Kamulaştırma bedelinin tespiti ile yol terkini davasında net gelir, kapitalizasyon faizi ve objektif değer artışı yönünden yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında ilk derece mahkemesinin kamulaştırma bedelini belirlemesine ilişkin kabul kararının istinaf mahkemesince esastan onanması üzerine, davacı idare ve davalı vekillerinin Yargıtaya yaptıkları temyiz başvurularını incelemektedir; taraflar, taşınmazın değerlemesinde uygulanan kapitalizasyon oranı, üretim giderleri, emsal karşılaştırması ve objektif değer artışı gibi konularda istinaf mahkemesinin değerlendirmelerine itiraz ederek belirlenen bedelin yüksek veya düşük hesaplandığını ileri sürmektedirler.
5. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ
    : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
    SAYISI
    : ████████ Esas, ████████ Karar
    KARAR
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ Esas, ████████ Karar
    Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
    Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.03.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
    Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ...(yetki belgesi) gelmişlerdir.
    Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
    Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... köyü 5617 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitini ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı tarafça verilmiş cevap dilekçesine dosya içerisinde rastlanmamıştır.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; net gelirlerin yüksek hesaplandığını, resmî verilerle örtüşmediğini, verim, fiyat ve gelir yüksek, giderlerin ise düşük alındığını, meyve bahçelerinde 4 üretim aşaması olduğunu, bu duruma uyulmadığını, kıymet takdir raporu ile bilirkişi raporu arasındaki fiyat farkının oldukça fazla olduğunu, objektif değer artış oranının da hatalı belirlendiğini, bedelin fazla hesaplandığını, mütemmim cüz ve enkaz bedellerinin yüksek hesaplandığını, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
    2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bedelin çok düşük hesaplandığını, taşınmazın değerli bir konumda bulunduğunu, yakın çevre emsallerinden 10 kat daha düşük bedel hesaplandığını, objektif değer artışının uygulanmamasının hatalı olduğunu, gerçek değerin tespit edilmesi gerektiğini, mütemmim cüz bedelinin de düşük hesaplandığını, kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer azalışı olacağını ileri sürmüştür.
    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kısmen kapama şeftali bahçesi, kısmen de kapama ceviz bahçesi niteliğindeki taşınmaza dava tarihinde geçerli olan resmî veri listesi esas alınarak, yöre koşullarına uygun münavebe ürünleri seçilmek suretiyle sulu arazi için %4 oranında kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak net gelir yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli, taşınmazın konum ve özelliklerine göre uygulanan objektif değer artış oranının makul olduğunu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararında,Türkiye ortalamasına göre üretim masraflarının brüt gelirinin 1/3'ünden fazla olamayacağı yönündeki bozma kararının hatalı olduğu belirtilmiştir. Yine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin son içtihatlarında üretim giderlerinin brüt gelirin 1/3'ü kadar olacağı (Ya da yerleşik Yargıtay uygulamaları kapsamında bu oranın altında kalmamak ve fahiş olmamak üzere makul tutarda bu oranın bir miktar üzerinde de olabileceği) düşüncesine varılmakla, tarafların itirazlarının reddedilmesi gerektiğini, davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinin de doğru olduğu anlaşıldığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, sulama kaynağının açıkça gösterilmediğini ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; faizin hatalı belirlenmiş olduğunu, dava tarihinden itibaren ÜFE oranında ve en lehe faiz oranına hükmedilmesi gerektiği hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
    Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
    2. Değerlendirme
    1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2. Kapama karışık meyve bahçesi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak, üzerinde bulunan yapılara ise niteliklerine göre değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
    3. Kamulaştırmadan arta kalan kısmın niteliği, konumu, yüzölçümü ve geometrik şekline göre değer kaybı oluşmadığının kabulü yerindedir.
    4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
    5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    04.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir.
    KARŞI OY
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
    Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı vekilinin 18.03.2024 tarihli temyiz dilekçesindeki; "Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararı uyarınca, temyize konu kararın uygulanacak faizin başlangıcı ve oranı yönünden bozulması istemine" ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
    Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun " Onama Kararı"na ve 4 No.lu "Değerlendirme görüşüne" bu yönüyle (faize ilişkin olarak) katılmıyoruz. 04.03.2025

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!