İş kazası sonrası kurum zararının rücuen tazmini davasında, işverenin kusurunun uzman bilirkişi raporuyla belirlenmemesi, 506 sayılı Kanun 26. maddesindeki değişiklik ve peşin değerdeki hatalı hesaplama nedeniyle hükmün bozulması.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalıya yapılan yardımlar nedeniyle uğranılan kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin iş güvenliği mevzuatı ihlallerini ve kusur dağılımını belirleyecek uzman bilirkişi raporu almadan, sigortalının işverene karşı açtığı olası tazminat davasını araştırmadan ve Anayasa Mahkemesi kararının ardından kurumun bağımsız hale gelen rücu hakkının hesaplanmasında bağlanan gelirin ilk peşin değerini hatalı belirleyerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurması usul ve yasaya aykırı bulunarak temyiz edilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    No
    :306-297
    Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dava, geçirdiği iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesidir.
    Bilindiği üzere, anılan madde, kusura dayalı bir sorumluluk esasını getirmekte olup,davalı işverenin sorumlu tutulabilmesi için, hangi iş güvenliği mevzuatı kuralının ihlal edildiğinin ve buna göre kusurunun ağırlığının saptanması gerekmekte olup; Mahkemece, kusur raporu alınmaksızın, karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Mahkemece, yapılması gereken iş; oluşu doğru saptayan, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin ve varsa 3. kişilerin ve sigortalının, kusurunun bulunup bulunmadığı hususunu oluşa ve yasa ve yönetmeliklere uygun olarak irdeleyen ve sonucuna göre kusur dağılımını belirleyen, konusunda ve işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
    Diğer taraftan, sigortalının davalı işveren aleyhine açtığı anlaşılan bir tazminat dosyası olduğunun ileri sürülmesi karşısında, bu dosya getirilmeli, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen karar, eldeki davada kesin hüküm teşkil etmez ise de, şayet kesinleşmiş ise, güçlü teşkil edeceğinden, dosya içine alınmalı yapılacak bilirkişi incelemesinde gözönünde bulundurulmalıdır.
    Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, Kurum tarafından gönderilen peşin değer cetvelindeki gelire girme tarihi itibariyle bağlanan gelirin ilk peşin değerinin kusur karşılığı ile sorumlu olduğu gözetilmesi gerekirken, ilk peşin değerin artışları da içine alacak şekilde hatalı belirlenmesi isabetsizdir.
    Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin ve varsa 3. kişilerin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunu oluşa ve yasa ve yönetmelikleri uygun olarak irdeleyen, onusunda ve işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden kusur raporu alınarak ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 13.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!