Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin karmaşık ticari ilişki ve teminat değişiklikleri kaynaklı kambiyo senedi menfi tespit istinaf kararı.
Özet: Davacılar, davalı tarafından başlatılan kambiyo takibine konu senet borçlusu olmadıklarını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır; dava dilekçesinde, emlak alım satımı üzerine kurulu ticari ilişkide davalıya teminat olarak verilen boş senedin, sonrasında bir aracın teminat gösterilmesi üzerine davalı tarafından yırtıldığı iddia edilmekle birlikte, taraflar arasında çeşitli teminat değişimleri ve devam eden ticari işlemlerin ardından, emlak piyasasındaki düşüş nedeniyle davacının zarar etmesi ve davalının bu zararı kabul etmemesi sonucu davalının icra takibi başlattığı belirtilmiş olup, davacılar mevcut takibin dayanağı olan borcun aslında bulunmadığını savunmaktadır.

T.C.

GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ....
KARAR NO
:...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: ....
NUMARASI
:...
DAVACILAR
:..
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: ..
YAZIM TARİHİ
:....
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacılar ve davalılar vekillerince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
: Davacı vekili, davalı tarafça davacılar aleyhine.... sayılı dosyasıyla kambiyo takibi başlatıldığını, ancak davacıların davalıya herhangi bir borçlu olmadığını, emlakçılık işi yapan davacı ... ve davalı ...'nin .. yılında arsa alım satımı nedeniyle tanıştığını, taraflar arasında davacı ...'un davalıdan .. TL tutarında ödeme aldığına dair...tarihli sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmeye göre taraflar söz konusu taşınmazların davacıya satıldığını, ancak tapusunun davalı ... üzerinde kalacağını, istenildiği takdirde davacıya verileceği yönünde anlaştıklarını, davalının taşınmazların tapusunu üzerine almak istemediğini, bunun sebebinin de devlet memuru olmasından dolayı mal beyanında sıkıntı yaşamamak için davacı üzerinden arazi alım satımı yaparak ticaret yapmak istemesi olduğunu, davalının para verip anlaşılan taşınmazları üzerine almayacak olmasından dolayı davalının talebi üzerine davacı ... tarafından da teminat olarak sadece kendisinin imzaladığı .. keşide tarihli bir adet boş senedin davalıya verildiğini, davacı ... tarafından sözleşmede belirtilen taşınmazların satım işleminin yapıldığını ve davalıya buradan elde edilen gelirin ödenmediğini, elindeki teminat
senedine de güvenerek işlere devam etmek istediğini ve taraflar arasında bu şekilde yeniden ticari ilişkinin devam ettiğini, davalının . yılı ... ayı itibariyle davacının hesaplarına arsa alım satımı için para göndermeye başladığını, .. yılı sonuna kadar davacının şahsen verdiği borç dahil .. TL civarında bir para gönderdiğini, davacının aralarındaki samimiyetten kaynaklı olarak yaptıkları bir sohbet esnasında artık çeklere yeniden hapis cezası geldiğinden dolayı güvenilir olduğunu ve kendisinin de ticaretinde çek alıp verdiğini beyan ettiğini, bunun üzerine davalı tarafta elindeki senetten daha güvenilir olduğundan dolayı aralarındaki ticari ilişkiye devam etmek için davacıdan çek ve ya başka bir teminat vermesini
