Ticari Satımdan Kaynaklanan İstirdat Davasında, Trafik Kazası Sonrası Alkol Raporu Eksikliği İddiasıyla Haksız Rücu ve Cebri İcra Tehdidiyle Yapılan Ödemenin İadesi Talebi
Özet: Bir trafik kazası sonrası, kanında alkol olduğu iddiasıyla sigorta şirketinin rücu talebi üzerine cebri icra tehdidi altında 81.517,00 TL ödeme yapan davacı sürücünün, hastane raporuyla alkol bulunmadığı tespit edildiği ve rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle bu ödemenin haksız zenginleşme kapsamında iadesini talep ettiği istirdat davasında, davalı sigorta şirketi ise sürücünün alkol raporunu iletmediğini, rücu işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak dava şartı yokluğu ve zamanaşımı itirazlarıyla davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "
"01.10.2023 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın da bulunduğu, birden fazla aracın karıştığı bir trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kaza sonucu oluşan zarar müvekkil ...'a Kanında alkol olduğu iddası ile rücu edilmiştir. Bu kaza akabinde müvekkile ... 21.icra Dairesi...E. Sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi yapılarak açılan rücu dosyasına istinaden; Süresinde itiraz etmeyi geçikmiştir, █████/2024 tarihinde; cebri icra tehdidi altında 81.517,00 tl ödeme yapılmıştır. Rücu sebebi olarak kazada müvekkil ...’ın alkol raporu eksik olması sebep gösterilmiştir. Ancak;sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekir. Huzurdaki davada ; Karayolları Trafik Kanunu Rücuya tabi hususlardan hiçbiri gerçekleşmemiştir. Araçta 2 yetişkin 2 çocuk maksimum 240 kğ bulunmaktadır. Yine Müvekkilin ehliyeti 2028 yılına kadar geçerli bir ehliyettir. Hususi binek otomobilini bizzat kendisi ailesiyle evine gitmek için kullanmaktadır. Alkol olmadığı Hastane raporu ile tespitlidir. Takibin kesinleşmesi ile mallarının haczedilmesi tehlikesi altında bulunan müvekkil cebri icra tehdidi altında dosyaya ödeme yapmış olup işbu ödenen tutarın geri iadesinin sağlanması için huzurdaki davanın ikame edilmesi zarureti hasıl olmuştur.
Davamızın kabulü ile Cebri icra tehdidi ile davalıya haksız olarak ödenen; 81.517,00 TL' nin 29,04,2024 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilime ödenmesine,
-davalının asıl takip ve dava konusu alacağın %20’sinden aşağı olmayacak üzere Kötüniyet Tazminatına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle;
"Davacı taraf HMK m. 121 gereğince, delilleri tarafımıza tebliğ etmemiştir. Delillerin tarafımıza tebliğinden sonra esas hakkında beyanda bulunma ve karşı delil sunma hakkımızı mahfuz tutuyoruz. Davacının HMK madde 194 gereğince; dayandığı deliller ile hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmesi zorunludur. Bu sebeple davacının dava dilekçesinde göstermiş olduğu delilleri somutlaştırmasını talep ederiz.
Uyuşmazlığa konu kazaya karışan ... plakalı araç müvekkil şirket tarafından ... numaralı ve 04.04.2023-2024 vadeli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alınmıştır. Huzurdaki dava konusu kaza 01.10.2023 tarihinde meydana gelmiştir. Hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle beraber, kaza tarihi itibariyle ZMM poliçe limitleri maddi hasar araç başına 120.000,00 TL'dir. Müvekkil şirketin sorumluluğu her şekilde sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olacaktır. Yukarıda açıkladığımız itiraz saklı kalmak kaydı ile huzurdaki uyuşmazlığa konu hasarın ihbarına istinaden müvekkil şirket nezdinde hasar dosyası açılmış olup hasarın maddi boyutunun tespiti için ekspertiz atanmıştır. Ekspertiz raporuna istinaden müvekkil şirket tarafından dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın onarımı için toplam 62.000,00 TL maddi hasar ödemesi yapılmıştır. Davacı huzurdaki davayı ikame etmeden önce müvekkil şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmamıştır. bu sebeple huzurdaki başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddini talep ederiz. Müvekkil şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için kaza tarihinden itibaren 2 yıl içinde yasal haklarını kullanmalıdır. Bu sebeple zamanaşımı bakımından da itirazlarımızı sunmaktayız.
