Eser sözleşmesinden doğan menfi tespit davasında, eksik ifa ve icra takibi iddialarıyla ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinde yapılan istinaf incelemesi.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talepli bu davada, davacı yüklenici, inşaat projesinde davalı alt yüklenici tarafından mekanik tesisat ve ısıtma sistemleri işlerinin sözleşmeye aykırı ve eksik yerine getirildiğini, buna rağmen davalının haksız alacak iddiasıyla başlattığı icra takibinin usulsüz tebligat sonucu kesinleştiğini ve ticari hayatını durma noktasına getirecek yaklaşık 8 milyon TLlik varlıklarına haciz konulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince davanın reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ E-2023/4 K
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: 16.04.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 16.04.2025
Eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talepli davada mahkemece verilen davanın reddine dair karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili özetle; taraflar arasında akdedilen 07.01.2021 tarihli sözleşme ile müvekkilinin yüklenicisi olduğu inşaatta 48 dairenin mekanik tesisat ve ısıtma sistemi işinin davalıya taşere edildiğini, sözleşme gereğince davalı tarafça pis su ve temiz su tesisatının yapılmasının, bina içi temiz su ve pis su kolon hatlarının projede belirtilen markalarda çekilmesinin, 2+1 dairelerde belirtilen 7 adet hattın ... Marka ... boru ile çekilerek kalorifer tesisatı yapılmasının, 3+1 dairelerde ise; 8 adet hat çekilerek kalorifer tesisatının yapılmasının, çekilen kalorifer hattının kazan bağlantılarının yapılmasının, yapılan kazan bağlantılarında bina içerisinde bulunan kısımların, cam elyaf yalıtımlı kompozit boru ile, bina dışında kalan boruların ise, TSE belgesi olan siyah demir boru ile yapılarak boruların yalıtımlarının sağlanmasının, projede yer alan radyatörler açısından; 3+1 ve 2+1 dairelerin antre ve ebeveyn banyolarında bulunan radyatörlerin iptal edilmesinin; diğer meskenlerde bulunan radyatörlerin ise, projede yazılı bulunan ölçünün birebir aynısının, üzerinde 2 adet pex vana ile birlikte montajının yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşmesindeki işleyiş planına göre; temiz ve pis su tesisatının yapılmasına, binanın iç ve dış duvarlarının örülmesinden sonra başlanacağının, temiz su tesisatının yapımı esnasında, iç duvarlarda meydana gelen kırımlarda ve pis su tesisatının deliklerinin hilti ile kırımı esnasında ortaya çıkabilecek moloz ve atıklar tarafınızca temizleneceğinin, tesisat yapımı sırasında, inşaatın başka bir departmanına ait kişi veya kişiler tarafından yapılan imalatlara verilen zararın karşı tarafça karşılanacağının, davalı tarafça yapılan imalata, inşaatın başka bir departmanında imalat yapanlar tarafından zarar verilmesi halinde işveren firmanın; arabuluculuğu kabul etmiş sayılarak ortaya çıkan zararın giderileceğinin, kalorifer kazanlarının yerleşiminin, teshin merkezlerinin dış duvarları kapatılmadan yapılacağının, binalar arası kazan hattının, bahçeye yönelik olan peyzaj çalışmalarından önce yapılacağının, daire içi kalorifer tesisatının yapımının, bina içindeki sıva ve/veya alçı işlemlerinin bitiminden sonra uygulamaya geçeceğinin, kollektör, radyatör vanası ve radyatörlerin montajının daire içi zemin imalatı bittikten sonra (taban tahtası, parke vb.) uygulamaya geçeceğinin, batarya montajlarının ise, daire tesliminin en son safhasında yapılacağının, kararlaştırıldığını, bu hususlarda davalının üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, ödeme planına göre müvekkilinin 09.06.2020 tarihinde 50.000 TL ve 31.000 TL ödeme yaptığını, 15.08.2020 tarihli 45.000 TL tutarlı, 15.10.2020 tarihli 25.000 TL tutarlı, 15.11.2020 tarihli 20.000 TL tutarlı, 15.12.2020 tarihli 45.000 TL tutarlı, 15.02.2021 tarihli 45.000 TL tutarlı, 15.04.2021 tarihli 45.000 TL tutarlı, 15.06.2021 tarihli 45.000 TL tutarlı, 15.08.2021 tarihli 45.000 TL tutarlı çeklerin verildiğini, bu çeklerden sadece 15.06.2021 tarihli ve 15.08.2021 tarihli çeklerin iade edildiğini, Sinanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile delil tespiti yaptırıldığını, rapor sonucu müvekkilinin davalıya ihtarname keşide ederek eksik veya hiç yapılmayan edimlerin yerine getirmesinin ihtar edildiğini, davalı