Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, bankanın hatalı ekspertiz raporlarından kaynaklanan zarar tazminatı davasındaki istinaf başvurusunu esastan reddetti.
Özet: Bir bankanın, kullandırdığı kredinin teminatı olan gayrimenkuller için değerleme şirketince hazırlanan raporun hatalı olduğunu ve bu durumun icra yoluyla satışta zarara yol açtığını ileri sürerek tazminat talep ettiği davada, istinaf mahkemesi, davalı değerleme şirketinin raporların niteliği, icra satışlarındaki düşük bedeller ve bankanın kendi kredi değerlendirme sorumluluğuna ilişkin savunmalarını göz önünde bulundurarak bankanın istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, böylece bankanın hatalı ekspertiz raporu kaynaklı olduğunu iddia ettiği zararın tazmini talebi kabul edilmemiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
:
MAHKEMESİ
: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2019
ESAS-KARAR NUMARASI
: ████████ E.-████████ K.
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
:
Davacı vekili; müvekkili banka ... şubesi ile dava dışı ... Hayv. Tarım Turizm Mad. Enerji Ürt. Paz. İth. İhr. Ltd. Şti. arasında 10.11.2010 ve 17.02.2011 tarihli kredi sözleşmeleri imzalanarak kredi kullandırıldığını, bu kredinin teminatı olarak 14.500.000,00 TL bedelli 1. ve 2. derecede ipotek konulduğunu, dava dışı kredi borçlusu tarafından borcun ödenmemesi üzerine krediye muacceliyet verilerek, 21.01.2014 tarihinde tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarıldığını, 04.02.2014 tarihinde Elazığ 4. İcra Müdürlüğünün ████████ E. sayılı dosyası ile borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, 06.05.2014 tarihli kıymet takdiri raporunda 7 parça gayrimenkulün satışa esas toplam kıymetinin 482.374,38 TL olarak tespit edildiğini, taşınmazların 20.03.2015 tarihinde toplam 304.470,00 TL bedelle müvekkili Bankaya alacağa mahsuben satıldığını, kalan alacak tutarının tahsil imkânı bulunmadığını, davalının yasal düzenlemelerden ve sözleşmeden doğan özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve hatalı rapor düzenlediğini, hatalı ekspertiz raporları nedeniyle müvekkili bankanın zarara uğradığını ileri sürerek, 388.417,08 TL'nin 21.01.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; usule ilişkin olarak hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetki, görev, işbölümü, derdestlik ve husumet itirazında bulunduklarını,
Müvekkili tarafından ... parsel sayılı taşınmazlar ile ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak hazırlanan raporların hatalı olduğunu kabul etmediklerini,
Müvekkili şirket tarafından hazırlanan raporlardaki değerin; Elazığ 4. İcra Müdürlüğünün ████████ E. sayılı dosyasında aldırılan değer ya da Elazığ 1. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile aldırılan raporlardaki değer veya taşınmazların ihale tarihindeki değer ya da davacı Banka tarafından haricen hazırlatılan raporlardaki değerler ile karşılaştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından tanzim edilen rapor tarihi olan 11.10.2010 ve 12.10.2010 tarihlerinin esas alınması gerektiğini,
BDDK tarafından çıkarılan "Bankalara Değerleme Hizmeti Verecek Kuruluşların Yetkilendirilmesi ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik" m. 4 uyarınca, değerleme hizmetinin bankaların, kredileri ve diğer alacaklarına ilişkin olarak aldıkları teminatların, belli bir tarihteki kesin değerinin değil, belli bir tarihteki muhtemel değerinin belirlenmesine yaradığını, kaldı ki resmi makamlarca hazırlanan raporlarda dahi birbirinden farklı değerlere ulaşıldığını,
Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkiline başvurulabilmesi için davacı tarafın tüm hukuki yolları tüketmiş olmasına rağmen kredi alacağına kavuşamamış olması gerektiğini, davacı tarafça bu yönde alınmış bir aciz belgesinden söz etmediğini,
Kabul anlamına gelmemek üzere yanlış takdir edilen değer ile uğranıldığı iddia edilen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, sadece teminat olarak gösterilen taşınmaza/taşınmazlara istinaden kredi verilmesinin mümkün olmadığını, zira cebri icra yolu ile satışlarda satışa konu gayrimenkullerin büyük oranda, İcra Müdürlüğünce/İcra Hukuk Mahkemesince yaptırılan kıymet takdirinde belirtilen değerin %50’sine kadar satıldığını veya gayrimenkule alıcı dahi çıkmadığını, teminatın paraya çevrilmesinin mümkün dahi olamadığını,
Kredi verilecek müşterinin ödeme gücü, ödeme kaynakları ve sair hususların bankalarca ayrıca değerlendirildiğini, bu değerlendirmeye ilişkin olarak müvekkili şirketin hiç bir kusur veya ihmali olmadığını, tüm kusurun davacı bankanın istihbarat birimine ait olduğunu, somut olayda kredi borçlusunun davacı bankaca kredi tahsis edilen tarihler ve müvekkili şirketçe değerleme raporlarının tanzim edildiği tarihler itibariyle ödeme gücüne sahip olmadığının ortada olduğunu, davacı bankanın kredi kullandırıp kullandırmama ve borçlunun ödeme gücüne ilişkin kendi hatalı değerlendirmesinin, yanlış değer biçme ile uğranıldığı iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağını keseceğini,
Davacının sözü edilen kusurunun illiyet bağını kesecek ağırlıkta olmadığı varsayımında dahi, bu kez Türk Borçlar Kanunu'nun 114. maddesinin 2. fıkrasının yaptığı atıf sonucu aynı Kanun'un 52. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tazminatın ya kaldırılması ya da indirilmesi gerektiğini,
Davacı Bankanın Elazığ 4. İcra Müdürlüğünce takdir edilen değerlere, değerlerin yüksek olduğu gerekçesi ile itiraz ettiğini, ancak davacı tarafın böyle bir itirazda bulunmakta hukuki yararı bulunmadığını, zira, taşınmazların değerinin yüksek olmasının davacı banka lehine olduğunu, davacı Bankanın kendi kusuru ile Elazığ 4. İcra Müdürlüğünce tespit edilen değerlerin düşmesine (Elazığ 1. İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile) ve taşınmazların düşük değerler üzerinden satışa çıkmasına sebebiyet verdiğini,
Kabul anlamına gelmemek üzere, yanlış değer biçme sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın hesabında fazla tahsis edilen limitin belirlenmesi ve ilgili taşınmazların değerinin düşülmesi bu belirlenen miktardan düşülmesi gerektiğini, yine banka tarafından krediye ilişkin olarak yapılan sair tüm tahsilatların da göz önünde bulundurulması gerektiğini,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
:
İlk derece Mahkemesince; "Mahkememizce talimat mahkemesi aracılığıyla gayrimenkul değerleme uzmanı, ziraat yüksek mühendisinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazların ipotek tarihi ve keşif tarihi itibariyle değerleri konusunda rapor alınmıştır.
03-04-2019 tarihli duruşmada tarafların iddia ve savunmaları, dosyadaki deliller ve tarafların ticari defterleri incelenmek suretiyle davacının davalıdan talep edebileceği zararının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda bankacı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi ücreti olarak takdir edilen 750,00 TL 'yi yatırmak üzere davacı tarafa kesin süre verilmiştir. Verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından bilirkişi ücreti yatırılmamıştır.
