İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, eski şirket ortağının şirket fonlarını kötüye kullanması ve yetkisiz harcamalarla şirkete verdiği zararın tazmini davası.
Özet: Mevcut tek ortak davacı, eski ortak davalının, ortaklıkları sürecinde şirket hesabından şahsi ev alımı için 30.000 USD çekmesi, şirket kredi kartını kişisel harcamalar için kullanması, şirket hesabından kendi şahsi hesabına yetkisiz para transferleri yapması, Çindeki 17.000 USD tutarındaki şirket borcunu gizlemesi ve birçok harcama için belge ibraz etmeyerek şirketi zarara uğrattığını iddia etmektedir; bu eylemler sonucunda davalının hisselerini devretmek zorunda kaldığını belirten davacı, davalının kasten ve kusurlu hareketleriyle şirkete verdiği zararların karşılanması amacıyla belirlenen 100.000 TL maddi tazminatın, zararların oluştuğu tarihten itibaren ticari avans faiziyle birlikte şirkete ödenmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBUL8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Maddi TazminatDAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan maddi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin, halihazırda ... Şirketinin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, 2020 yılında müvekkilinin, şirketin eski ortağı ve yetkilisi olan davalı ile şirket kurulmadan evvel adi ortaklık ile ticari faaliyete başladığını, bu ortaklık kapsamında yapılan ilk işten elde edilen gelir ile ... plakalı aracı davalı adına satın aldığını, müvekkili ile davalının, aralarındaki bu adi ortaklığı ticari ortaklığa dönüştürmek adına eşit hisse ve eşit yetki gözeterek ... Şirketi adlı şirketi kurduğunu ve 19.10.2020 tarihinde ticaret siciline tescilini sağladıklarını, şirketin iştigal konusunun, ... makinesi imalatı olup tüm gelirinin USD üzerinden olduğunu, bu sebeple banka hesabının da USD hesabı olduğunu, davalının, 13.12.2021 tarihinde şirket dolar hesabından 30.000,00-USD bozdurup o günün kuruyla 430.000,00-TL'yi kendi adına ev almak amacıyla çektiğini, müvekkilinin kendisine şahsi hesabı üzerinden şirket ortaklık kâr payına mahsuben 123.000,00-TL gönderdiğini, ancak davalı tarafın bu bedeli sonrasında şirkete ve müvekkiline iade etmediğini, davalı tarafın yaptığı harcamalar ve yaşantısının, müvekkilinin dikkatini çekmeye başlayınca müvekkilinin yaptığı incelemelerde şirket hesabından, 3.10.2020-25.4.2022 tarihleri arasında en az 7.916,80-USD nakit çekim yaptığının; yine şirket kartı ile şirket harcaması olamayacak nitelikte 25.11.2020 tarihinde ... isimli işyerinden 105,00-TL'lik; 08.11.2021 tarihinde ...isimli işyerinden 1.561,80-TL'lik; 26.4.2021 tarihinde ... isimli işyerinden 1.198,00-TL'lik; 09.6.2020 tarihinde ...isimli işyerinden 322,50-TL'lik; 08.5.2022 tarihinde ... Makinesş açıklamasıyla 15.600,00 TL'lik; 12.10.2022 tarihinde ... isimli işyerinden 670,00-TL'lik harcamalar yaptığı; yine şirket hesabından kendi şahsi hesabına 10.8.2022-3.10.2022 tarihleri arasında defalarca para gönderdiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin, davalının şirketi zarara uğratan bu para hareketlerini ve harcamalarını fark ettikten sonra ortaklığa son vermek adına davalının şirketteki hissesini kendisine devretmesini ve müdürlük görevini bırakmasını istediğini, davalının da hisse devri karşılığında şirket adına kayıtlı ve devir tarihi itibariyle yaklaşık 600.000,00-TL değerindeki ... plakalı ... aracı istediğini, müvekkilinin, davalının şirkete daha fazla zarar vermemesi adına aracı devretmeyi kabul etmek zorunda kaldığını ve 29.11.2022 tarihinde hissesini devraldığını, müvekkilinin, davalının halen hesaplara erişim yetkisinin