taraf edimleri yerine getirmemekle 69.534,36 TL tutarlı fatura keşide ederek ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş dosyası ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin itirazı üzerine mahkemece ek karar ile Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verildiğini, davalının bu karar üzerine Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı dosyasında ödeme emrinin tebliğini Tebligat Kanunu 35. maddeye göre yaptırdığını, müvekkilinin eksik işler için uğraştığı sırada ödeme emrinden haberdar olmadığını ve icra takibinin kesinleştiğini, müvekkiline ait 27 adet taşınmaz, araç ve banka hesaplarına haciz konulduğunu, ticari hayatının durma noktasına geldiğini, icra dosyasındaki değerin 69.534,36 TL olmasına rağmen haciz işlemi uygulanan malvarlığı değerinin yaklaşık 8 milyon TL olduğunu öne sürerek 25.01.2021 vade tarihli 69.534,36 TL tutarlı faturadan ve Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü'nün █████████ sayılı icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle; dava ticari işten kaynaklandığından zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, sözleşme imzalandıktan sonra işe başladığını, birtakım işleri yerine getirdiğini, ancak davacının müvekkiline ödemesi gereken tutarları ödemediğini, bunun üzerine 29.01.█████████ yevmiye numarahı ihtarnamenin keşide edildiğini, ancak davacının ihtarnameleri tebliğ almadığını, fesih iradesini açıkça ortaya koyduğunu, davacının borcunu ödemeyerek ve tapu devrini yapmayarak sözleşmeye aykırı davrandığını, ödeme emrinin Tebligat Kanunu 35 maddeye göre yapıldığını, itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, davacı tarafça sunulan delil tespitinin müvekkili yokluğunda yapıldığından hükme esas alınamayacağını, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda imalatların tutarlarının eksik hesaplandığı, tespit edilen fiyatların hangi ücret tarifesi, emsal araştırma vb ölçütlere göre yapıldığının belli olmadığını, işçilik ve malzeme bedellerinin çok düşük belirlendiğini, yine bilirkişi raporunda belirtilen depolarda bulunan 8 adet klozet, 74 adet lavabo ve ayakları ile 165 adet panel radyatörün tespit edilmesine rağmen bedellerinin belirtilmediğini, yeniden keşif yapılarak uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini savunarak davanın reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18.11.2022 tarihli ek rapor dosya kapsamına ve denetime elverişli olmakla hükmün tesisinde esas alınmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ( TMK ) 6. maddesi, “ Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. ” HMK.’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190’ıncı maddesi: ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir, Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Dava eser sözleşmesi kapsamında açılmış bulunmaktadır. Buna göre somut olayda, davacı müteahhit, davalı ise yüklenici sıfatına sahip olup, akti ilişkinin varlığı hususunda uyuşmazlık konusu bulunmayıp, uyuşmazlık davacının davalıya yapılan iş kapsamında fazla ödeme yapıp yapmadığı, buna göre borçlu bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkememizce aldırılan ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18.11.2022 tarihli ek rapor içeriğinde de vurgulandığı üzere; davacının davalıya 131.001,09 TL borçlu bulunduğu tespit edilmiş olmakla, davanın reddine dair karar vermek gerekmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 23.05.2022 tarihli Kök raporda, Takibe konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu ancak davalının yaptığı iş miktarının 141.570,00 TL olup, eksik ve kusurlu imalat tutarının 23.240,00 TL olduğu, buna göre toplam imalat tutarının 118.330,00 TL olacağı, davacının toplam 256.866,77 TL iade faturası düzenlemiş olduğu, tüm bunların değerlendirilmesi neticesinde (mahsup) davacının davalıya borçlu bulunmadığı belirtilmiş ise de, mahkememizce yapılan görevlendirme neticesinde düzenlenen ek raporda davacı tarafça düzenlenen iade faturalarının davalı tarafa tebliğ edilmemiş olduğu gibi yerinde de olmadığı, değişik iş tespit dosyasındaki rakamlar ile taraf kayıtlarının uyumlu olmadığı, bu nedenle tespit dosyasındaki belirlemelerin dikkate alınamayacağı davacı tarafça tanzim edilen iade faturalarının dikkate alınmaması