Yapılan yargılama sonucurda toplanan delillerden davacının tazminat talebi konusunda karar verilebilmesi için ipotekli taşınmazların değerinin gerçek değerinden daha düşük gösterilmesi nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı konusunda davacı tarafından kredi borçlusundan tahsil edilen miktarlar da dikkate alınmak suretiyle hesap yapılması gerektiği, bu hesabın da ancak bilirkişi marifetiyle yapılabileceği, bilirkişi incelemesi için davacı tarafından kesin süreye rağmen delil avansının yatırılmadığı ve bu nedenle mevcut dosya kapsamına göre davacının davasını ispat edemediği" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Anayasanın 141. maddesine göre yargılamanın mümkün olan en basit, ucuz ve hızlı şekilde yapılmasının gerektiğini, HMK'nın 30. maddesinde de usul ekonomisi ilkesinin açıklandığını,
Davalı tarafından hazırlanan raporda tespit edilen değer ile takip sürecinde ve dava dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında belirtilen değerler arasında fahiş fark olduğunu ve oluşan fark sebebiyle müvekkili Banka zararının oluştuğunu,
Müvekkili Bankaca kredi tutarının %50 fazlası (%50 marj) ekspertiz değerli gayrimenkullerün teminata alındığını, davalı değerleme kuruluşuna teminata alınacak gayrimenkullerin değerlemesinin yaptırıldığını ve kullandırılacak kredi tutarının üzerinde değeri bulunduğunun davalı tarafından tespit edilmesine güvenerek kredi kullandırımı yapıldığını,
Fazla tahsis edilen limit ve bundan kaynaklanan zararın, Gayrimenkulün Hatalı Tespit Edilen Yüksek Değerine Göre Tahsis Edilen Limit – Gayrimenkulün Gerçek Değerine Göre Tahsis Edilebilecek Limit formülü ile hesaplandığını, bu formülü dava konusu olaya uygulanması halinde zararlarının, 1.065.000.TL/1,50 (710.000.-TL hatalı tespit edilen değere göre kullandırılan tutar)–482.374,38/1,50 (321.582,92 TL/Gerçek Değere Göre Kullandırılabilecek Tutar)= 388.417,08.-TL ve bu tutarın, kredi alacaklarının Tasfiye Olunacak Alacaklar hesabına aktarıldığı 21.01.2014 tarihinden itibaren işleyen ve işleyecek faizinden ibaret olduğunu,
Taraflar arasındaki 07.12.2009 tarihli ekspertiz hizmet sözleşmesinin 11.8. maddesinde, "...eksperin yaptığı her türlü hata ve ihmalden ve bu hata ve ihmal nedeniyle Bankanın uğrayacağı hukuken tespit ve tescil edilmiş (karar altına alınmış) zarardan ise değerleme kuruluşunun sorumlu olacağı", 11.11. maddesinde, "...Bankanın hatalı/eksik bilgi/verilerle düzenlenmiş raporlara dayanarak işlem tesis etmesinin değerleme kuruluşunun rapordaki eksikler nedeniyle bankanın uğradığı zararları tazmin yükümlülüğünü kaldırmayacağı", 19.2 maddesinde, "Bankanın uğradığı her türlü zarar ve ziyanda ayrıca protesto çekmeye ve ilam almaya gerek kalmaksızın sözleşmenin banka tarafından tek taraflı olarak feshedileceği"nin kararlaştırıldığını,
Müvekkili Banka zararından davalının sorumlu olduğunun ve zarar oluştuğunun tespit edilmiş olmasına rağmen, mevcut delillere dayanılarak, ispat edilememesi sebebiyle davanın reddi kararı verilmesinin usul ekonomisi prensibine, dolayısıyla Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiğini,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve mevcut delillerle karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
:
Dava, davalı gayrimenkul değerleme şirketince hatalı ekspertiz raporu düzenlenmesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın, taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve davacı vekilince de 26.06.2019 tarihli duruşmada, zararın hesaplanması için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinin ve zarar hesabı yapılmadan karar verilmesinin mümkün olmadığının da belirtilmiş olmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubuyla kalan 561,00 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
16.04.2025 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 544.000,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!