İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Şube Müdürünün Rekabet Yasağı İhlali, Müşteri Verilerini Aktarması ve Şirket Hattı Kullanımı Nedeniyle Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat Davası.
Özet: Davacı şirket, eski şube müdürü olan davalının, iş akdini feshetmesini takiben iş sözleşmesindeki 6 aylık rekabet yasağını ihlal ederek rakip firmada işe başlaması, ayrılmadan önce şirketin binlerce müşteri verisini kişisel e-postasına göndermesi ve işten ayrıldıktan sonra bile şirkete ait SIM kartını 8 gün boyunca aktif olarak kullanması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TLsinin davalıdan tahsilini talep etmiş; davalı ise görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, davacı iddialarının delilsiz olduğunu ve sözleşmedeki rekabet yasağı maddesinin kendisi için bağlayıcılığının bulunmadığını savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız rekabetten kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, insan kaynakları ve danışmanlık hizmetleri alanında global çapta faaliyet göstermekte olan Müvekkili Şirket’te █████/2021 tarihli belirsiz süreli iş akdiyle işe başladığını, Şube Müdürü (ingilizcesi Branch Manager) olarak çalıştığını, █████/2024 tarihinde herhangi bir neden göstermeksizin kendi isteği ile istifa ettiğini, istifası öncesinde müvekkili şirkete, rakip firmada çalışacağına dair herhangi bir bilgi paylaşmadığını, akabinde 1 hafta içerisinde müvekkili şirketin rakibi olan aynı alanda faaliyet gösteren başka bir insan kaynakları firmasında işe başladığını, bu hususun davalının "..." adlı sosyal medya hesabında yaptığı bildirim sonrası müvekkili şirket tarafından öğrenildiğini, davalının, Müvekkili Şirket'teki şube müdürü görevi ve pozisyonu nedeniyle davalı ile Müvekkili Şirket arasındaki iş sözleşmesinin içinde rekabet yasağına dair hüküm düzenlendiğini, sözleşmeye göre davalının, istifasından itibaren 6 aylık bir süre içerisinde İstanbul içinde doğrudan ya da dolaylı olarak Müvekkili Şirket'in iş sahası veya kendi işleri ile rekabet halinde olan bir şahıs ya da kurumda çalışmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının iş akdini istifa yoluyla sonlandırmasından yaklaşık 1 hafta sonra Müvekkili Şirket ile aynı alanda ve aynı sektörde hizmet ve faaliyet göstermekte olan ve merkezi İstanbul/Şişli'de olan dava dışı ... ... ve/veya diğer grup şirketi ... Seçme ve Yerleştirme Hizmetleri Limited Şirketi firmasında çalışmaya başladığını ve rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğini, Davalı istifa sürecinde Müvekkili Şirket'teki yöneticisine kendisine çalışmaya başladığı süreçte iş için kullanımına verilen ''...'' no'lu simkartın işten ayrıldıktan sonra da kendisinde kalması için teklifte bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından şirketin tüm müşteri/aday/ticari bilgilerinin kayıtlı olduğu numaranın kendisinde kalamayacağı ve teslim edilmesi gerektiği bilgisi verildiğini, ancak davalının iyi niyetten yoksun ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde müvekkili şirket tarafından kendisine teslim edilen araç, bilgisayar ve telefonu teslim ederken simkartı ısrarla teslim etmekten imtina ettiğini, bunun üzerine davalıya hem rekabet yasağından kaynaklanan tazminatın ödenmesi hem de simkartın iadesi için .... Noterliği █████/2024 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarname gönderildiğini, Davalının simkartı müvekkili şirketin rakip firmasında çalışmaya başladığı █████/2024 tarihinden sonra dahi █████/2024 tarihine kadar tam 8 gün kullanmaya devam ettiğini ve sonunda müvekkili şirkete teslim ettiğini, davalının işten ayrıldıktan sonra 8 gün boyunca Müvekkili Şirket'e ait şirket hattından aktif bir şekilde telefon görüşmeleri yaptığını, mesajlaştığını ve internet kullanımı gerçekleştirdiğini, Davalının Müvekkili Şirket'e istifa dilekçesini vermeden 1 ay öncesinde Müvekkili Şirket'in 1000'e yakın özel müşterisinin verilerinin bulunduğu tabloyu ve yine yüzlerce lokal müşterisinin verilerinin olduğu tabloyu şirketin kurumsal e-posta hesabından kendi şahsi e-posta hesabı olan ''.......'' adresine gönderdiğini beyanla; davanın kabulü ile Müvekkili Şirket ile aralarında akdedilmiş iş sözleşmesi içerisinde düzenlenen rekabet yasağı ihlaline dair cezai şart nedeniyle ve haksız rekabet yasağına aykırı müvekkilinin müşteri portföyünü kendi şahsi e-posta hesabına göndermesi ve rakip firmada çalışmaya başladıktan sonra şirket hattını aktif şekilde (telefon görüşmesi, mesajlaşma ve internet kullanımı) kullanmaya devam eden eylemleri nedeniyle bilirkişi marifeti ile hesaplanacak olan zarar ve ziyanın fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, davacı şirketin işbu davada iddialarını ispata yarayan herhangi bir delil sunmadığını, davacı tarafından talep edilen alacağın belirsiz alacak olmadığını, bu nedenle davanın dava şartı noksanlığı sebebi ile usulden reddini talep ettiklerini, 01.06.2021 tarihli sözleşmenin yalnızca son sayfasında müvekkilinin imzasının bulunduğu, davanın dayanağını oluşturan, rekabet maddesinin yer aldığı sözleşmenin "Özel Hükümler" başlıklı 8. maddesinin taraflar yönünden herhangi bir bağlayacılığı bulunmadığını, müvekkilinin iradesini açıkça ortaya koymadığı bir paragraf nedeniyle sorumluluk altına sokulmayacağını, müvekkilinin davacı şirkette şube müdürü olarak çalıştığını, yalnızca ... Şube ...’ındaki müşterilerde oluşabilecek “mavi yaka” işe alım ve bordrolama işini yaptığını, müvekkilinin yapmış olduğu çalışması nedeniyle kendisinin tecrübesi haline gelmiş olan mesleki bilgileri sır kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu beyanla; öncelikle görev yönünden dosyanın ele alınarak görevsizlik kararı verilmesine, akabinde diğer usulü itirazlarının değerlendirilmesine, usule ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Arabuluculuk son tutanak örneği, belirsiz süreli iş sözleşmesi örneği, .... Noterliğinin █████/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname örneği, İTO ve SGK kayıtlarının dosyamız arasında olduğu görülmüştür.GEREKÇE
:Dava; haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nun 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce, yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur.İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır.7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir.Rekabet yasağına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444–447.maddeleri hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler içinde düzenlenmiştir. Her iki kanunda da rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulması ve sınırları özellikle işçinin korunması ilkesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Gerçekten, işçinin çalışma hakkı, rekabet yasağına ilişkin sözleşmelerin yer, süre ve konu itibariyle sınırlandırılmasını gerektirmektedir.İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir.İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. (...Dairemizin önceki kararlarında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonrası dönem bakımından rekabet yasağına ilişkin olarak cezai şart ve tazminat davaları bakımından ticari dava olduğu belirtilmiş ise de; konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla,yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden bu karardan dönülmesi gerektiği anlaşılmıştır. T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi ESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████ 01.06.2021 tarihli içtihadı)Somut olayda; uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Davalı işçinin iş akdinin sonlandığı tarihten 1 hafta sonra dava dışı ... ... ve/veya diğer grup şirketi ... Seçme ve Yerleştirme Hizmetleri Limited Şirketi'nde çalışmaya başladığı ve taraflar arasındaki iş akdinin 'Özel Hükümler' başlıklı 8. madde hükmünün ihlal edildiği iddiasıyla verilen zararların tazminine yönelik taleplerin değerlendirilmesinde iş mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;1-Davanın 6100 Sayılı H.M.K.'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,2-Görevli mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİ olduğuna,3-6100 sayılı H.M.K.'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın İstanbul Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine,4-Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,5-H.M.K.'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzaHakim ...e-imza