bulunduğu bu aşamada, davalının tasarrufta bulunamaması adına şirket hesabında bulunan 1.000.000,00-TL'yi şahsi hesabına aktardığını, davalının, hisse devri öncesi şirketin aktif ve pasiflerine dair yapılan görüşmede, Çin'de bulunan ... Şirketine olan 17.000,00-USD değerinde borcu gizlediğini, bu durumun davalı hisse devrini yaptıktan sonra ...isimli şirketle yapılan görüşmede ortaya çıktığını, bu durumun hisse devri sonrası yapılan ödemeler dekontlar ile sabit olduğunu, hisse devri sonrası yapılan incelemelerde, davalının şirket kredi kartı ile lüks ve şahsi harcamalar yaptığının, şirket adına yaptığını iddia ettiği birçok harcamaya dair fatura ve benzeri tevsik edici belgeyi ibraz etmediğini, şahsi hesabına defalarca para gönderdiği ancak bu aktarımları muhasebeleştirmediği gibi şirket hesabından yapılan bu aktarımları daha sonra faizi ile iade de etmeyerek doğrudan şirketi, dolaylı olarak da müvekkilini zarara uğrattığının anlaşıldığını, yapılan bu tespitlerin, delillerde yer alan hesap hareketlerinden ve kredi kartı harcamalarından açıkça görülmekte olup yapılacak bilirkişi incelemesi ile de sübuta ereceğini, davalının kast ve kusuruyla gerçekleştirdi bu hareketlerle şirketi zarara uğratması kapsamında sorumluluğunun doğduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle davanın sonunda alacağın tahsilinin kısmen veya tamamen mümkün olmaması ihtimaline binaen dava değerince ihtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulü ile davalının şirketi uğrattığı her bir zararın, o günkü tarihli USD kuru üzerinden önce USD'de çevrildikten sonra dava tarihindeki USD kuru üzerinden TL'ye çevrilmek suretiyle ortaya çıkacak toplam zarara istinaden belirleyebildikleri 100.000,00-TL'nin, her bir zararın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsili ile müvekkilinin pay sahibi ve yetkilisi olduğu ... Şirketine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın, müvekkilinin ortak olduğu dönem itibariyle dava dışı şirketi zarara uğrattığından bahisle, kendi adına dava açarak dava sonunda hükmedilecek tazminatın dava dışı şirkete ödenmesini talep ettiğini, somut olayda müvekkilinin, dava açıldığı tarih itibariyle dava dışı şirketin ortağı yahut müdürü sıfatına sahip olmadığını ve üçüncü kişi konumunda olduğunu, varsa zarar iddiasının ancak şirket tarafından talep edilmesinin gerekmekte olduğunu, davacının, şirket adına dava ikame etmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, hisse devri yapmadan önce yapılan genel kurul ile ibra edildiğini, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan ortakların dava hakkını kaldıracağını, diğer ortakların dava haklarının ise ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceğini, altı aylık sürenin hak düşürücü süre olduğunu, müvekkilini ibra eden ve/veya beyannameleri tasdik ederek kamu kurumlarına sevk eden ortağın dava açma hakkından bahsetmenin mümkün olamayacağını ve davacının davasının reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davacı tarafın, şirket kurulmadan önce müvekkili ile önce adi ortaklık ilişkisi içerisinde hareket ettiklerini ve bu ortaklık sırasında elde edilen ilk gelir ile de müvekkili adına ... plakalı aracı aldıklarını ifade etmiş ise de, söz konusu aracın ortaklık tarafından müvekkili üzerine alınan bir araç olmadığını, bu iddianın tamamen gerçek dışı ve kötü niyetli bir iddia olduğunu, bahse konu aracın müvekkilinin şahsi aracı olduğunu, davacı tarafça, müvekkilinin kendi adına ev almak için şirket hesabından 13.12.2021 tarihi itibariyle 430.000,00-TL çektiği ve davacının da şahsi hesabı üzerinden müvekkiline ortaklık kâr payına