İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satış kaynaklı itirazın iptali davasında fatura alacağı, döviz kuru farkı ve temerrüt faizi talepleri.
Özet: Ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında davacı şirket, davalıya sattığı iş makinesi ve yedek parçaların karşılığı 97.637,03 TL tutarındaki fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini, Euro bazında anlaşılan ancak TL olarak faturalandırılan alacak için kur farkından doğan soyut aşkın zararın, temerrüt faizinin ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ederken; davalı taraf, borcun dayanağının belirsizliğini, muhasebe kayıtlarında böyle bir borcun bulunmadığını ve davacının mal teslimi veya hizmet ifasını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, iş makinelerinin ve makine parçalarının satış hizmetinin sunulduğu bir ticaret şirketi olduğunu, davalı tarafın siparişi üzerine 06.07.2022 ve 29.08.2022 tarihlerinde davalı/borçlu ve müvekkili şirket tarafından imzalanan teklif ve kabul sözleşmeleriyle faturalara konu ürünlerin satım akdinin gerçekleştiğini, aynı şekilde üçüncü faturaya konu alım-satım da işbu sözleşmelerin devamı niteliğinde olduğunu, davalıya tedariki/teslimi gerçekleşen faturaya konu ürünlerin karşılığında müvekkili şirketin, davalı/borçludan 3 farklı fatura karşılığında, 97.637,03 TL tutarında ana para alacağı bulunduğunu, söz konusu durumda olduğu gibi tüm ticari işlerde, taraflar arası anlaşmanın her ne kadar Döviz üzerinden olsa da Türk Lirasının korunması adına TL üzere kesilen işbu faturaların düzenlenme tarihlerindeki kurlarının ilgili faturaların sol altında yer almakla; iyi niyetli bir şekilde taraflarınca mevcut faturalarda yazılı TL bedelleri üzerinden icra takibi yapıldığını, müvekkil şirketin, yabancı bir şirketin ürünlerini satmakla beraber döviz üzerinden fiyat vermekte ve karşı taraflarla da döviz bedeliyle anlaşmak zorunluluğunda olduğunu, tüm faturalara konu ürünlerin anlaşmalarının borçlu/davalı şirketle döviz olarak kararlaştırıldığını, sözleşmelerin sunulduğunu açıklanan nedenlerle Temmuz 2023 itibarıyla Euro kurunun yaklaşık 29 TL olduğunun da nazara alınmasıyla sayın mahkemece müvekkilinin soyut aşkın zararının tespit edilmesi ile borçludan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, ----------- sayılı bireysel başvuru kararı ile de enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde söz konusu soyut aşkın zararın varlığının kusur aranmaksızın karine olarak kabul edilmesi gerektiği yönünde içtihadı kesin bir şekilde ortaya koyduğunu, davalı taraf, işbu dilekçe ekinde yer alan faturalara konu ürünlerin satın alınması ve teslimi/tedariki talebinde bulunmuş olmakla; müvekkil şirket tarafından ilgili ürünlerin tedariki sağlanmış ve ekte sunulu şekilde E-irsaliye faturaları ile de karşı tarafa sevkinin yapıldığını, her bir e-faturada ayrı ayrı vade tarihleri olmasına rağmen aralıklı süreçlerle davalı tarafa ödeme hatırlatmalarında bulunulduğunu, davalı/borçlunun, söz konusu akitten kaynaklanan mal/hizmet bedelini ödememiş, alacağın tahsili için davalı tarafa yazılı ve sözlü olarak defalarca kez müracaat edilmiş ise de, bugüne kadar herhangi bir olumlu netice elde edilememesi üzerine davalı şirket aleyhine ---------- İcra Müdürlüğü’nün ------------ E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu, kabul edilen ancak vadesinde ödenmeyen faturalar için işleyen TTK.1530 Temerrüt Faizine itiraz edilmesinin kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket tarafından mal/hizmet karşılığı olan fatura bedellerinin süresinde ödenmemesi üzerine, vade tarihinden takibin başlatıldığı tarihe kadar geçen zaman için faiz işletilmesi yasal olduğundan, davalı tarafın aksi yöndeki itirazlarının iptali gerektiğini, sayın mahkemece hak kaybı yaşanmaması adına; müvekkili şirket lehine faiz kaleminin kur farkının da dikkate alınması suretiyle hesaplanarak karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptaline, Sayın Mahkemece müvekkilinin