Yargıtay 11. Ceza Dairesi, özel belgede sahtecilik suçundan verilen arşiv kaydının silinmesine dair ek kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırılığı nedeniyle kanun yararına bozulmasına hükmetti.
Özet: Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına bozma isteminde, özel belgede sahtecilik suçundan kesinleşen mahkûmiyet hükmü sonrası sanığın adli sicil arşiv kaydının silinmesine yönelik yerel mahkemece verilen ek kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür; zira eylemin daha özel nitelikteki Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yeniden değerlendirilmesi gerektiği, adli sicil arşiv kaydı silme yetkisinin kanunen ilgili genel müdürlüğe ait olması nedeniyle mahkemenin bu kararı vermeye yetkisiz olduğu ve ayrıca arşiv kaydının silinme koşullarının, özellikle hak yoksunluğuna yol açan suçlar bakımından yasanın öngördüğü 15 veya 30 yıllık süreler dolmadan gerçekleşmediği gerekçeleriyle bu kararın bozulması talep edilmiştir.
11. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    SUÇ
    : Özel belgede sahtecilik
    KARAR
    : Arşiv kaydının silinmesine dair ek karar
    KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN
    : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : İlgili kararın kanun yararına bozulması
    İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararına yönelik, Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 03.07.2024 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İSTEM
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
    “Özel evrakta sahtecilik suçundan sanık ...'nin, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 345/1, 59, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 4. maddeleri gereğince 2.700,00 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine dair İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2006 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararının █████/2006 tarihinde kesinleşmesini müteakip, hükümlünün adli sicil arşiv kaydının silinmesine yönelik talebinin kabulü ile arşiv kaydının silinmesine ilişkin İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2021 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
    1-█████/2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun Abone ve cihaz kimlik bilgilerinin güvenliği başlıklı 56/2. maddesinde yer alan; "işletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez." şeklinde, aynı maddenin █████/2014 tarihli ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren █████/2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun'un 104. maddesi ile eklenen dördüncü fıkrasında; "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz." şeklinde ve aynı Kanun'un cezai hükümler başlıklı █████. maddesinde yer alan "bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmelerin mevcut olduğu, dosya kapsamına göre; sanığın, katılan adına müracaat ederek bilgi ve rızası dışında GSM abonelik sözleşmesi düzenlettirdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, öncelikle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, █████/2006 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonra yürürlüğe giren ve özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu gözetilerek uyarlama yargılaması yapılıp usulüne uygun şekilde önödeme ihtarında bulunulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
    2-Karar tarihinden önce █████/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesi ile değiştirilen, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrası (b) bendi ile arşiv kayıtlarının silinmesi koşullarının yeniden düzenlendiği ve anılan Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılacağının hükme bağlandığı nazara alındığında, █████/2012 tarihinden itibaren adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi işleminin münhasıran Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
    3-Kabule göre de, adı geçen sanığın özel belgede sahtecilik suçundan almış olduğu mahkûmiyet kaydının, atılı suçun niteliği gereği sanık hakkında hak yoksunluğuna sebebiyet verdiği, 5352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası yollamasıyla, aynı Kanun'un 12/1-b maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren, anılan Kanun'un 13/A-1-a-b maddesindeki koşullar yerine gelmek suretiyle yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu ile 15 yıl, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmaksızın 30 yıl geçmesiyle arşivden silinebileceği, somut olayda; █████/2003 tarihinde işlenen ve █████/2006 tarihinde kesinleşerek arşive alınan kaydın, arşive alınma tarihi üzerinden geçmesi gereken yasal sürelerin henüz tamamlanmamış olması nedeniyle, yazılı şekilde arşiv kaydının silinmesine karar verilmesinde,
    İsabet görülmemiştir.”
    Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    II. GEREKÇE
    1. 765 sayılı Türk Ceza Kanununun (765 sayılı Kanun) 95 inci maddesinin ikinci fıkrası; "Cürüm ile mahkûm olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkûm olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkûmiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur." şeklinde düzenlenmiştir.
    2. 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında; "Adlî sicildeki bilgiler; a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık, c) Ceza zamanaşımının dolması, d) Genel af, Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır. ", aynı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Arşiv bilgileri; a) İlgilinin ölümü üzerine, b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren; 1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, 2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl Geçmesiyle, c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir" ve geçici 2 nci maddesinde ise; "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibarıyla bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulu oluşanlar silinir; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. (Mülga ikinci cümle: 5/4/2012-6290/3 md.)(2) (Değişik: 5/4/2012-6290/3 md.) Bu Kanunun yayımı tarihinde, Anayasanın 76 ncı maddesi ile bazı özel kanunlarda yer alan ve bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından, arşive alınan veya şartları oluştuğu halde ya da henüz şartları oluşmadığı için arşive alınmayan kayıtlar hakkında 12 nci maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır. (3) (Ek: 5/4/2012-6290/3 md.) İkinci fıkrada sayılanlar dışında, birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar 3682 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan mahkûmiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinir.
    " hükümleri yer almaktadır.
    3. 10.11.2008 tarihli ve 27050 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) abone ve cihaz kimlik bilgilerinin güvenliği başlıklı 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasının; "işletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez.
    " şeklinde, aynı maddenin 19.02.2014 tarihli ve 28918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 06.02.2014 tarihli ve 6518 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesi ile eklenen dördüncü fıkrasının; "Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi veya işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz." şeklinde ve aynı Kanun'un cezai hükümler başlıklı 63 üncü maddesinin onuncu fıkrasının ise; "bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır.
    4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında özel evrakta sahtecilik suçundan 765 sayılı Kanun'un 345/1, 59. maddeleri uyarınca 2.700,00 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezanın 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip, hükümlünün dilekçeleri ile arşiv kaydının silinmesine, memnu hakların iadesine karar verilmesini talep ettiği ve Mahkemenin 17.11.2021 tarihli ek kararı ile arşiv kaydının silinmesine karar verilmiş ise de; hükümlünün, katılan adına müracaat ederek bilgi ve rızası dışında GSM abonelik sözleşmesi düzenlettirdiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; öncelikle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca, 19.12.2006 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonra yürürlüğe giren ve özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturduğu dikkate alınarak uyarlama yargılaması yapılıp usulüne uygun şekilde önödeme ihtarında bulunulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, bununla birlikte; hükümlünün arşiv kaydında yer alan özel evrakta sahtecilik suçunun, 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinde yer alan düzenlemeler ve aynı Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşması halinde silinmesinin olanaklı hale geldiği ancak dosya kapsamına göre gerekli şartların mevcut olmadığı, ayrıca şartları taşıması halinde 11.04.2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6290 sayılı Kanun’la, 5352 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesine eklenen 3 üncü fıkra uyarınca, 11.04.2012 tarihinden itibaren arşiv kaydının silinmesi işlemlerinin, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce yerine getirileceği anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
    III. KARAR
    1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    2. İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
    5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!