzim tarihli 12.500 bedelli senetlerin iptaline , bu senetlerden dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, Bakırköy .... İcra Dairesinin ..... Esas Sayılı dosyasında davaya konu ödenmeyen senetler haciz takibine konulduğundan; Davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Huzurda görülen dava menfi tespit ve istirdat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre;
"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya her biri 12.500,00 TL bedelli olan 8 adet bono verildiği; davalıya bonolar ile birlikte 100.000,00 TL nakit ödeme yapıldığı; bonolardan 4 tanesinin ödendiği; 4 adet bono bedelinin ise ödenmediği; ödenmeyen bonolar nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespiti, ödenen bedellerin ise iadesi istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır. Kambiyo senedinden kaynaklanan davalarda göreve ilişkin değerlendirme yapılırken senedin düzenlenmesine esas temel hukuki ilişki ve tarafların sıfatına da bakılması gerekmektedir. Somut olayda taraflar gerçek kişi olup tarafların tacir olduğu yönünde herhangi bir iddia ya da bilgi bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki iddia olunan esas uyumazlık taşınmaz satışına ilişkin olup davalının hileli hareketlerde bulunarak davacıyı aldatıp aldatmadığı hususundadır. Davalıya yapılan ödemeler ile bonoların düzenlenmesine esas olan bu ilişki, mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava niteliğinde olmadığından somut uyuşmazlık bakımından mahkememiz görevli değildir. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi'nin E. ████████, K: █████████ sayılı kararı) Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğinden HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı asil ve vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip .....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!