İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan infilak hasarı sonrası munzam zarar ve enflasyon kaybı talepli tazminat davası.
Özet: Davacı bir şirketin, süresi dolan sigorta poliçesinin yenilendiğini ve patlama sonucu oluşan hasarın ödenmesi gerektiğini iddia ederek, davalı sigorta şirketinden, poliçe ilişkisinin varlığını onaylayan önceki bir bilirkişi raporuna rağmen tazminatı ödemeyi reddetmesi nedeniyle oluşan enflasyon kaynaklı ek zararlarının (munzam zarar) tahsilini talep ettiği; davalı ise hasar anında poliçenin sona erdiğini, yenileme anlaşması yapılmadığını ve poliçe ilişkisinin kesinleşmediğini savunarak davanın reddini istediği bir uyuşmazlıktır.

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA VE TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait "..."da faaliyet gösteren fabrika ...A.Ş. aracılığıyla, 20.11.2018 yılından bu yana davalı ... A.Ş.'ne 5 yıl boyunca aralıksız sigortalatıldığını ve halen de sigorta örtüsü altında bulunduğunu, 20.11.2022 tarihinde sigortalanan yerde İNFİLAK hasarı meydana geldiğini ve dolayısıyla hasar gerçekleştiğini, hasarın tatil günü mevcut poliçenin bittiği ve yeni sözleşmenin kurulduğu gün saat 19:00 da gerçekleştiğini,
Pazartesi günü itibarı ile yani 21.11.2022 tarihinde ...aracılığı ile ... Sigortadan hem yenilenen poliçe talep edilmiş hem de oluşan hasarın ihbarının Sigorta Şirketine yapıldığını, ancak ... Sigorta Şirketi tarafından hasar ödenmek istenmediğini ve poliçe ilişkisinin de inkar edildiğini, bu nedenle taraflarınca ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile sigorta tazminatı talepli dava ikame edildiğini, anılan dosyada poliçe ilişkisinin varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapıldığını, ve alınan 06.09.2024 tarihli bilirkişi raporu uyarınca taraflar arasındaki sigorta poliçesinin varlığının ispat olunduğunu ve kesinleştğini, TTK'nın 1430. Maddesinin göre: "sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar", TTK'nın 1430. Maddesinin göre: "Sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür",TTK'nın 1431/1. Maddesinin "Sigorta priminin poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir", TTK'nın "sigorta poliçesi verme yükümlülüğü" başlıklı 1424. Maddesisin c bendinin "Sigortacı: sigorta sözleşmesi kendisi veya acentesi tarafından yapılmışsa, sözleşmenin yapılmasından itibaren 24 saat, diğer hallerde 15 gün içinde, yetkililerce imzalanmış bir poliçeyi sigorta ettirene vermekle yükümlüdür. şeklinde olduğunu, Müvekkilinin riziko bildirimini davalı sigorta şirketine gecikmeksizin derhal yaptığını, müvekkilinin kendi sigorta ilişkinden kaynaklı tüm yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına rağmen rizikonun gerçekleştiği tarihten bu yana davalı sigorta şirketi sorumluluğunda olan zarar bedellerinin müvekkili şirkete ödememek için sürekli farklı bahaneler ile sorumluluktan sıyrılma gayreti gösterildiğini, müvekkilinin munzam zararının tespiti bakımından ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasının sonucunun işbu dava bakımından bekletici mesele yapılmasını,
... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas sayılı dosyasından verilen kararın kesinleşmesine müteakip müvekkilinin uğramış olduğu munzam zararın, Türk Lirası'nın enflasyon karşısında uğradığı kayıp gözetilerek müvekkilinin zararının tespiti yönünden dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine ve müvekkilin zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve sonradan artırılmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL (beşyüzTürkLirası) munzam zararın, bilirkişi marifetiyle yapılacak hesaplamadan sonra artırılmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkile ödenmesine,
Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle derdestlik ve belirsiz alacak davası açılamayacağı yönünde usuli itirazlarının bulunduğunu, davanın öncelikle bu nedenlerle reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak ise; Dava dilekçesi ve ekli deliller incelendiğinde de görüleceği üzere davacı tarafından munzam zarar iddialarını destekleyen hiçbir bilgi ve belgeye dilekçelerinde yer verilmediğğini, dava konusu yangın hadisesi nedeniyle doğan davacının tazminat talebinin, müvekkili sigorta şirketi tarafından “şirket nezdinde tanzim edilmiş, yangın tarih ve saatini kapsayan sigorta poliçesi bulunmadığı” iddiası ile reddedildiğini, hadisenin meydana geldiği tarihte sigorta poliçesinin vadesinin sona erdiğini, öncesinde ise taraflar arasında poliçenin yeni dönemde yenilenip yenilenmeyeceğine, yenilenecekse hangi şartlarla yenileneceğine ilişkin yapılan müzakereler sonucu mutabakata varılamadığını, hasar tarihi itibariyle poliçe yenilemesinin yapılamadığını, bu hususta davacı iddialarını destekleyen ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığını, taraflar arasında ... 