Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Başsavcılık itirazı üzerine sanığın eylemini çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs sayarak önceki bozmayı kaldırıp mahkeme hükmünü onadı.
Özet: Yüksek mahkeme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, on altı yaşındaki mağdura yönelik eylemin detaylı incelemesi sonucunda, sanığın doğrudan doğruya çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna elverişli icrai hareketlere başlamasına rağmen dış bir etkenle eylemine son vermek zorunda kaldığı gerekçesiyle cinsel saldırı değil, nitelikli cinsel istismar teşebbüsü olarak kabul edilmesi gerektiği yönündeki itirazını haklı bulmuştur; bu doğrultuda, önceki bozma kararını kaldırarak bölge adliye mahkemesinin kararıyla sanığın nitelikli cinsel istismar teşebbüsü suçundan mahkumiyetinin onanmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.HÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararıİTİRAZNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaİTİRAZA KONU KARAR
: BozmaİTİRAZ EDEN
: Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıYargıtay 9. Ceza Dairesinin, 04.06.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.09.2024 tarihli ve 9-██████████ sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İTİRAZ SEBEPLERİİtiraza konu talebin hukuki vasıflandırmaya yönelik olup, sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüs olduğu ve katılan mağdurun suç tarihi itibariyle on altı yaşı içerisinde olduğu da gözetilmeksizin, eylemin cinsel saldırı olarak değerlendirildiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin 10.04.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanmasına ilişkindir.II. GEREKÇESanık savunması, katılan mağdur anlatımı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay öncesi tanışıklığı bulunmayan ve... isimli işyerinde çırak olarak çalışan katılan mağduru olay günü sabah saatlerinde görerek ustasına olan borcunu ödeyeceğini söyleyip, motorbisikletiyle Çiftlik Mahallesi Belediye Kültür Merkezinin yanındaki Merkez Camii'nin tuvaletine götürerek mağdurun yakasından tutup kabine soktuğu, kapıyı kapatarak katılan mağduru boynundan öptüğü, bağırmaya çalışan mağdura karnına baskı uygulayarak bağırmasını engellediği, bu esnada dilini mağdurun ağzına soktuğu, pantolonunu indirerek cinsel organını mağdura tutturduğu, mağdurun kafasına baskı uygulayarak ve "Ağzına al seni öldürürüm" diyerek cinsel organını mağdurun ağzına alması için çaba sarf ettiği, katılan mağdurun sanığı ittirmek suretiyle engellemeye çalıştığı, sanığın mağduru korkutmak amacıyla cinsel içerikli, işkence, tecavüz ve ölüm içeren videolar izlettirdiği, "Benim istediklerimi yapmazsan sana da böyle yaparım, aileni de öldürürüm" diyerek iki eliyle mağdurun kafasına baskı uygulayarak cinsel organını ağzına sokmaya çalıştığı, akabinde mağdurun pantolonunu indirerek cinsel organına dokunduğu ve kendi cinsel organını mağdurun arka cinsel organına sokmak istediği ve yine cinsel organını mağdurun ağzına almasını istediği esnada kabinlerin birinden öksürme sesi gelince sanığın eylemini nihayete erdiremeyerek sonlandırdığı, katılan mağdurun yüzünü yıkadıktan sonra lavabodan çıkmadan "Yarın saat 09:00'da burada ol, seni alıp götüreceğim, bu sefer annene babana da vermeyeceğim'' dediği şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda, sanığın doğrudan doğruya çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna elverişli icrai hareketlere başlamasına karşın tuvaletteki diğer kabinlerin birinden ses gelince korkarak eylemine son vermek zorundu kaldığından sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüs niteliğinde olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmakla;5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından,kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.III. KARAR1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,2. 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 04.06.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,3.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OYDairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğüm husus sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan verilen hüküm yönünden eylemin çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında olup olmadığına ilişkindir.Katılan mağdurun aşamalardaki beyanları, savunma, doktor raporları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın katılan mağdurun ağzına ve anal bölgesine kendi cinsel organını sokmaya çalıştığı ve katılan mağdurun direnmesi üzerine gerçekleştiremediği olayda sanığın icrai hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkanı bulunduğu halde katılan mağdurun aşılabilir mukavemeti dışında ciddi bir engel neden olmaksızın kendiliğinden sona erdirdiği nazara alındığında, mevcut haliyle sübuta eren eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismara teşebbüs suçundan mahkûmiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bulduğumdan 04.06.2024 tarihli Dairemiz bozma kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı görüşü ile sayın çoğunluğun itiraz kabulü ile kararın onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.