Davacının avans faizi talebi yerinde olmayıp reddi gerekmektedir.
Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddi gerekmektedir. Zira davacı, müvekkil şirketin tüm taleplerine rağmen alkol raporunu iletmemiştir. Bu sebeple müvekkil şirket tarafından yapılan rücu işlemi hukuka uygundur.
Öncelikle huzurdaki davanın usulden reddine,
Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise yine izah olunan nedenlerle davanın esastan reddine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline
karar verilmesini.." savunmuştur.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
Davanın TTK'nın 5/A. maddesi uyarınca dava şartı olarak öngörülen arabuluculuk kapsamında olduğunun, arabuluculuk son tutanağının bir örneğinin dosyaya sunulmuş olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davacı tarafın bulunduğu Vergi Dairesi ve Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak tarafların tacir kaydının bulunup bulunmadığıınn, mükellefiyet bilgilerinin, hangi usulde vergilendirildiğinin, hangi usulde defter tuttuğunun ve TTK’nın 12 ile VUK’un 177. maddesi uyarınca (1. Fıkra 1 ve 3 nolu bentteki limitlerin yarısını, 2 nolu bentteki limitin tamamını aşıp aşmadığı) tacir sayılıp sayılmadığı hususlarının sorulması istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davalı ...xa Sigorta A.Ş'ye müzekkere yazılarak ... nolu hasar dosyası ve ... nolu rücu dosyaları ve █████/2023 tarihli kazada ... plakalı aracın karıştığı kazaya ilişkin var ise hasar dosyası, tramer kaydı, sigorta poliçe bilgilerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
... 21. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen █████/2024 tarihli süre uzatım dilekçesi üzerine dosya incelenerek davalı vekilinin vermiş olduğu dilekçe yasal süresi içinde ise davalının cevap süresinin HMK.m.317/2 hükmü gereğince cevap süresinin bitiminden itibaren iki hafta uzatılmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı karşı araç malikine ZMSS kapsamında yapılan ödeme nedeniyle, davacı sigortalının alkollü olduğunda bahisle yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacının ödediği bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (TKHK) Amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. Tanımlar başlıklı 3. maddesi (1) sağlayıcı; Kamu Tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan yada hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, (k) Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi (1) Tüketici İşlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi" düzenlemeleri bulunmaktadır. Ayrıca 6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.
İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Dava, davacı sigortalı (ZMSS) araç işletenine karşı, araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği iddiasıyla -dava dışı karşı araç malikine ZMSS kapsamında yapılan ödeme nedeniyle rücuen tahsil amacıyla- davalı sigortacı tarafından yürütülen icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir... Somut olayda; davacı sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasında kurulan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine ilişkin sözleşme TKHK’nin 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemidir. Açıklanan nedenlerle HMK'nin 1. maddesine göre görev hususu kamu düzenine ilişkin ve aynı yasanın 114/1-c maddesi uyarınca ayrıca dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 115. maddesi uyarınca da her aşamada mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması zorunluluğu bulunduğu da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır...".
Tüm dosya kapsamından; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı karşı araç malikine ZMSS kapsamında yapılan ödeme nedeniyle, davacı sigortalının alkollü olduğunda bahisle yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacının ödediği bedelin istirdadı istemine ilişkin olduğu, mahkememizce davacı hakkında tacir esnaf araştırması yapılması için müzekkereler yazıldığı, gelen müzekkere cevapları uyarınca davacının tacir olmadığının anlaşıldığı, dava konusu davacıya ait aracın ticari araç olmadığı, hususi araç olduğu, davalı sigorta şirketinin ise davacı sigortalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu, uyuşmazlığın davacı sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasında kurulan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine ilişkin TKHK’nin 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemi olan sözleşmeden kaynaklandığı, davacının tacir olmayıp, 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketici olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın, anılan Kanunun 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca, tüketici mahkemesi tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği kanaati ile, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK 20 mad. gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağı hususunun gerekçeli kararın tebliği suretiyle ihtarına,
3- 6100 sayılı HMK'nın 331/2. Maddesi uyarınca davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
4-Sair hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı karar verildi. █████/2025
Katip
¸E-imzalıdır
Hakim
¸E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!