istediğini, davacının ilk etapta çek vermek istemediğini, o tarihte sahip olduğu babası olan diğer davacı ... adına kayıtlı yaklaşık .. - .. TL değerindeki ...marka aracını teminat olarak vermeyi teklif ettiğini, davalının da kabul etmesi üzerine ... tarihli satış sözleşmesinde söz konusu aracın devrinin davalıya verildiğini ancak aracın davacı tarafından kullanılmaya devam ettiğini, davalı aracın devrini aldığında tanıklar huzurunda davacıya ait..keşide tarihli senedi cebinden çıkartarak yırttığını, davacının da davalının mesleği itibariyle duyduğu güvenden ötürü ve huzurunda senedin yırtılmasından dolayı rahatça davalı ile işlemlerine devam ettiğini, davalı da bu olaydan sonra .. yılı içerisinde davacının hesaplarına
.. TL civarında para gönderildiğini, bunlarla birlikte .. yılının sonunda davalı tarafından davacıya gönderilen rakamın yaklaşık .. TL olduğunu, davacının .. yılına geldiğinde ...köyü mevkiinde bir bağ evi yapıyor olması ve başkaca bir takım işlerden dolayı para lazım olunca aracını satmak istediğini ve aracın kaydının davalı adına olduğundan dolayı onunla görüştüğünü, yapılan görüşme sonucunda davalının yeni bir teminat verilmesi şartıyla bu talebini kabul ettiğini, davacının aracın o tarihteki değeri olan .. TL lik bir adet çekinin teminat olarak verildiğini, bunun üzerine bahsi geçen aracın davalının rızası ile...yevmiye ve .. tarihli araç satış sözleşmesi ile satıldığını, davalı tarafça gönderilen .. TL tutarındaki paraların davacı ... tarafından yaptırılan bağ evinin inşaatında kullandığını ve evin satılması durumunda davalının satış bedelinden karını alacağını gösteren .. tarihli evrak düzenlenerek davalıya verildiğini, davalının yeni almış olduğu teminatlardan sonra yine kendi adına alım/satım işlemleri yapılsın diye bu defa da davacının kardeşi . ... ayından itibaren .. yılının son aylarına kadar peyder peyder paraların gönderildiğini, bu gönderilen paraların da yaklaşık .. TL civarında olduğunu .. yılı ortasından itibaren emlak piyasasındaki düşüş nedeniyle işleri kötü giden davacının artık satım yapamaz olduğunu, bağ evini de yine bu dönemde zararına satmak zorunda kaldığını, bu hususu öğrenen davalının da son dönemlerde kendi adına alım satım yapılan taşınmazlardaki zararları kabul etmek istemediğini ve davalı ile aralarının iyice açıldığını, davacının davalı ile aralarında zamanla oluşan samiyet nedeniyle davalının parasının değerlendirilmesi dışında davalının pek çok özel işinde de ona yardımcı olduğunu, davalının şehir dışına gitmesi gerektiğinde dahi uçak biletlerini bile temin ettiğini, davalının adına taşınmaz alım satımında yanında, davalının önceden sahip olduğu
taşınmazların alım satımında da yardımcı olduğunu, alması gereken emlakçılık komisyonu da dahil aralarında alacak verecek meselesini konuşmak amacıyla davalı ile defalarca görüşmeye çalıştığını ancak her defasında davalının işlerinin yoğunluğunu bahane ederek davacıyı oyaladığını, davalının .. tarihinde tehditten dolayı yaptığı şikayetin hemen akabinde .. tarihinde.. dolandırıcılıktan şikayet ettiğini, elinde bulunan çekin tarih kısmında tahrifat yaparak .. tarihinde çeki bankaya ibraz ettiğini, .. tarihinde davaya konu senetle ilgili ... numaralı icra takip dosyasını açtığını .. tarihinde hem elindeki çekten dolayı ... esas sayılı dosyası ile "karşılıksız çek keşide etmek" suçundan şikayet ettiğini, tüm bu işlemlerin davacılar aleyhine oynan bir oyundan ibaret olduğunu, arsa alım satımı ve diğer işlemlerin davacı ... ile davalı arasında geçmiş olup, davacı ...'ın ne bu olaylar ne de takibe konu senetle bir alakasının bulunmadığını, davalının da savcılığın ..