uğramış olduğu soyut aşkın zararın hesaplanarak davalı borçlu tarafça ödenmesi ile birlikte TTK m.1530 temerrüt faizine karar verilmesine, davalı/borçlu aleyhine %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı/alacaklının başlatmış olduğu icra takibi miktarının 97.637,03-TL olduğunu, ancak alacaklı tarafça borcun dayanağı olarak tarih ve sıra kaydı adı altında bir kısım bilgiler gösterilmişse de, takip talebinden de anlaşılacağı üzere takip dayanağının belirsiz olduğunu, bu nedenle müvekkili şirket muhasebe kayıtları ve ticari defterleri incelendiğinde müvekkili şirketin, davacı/alacaklı tarafa borcu bulunmadığını, öncelikle iddiaya konu hizmetin eksiksiz ve kusursuz ifa edildiğinin ispatının gerektiğini, ispat külfetinin de davacıya ait olduğunu, faturaların ve faturada bahsi geçen mal ve/veya hizmetlerin ifasına/teslimine dair dava dilekçesi ekinde herhangi bir belge sunulmadığını, alacağın ve iddiaların varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte icraya konu alacağa uygulanan ve uygulanması talep edilen faize, faizin başlangıç tarihine ve miktarına ilişkin itiraz ettiklerini, müvekkilinin usulünce temerrüde düşürülmediğini, usulüne uygun yapılmış bir temerrüt olmaksızın işlemiş faiz talep edilemeyeceğini belirtmiş olup, haksız açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İcra Dosyası: ----------İcra Müdürlüğü ------------- E. Sayılı dosyası ile Davacı taraf 29.03.2023 tarihinde, 3 adet faturadan kaynaklanan 97.637,03 TL asıl alacak, 7.359,39 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 104.996,42 TL alacağının tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin 05.04.2023 tarihli itiraz dilekçesinde;, alacağın tamamına, aslına, işlemiş faize, tüm faiz türlerine ve tüm ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu anlaşılmıştır.Bilirkişi Raporları
:Mahkememizce davalı defterlerinin incelenmesi için ------------ Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, alınan █████/2024 tarihli raporun sonuç kısmında,"Davalının 2021-2022-2023 yılı resmi defterleri usulüne uygun olarak tutmuş, Envanter Defteri Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde noter onayı yapılmış olup, Yevmiye Defteri ve Defteri Kebir Yönünden E Defter mükellefi olup, yasal süresinde mevzuata uygun şekilde E Beratlar oluşturulmuştur.Davalının resmi kayıtlarına göre davacının davalıdan; takip tarihi 30.03.2023 tarihi ve dava tarihi 03.07.2023 itibariyle 97.637,03 tl. alacağı bulunmaktadır"Yönünde rapor tanzim edilmiştir.Mahkememizce davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, alınan █████/2024 tarihli raporun sonuç kısmında,"A- Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,Davalı şirkete ait ticari defterler talimat yolu ile incelenmiş olup, SMMM Bilirkişi ------------ 01.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin 2021-2022-2023 yılı ticari defterlerinin e defter olduğu, usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği,B- Davacı Alacağı Yönünden
: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere; davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların her iki şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 97.637,03 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde 97.637,03 TL borçlu gözüktüğü, ticari defterlerin birbiriyle uyumlu olduğu hususları topluca değerlendirildiğinde, fatura içeriği malların davalı şirkete tesliminin ispatlandığı, karşılığında davalı şirket tarafından ödeme yapıldığına ilişkin dosya kapsamında somut herhangi bir belge bulunmadığından davacı şirketin 29.03.2023 takip tarihi itibariyle 97.637,03 TL alacağını talep edebileceği,C- Davacı Şirketin Soyut Aşkın Zarar Talebi Yönünden: Davacı şirketin işbu talebine ilişkin hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğu,D- FAİZ
