8. Ceza Dairesi, hakkı olmayan yere tecavüz suçunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının ve zararın giderilmesinin değerlendirilmemesi nedeniyle kararı bozmuştur.
Özet: Yargıtay, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun, koşullu bir düşme nedeni olarak objektif şartları bulunduğunda diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiğini belirtirken; somut olayda, hakkı olmayan yere tecavüz suçundan sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin olmamasına rağmen, suçtan doğan zararın miktarının belirlenmemesi, sanığa bu zararı giderip gidermeyeceğinin sorulmaması ve HAGBnin uygulanıp uygulanamayacağının yasal ve yeterli gerekçe ile tartışılmaması gibi eksiklikler nedeniyle yerel mahkemenin mahkumiyet kararının bozulmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ
: Hakkı olmayan yere tecavüzHÜKÜM
: HükümlülükGereği görüşülüp düşünüldü
:Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak:Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında da belirtildiği üzere "sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CYY'nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliği itibariyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisi olduğu" kabul edilmiş;Koşullu bir düşme nedeni oluşturan "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" müessesesi (mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin) objektif koşulların varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce mahkemece değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, öncelikle uygulanacak, koşullarının bulunmadığı veya uygulanmaması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde ise, cezanın kişiselleştirmesine ilişkin diğer hükümlerin uygulanmasının değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.O halde somut olayda; Öncelikle daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın, hakkı olmayan yere tecavüz suçu bakımından katılanın uğradığı zarar belirlenip zararı tamamen giderip gidermeyeceği hususu açıklığa kavuşturulup, gidermesi halinde sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurulup, yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu yasal ve yeterli gerekçe ile tartışılıp, uygulanmaması yönünde bir kanaate ulaşıldığı takdirde, diğer kişiselleştirme ölçütlerinin değerlendirilmesi yoluna gidilmesi gerekirken ve suçtan doğan zararın ne miktar olduğu da saptanıp sanığa sorulmadığı halde ve zararın karşılanması açısından CMK.nun 231/9. madde ve fıkrası hükmünün, sanık hakkında uygulanma olanağı bulunup bulunmadığı da değerlendirilmeden, müştekinin arazisini kullanmamasından doğan zararları karşılamamış bulunmasına dayanarak yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi gereğince istem gibi (BOZULMASINA), 07.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.