soruşturma numaralı dosyasında vermiş olduğu.. tarihli ifadesinde bu hususu doğruladığını, ancak asıl borçlu davacının ... yazıldığını, diğer davacı ... 'ın ise kefil olarak gösterildiğini, takibe konu senet üzerindeki davacı ...'a ait olduğu görülen imzaların davacı ...'a ait olmadığını, haksız ve kötüniyetli olan davalıdan asıl alacağın .. sinden aşağı olmamak üzere tazminatın alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı, davalı ...'nin halen .. profesör doktor olarak öğretim üyesi kadrosunda çalıştığını, kendisinin .. yılından itibaren.. nörofizyoloji diploması olan birkaç pediatrik nörologdan birisi olarak hizmet verdiğini, davalının başarılı bir doktor olarak yaşantısını sürdürdüğünü, yıllarca kazanmış olduğu birikimlerini değerlendirmek üzere .. yılında bir arsa alımı sırasında emlakçılık yapan davacı ile tanıştığını davalının bu tanışıklığının sonrasında davacılar tarafından profesyonel şekilde organize kurgulanmış şekilde resmi evrakta sahtecilik yapılmak suretiyle dolandırıldığını, davalının davacılar tarafından dolandırılması nedeniyle ... numaralı dosya ile davacılar hakkında resmi evrakta sahtecilikten soruşturma başlatıldığını, davacılar hakkında davacı tarafından savcılığa başvurulmasından sonra davacılardan ... hakkında...numaralı dosya ile tehdit suçundan dolayı soruşturma açıldığını, davalının yoğun çalışma hayatı içinde bulunduğu stresli çalışma ortamı nedeniyle bütün malvarlığını davacıların kendisini dolandırması nedeniyle kaybettiğini, soruşturmaların halen devam ettiğini, davalının alacağını tahsil edebilmek için . . .. esas sayılı dosya ile tasarrufun iptali davası açıldığını, davaya konu senedin teminat senedi olmadığını, davacıların hiç bir iddialarını kabul etmediklerini, kısmi dava olarak açılamayacağını, davacıların iddialarını yazılı delille ispat etmeleri gerektiğini belirterek davanın reddi ile . . tazminata hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece, bonodaki imzanın aldırılan her iki bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ...'ın eli ürünü olmadığı, mahkememizce .. yerleşik içtihatlarına ve HMK'daki düzenlemelere uygun olarak yaptırılan imza incelemesi ile açıklığa kavuşturulduğu, imza inkarının sahtelik hususunun herkese karşı ileri sürülebilecek itirazlardan olmasına göre bu davacının menfi tespit istemi dosya kapsamıyla subüt bulduğu, davacı ... yönünden davanın ispatlanamadığı ileri sürülen hususların da kabul edilebilir olmadığı, nitekim bu davacı tarafından her ne kadar imzaya itiraz edilmişse de, . . aldırılan raporda, imzaların bu davacının eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, .. raporunda ise senetteki imzaların ...'ın eli ürünü oldukları açıkça tereddütsüz şekilde belirlendiği, senetteki tüm imzaların ...'ın eli ürünü olduğu tespiti karşısında da bu davacının senetteki tüm borçtan asli olarak sorumlu olduğu, yine bononun teminat senedi olduğunu ileri sürülmüşse de, bu hususun yazılı delillerle ispatlanabileceği, bono üzerinde de buna ilişkin bir kaydın bulunmadığı ve yazılı delil ibraz edilmediği, yine davacı tarafça bononun sözleşmeye aykırı doldurulduğu iddia edilmişse de, anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının da yazılı delille ispatı gerektiği, bu yönde bir delil ibraz edilmediği görüldüğünden bu yöndeki iddialarının da kabulü mümkün olmadığı, davacılar vekilince her ne kadar tanık dinletilmesi talebinde bulunulmuşsa da, bu hususların senetle ispat kuralı gereği tanıkla ispatı mümkün olmadığı, bu davacının davasını bu haliyle ispat edemediği, davalı tarafça talil yapılmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, borcun ödenmediği de sabit görüldüğünden, bu davacı yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, öte yandan, İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar veren mahkemenin, borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum edeceği, bunun için icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması gerektiği, her ne kadar davanın davacı ... yönünden reddine karar verilmişse de, mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması, alacaklının alacağını bu sebeple geç alması gibi bir durumun bulunmadığı ve yasal koşulları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmediği, yine her ne kadar dava ... yönünden kabul edilmişse de, bu davacının kötüniyet tazminatına yönelik talebine gelince, İİK'nın 72/4. maddesi