: Raporumuzun 5-Faiz bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı şirketin takip öncesinde faiz talebinin Sayın Mahkemece kabul edilmesi halinde, takip öncesinde 6.739,83 TL işlemiş faiz hesaplandığı, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinde bulunabileceği"Yönünde rapor tanzim edilmiştir.Rappor taraflara tebliğ edilmiş, davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçe değerlendirilmek suretiyle ek rapor tanzim edilmesine karar verlmiş olup, alınan █████/2024 tarihli ek rapporun sonuç kısmında,"A- Davacı İtirazı Yönünden
: Raporumuzun Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere;Davacı şirketin faize ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği, bu hususta, “…davacı şirketin 29.03.2023 takip tarihi itibariyle 97.637,03 TL alacağını talep edebileceği,Faiz
: davacı şirketin takip öncesinde faiz talebinin Sayın Mahkemece kabul edilmesi halinde, takip öncesinde 6.739,83 TL işlemiş faiz hesaplandığı, Sayın Mahkeme’nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinde bulunabileceği,İCRA İNKÂR TAZMİNATI VE sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı…” yönündeki kök rapordaki kanaat ve hesaplamalarımızın aynen geçerli olduğu,Davacı Şirketin Soyut Aşkın Zarar Talebi Yönünden: Somut olay bakımından davacının aşkın zararını talep edebileceğinin hukuki değerlendirmesinden bağımsız olarak, Ek raporda mahkemece hesaplama yapılmasına dair verilen görevi yerine getirmek amaçlı yapılan hesaplamada, davacının 22.09.2022 sözleşme ödeme tarihindeki 97.637,03 TL alacağının 6 (altı) farklı ekonomik parametrenin ortalaması alınmak suretiyle 03.07.2023 dava tarihli uyarlanmış değeri 154.069,11 TL, 30.11.2024 iş bu rapor tarihi itibarıyla aynı kapsamdakiuyarlanmış değeri 227.058,76 TL olarak hesaplanmıştır.03.07.2023 Dava Tarihli Aşkın Zarar Hesabı:Davacının takip konusu faturalarının 45 gün vadesine karşılık gelen 22.09.2022 ortalama vadesindeki 97.637,03 TL asıl alacağının 03.07.2023 dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 9.648,68 TL hesapla faizli değerinin (ana para + faiz) 107.285,71 TL tutara karşılık geldiği, Tablo 1’de hesaplanan aynı tarihli uyarlanmış değerin 154.069,11 TL olmasına göre 03.07.2023 dava tarihi itibarıyla temerrüt faizi ile giderilemeyen aşkın zararının 46.783,40 TL olarak,30.11.2024 İş bu Rapor Tarihli Aşkın Zarar hesabı 30.11.2024 iş bu rapor tarihi itibarıyla işlemiş faiz tutarının 70.592,91 TL hesapla faizli değerinin (ana para + faiz) 168.229,94 TL tutara karşılık geldiği, Tablo 1’de hesaplanan aynı tarihli uyarlanmışdeğerin 227.058,76 TL olmasına göre 30.11.2024 iş bu rapor itibarıyla temerrüt faizi ile giderilemeyen aşkın zararının 58.828,82 TL olarak hesaplanmıştır."Yönünde rapor tanzim edilmiştir. Dava; hukuki niteliği itibariyle mal ve hizmet ifası ile ilgili düzenlenen faturalara dayanak alacak hakkı nedeniyle davalının borcu geç ödemesinden kaynaklı davacı tarafın munzam zararının olduğu iddiasıyla başlatılan ----------- İcra Müdürlüğünün ------------ E. Sayılı icra dosyasının davalı tarafça yapılan itirazın İİK 67 kapsamında iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Taraflar arasında ticari iş makineleri ve makine parçaları satımından kaynaklanan ticari ilişki olduğu. Davacı alacağı nedeniyle davalı aleyhine takip başlatmış olduğu görülmüştür. Davalı, iddiaya konu hizmetin eksiksiz ve kusursuz ifa edildiğinin ispatının gerektiğini, ispat külfetinin de davacıya ait olduğunu, faturaların ve faturada bahsi geçen mal ve/veya hizmetlerin ifasına/teslimine dair dava dilekçesi ekinde herhangi bir belge sunulmadığını ve davanın reddini savunmuştur. Tarafların tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre; Davacı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2023 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin 2021-2022-2023 yılı ticari defterlerinin e defter olduğu, usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiği,Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların her iki şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 97.637,03 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde 97.637,03 TL borçlu gözüktüğü, ticari defterlerin birbiriyle