Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde sebze fidesi ticari satış bedelinin gecikmeli ödenmesi ve itirazdan kaynaklanan kazanç kaybı ile ek masrafların tazminat davası.
Özet: Bir sebze fidesi üreticisi olan davacı, davalıya yaptığı ticari satıştan kaynaklanan alacağın gecikmeli ödenmesi ve icra takibine haksız itiraz edilmesi sonucu uğradığı kâr kaybı, artan maliyetler ve fide fiyatlarındaki fahiş farktan doğan, daha önceki icra ve itirazın iptali davalarıyla kısmen tahsil edilen ancak faizle karşılanmayan maddi zararların tazmini talebiyle belirsiz alacak davası açmış; davalı ise alacağın kesinleşmediği gerekçesiyle önceki itirazın iptali davasının bekletici mesele yapılmasını talep ederek yetki itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ...
...
VEKİLLERİ
: Av. ... -...
Av. ... -...
DAVALI
: ... - ...
...
DAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2024
KR.YZL.TARİHİ
: █████/2025
Mahkememize tevzi edilen dosyanın ..., █████/2024 tarihli Yetkisizlik kararı ile mahkememize gönderildiği, dilekçeler aşamasının tamamlandığı anlaşılmakla yukarıda belirtilen esasa kayıt olmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in tebligat adresinde ... unvanıyla ... üretimi ve satışı yaptığını, davalının müvekkilinden 162.192,00-TL tutarlı toptan sebze fidesi aldığını, her iki tarafın da tacir olduğunu, fide satışının ve alımının tarafların ticari faaliyetleri kapsamında yapıldığını, davalının aldığı sebze fideleri toptan veya perakende olarak sattığını, satılıp teslim edilen sebze fidelerinin bedelinin ve ferilerinin ödenmesi için yapılan görüşmeler, whatsapp yazışmalarının ve 06.12.2021 tarihli ihtarnamenin netice vermemesi üzerine davalı hakkında ... Esasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, itirazın iptali talebi ile mahkememizin ... Esasında dava açıldığını, davanın asıl alacak yönünden kabul edildiğini, takipten önce işleyen faizler yönünden ise reddedildiğini, tarafların kararı aleyhlerine olan yönlerden istinaf ettiğini, dosyanın istinaf incelemesinin halen devam ettiğini, icra takip dosyasının çıkarılan hesaba istinaden takibe konu alacak ve ferilerine mahsuben 13.10.2023, 27.10.2023 ve 31.10.2023 tarihli toplam 333.882,00-TL ödemelerle kapatıldığını, ancak sebze fidelerinin davalı tarafa toptan satılıp teslim edildiği tarihteki birim fiyatları ile icra takip dosyasına ödemelerin yapıldığı tarihteki fiyatları arasında fidenin çeşidine göre önemli farkın olduğunu, davalının asıl alacak karşılığı ödediği faiz miktarının sadece 47.713,30-TL olduğunu, fidelerin bedeline ilişkin fatura tarihindeki veriler ile takip dosyasına ödemenin yapıldığı tarihteki tohum fiyatlarının, fide fiyatlarının, girdi maliyetlerinin, satıcı karının birlikte değerlendirilmesi halinde aradaki farkın fahiş olduğunun anlaşılacağını, müvekkilinin ticari faaliyetlerinin aksadığını, davalının müvekkilinin kazanç kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için 32.500,00-TL, takip masrafları dışında ayrıca 25.100,00-TL satış ve yakalama avansı ödemek zorunda kaldığını, davacının söz konusu ödemelerinin 23.10.2023 tarihinden sonraki yakın tarihte iade edildiğini belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak müvekkilinin alacağının zamanında ödenmemesi, başlatılan icra takibine de haksız ve kötü niyetle yapılan itirazla kusurlu olarak alacağın tahsilinin geciktirilmesi, takipte ve davalarda yaptırılan ilave masraflarla verilen maddi zararların, ... Esasında başlatılan ve itiraz edilen takip dosyasına 13.10.2023, 27.10.2023 ve en son 31.10.2023 tarihinde yapılan ödemeler içinde yer alan faizle karşılanması mümkün olmadığından, sebze fidesi üretimi ve satışını ticari olarak yürüten bildirilen şekilde oluşan maddi zararlarının tazmini için başvurulan ara bulucu sürecinden de sonuç alınamadığından davalı aleyhine, TBK.m.112 Hükmü ve Mevzuatımızın sair hükümlerine göre faizle karşılanmayan zararların tazmini istemiyle açılan belirsiz alacak/ maddi tazminat istemli davanın kabulüne, alacağın takip dosyasına toplu ödemenin yapıldığı anlaşılan 27.10.2023 tarihinden itibaren, olmadığı taktirde dava tarihinden itibaren işleyen ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının alacağına konu itirazın iptali davasının henüz kesinleşmediğini, ortada kesin bir alacağın bulunmadığını, itirazın iptali davasında verilecek kararın eldeki davayı etkileyecek olması sebebiyle bekletici mesele yapılması gerektiğini, yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazının kabulü ile ... mahkemelerinin yetkili olduğunun tespitine, mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:
Dava, Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.
Tarafların tacir olduğu ve davacının davalı tarafa fide satışı yaptığı anlaşılmıştır.
... e.sayılı takip dosyası, ... E. Sayılı dosyası halen İstinaf aşamasında olup dosya arasın alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda;
Davacı taraf davalıdan olan alacağını zamanında alamaması sebebi zarara uğradığın ,maliyetlerin arttığını,hukuki yollara başvuruda masraf yaptığını,enflasyon karşısında paranın değer kaybettiğini maddi zararı oluştuğunu iddia ile iş bu davayı açmıştır.
Davcının istemi munzam zararın tahsili istemi niteliğinde olup,
TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile ... zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına almıştır.
... (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda ... (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (...). ... (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.
... (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, ... (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; ... (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun ... (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.
... (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle ... (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, ... (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.
... (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira ... (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak ... (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan ... (munzam) zarardan sorumludur.
... (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının ... (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü ... (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.
... (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.
... (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda ... (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.
... (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça ... (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen ... (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında ... (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan ... zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir.
Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (...).
Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında ... (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden ... (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.
... 29.03.2022 tarih ve ... sayılı ilamında açıklandığı üzere munzam zarar koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, ... zararın genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, davacının geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıaların dosya kapsamında ispat edilemediği ,¸(...)bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı ... (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceğinden, ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 427,60-TL olduğundan, peşin alınan 853,88-TL'nin mahsubu ile bakiye 426,28‬-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısım var ise talep halinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Katip ... Hakim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!