Orman vasfını yitiren taşınmazın tescili talebinde, mera araştırması ve zamanaşımı zilyetliği koşullarının defalarca Yargıtay tarafından incelenip bozulması üzerine verilen kararın temyizi.
Özet: Bir tescil davasında, davacının kadastro dışı bırakılan bir taşınmazın irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kendi adına tescilini talep etmesi üzerine, dosyanın önceki temyiz incelemeleri sonucunda mera araştırması yapılması ve taşınmazın orman niteliğiyle zilyetlik süresi ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği yönünde bozma kararları verilmiş; son olarak Yargıtay, taşınmazın orman olarak tespit dışı bırakıldığı dönemdeki zilyetliğin mülk edinmeye esas alınamayacağı ve orman sınırları dışına çıkarıldığı tarihten itibaren davanın açıldığı ana kadar yirmi yıllık zamanaşımı süresinin dolmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş, bu bozmaya uyularak ilk derece mahkemesince davanın reddine ve taşınmazın tarla niteliğiyle hazine adına tesciline hükmedilmesi üzerine davacı vekili bu kararı temyiz etmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., █████████ K.
    KARAR
    : Davanın reddine
    Taraflar arasındaki tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Davacı vekili dava dilekçesinde sınırları bildirilen, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve 1957 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümü üzerinde, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla müvekkili lehine mülk edinme koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 10.10.2002 tarihli ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
    Hükmüne uyulan Dairenin 10.10.2002 tarihli ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararında özetle; "dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, 1957 yılında Devlet ormanı niteliği ile tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmaz bölümlerinin 1988 yılında kesinleşen orman sınırlandırma harita ve tutanaklarına göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, buna göre davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak davalı ... vekilinin tescil davasına konu edilen çekişmeli taşınmaz hakkında mera iddiasında bulunmuş olmasına karşın, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamasının doğru olmadığı" gerekçesine yer verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 29.03.2004 tarihli ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
    Hükmüne uyulan Dairenin 29.03.2004 tarihli ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararında özetle; "uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği açıklanarak, usulüne uygun tahsisli ve kadim mera araştırılması yapılması, taşınmazın öncesinin tahsisli ya da kadim orta malı mera olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle,Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.03.2011 tarihli ve ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
    Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.03.2011 tarihli ve ██████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararında özetle; "dava konusu taşınmazın 1957 yılında kesinleşen arazi kadastrosu sırasında orman olarak tescil harici bırakıldığı, yörede 1987 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı, kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerin, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar orman niteliğinde olduğu, öncesinin orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemeyeceği, orman kadastrosunun kesinleştiği 1988 yılı ile davanın açıldığı 1996 yılı arasında 20 yıllık zilyedlikle mülk edinme süresinin dolmadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda uyulmasına karar verilen bozma ilamında yazılı gerekçelerle davanın reddine, dava konusu taşınmaz kısımlarının tarla niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesine göre tescil istemine ilişkindir.
    Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1957 yılında kesinleşen arazi kadastrosu ile 12.08.1987 tarihinde ilan edilip 13.02.1988'de kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    S O N U Ç
    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
    80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
    1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!