Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davasında delil ve ispat külfeti itirazlarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Davacı, eski şirket yetkilisiyle işbirliği yaparak haksız yere borçlandırıldığı ve cebri icra yoluyla mallarının satılarak bedellerinin tahsil edildiği iddiasıyla açtığı istirdat ve menfi tespit davasında, borcunun bulunmadığının tespiti, tahsil edilen bedellerin iadesi ve kötüniyet tazminatı talep etmiş; ilk derece mahkemesi talepleri süre ve esas yönünden reddetmiş, davacı ise istinaf başvurusunda, ticari defterlerinde alacaklı olduğunu, ispat külfetinin davalıda olduğunu, ba/bs formlarının incelenmesi ve yeni bilirkişi raporu alınması gibi delillerin toplanmadan karar verildiğini, ayrıca icra takibinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2023
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
:... MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Durmuşlar Mah. Merkez Sk. No:76/1 Akyazı/SAKARYA
VEKİLİ
:Av..
DAVALI
:... MADENCİLİK TURİZM NAKLİYAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Yunusemre Ada No:248/1 Akyazı/SAKARYA
VEKİLİ
:Av..
DAVA
:İstirdat - Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2022
KARAR TARİHİ
:█████/2025
KR. YAZIM TARİHİ
:█████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Akyazı İcra Dairesinin ████████ E. sayılı dosyası alacaklısına davacı şirketin hiç bir borcu bulunmadığını, alacağın fatura dayandığı iddia edilmiş olmasına rağmen dosyaya herhangi bir fatura ibraz edilmediğini, davalı şirketin o dönemdeki davacı şirket yetkilisiyle birlikte hareket ederek davacı şirketi usulsüzce borçlandırma çabası içine girdiklerini ve davacı şirketin o tarihteki yetkilisinin bu amaçla takibe konu borca itiraz etmeyerek takibin kesinleştirildiğini ve davacı şirketin malların cebri icra yoluyla satıldığını ve bedellerinin davalı tarafından tahsil edildiğini, icra takibine konu yapılan borcun bulunmadığını, borcun varlığını ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, davalının taraflar arasında bir ticari ilişkinin varlığını ve bu ilişkiden kaynaklı olarak davacıdan alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, belirterek davacının davalıya Akyazı İcra Dairesinin ████████ E. sayılı dosyasına konu yapılan borcunun bulunmadığının tespiti ile davalı tarafından cebri icra yoluyla haksız olarak tahsil edilen bedellerin istirdadına karar verilmesini ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince; "... 1-Davacının istirdat talebinin hak düşürücü süre yönünden reddine,
2-Davacının menfi tespit talebinin reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip tarihi itibariyle davacının karşı taraftan 507.514,05-TL alacaklı olduğunu, bu hususun davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında açıkça gözüktüğünü, bu nedenle de davanın tamamen haklı bir dava olduğunun ortaya çıktığını, bu delil ışığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, şirketin eski yetkilisi ... hakkındaki savcılık şikayetinin bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini arz ve talep ettiklerini, yerel mahkemenin bahse konu talebi dikkate almadığını ve davacının ticari defterlerini teslim etmekten imtina ettiği gerekçesiyle davalarının reddine karar verdiğini, yerel mahkeme ilamının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, gerek menfi tespit davası ve gerekse istirdat davasının yasal süresi içinde açıldığını, gerekçeli kararda da belirtildiği üzere menfi tespit davalarında ispat külfetinin, alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ait olduğunu, bu şartlar altında ise davalının öncelikle taraflar arasında bir ticari ilişki olduğunu, akabinde ise davaya konu ticari mal ve hizmeti davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, oysa böyle bir durumun asla söz konusu olmadığını, karşı tarafın davaya konu mal yada hizmeti davacıya teslim ettiğini ispat edemediğini, ayrıca davacı şirket ile karşı taraf arasındaki ticari ilişkinin ve alacak borç durumunun tespiti için, tarafların biri birilerine kestiği faturaların BA ve BS formlarının vergi dairesinden celbine karar verilmesini yerel mahkemeden talep edildiğini, taraflar arasındaki BA ve BS formlarının celbini müteakiben bu formlarda dikkate alınarak yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini arz ve talep edildiğini, bu şekilde davanın haklı bir dava olduğunun resmi kayıtlarıyla da ortaya çıkacağını, yerel mahkemenin ise bu husustaki talepleri de ret ederek esas dair hükmünü kurduğunu, deliller toplanmadan davanın esası hakkında karar verildiğini, yerel mahkeme ilamının bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın davacı aleyhine tamamen kötü niyetli olarak takip başlattığını, bu sebeple davanın kabulü ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