18.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...E. Sayılı dosyasından görülen davanın halen derdest olduğunu, Davacının dava dilekçesinde yer alan “... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasında alınan 06.09.2024 tarihli bilirkişi raporu uyarınca taraflar arasındaki sigorta poliçesinin varlığı ispat olunmuş ve kesinleşmiştir” şeklinde ki beyanın kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin davacının iddialarının kesinleştiği anlamında yorumlanamayacağını, dava dilekçesinde munzam zarar iddialarına dayanak olarak “…müvekkilin alacağı meblağ enflasyon karşısında değer kaybetmiş adeta para erimiştir. Müvekkilin söz konusu dosyadan ödemeleri aldığı gün itibariyle parasının enflasyon karşısında ne kadar değer kaybettiği tarafımızca şu aşamada bilinmemektedir” şeklinde iddialara yer verilmekle yetinildiğini, davacının iddiasını somut ve açık delillerle ispat etmesinin gerektiğini, bu hususta emsal Yüksek Mahkeme kararlarının da iddialarını destekler mahiyette olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın öncelikle derdestlik itirazları kapsamında reddine, davanın derdestlik itiraları kapsamında reddedilmemesi halinde davanın ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosya ile birleştirilmesine, davanın esasına girilmesi halinde ise haksız ve hukuki temelleri bulunmayan davanın esastan reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Sigorta poliçesi, hasar dosyası, ... 18 ATM ... E sayılı dosyası, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ KABUL VE GEREKÇE:
Davacı tarafından açılan dava Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat Davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; Davacının munzam zararı bulunup bulunmadığı hususlarındadır.
...18 ATM ... E sayılı dosyasının son celsesinde davacının davasının reddine ilişkin kısa karar verildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin....esas, ...karar sayılı kararında; "...Munzam zarar alacaklısı; öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını; bu alacağının geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüd faizi ile karşılanmayan zararını ve miktarını; zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmek, zararın ortaya çıkışını belirleyen inandırıcı hükme esas tutulabilecek nitelikte maddi olguları da açıklamakla yükümlüdür. Borçlu, ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamakla sorumluluktan kurtulabilir. Buradaki kusursuzluk, temerrüde düşmekteki kusursuzluktur. Yoksa, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda (yargılamanın uzaması vs.) aranan bir kusur değildir. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmekteki kusurunun varlığı asıldır. Somut olaya dönülecek olursa, davacı alacaklının açıklamalar kapsamında uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ne var ki, enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin, temerrüt faizinden yüksek oranda olması munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmemektedir. Burada davacının kanıtlaması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak ödemenin gecikilmesinden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Aslında, davacının bu hususta bir iddiası da bulunmamaktadır. İcra dosyasının incelenmesinde de; davalı borçluların borcu ödememek için hile ve desiseye başvurduğu hususunda bir emareye de rastlanılamamıştır. Diğer yandan, denkleştirici adalet ilkesi haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder ki, eldeki davada uygulama yeri bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir. ..." şeklinde belirtilmiştir.
Somut olayda; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "aşkın zarar" başlıklı 122/1. maddesinde; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru olmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekte yükümlüdür." hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay içtihatlarına göre, munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerekmektedir. Davacının ispatlamak zorunda olduğu husus, enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusudur. Bu bağlamda eldeki dosyada, davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, zararın oluştuğunu belirttiği ... 18 ATM ... Esas sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 615,40 TL ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 500,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!