gereğince davalının kötüniyetli hareket ettiğine yönelik bir delil bulunmadığından kötüniyetli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, kötüniyet tazminatı yönünden yasada aranan şartlar oluşmadığı, bu tazminata da hükmedilmediği belirtilerek davacı ... Yönünden davanın kabulü ile, ... sayılı dosyasında başlatılan takibe konu alacaktan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafça talep edilen kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacı ... Yönünden davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacılar vekili, ATK raporunda müvekkillerden ... yönünden yapılan incelemede, imzaların “... eli ürünü olmadığı” şeklinde tespit yapılmış, daha öncesinde de alınan . . raporunda da aynı şekilde tespit yapıldığını,
davalı hiçbir hakkı olmadığı halde müvekkilin imzası olmayan bonoyu işleme koyarak müvekkilin taşınmazlarına haciz koymakla zararına sebebiyet verdiğini, bu durumun davalı tarafın bu durumu bildiği halde kullanmasının kötü niyetini açıkça gösterdiğini, müvekkillerden ... yönünden ise davamızın reddine karar verilmişse de . . . . alınan raporda yapılan inceleme sonucunda, senet ön yüzündeki imzaların “... eli ürünü olması kuvvetle muhtemel” olduğu, ... adına atılan imzanın ... tarafından atılıp atılmaması yönünden ve senendin ön yüzü ile arka yüzündeki diğer imzalarından her iki müvekkil tarafından atılıp atılmadığı yönünden de “müspet ya da menfi bir kanaat bildirmek mümkün olmamıştır” şeklinde tespit yapıldığını, davalı tarafça sunulan rapora itiraz dilekçesinde, müvekkil Uğur yönünden yapılan tespite itiraz etmedikleri açıkca belirtildiğini, kesin tespitin söz konusu olmadığı durumlarda ispat yükünün alacaklı tarafta olduğu, alacaklı tarafça yeni bir bilirkişi raporu talep edilmesi gerektiği, alınan rapora itiraz edilmeyip yeni rapor talep edilmezse şüpheli durumun borçlu lehine yorumlanası gerektiği hüküm altına alındığını, davalı alacaklı vekili tarafından dosyaya sunulan rapora itiraz dilekçesinde müvekkil .. yönünden yapılan tespite bir itirazlarının olmadığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen sayın mahkeme tarafından her .. müvekkil yönünden yeniden rapor alınmak üzere dosya ATK ya gönderildiğini, davalı tarafın müvekkil .. yönünden yapılan değerlendirmeye itirazı olmadığı için de .. tarihli raporda müvekkil Uğur yönünden yapılan tespitin bir bağlayıcılığı bulunmadığını, bu halde müvekkil .. yönünden yapılan tespitte kesin olarak imzanın ..’ a ait olduğu tespit edilemediğinden ve davalı alacaklı vekilinin de bu tespite itirazları olmadığından bu hususun Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkil Uğur lehine yorumlanması ATK tarafından hazırlanan raporun da hükme esas alınmaması gerektiğini, davaya konu senet metni incelendiğinde görüleceği üzere, bu senette müvekkil ... senette borçlu olarak, diğer müvekkil ...'ın ise kefil olarak imzası görüldüğünü, müvekkillerden Uğur’un attığı iddia edilen imza bazı Yargıtay kararlarına göre aval olarak kabul edildiğini, müvekkile ait olduğu iddia edilen imza gerek kefalet gerekse aval olarak kabul edilse de, her iki durumda da asıl borca bağlılık söz konusu olduğundan keşideci imzasının
bulunmaması halinde, düzenleyen için aval vermiş olan da senet bedelinden dolayı sorumlu tutulamayacağını, dava dilekçesinde söz konusu bononun teminat amacıyla verildiği belirtilmesine rağmen yerel mahkeme tarafından bu hususun yazılı delille ispatlanması gerektiği belirtilmişse de bononun arka yüzüne bakıldığında, arkada “Bu senet . .’e verilmiştir. Onun dışında kimse kullanamaz.” şeklinde bir not yazıldığını, yazılan bu not .. kararları gereği davaya konusu bononun Teminat senedi olduğunu açıkça gösterdiğini, kaldı ki; taraflar arasında devam... sayılı dosyasının .. tarihli duruşmasında davalı ... beyanında "Bu sahte tapuları bana sanık hastaneye bende teminat olarak bulunan evraklarını almaya gelmeden önce vermişti, kendisi bunları verdikten sonra teminat olarak verdiği çeki ve daha önce vermiş olduğu senedi istemişti, bu olay .. yılında gerçekleşmişti, dedi." şeklinde beyanda bulunduğunu, dolayısıyla söz konusu senedin teminat senedi olduğunu müvekkil Uğur yönünden de davanın kabulü gerektiğini beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili, yerel mahkemece dosyadaki mevcut itirazlara yönelik etkin rapor aldırılmadan hüküm kurulduğunu, her ne kadar gerekçeli kararda ; dosyaya sunulan bilirkişi raporlarından hareketle bonoda yer alan imzaların ...'a ait olmadığına kanaat getirilerek davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmişse de tarafımızca raporda yer alan bu tespitlere karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, hükme esas alınan her iki raporda yapılan mukayeselerin görüntüleri ve sair hususları rapora eklenmediğini, bu görüntüler rapora eklenmediğinden, inceleme konusu imza ile mukayese imzanın başlangıç ve bitiş hareketlerini, orta kısımda yapılan şekil ve ara gramaları itibariyle, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından aralarında uygunluk ve benzerliklerin bulunup bulunmadığı hususu görülmediğini, hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleri ile de desteklenmesi şart olduğunu, mahkemece davacılar aleyhine ... sayılı dosyasında yürütülen davanın sonucu beklenilmeden ve bu dosyanın bekletici mesele yapılmasına ilişkin taleplerimize itibar edilmeden hüküm verilmesinin de hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda yapılan imza incelemesindeki tatbik imzaların ihtilaflı döneme yakın tarihteki asıllarının temin edilerek incelemeye konu edilmesi gerekirken bu hususa önem verilmeden alınan rapor sonucunda hatalı bir şekilde hüküm kurulduğunu, imza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ve bu tarihe yakın döneme ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınması gerektiğini, bonoya dayalı tüm iddiaların HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı belgelerle ispatlanması gerektiğini, ancak davacılar yargılamanın hiçbir aşamasında borçlu bulunmadıkları yönündeki iddialarını ispatlayan hiçbir delili ve işbu delillerle desteklenmiş açıklamayı dosya kapsamına sunamadıklarını, mahkemece ... yönünden davanın kabulü şeklinde verilmiş olan kararı kabul etmediklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, kambiyo takibine dayanak bonodaki imza inkarı ve teminat iddiası nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf edenin sıfatı, ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davalı vekili her ne kadar ceza yargılamasının neticesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de, anılan iddianame incelendiğinde sahte fotokopi şeklindeki tapu senetleriyle kandırıp kendilerine maddi menfaat temin ederek eylemlerine uyan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle dava açıldığı, takip ve dava konusu bononun hile irade fesadına dayalı alındığına yönelik ceza davası bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Davalı tarafın imza incelemesi şekline dair istinaf sebepleri açısında ise, mukayese edilen evrak asıllarının bir kısmı bononun keşide tarihi öncesine ilişkin olup, huzurda da davacıların ıslak imza örnekleri HMK'nın 211. maddesine uygun olarak alındığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
.. bir tür kefalet olmakla beraber, TBK'daki kefaletten farklı sonuçlar içerir. Şahsi bir teminat niteliğinde olduğundan uygulamada avale ‘poliçe kefaleti’ de denilmektedir. Avalin borçlar hukukunda benzeri olan kefaletten farkları ise şu şekilde sıralanabilir; Öncelikle, aval poliçe veya alonj üzerine yazılan bir kambiyo taahhüdüdür. Kefaletin ise yazılı olması gerekir, ayrıca senetten ayrı bir kâğıda da yazılabilir. Kefalette asıl borçlu borçtan sorumlu değilse, kefil de borçtan sorumlu olmaz. Ancak aval verenin sorumluluğu poliçeden doğar; bu nedenle lehine aval verilen kimsenin kişisel def’ilerini ileri sürme şansı yoktur. Aval, şekil bakımından asıl borca tabi olup, maddi yönden ise tamamen bağımsızdır. Dolayısıyla imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca, senette ehliyetsiz ya da sahte imzaların senet üzerinde bulunması durumunda dahi diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Aval verenin sorumluluğu kefalettekinin aksine ikincil değil, müteselsil sorumluluktur (TTK m.702,724). Davacı vekili, keşideci imzasının sahteliği sabit ise avalist yönünden de sorumluluğun ortadan kalkacağını ileri sürmüşse de, TTK'nın 702/2 maddesi gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir nedenden dolayı geçersiz olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerli olacağından, şeklen görünüştü keşideci imzası olduğundan avalist olan diğer davacının taahhüdünün imzaların istiklali ilkesi gereğince geçerli olduğu açık olup, bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.