halinde, taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 506.000,00TL olduğu, davalının dava konusu iş kapsamında kestiği fatura tutarı toplamının 397.116,44 TL olduğu, davacının yaptığı ödeme tutarının 266.115,25 TL olduğu, buna göre davacının davalıya 131.001,09 TL borçlu olacağı belirlenmiş olmakla aşağıdaki şekilde davanın reddine dair karar vermek gerekmiş, yargılamanın başında, mahkememizce verilen tedbir kararı ile icra veznesine yatan paranın davalıya ödenmemesine karar verilmiş olduğundan, İİK 72/4 maddesi gereğince, davalının alacağına geç kavuşmasının neden olacağı zarara karşılık, davalı lehine takdiren dava değerinin %20 oranında tazminata..." karar vermek gerektiği gerekçesiyle, "Davanın REDDİNE, İİK 72/4 maddesi gereğince mahkememizce 09.07.2021 tarihli ara karar ile verilen, Afyonkarahisar İcra █████████ E. icra sayılı takip dosyasında icra veznesine yatacak paranın davalıya ödenmemesi yönündeki tedbirin kaldırılmasına, 3-Mahkememizce İİK m 72/3 uyarınca, icra veznesindeki paranın davalıya ödenmemesine dair davacı yararına tedbir kararı verilmiş olması nedeni ile, İİK. 72/4 maddesi gereğince, davalının alacağını geç tahsilinden kaynaklanan zararına karşılık olmak üzere, dava değeri olan 71.458,63 TL’nin takdiren %20'si oranında hesaplanan 14.291,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine" karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmediği, yaptıkları itirazların değerlendirilmediği, delil tespit dosyası, alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin borçlu olmadığının anlaşılabileceği, bilirkişi raporunda ticari defterler ve kesilen faturaların karşılaştırıldığı, sonucunda " davacı adına düzenlenmiş 356.001,19 TL tutarlı faturaların 256.866,77 TL’lik kısmı için iade faturası düzenlenmiş, bu durumda davalının 99.134,42 TL’lik alacaklı olmuştur. Ancak, davalı tarafın nakit ve çek ödemeleri toplamı 225.000,00 TL ile mahsuplaşmaması sonrasında, davacının davalıya borçlu olmadığı ortaya çıkmaktadır." denilerek müvekkilinin borçlu olmadığının ortaya koyulduğu, ancak aynı heyetten alınan 18.11.2022 tarihli ek raporda ise "Bu durumda tespit raporundaki rakamsal tespitler ve iade faturaları haricinde, tarafların ödemeleri ve düzenledikleri faturalar dikkate alındığında davacının davalıya (397.116,44-266.115,25=)131.001,19 TL borçlu olduğu ortaya çıkmaktadır." tespitiyle kök rapordan tamamen zıt hükümlere yer verildiği, raporlar arasında çelişki bulunduğu, çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, Yargıtay kararlarında da bu hususun bozma nedeni olarak kabul gördüğü, mahkemece iade faturalarının davalı tarafa tebliğ edilmediği belirtilmiş ise de, bahse konu iade faturalarının elektronik ortamda davalının sisteminde görüldüğü, bu nedenle tebliğine gerek bulunmadığı, söz konusu iade faturalarının, davalının hukuka aykırı olarak inşaat mahallinde kullanıldığı tespit edilen malzemeler dışındaki ürünler için kestiği faturalara ilişkin olduğu, faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği, davalının GİB sisteminde göründüğü, müvekkili tarafından iade faturalarının gönderildiğine ve davalıya ulaştığına ilişkin görselin dosyaya sunulduğu, açıklama olarak da bilirkişi raporunda tespit edilen, inşaatta kullanılan malzemeler dışındaki ve yersiz olarak fatura edilen ürünlerin iadesi amacıyla düzenlendiğinin yazıldığı, davalının gerek işçilik gerek ise imalat ve malzeme sevki bakımından sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğinin, eksik bıraktığının 28.02.2022 tarihli raporda da belirtildiği, davalının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü yerine getirmediği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talepli olup, mahkemece verilen davanın reddine dair karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında özellikle icra takibi, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlenen 25.01.2021 tarih 69.534,36 TL tutarlı faturaya dayalı olup, davanın icra takibine sıkı sıkıya bağlı olmasına, davacının takibe dayanak faturayı ödediğini yasal delillerle ispatlayamamış bulunmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 madde gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-) İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a madde gereğince KESİN olmak üzere 16.04.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!