mahsuben 123.000,00-TL gönderdiği, fakat bu bedellerin iade edilmediği yönündeki beyanlarının da gerçek dışı olduğunu, söz konusu 430.000,00-TL'nin şirket hesabından müvekkiline ödenen kâr payına ilişkin olduğunu, davacı tarafından kendi şahsi hesabından müvekkiline 3 parça halinde ödenen toplam 123.000,00-TL'nin ise kâr payına mahsuben olmayıp, davacının elden müvekkilinden aldığı şahsi borcun ödemesine ilişkin olduğunu, sunulu dekontlara da dikkat edildiği üzere her üç ödemede de "ELDEN" açıklamasının yer almakta olduğunu, yani bahsi geçen 123.000,00-TL'nin kâr payı ödemesi değil; davacının müvekkilinden elden aldığı borcun ödemesine ilişkin olduğunu, davacının, müvekkiline olan borcunun ödemesini dahi kötü niyetli olarak şirket zararı gösterme çabası içerisine girdiğini ve hukuki mesnedi olmayan iddialar ile haksız çıkar sağlamak istemekte olduğunu, aynı şekilde müvekkilinin ev almak için 430.000,00-TL şirketin parasını aldığı iddiasının da gerçek dışı olduğunu, şirketin banka hesapları ve ticari kayıtları incelendiğinde müvekkilinin şirkete bir borcunun olmadığı; hatta her zaman şirketin nakit ihtiyacını kendisinin karşıladığının ve şirketten alacağı olduğunun ortaya çıkacağını, asıl davacı tarafın hukuka aykırı ve hileli işlemlerle hem kamuyu, hem müvekkilini ve hem de ortak oldukları şirketi zarara uğrattığını, davacının bahsettiği ve şirket zararı olarak gösterdiği tüm bu giderlerin, şirket gideri olarak muhasebe kayıtlarına işlendiğini ve bizzat davacının Aksis adlı şahıs şirketinin de muhasebecisi olan ...tarafından ödenecek vergiden düşülmek üzere resmi girişinin de yapıldığını, ayrıca şirketin iddia olunduğu gibi sadece dolar hesabının bulunmamakta ve TL ve diğer döviz cinsinden hesaplarının da bulunmakta olduğunu, hem paraların çekildiği tarihten itibaren ticari faiz talep edilmesi ve hem de USD olarak zarara uğratıldığını iddia ederek dava tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, ticari faizin sadece TL için talep edilecek bir faiz türü olduğunu, yabancı para borçları için ticari faiz talep edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları ile davacıya ve dava dışı şirkete karşı sorumluluk, alacak ve tazminat davası açma hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın önce usulden; aksi halde esastan reddini talep etmiştir.Dava, davacının pay sahibi olduğu ... Şirketinin eski ortağı ve yetkilisi olan davalının şirketi zarara uğrattığından bahisle, zarar miktarının davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkin bulunmaktadır.Mahkememizce ... Şirketinin ticaret sicili kayıtları, ... 27. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tebliğ mazbatası, ... 20. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi, ... 2. Noterliğinin .. yevmiye sayılı ve... tarihli araç satış sözleşmesi, ... 2. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ve ... tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi, █████/2021 tarihli sözleşme, ... plakalı aracın trafik tescil kayıtları ile ruhsatı, faturalar, dekontlar, hesap hareketleri, kredi kartı ekstreleri, arabuluculuk son tutanağı vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir ve ticaret hukuku öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor, ek rapor ve ikinci ek rapor, muhasebe-finans ve ticaret hukuku öğretim üyelerinden oluşan heyetten ön rapor ve rapor temin edilmiştir.Davalı tarafça her ne kadar davacı tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de, dava dilekçesindeki talebin ileri sürülüş şekli ve 6102 sayılı TTK'nın 553 ve 555. maddeleri dikkate alınarak davalı tarafın bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre, eldeki davada davacı tarafça, dava dışı ... Şirketinin, şirketin eski ortağı ve yetkilisi olan davalının kusurlu işlem ve eylemleri nedeniyle zarara uğradığı belirtilerek, uğranılan zararın tazmini ile şirkete ödenmesi talebiyle dava açılmış bulunmaktadır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine 6100 Sayılı HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut uyuşmazlıkta da, dava dışı şirketin davalı tarafından zarara uğratıldığını ispat yükü, bu iddiayı ileri süren davacı tarafa ait bulunmaktadır. Dosya kapsamında toplanan deliller ve temin edilen █████/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile; 430.000,00-TL‘ye ilişkin muhasebe kayıtlarından 184 nolu yevmiye maddesi ile █████/2021 tarihinde davalının 331.50.02 ortaklara borç hesabından düşüldüğü, █████/2021 tarihli ... Bankası hesap özetinden 09:47 ve 09:48 saatlarinde 3 adet EFT işlemi neticesinde toplamda 123.000,00-TL şirket hesabından davalıya EFT yapıldığı, davacı tarafın 123.000,00-TL ödemenin kâr payına mahsuben gönderildiğini; davalı tarafın ise şahsi borca karşılık ödendiğini iddia etmekte olması karşısında, ön raporlarında 123.000,00-TL ödemenin muhasebe kaydının istenmiş olmasına rağmen, taraflarına gönderilmiş olan belgelerde sunulmadığı, dolayısıyla bu ödemenin kâr payı dağıtımına ilişkin olduğu ya da şahsi borca ilişkin ödeme olduğuna dair tespit yapılamadığı, sunulu 131 ortaklardan alacaklar hesabı ya da 331 ortaklara borç hesaplarında da 123.000,00-TL ödemeye dair kayda rastlanılmadığı, █████/2022 tarihli 220 nolu yevmiye kaydında ... namına 1.074.908,79-TL avans kâr payı tahakkuk kaydı yapıldığı, dava dışı şirket ortaklara borçlar hesaplarında 331.50.01 hesap kodu ile davacı, 331.50.02 hesap kodu ile davalı, 331.50.03 hesap kodu ile de ortaklara borçlar TL hesabı adında ayrı bir hesap bulunmakta olduğu, dava dışı şirketçe sunulu cari muavinlerden davalı tarafça şirket hesabından ihtiyaç açıklaması ile şahsi hesabına ödemeler göndererek şirketten para çektiği, ancak █████/2022 tarihi itibariyle şirkete borcu kalmadığı; 236.589,64-TL alacaklı olduğu, dava dışı şirketin hisse devir tarihinde Simos Şirketi'ne borcu değil; 3.030,00-USD alacağı bulunduğu, somut olarak tespit edilebilen █████/2021 tarihli 105.000,00-TL davacı vekilinin itirazında ...’ye ödenen bir tutar olduğunu belirttiği, muhasebe kaydında da 331 ortaklardan alacak hesabında alacak tarafına yazıldığı, dolayısıyla davalıya ödeme olarak değil; davalıya olan borcun artırıldığının görülmekte olduğu, bu nedenle davalıya ödenen bir tutar ise 331 hesabın borcuna yazılarak davalıya olan şirket borcundan mahsup edilmesi gerekirken, davalıya olan şirket borcunun artırıldığı, davacı tarafça noterde ödeme yapıldığı tevsik edilmesi durumunda iddiasının kabul edilebileceği tespit edilmiştir.Söz konusu rapordaki tespitler dikkate alındığında, davalının, dava dışı şirketi zarara uğrattığı söylenemeyecektir. Bu anlamda, davacı tarafça, davacı dışı şirketin, davalı tarafça zarara uğratıldığı hususu ispat edilememiş olup, açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın REDDİNE,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.707,75-TL harçtan mahsubu ile, fazladan yatan 1.092,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,3-Arabuluculuk görüşmelerinde arabulucu olarak atanan ...(1339)'ya yapılan 3.200,00-TL ödemenin suçüstü ödeneğinden karşılandığı anlaşıldığından 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-13'e göre davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı taraflara verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır