Ticari ayakkabı satışı karşılığı araç takası anlaşmasında devir yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Ayakkabı üreticisi davacı şirket, davalı tacirin stoktaki ürünleri, aracıyla takas etme teklifi üzerine protokol imzaladıklarını, ancak davalının ayakkabıları almasına rağmen aracın mülkiyetini devretmediğini, borcunu oyalayarak icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı talep ederken; davalı ise aracın kendisine ait olmadığını, üçüncü bir şahsa ait ve kiralık olduğunu, anlaşılan malların eksiksiz teslimi halinde aracı satın alıp davacıya devredeceğini savunmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu █████/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ...... grubu adına orijinal ..... gibi markaların orijinal ayakkabı üretimi ile, ..... markalarının orijinal ayakkabı üretimlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin, gerek benimsediği yönetim prensipleri, gerekse uyduğu uluslararası üretim ve kalite prensipleri ile saygın, muteber ve ülkenin en itibarlı üretim tesislerinden birine sahip olduğunu, üretimini yaptığı firmaların gözettiği bütün uluslararası sertifikalara sahip akredite bir kuruluş olduğunu, davalı ile müvekkili şirket yetkililerinin ayakkabı camiasından tanıştıklarını, davalının üretim ve ihracat fazlası olan veya 2. Kalite olarak üreticilerin elinde bulunan fazla stok malları alıp, satan ve dağıtımını yapan bir tacir olduğunu, 2023 yılının ikinci yarısından bu yana piyasaya olan borçlarından ötürü ticari işlemlerinde vites düşürme yoluna gitmiş bulunan davalının son üç ay içerisinde, müvekkili şirketin stoklarında ürün biriktiğini haber almasıyla birlikte, müvekkili şirketin merkezine gelip, gitmeye başladığını ve müvekkili şirket yetkilileri ile olan ikili ilişkilerini geliştirme gayreti içerisine girdiğini, davalının müvekkili şirket yetkililerine ..... Plakalı 2023 Model ...... araçla müvekkili şirketin stoklarında bulunan ayakkabıların takasını teklif ettiğini, tarafların şifahen takas konusunda anlaşmalarıyla birlikte █████/2024 tarihinde müvekkili şirketin merkezinde tarafların hazır bulunduğu toplantıda irade beyanlarının tekrar edildiğini "Otomobil Satış Protokolü" ile tarafların karşılıklı irade beyanlarının kayıt altına alındığını, söz konusu protokolün toplantıda hazırda bulunan müvekkili şirket yetkilisi ....., tanık sıfatıyla müvekkili şirketin genel müdürü ..... ve davalı ..... tarafından imza altına alındığını, sözleşmeye ek yapılmak üzere davalıdan aracın ruhsat görselinin istendiğini ancak davalının aracın malikini gösteren sayfayı arkaya katlayıp sadece teknik bilgileri görünen kısmının görselini müvekkili şirket yetkililerine gönderdiğini, takip eden süreçte davalı müvekkili şirketten malları almasına rağmen aracın devrini gerçekleştirmediğini, davalının ..... isimli sosyal medya uygulaması üzerinden müvekkili şirket yetkilisi ......'e göndermiş olduğu mesajlarda borcunu ödeyeceğini ifade etmişse de davalının yalnızca müvekkili şirketi oyalama yoluna gittiğini, davalının müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi üzerine Büyükçekmece ..... icra müdürlüğünün ..... esas sayılı icra dosyası kapsamında davalının hileyle zilyetliğine geçirmiş olduğu ayakkabıların karşılığı olarak düzenlenmiş olan eda ..... seri nolu fatura takibe dayanak gösterilmek suretiyle genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrinin kendisine tebliğiyle birlikte takibe kötü niyetle itiraz ettiğini ve takibin durmasına neden olduğunu, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı icra dosyası kapsamında başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini, davalı tarafça vaki itiraz haksız ve kötü niyetli olup, takibi sürüncemede bırakma kastıyla yapıldığını, davalı taraftan olan alacaklarının belirli ve likit olmasına rağmen davalı tarafça haksız ve kötü niyetli şekilde takibe itiraz edildiğini, davalı tarafça vaki itiraz nedeniyle alacaklarının tahsilinin geciktiğini, bu hususta ödenecek gecikme faizi ile telafi edilemeyecek şekilde mağduriyetleri bulunduğunu, bu nedenlerle davalı ......'in, ödeme selahiyeti bulunduğu halde, sırf müvekkilin alacağına kavuşmasını geciktirmek maksadıyla ve kötü niyetle takibe itiraz etmiş olması sebebiyle, alacağımızın başkaca bir teminatla garanti altına alınmamış olması da gözetilerek; davalıya ait bütün menkul ve gayrımenkul malları ile, 3. Şahıslardaki bütün hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalı tarafça Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2024 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ........ ile davacı arasında ..... Plakalı araç karşılığında mal alım sözleşmesi imzalandığını ancak müvekkilinin söz konusu aracın kendisine ait olmadığını, ......'a ait olduğunu, kiralık olduğunu, anlaşılan malların kendisine teslimi halinde ....... firmasından satın alarak davacıya tescilini gerçekleştireceğini belirttiğini, ancak, müvekkilinin gıyabında davacı tarafından hazırlattırılan sözleşmeye, Ruhsat Sahibi kısmına "......" yazdırıldığını, müvekkilinin de söz konusu hususu fark etmeden sözleşmeyi imzaladığını, sonrasında ise; müvekkili ........'in ....... merkez ofisi söz konusu aracı satışa çıkarmadığı için ise aracın tescilini alamadığını, davacının müvekkiline haksız olarak suç isnat etmeye çalıştığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre; sözleşme konusu araç karşılığında; tarafların 14.000 çift (13.000 çift üretimi tamamlanmış ve 1.000 çift de tabanları alıcı tarafından teslim edilecek) ayakkabı karşılığında anlaştıklarını, davacının ise, dava konusu faturadan anlaşılacağı üzere, müvekkiline sadece 1.346 çift ayakkabı teslim ettiğini, müvekkilinin söz konusu 1.346 çift ayakkabıyı aldığını ancak davacının söz konusu ayakkabı fiyatını anlaşılana göre iki kat fiyattan fatura ettiğini, tarafların çifti 250,00 TL den anlaşmış olmalarına rağmen, fazla bedelli fatura kesildiğini, yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılarak, taraflar arasındaki sözleşmeye konu aracın sözleşme tarihindeki fiyatı ile karşılığında anlaşılan toplam ayakkabı miktarına göre hesaplanacak birim fiyattan, teslim edilen dava konusu faturaya konu ayakkabıların toplam bedelinin ne kadar olması gerektiği tespit edilerek belirlenebileceğini, bu durumda haklılığın ortaya çıkacağını, müvekkili ........'in ticaret odasına kayıtlı TTK anlamında bir tacir olmayıp, anılan hususun İTO kayıtları ile sabit olduğu, yargılama sırasında TTK kurallarının uygulanması ve Asliye Hukuk Mahkemesi'ne görevsizlik yönünden anılan hususun değerlendirilmesini, yargılamanın yapılarak neticeten haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nın 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda davalı hakkında ilgili vergi dairesi ve ticaret odasına müzekkere yazılarak tacir araştırması yapılmış olup gelen yazı cevapları doğrultusunda davalının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davanın mutlak ticari dava olmadığı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hukuk davası (nispi ticari dava) niteliğinde de olmadığı, taraflar arasındaki alım satıma konu emtia nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Büyükçekmece Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ......
☪e-imzalıdır.☪
Hakim ......
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!