DELİLLER
:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; istirdat ve menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı Akyazı İcra Dairesinin ████████ E. sayılı dosyası alacaklısına davacı şirketin hiç bir borcu bulunmadığını, alacağın fatura dayandığı iddia edilmiş olmasına rağmen dosyaya herhangi bir fatura ibraz edilmediğini, davacının davalıya Akyazı İcra Dairesinin ████████ E. sayılı dosyasına konu yapılan borcunun bulunmadığının tespiti ile davalı tarafından cebri icra yoluyla haksız olarak tahsil edilen bedellerin istirdadına karar verilmesini ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiş, davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı, Mahkemece; Akyazı İcra Dairesinin ████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde yapılan cebri satış sonrasında █████/2020 tarihinde menkul malların alacağa mahsuben satın alan alacaklıya teslim edildiği ve aynı tarihte üçüncü kişiye satılan iş makinesi bedelinin alacaklıya ödendiği, İİK'nın 72/7 maddesinde belirtilen bu bir yıllık süre hak düşürücü süre olduğunu ve Mahkemece resen nazara alınması gerektiğini, somut olayda davacı cebri tahsil tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren işlemeye başlayan 1 yıllık hak düşürücü süre içinde 446.700,00-TL tutarındaki cebri ödemeye ilişkin istirdat davası açmadığından bu talebi hak düşürücü sebebiyle usulden reddedilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını verilen kesin süreye ve yapılan ihtara rağmen sunmamış, defterlerinin ... isimli eski yetkilide bulunduğunu ileri sürmüş, bu doğrultuda araştırma yapılmış ... istenen defterlerin kendisinde olmadığını belirtmiş, tacirin ticari defter ve kayıtlarını usulüne uygun şekilde tutmak ve muhafaza etmekle yükümlü olduğunu, davacının defterlerin kendisinde bulunmamasına gerekçe olarak ileri sürdüğü hususlar defter ve belgelerin zayi sebebi olarak görülemeyeceğini, bu sebeple davacının ticari defter ve belgelerini incelemeye sunmadığı kabul edilmiş, davacı buna rağmen lüzumlu onayı içermeyen defter suretlerini sunmak ve inceletmek istemiş, davacının usulüne uygun tutulmayan ticari defter ve kayıtlarının aleyhine delil olma özelliği gözetilerek sunduğu kayıtlar bilirkişi incelemesine konu edilmiş ise de aleyhine değerlendirilmiş, buna karşılık yine █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve bu kayıtlara göre davalının davacıya icra takibine konu edilen miktarda borcunun bulunmadığı aksine alacaklı olduğu tespit edildiğinden menfi tespit talebinin de reddine karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ esas- █████████ karar).
Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanununun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir(HGK 2017/(19)11-944 E. ████████ K. sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir(Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).
Somut olayda; davalı taraf davacı hakkında 575.345,64-TL bedel üzerinden cari hesap dökümünde belirtilen faturalara ilişkin alacağa dayanarak alacak talebiyle takip başlatmıştır. Davalı taraf dosya alacaklısının şirketin o dönem yetkilisiyle birlikte hareket ederek müvekkili şirketi usulsüzce borçlandırma çabasına girdiklerini, dosya alacaklısına hiçbir borcu bulunmadığını iddia etmiştir.
Mahkemece; tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını verilen kesin süreye ve yapılan ihtara rağmen sunmamış, defterlerinin ... isimli eski yetkilide bulunduğunu ileri sürmüş, bu doğrultuda araştırma yapılmış ... istenen defterlerin kendisinde olmadığını belirtmiş, davacı buna rağmen lüzumlu onayı içermeyen defter suretlerini sunmak ve inceletmek istemiş, davacı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi ... █████/2022 tarihli raporunda"...... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketinin davalı ... Madencilik Turizm Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'ne herhangi bir borcunun bulunmadığı , bilakis ... Madencilik Turizm Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd Şti 31.12.2019 , 31.12.2020 , 31.12.2021 tarihi ve 23.08.2022 Tarihi itibariyle 507.415,05 TL ... madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine borçlu olduğu..." yönünde raporunu ibraz etmiştir.
Davalı kayıtları üzerinde de bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi ... █████/2022 tarihli raporunda "... davalı firmaya ait 2018 yılı ticari defter kayıtlarına göre davalı ... Madencilik Turizm Nakliyat San. Ve Tic, Ltd. Şti. nin davacı ... Madencilik San. Ve Tic. Ltd. Şti.den 575.345,63 TL alacaklı olduğu..." yönünde raporunu ibraz etmiştir.
