Rücuan tazminat davasında, ceza mahkemesince kesinleşen maddi olgularla hukuk mahkemesince belirlenen kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden eksik incelemeyle verilen kararın bozulması.
Özet: Yargıtay, rücuan tazminat davasında, iş kazasının oluş şekli ve kusur oranları konusunda kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile hukuk mahkemesince alınan bilirkişi raporu arasında oluşan esaslı çelişkiyi gidermeden hüküm kurulmasını hatalı bulmuştur; zira ceza mahkemesince aracın lastik patlamadığı halde sürücünün tam kusurlu bulunduğu, oysa hukuk mahkemesi raporunda lastik patlamasının kaza nedeni sayılarak farklı kusur dağılımı yapıldığı görülmüş, hukuk hakiminin ceza mahkemesinin saptadığı maddi olgularla bağlı olduğu ancak kusur oranları ile bağlı olmadığı ilkesi uyarınca, öncelikle maddi olayın tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi ve bu doğrultuda iş güvenliği mevzuatı açısından uzman bilirkişi heyetinden kusur aidiyeti ve oranı hakkında detaylı rapor alınması gerektiği vurgulanmıştır.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    No
    :743-70
    Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı ... Mühendislik İmalat ve Montaj A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    506 sayılı Kanunun kusur sorumluluğunu esas alan 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
    818 sayılı Borçlar Kanununun 53'üncü maddesinde ise, hukuk mahkemesi hakiminin kusur belirlemesi yaparken ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ve ceza mahkemesinden verilen beraat kararı ile bağlı olmadığı, ceza mahkemesi kararının, kusurun takdiri ve zararın miktarının belirlenmesi konusunda dahi hukuk hakimini bağlamayacağı yönünde düzenleme yapılmış olup, anılan maddede hukuk hakiminin ceza kararında kesinleşen maddi olgularla bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir açıklık bulunmamasına karşın, öğreti tarafından ve uygulayıcı konumundaki yargı makamlarınca “maddi olgularla bağlılık” ilkesi benimsenmiştir. Bunun temelinde hiç kuşkusuz mahkemelere güven duygusu bulunmaktadır.
    Somut olayda, temyiz edilmeksizin kesinleşen ceza dosyasında, her ne kadar aracın lastiğinin patlaması sonucu davalı sürücü ...'nin direksiyon hakimiyetini kaybederek kazanın meydana geldiği iddia edilmiş ise de, lastiğin patladığına dair delil bulunmadığı, davalı ...'nin aracını yük ve teknik özelliğe göre, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal etmesi sebebiyle 8/8 kusurlu bulunarak mahkumiyetine karar verilmiş, işbu dosyada hükme esas alınan kusur raporunda ise, kazanın araç lastiğinin patlaması sonucu oluştuğu kabul edilerek, davalı işvereren % 30, davalı sürücü ... % 30 ve araç işleten muris ... % 40 kusurlu bulunarak sorumlu tutulmuşlar, bu haliyle aradaki çelişki giderilmeksizin karar verilmiştir.
    Yapılacak değerlendirmede, halledilmesi gereken ilk sorun, yukarıda belirtilen maddi olgulara bağlılığın kapsamının ne olması gerekeceğidir. Başka bir anlatımla ceza mahkemesinin kesinleşen hükümlülük kararında, öncelikle maddi olguların saptanması,bu olgulara bağlı olarak suç teşkil eden bir fiilin yada kusurlu hareketin var olup olmadığı,varsa kusurun derecesi ve bunun sonucunda doğan zarar miktarının ne olduğu söz konusudur. Saptanacak maddi olgulara göre ceza mahkemesince kusurun varlığı kabul edildiğinde “bu kusurun” suç teşkil edip etmeyeceğinin taktirinin, Ceza Hukukunun mesuliyete ilişkin esas ve ilkeleriyle yapılabileceği ortadadır.
    Diğer taraftan saptanacak her kusurlu hareketin hukuki yönden suç teşkil ettiği de söylenemez. Giderek, ceza hukuku yönünden suç teşkil etmeyen “kusur” halinin genel anlamda Medeni Hukuk yönünden sorumluluğu gerektirebileceği de açıktır. Bu nedenle; hukuk hakiminin “...kusur mevcut olup olmadığına ...” karar verebilmesi için ceza hükmü ile bağlı olmayacağı ilkesinin sebebi ortadadır. Bu ilkenin tabii sonucu olarak da kusur derecesinin takdiri ve bundan doğacak “... zarar miktarının tayini...” hususlarında da hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmayacağı ilkesinin nedeni yasada kabul edildiği şekilde açıktır.
    Ne var ki;ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir.Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir.Bu hal;Kamunun yargıya olan güvenin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53.maddesinde öngörülen kuralında doğal bir sonucudur.Nitekim bu husus,Yargıtayın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.Şu halde hukuk hakimi ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlı olup orada belirlenen kusur oranlarıyla bağlı değildir.
    Mahkemece, kusur oranlarının saptanmasından önce, maddi olayın ne şekilde oluştuğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmiş olması gerekir. İhlal edilen mevzuat hükümleri belirlenirken, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkatinde neler olduğunun eksiksiz bilinmesinde, kusur raporuna ve dava dosyasına yansıtılmasında yasal zorunluluk vardır.
    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı ... Mühendislik İmalat ve Montaj A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Mühendislik İmalat ve Montaj A.Ş.'ye iadesine, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!