Stajyerlik sonrası fiili çalışma iddiasıyla açılan hizmet tespiti davasında, sigortalılık süresinin belirlenmesine yönelik ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, davalı şirkette staj dönemi sonrası 21.07.2013-21.10.2013 tarihleri arasında fiilen çalışmasına rağmen maaş ve sigorta primlerinin ödenmediğini iddia ederek hizmet tespiti talebinde bulunmuştur. Davalı şirket ise davacının sadece 3308 sayılı kanun kapsamında stajyer olduğunu, iş akdiyle çalışmadığını ve dolayısıyla ücret ödeme veya sigorta prim yatırma yükümlülüğü olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesinin davacının belirli bir süre sigortalı çalıştığına dair kararı, çalışma gün sayısındaki çelişki nedeniyle Yargıtay tarafından bozulmuş, bozma sonrası davacının 90 gün boyunca sigortalı çalıştığı ve günlük 34,05 TL kazançla hizmet tespiti yapılmıştır. Davalı şirket ve SGK, bu son kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna gitmiştir.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete bağlı olan Kanal 24’de 2012-2013 eğitim yılında staj yaptığını, staj dönemi sonrasında 27.07.2013 tarihinde bölüm şefi ... ile yaptığı iş görüşmesi sonrasında 29.07.2013 tarihinde işe başladığını, net maaşının 1.500,00 TL olacağının söylendiğini, Ekim ayı sonlarında iş arkadaşı... ile birlikte sorumlu müdür... ile görüşerek üç aydır maaşlarının verilmediği, sigortalarının yatmadığını söylediklerini, ...’in burada çalışan çoğu kişinin 8 ay maaş almadan çalışıp sonradan kadroya girdiğini söyleyerek işinize geliyorsa kalınız dediğini, bunun üzerine 21.10.2013 tarihinde işten çıkmak zorunda kaldıklarını beyan edip, davalı iş yerinde çalıştığı 21.07.2013-21.10.2013 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespiti ile primlerinin ödenmesini talep ve dava etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... ... ... Kız Meslek Lisesi öğrencisi olduğu dönemde davalı ...Ş.’ye mesleki eğitim için “Stajyer” olarak geldiğini, 3308 sayılı Meslek Eğitim Kanunu’nun kapsamı doğrultusunda da stajyer olarak çalışmaya başlayıp stajını tamamladığını, 3308 sayılı Kanun'un 25. maddesi gereğince davalı Kurumun iş yerinde mesleki “staj” gören davacıya olağan işçi gibi bir ücret ödemek ve onu sigorta kapsamına alıp sigorta kurumuna prim ödemek gibi bir hukuki zorunluluğu bulunmadığını, davacının davalı şirket yetkilileri emrine hasredilmiş bir hizmeti, davalı işveren emir ve direktifleri altında bir çalışması bulunmadığını, davacının çalıştığının kabulü anlamına gelmemekle birlikte dava dilekçesinde bahsedilen kişilerin işveren ve/veya işveren temsilcisi sıfatı bulunmadığını, işçi alma çıkarma, işvereni temsil etme yetkilerinin olmadığını, davacının davalı şirkette staj süresini tamamladığını, hizmet akdi ile çalışması bulunmadığını beyan edip, davanın reddini savunmuştur.
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Hukuk sisteminde geçerli olan “Usul Hükümlerinin Tamamlanmış İşlemleri Etkilememek Kaydıyla Derhal Uygulanırlığı” ilkesi gereğince görülmekte olan davada davalı Kurum SGK Başkanlığının fer’i müdahil sıfatı ile dava ve duruşmalara katılımı yönünde karar verilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69. maddesinin 1. fıkrasındaki “Müdahilinde yer aldığı asıl davada hüküm taraflar hakkında verilir” hükmü doğrultusunda, yargılama sonunda fer’i müdahil olan davalı Kurum SGK Başkanlığı aleyhine hüküm kurulmamasını arz ve talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2021 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... ...'ün, davalı şirket bünyesinde; 21.07.2013-21.10.2013 tarihleri arasında 75 gün ve günlük 34,05.-TLkazançla sigortalı olarak çalıştığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2023 tarihli kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    Bölge Adliye Mahkemesinin 17.05.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının bilirkişi raporu ve Mahkeme gerekçesinde 21.07.2013-21.10.2013 tarihleri arasında çalıştığının kabul edilmesine ve bu sürenin 90 güne tekabül etmesine rağmen, 75 gün üzerinden hizmet tespitine karar verilmesi çelişkilidir. Mahkemece bu husus gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken gerekçesiz ve çelişkili karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davanın kabulü ile davacı ... , davalı şirket bünyesinde; 21.07.2013-21.10.2013 tarihleri arasında 90 gün ve günlük 34,05 TL kazançla sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    1.Davalı şirket vekili
    :
    Tanık anlatımlarına itibar edilemeyeceğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla bozulmasını istemiştir.
    2.Davalı Kurum vekili
    Usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle bozma uçeriğine, tanık beyanlarına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz eden vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!