Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve tazminat davasında, iş sahibinin ayıp ihbarı ve geç teslim iddialarını ispatlayamamasına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepli uyuşmazlıkta, yüklenicinin ödenmeyen iş bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile iş sahibinin ayıplı ve geç teslimat iddialarıyla açtığı karşı davanın ilk derece mahkemesince davalının tek taraflı kalite kontrol raporları ve yetersiz ayıp bildirimleri nedeniyle reddedilmesi üzerine, istinaf mahkemesi iş sahibinin ürünlerdeki ayıp iddialarını ve süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yeterli delillerle ispatlayamaması nedeniyle yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararBİRLEŞEN DOSYA AÇISINDANDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
: Asıl davada davacı vekili, müvekillerinin piyasadan kumaş temin ederek boyama işlemlerini yaptığı ve davalıya teslim ettiğini, davalının borcunu ödemediğini açılan icra takibinede haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı vekili, davacının iddası gibi siparişin sadece kumaş temini ve boyanması olmadığını davacının sözleşme gereği tişört üretimi ve yurt dışı adresine gönderilmesi üzerine anlaştıklarını, ön avansın ödendiğini, davacının ürünleri geç teslim ettiğini ve ayıplı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, taraflar arasında eser sözleşmesi gereği davalı firmaya belirli şekil ve kalitede yazlık bayan t-shirt üretilmesi ve müvekkili firmanın müşterisi Fransa menşeili ... isimli firmanın yurt dışı adresine gönderilmesi için anlaşmaya varıldığını, ürünlerde ayıpların olduğunu belirterek şimdilik 20.000TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanmış yazılı bir sözleşme ya da kabul edilen bir sipariş formu bulunmamakla birlikte, davacı tarafından teslim edilen ürünlerin sözleşme bedeli konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalı tarafın söz konusu kumaşlardaki ayıpların yükleniciye bildirilmeden ürünlerin eksik ve defolu şekilde sevk edilmesinin sonucu olarak zarara uğradığını iddia ettiği, davalı tarafça sunulan kalite kontrol raporlarının davalı firmanın onayıyla düzenlenmediği ve davacı tarafından tek taraflı olarak oluşturulduğu, bu raporların ayıp bildirimi olarak kabul edilemeyeceği, ayrıca dava konusu ürünlerin sevkiyat öncesinde davalı firma tarafından onaylanarak gönderildiği, dolayısıyla davalı tarafın ürünlerin yurtdışına sevk edilmeden önce yapılan kalite kontrolünün eksik olduğunu ileri sürerek zarar talepleriyle karşı dava açmasının geçerli olmadığı gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.Davalı-birleşen davada davacı vekili istinafında, davacının özen yükümlülüğüne aykırı davranarak geç ve kusurlu ifada bulunduğunu, kendilerinin müşterilerine gecikme cezası ödemek zorunda kaldıklarını, 903 adet kullanılamaz durumda olan tişörtteki kusur ve ayıpların diğerlerinde de bulunduğunu ve iade edilenlerin nakliyesini karşıladıklarını, diğerlerinin ise tamir edildiğini ancak kendilerinin zarara uğradığını, ayıp ihbarında bulunduklarını ve son olarak ihbar mahiyetinde 28.05.2018 tarihli iade faturası gönderdiklerini, ayıp ihbarının şekle tabi olmadığını ve mahkeme kararının hatalı olduğunu, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı yüklenici, asıl davada davalı-birleşen davada davacı iş sahibidir.Asıl davada davacı yüklenici i̇ş bedeli alacağı nedeniyle yaptığı icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiş, davalı birleşen dava davacısı ise geç ve ayıplı teslim iddiası ile asıl davanın reddi ile birleşen davadaki tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Mahkemece asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki anlaşmazlık, söz konusu ürünlerin ayıplı imal edilip edilmedikleri, eğer ayıplı iseler buna ilişkin süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı ile geç teslimin varlığına ilişkindir.Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi yapıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Davalı iş sahibi, işin bir kısmının ayıplı olduğunu savunmuştur. Birleşen davada ise davacı sıfatıyla yer alan iş sahibinin, ayıbın varlığını ve ayıp ihbarı yükümlülüğünü süresinde yerine getirdiğini ispat etmesi gerekmektedir. Ancak dosya kapsamına göre, davalı asıl davada bu savunmasını, birleşen davada ise bu iddiasını (ayıbın varlığı ve ihbarın süresinde olduğu) ispatlamaya yeterli herhangi bir delil sunamamıştır.Nitekim, davacı taraf her ne kadar ayıp ihbarına ilişkin olarak bir iade faturasından bahsetmişse de, söz konusu iade faturasının teslimden yaklaşık 2,5 ay sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ürünlerin tamamı üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi gerektiği hususu ihtilaf dışı olmakla birlikte; ayıbın varlığı dosya kapsamından ispatlanamamış ancak bilirkişilerce, ürünlerin sadece fotoğrafları ve mevcut raporlar üzerinden yapılan incelemede açık ayıp bulunduğu belirtilmiştir. Bu durumda dahi ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece birleşen davada ayıp nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur.Öte yandan, birleşen davada davacı tarafın, davalının ürün tesliminde geciktiğine ilişkin iddiasının incelenmesinde; taraflar arasında sözlü bir akdi ilişki bulunduğu, ürünlerin teslim tarihinin dosya kapsamına göre kesin olarak tespit edilemediği ve bu nedenle teslimde gecikme iddiasının da yasal delillerle ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, mahkemece söz konusu talebe yönelik birleşen davanın reddine ilişkin gerekçe de yerinde görülmekle davalı-birleşen davada davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-birleşen davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-birleşen davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Asıl dava için alınması gereken 9.620,89 TL nisbi istinaf karar harcından davalı-birleşen davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.405,22 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.215,67 TL harcın davalı-birleşen davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Birleşen dava için alınması gereken 615,40 maktu istinaf karar harcından davalı-birleşen davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalı-birleşen davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı-birleşen davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.