uyumlu olduğu, fatura içeriği malların davalı şirkete tesliminin ispatlandığı, karşılığında davalı şirket tarafından ödeme yapıldığına ilişkin dosya kapsamında somut herhangi bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin; Faturalara konu ürünlerin anlaşmalarının borçlu/davalı şirketle döviz olarak kararlaştırıldığını, kesilen faturalarda mevcut kur bilgilerinin ise; 07.07.2022 tarihli faturada Euro kuru 17,63 TL, 30.08.2022 tarihli faturada 18,19 TL ve 13.09.2022 tarihli faturada ise Euro kuru 18,56 TL olduğunu, davacının doğmuş olan "soyut aşkın zararını" da talep etmek gereğinin hasıl olduğunu, güncel Euro kuru dikkate alınarak davacının soyut aşkın zararının tespit edilmesi talep ettiği,Bilirkişi 30.11.2024 tarihli Ek raporunda ; 03.07.2023 Dava Tarihli Aşkın Zarar Hesabı: Davacının takip konusu faturalarının 45 gün vadesine karşılık gelen 22.09.2022 ortalama vadesindeki 97.637,03 TL asıl alacağının 03.07.2023 dava tarihine kadar işlemiş faiz tutarının 9.648,68 TL hesapla faizli değerinin (ana para + faiz) 107.285,71 TL tutara karşılık geldiği, aynı tarihli uyarlanmış değerin 154.069,11 TL olmasına göre 03.07.2023 dava tarihi itibarıyla temerrüt faizi ile giderilemeyen aşkın zararının 46.783,40 TL olarak,30.11.2024 Rapor Tarihli Aşkın Zarar hesabı; 30.11.2024 iş bu rapor tarihi itibarıyla işlemiş faiz tutarının 70.592,91 TL hesapla faizli değerinin (ana para + faiz) 168.229,94 TL tutara karşılık geldiği, aynı tarihli uyarlanmış değerin 227.058,76 TL olmasına göre 30.11.2024 iş bu rapor itibarıyla temerrüt faizi ile giderilemeyen aşkın zararının 58.828,82 TL olabileceğini hesapladığı görülmüştür.6098 sayılı TBK'nın 122/1. maddesinde, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür." düzenlemesine yer verilmiştir.Munzam Zararın İspatında Yargıtay'ın Tarihsel Yaklaşımı Değerlendirildiğinde;Munzam zarar, borçlunun temerrüdü ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olup bu hukuki niteliği ve karakteri itibariyla, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması halinde dahi takip veya davanın konusuna dahil bir borç olarak kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamaktadır. Ayrı bir dava ile on yıllık zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Munzam zararın ispatın somut olarak ispatının gerekip gerekmediği hususu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Özel Dairelerinin birbirinden farklı uygulamaları ile süregelmiştir. Yargıtay uygulamalarındaki bu iki farklı görüş, munzam zararı ispatının sıkı ispat kurallarına bağlanıp bağlanmaması; maruf ve meşhur olayların “karine” olarak kabul edilip, edilemeyeceği ve maddi zararın belirlenmesi yöntemlerinde yoğunlaşmaktadır.Yargıtay'ın eskiden beri ağırlıklı olarak uyguladığı birinci görüşe göre; munzam zarar talep eden-davacı, temerrüde uğrayan alacağın varlığını, bu alacağın ödenmemesi sebebiyle temerrüt faizini aşan zararı bulunduğunu somut olarak ve yasal delilerle ispatlamak zorundadır. Olumsuz ekonomik veriler (yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış, piyasa yüksek faiz oranları) davacı-alacaklıyı ispat yükünden kurtarmaz. Geç tahsil edilen alacağın, iştigal konusu ticarette kullanılmasının tabiî olduğu varsayımı yeterli kabul edilip hüküm kurulamaz. Alacaklının, munzam zararını yasal delillerle kanıtlaması halinde borçlu; ya alacaklının bir zarara uğramadığını ya da borç zamanında ifa edilmiş olsaydı bile, alacaklının değeri düşmeyecek bir yatırım yapmayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.