Davacı vekili, davalı tarafın .. . gelen rapora itirazının olmadığı halde yerel mahkemenin re'sen yeni rapor aldırmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüşse de, HMK'nın 281/2 maddesi gereğince rapordaki eksikliğin ya da belirsizliğin mahkemece re'sen tamamlattırılması mümkün olup, ihtimale dayalı muallak rapor uyarınca yeni bir rapor aldırılmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki, ... açısından kuvvetle muhtemel eli ürünü olduğuna ilişkin . .. raporuna itirazın olmadığı yönündeki davalı beyanı, imzanın davacıya ait olmadığı olgusunun benimsendiği anlamına gelmez. Dolayısıyla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerine itibar olunmamıştır.
Davacı vekili teminat iddiası açısından, bononun arka yüzünde “Bu senet . .’e verilmiştir. Onun dışında kimse kullanamaz.” şeklinde bir not yazıldığını, bunun da teminat senedi iddiasını doğruladığını savunmuşsa da, anılan ibarenin sabit olması ihtimalinde uyuşmazlık konusu bono nama yazılı hale gelecektir. Ancak kayıtsız şartsız para borcu unsuruna etki edecek bir kayıt ya da ifade içermemektedir. Eş söyleyişle, istinafında belirtilen işbu ibare menfi emre kaydı niteliğindedir.
Ancak, keşideci ... açısından imzanın sahteliği sabit olduğundan, özellikle..tarihli ATK raporunda açık ve net bir şekilde imzanın davacı keşideci ...'a ait olmadığı hususu ortaya konulduğundan, dahası asıl olan bononun keşideci ve avalist ile lehtar huzurunda atılması olup, sahte imza karşısında davalının kötü niyeti sabit olacağından zira imzanın davacı ...'a ait olmadığını davalının bilebilecek durumda olduğu gözetilerek kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmesi doğru değilse de, anılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu yönden kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-) 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 68.310,00 TL istinaf harcından peşin alınan 17.077,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232,50 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan 40,00 TL istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından karşı taraf yararına ayrıca vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
B-) Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
.... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davacılar vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcı 427,60 TL'nin istek halinde iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
4-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından ayrıca vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
C-) HMK'nın 353/1-b.(2) maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davacı ... Yönünden,
Davanın kabulü ile....Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe konu alacaktan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Asıl alacak tutarı .. TL üzerinden .. nispetinde hesaplanan .... TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
2-Davacı ... Yönünden,
Davanın reddine,
Davalı tarafın tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 68.310,00- TL nispi harçtan peşin alınan 17.248,28 TL harcın mahsubu ile eksik 51.061,72-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafın peşin yatırdığı 17.248,28 TL harcın yargılama giderlerine katılmaksızın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
5-Davacı tarafın yaptığı toplam 308,95- TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 154,47-TL'sinin davalıdan alınarak davacı ...'a, bakiye kısmın davacı ... üzerinde bırakılmasına,
6-Davalının yaptığı toplam 3.370,00- TL yargılama giderinin kabul-red oranına göre hesaplanan 1.685,00-TL'sinin davacı ...'tan alınarak davalı verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
7-a)Davanın kabul edilen kısmı bakımından AAÜT'ye göre 152.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
b)Davanın reddedilen kısmı bakımından AAÜT'ye göre 152.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak davalıya verilmesine,
8-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
9-HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara Dairemizce tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir..
.
.. *
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
NOT
: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!