Bilirkişi ...'ın raporu hüküm kurmaya elverişli bulunmayarak mahkememizin █████/2022 tarihli celse ara kararı gereği ile yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi ... █████/2023 tarihli raporunda "...Davacı ...'a ait 2017 yılı defteri kebir ve yevmiye defterlerinin tasdiksiz kâğıtlara yazdırılmış defter örnekleri olduğu . ...'a ait 2018 yılı defteri kebir kayıtlarının tasdiksiz kâğıtlara yazdırılmış defter örnekleri olduğu. ...'a ait 2018 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmadığını, ...'a ait 2019 yılı defteri kebirinin dosyaya sunulmadığı, ...'a ait 2019 yılı envanter defterinin açılış tasdikinin bulunduğu ancak boş olduğu, yani hiç tutulmadığı, ...'a ait 2019 yılı yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdikinin usulüne uygun olduğu ancak defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı, Davacı ...'ın defter kayıtlarında davalı ...'den icra takip tarihi olan 21.02.2019 itibariyle 507.514,05 TL alacaklı göründüğü, Davalı ...'nün 2018 ve 2019 yıllarına ait defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, Davalı ...'nün defter kayıtlarında ise davacı ...'dan icra takip tarihi olan 21.02.2019 tarihi itibariyle 575.345,63 TL alacaklı göründüğünü , her iki tarafın da kendi defterlerinde karşı taraftan alacaklı göründüğü, cari hesap uyuşmazlığının davalı ve davacının birbirleriyle olan ticari ilişkisini takip ettikleri Alıcılar ve Satıcılar hesaplarının birbiriyle uyumlu olmaması nedeniyle oluştuğu, bu uyumsuzluğun Hesapların dönem başı bakiyelerinin uyumlu olmaması, ... tarafından yapılan ve ...' nün kayıtlarında yer alan ödemelerin ...'ın defterlerinde kayıtlı olmaması ve ...'nün yaptığı bazı ödemelerin ...'ın defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı..." tespit edilmesi karşısında, davacının ibraz ettiği ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması nedeniyle 6100 sayılı yasanın 222/2.maddesine uygun olmadığından aynı yasanın 222/4.maddesi gereği davacının aleyhine delil olacağı anlaşılmıştır.
Davalının usulüne uygun defter kayıtlarının 6100 sayılı Yasanın 222/3.maddesi gereği davalı lehine delil mahiyetinde oluşu, anılan defterlere göre davacının davalıya borcu olduğunun anlaşılması ve 6100 sayılı yasanın 222/2.maddesine aykırı tutulan davacının defterlerinin davacı aleyhine delil oluşu birlikte değerlendirildiğinde mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verilmesi isabetlidir.
Ancak; İİK’nın 72/7. maddesi uyarınca istirdat davası, borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabileceği, bu süre zamanaşımı süresi olmayıp hak düşürücü süre niteliğinde olduğu, mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, somut olayda █████/2020 tarihinde menkul malların alacağa mahsuben satın alan alacaklıya teslim edildiği ve aynı tarihte üçüncü kişiye satılan iş makinesi bedelinin alacaklıya ödendiği, davanın 07.02.2022 tarihinde açıldığı, ödeme tarihiyle dava tarihi arasında İİK’nın 72/7. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de İİK'nın 72/7. maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlayabilmesi için takibin infazen kapatılması gerektiği ve sürenin de son ödemeden itibaren başlayacağı, işbu davaya konu Akyazı İcra Dairesinin ████████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde ise henüz ödenmeyen kısmın bulunduğu, bu nedenle bir yıllık hak düşürücü sürenin hiç başlamadığı, ancak davalı alacaklı olduğunu ispat ettiği için istirdat davasının da bu nedenle esastan reddine karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle, yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 19. HD'nin █████/2020 tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı)
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kamu düzeni yönünden kaldırılmasına ve İlk derece mahkemesi kararındaki anılan yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, istirdat davasının esastan reddine karar vermek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-Kamu düzeni yönünden Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a)Davacının istirdat talebinin REDDİNE,
b)Davacının menfi tespit talebinin REDDİNE,
c)Her iki davanın birbirinden ayrı davalar olduğu gözetilerek harç yargılama giderleri ve vekalet ücretleri yönüyle;
-Menfi Tespit Davası için; Alınması gereken 269,80-TL harçtan peşin alınan 9.825,54-TL harcın mahsubu ile fazla alınan 9.555,74-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine,
-İstirdat davası için alınması gereken 269,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-Menfi Tespit Davası yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ye göre hesaplanan 20.297,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
İstirdat talebi yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT.'ye göre hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
d)Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
e)Yönetmelik gereği talep halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a)İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irat kaydına,
b)Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
c)İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
ç)İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
d)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!