Eksik hizmet tespiti davasında, önceki kesinleşmiş ilam ve tanık beyanları dikkate alınmayarak davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunup bozulması.
Özet: Davacının davalı nezdindeki eksik hizmet sürelerinin tespiti istemiyle açılan davada yerel mahkemenin reddi kararını inceleyen Yüksek Mahkeme, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda re’sen araştırma yapılmasının önemini vurgulayarak, daha önce kesinleşen bir karar ve her iki dosyada dinlenen tanık beyanları ile davacının kuruma bildirilen sürenin ötesinde de çalıştığına dair yeterli deliller bulunmasına rağmen, yerel mahkemenin delilleri yanlış değerlendirip mevcut maddi ve hukuki olguları göz ardı ederek davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu tespit etmiş ve bu gerekçeyle hükmün bozulmasına hükmetmiştir.

Mahkemesi
:Asliye Hukuk (İş) MahkemesiNo
:479-268Dava, davacının davalı nezdinde 15.11.1974-31.12.1975 tarihleri arasında kesintisiz geçtiği iddia edilen eksik hizmetlerinin tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun █████. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.Mahkemece, yapılan araştırma neticesinde, davacının, davalı yanında sadece Kuruma bildirilen 15.11.1974-28.02.1975 tarihleri arasında 105 gün hizmet akdi ile çalışıldığı; Kuruma bildirilen bu çalışma haricinde, çalışmasının olmadığı, davacının, 28.02.1975-31.12.1975 tarihleri arasında çalışma iddialarını ispata değer hiçbir kayıt, ya da, belgeye rastlanmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ise de; aynı mahkemece, daha önceden karara bağlanan ████████ esas, ████████ karar sayılı kesinleşmiş ilamla tespit edilen 15.11.1974-28.2.1975 döneminden sonra da takip eden 31.12.1975 tarihine kadar davacının davalı şirket nezdinde çalıştığı hususu, davalı işverenlik tarafından ... adıyla Kuruma bildirilen hizmetlerin davacı ...’a ait olduğuna karar verilen bu dosya kapsamı, hem kesinleşmiş aidiyet ve hem de hizmet tespit davasında dinlenilen şahit beyanları, her iki dosyada da, beyanları alınan bordro tanığı ... ile, aynı işyerinde çalıştığını beyan eden tanık ...’ın, davacının iddia ettiği tarihlerde yaklaşık 1 yıl kadar çalışmasının bulunduğunu belirtir şekildeki beyanları gereğince, davanın kabulü yerine, yazılı şekilde davacının Kuruma bildirilen süreler dışında çalışmasının olduğuna dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı yönünde dosya kapsamı ile bağdaşmaz bir gerekçeyle, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, deliller yanlış takdir edilmek suretiyle, davanın reddi cihetine gidilmesi, usul ve yasaya aykırı olup , bu durum bozma nedenidir.O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.S O N U Ç
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 13.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.