İkinci görüşe göre; munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faiziyle karşılanmayan zarar miktarını; zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamalıdır. Munzam zarar alacaklısı, normal durumlar ve fiili karineler ile maruf ve meşhur olaylara dayanıyorsa bunun ispatı istenmemeli, munzam zarar davalarında davacı-alacaklının ispat yükümlülüğü çok sıkı kurallara bağlanmamalı, enflasyonist ortamda, bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması; örneğin, en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirilmesi, olayların normal akışına, hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmelidir. Bu karinenin aksini, kusursuzluğunu ve sorumsuzluğunu ispatlamak borçlunun yükümlülüğündedir.Yargıtay Daireleri arasında bu yolda oluşan içtihat aykırılığının giderilmesi istemi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nca reddedilmiştir.Başından beri birinci görüşü uygulayan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, daha sonra ikinci görüşü benimsemiş, 2021 ve 2022 yıllarında verdiği kararlar incelendiğinde ise somut ispat kuralına geri döndüğü görülmüştür.İbranamenin Munzam Zararı Sona Erdirip Erdirmeyeceği Değerlendirildiğinde;----------sayılı Kararında;"Ayrıca sigortacının ibrası ister taraflar arasında akdedilmiş bir sulh sözleşmesi ile ister bağımsız bir ibra sözleşmesi ile kararlaştırılmış olsun, sözleşmede aksine hüküm yoksa sigorta tazminat borcu ile birlikte gecikme faizi ve munzam zarar gibi borçlar da ibra ile sona erer. Sigorta tazminat borcuna ilişkin sulh-ibra sözleşmesi yapılırken iradesi sakatlanan (hata, hile, ikrah) sigorta ettiren, sigortalı bu sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir.Ancak sigortalı hata,hile, ikrah ile iradesinin sakatlandığını ispat etmek zorundadır. Aksi halde sigortalı “tazminat makbuzu-ibraname” “mutabakatname-ibraname”, “ibraname” başlıklı belge ile tespit edilen sulh ve ibra sözleşmesi ile bağlıdır." şeklindeki kararı ile aksine düzenleme bulunmadıkça ibranamenin munzam zarar borcunu da sona erdireceğine hükmedilmiştir.Ekonomik Olumsuzluklar Karine Yönünden Değerlendirildiğinde;Gerek 818 sayılı mülga BK'nın 105.maddesinde ve gerekse 6098 sayılı TBK'nın 122/1. Maddesinde "FAİZ"den değil, "ZARAR"dan bahsedilmektedir. "Günümüz ekonomik koşullarıyla geçmişdeki ekonomik veriler değerlendirildiğinde; ekonomi düzeni içinde yer alan yatırım araçlarının hiçbir zaman istikrarlı gelir getirmediği ve dolayısıyla munzam zararın ispatında “karine” oluşturmadıkları sonucuna varılmaktadır. Örneğin, belli bir zamanda getirisi olan döviz, başka bir zamanda zarar oluşturmaktadır. Borsalardaki yatırımlarda kâr sağlayabildiği gibi, zarara da sebebiyet vermektedir. Enflasyon oranı düştükçe, banka mevzuat faizi de düşmektedir. O halde, ikinci görüşü benimseyen Yargıtay kararları ve hukuksal öğretideki görüşler, “karine” yönünden hukuksal dayanaktan yoksun kalmaktadır. Yakın bir tarihte yüksek döviz kurlarının bir gecede neredeyse yarı yarıya kadar düştüğü dikkate alındığında, dövize yatırımın her zaman gelir getirmeyeceği, bu nedenle olumsuz ekonomik verilerin karine sayılamayacağı görülmektedir.Somut Olay ve Güncel Yargıtay Kararları Değerlendirildiğinde;Dava dilekçesinde davacının faizle karşılanmadığı ileri sürülen zararına ilişkin somut bir vakıa ve somut bir vakıaya ilişkin delil bildirilmemiştir. Davacı vekili munzam zarar talebini enflasyon döviz artışı gibi olumsuz ekonomik verilere dayandırmış, alacak hesabının da bu verilen üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.-----------sayılı kararında;"Yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu davacıyı ispat yükünden kurtarmaz. Davacı para alacağını zamanında alması halinde ne şekilde kullanacağını, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmek zorundadır." şeklindeki kararı ile somut ispatı aramıştır.-----------sayılı kararında;"Uğranılan zarar, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle 105. maddeye dayanılarak munzam zarar istenecek ise, artık o merciin, zararın oranını belirlemek için kullandığı/dikkate aldığı/değerlendirdiği ölçülere ve bunların “maruf ve meşhur” oldukları olgusuna değil, davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da, elverişli ve geçerli delillerle kanıtlanmalıdır."-----------sayılı kararında; "Davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir."İcra takibine konu edilen alacak yönünden, davacı tarafından davalının usulüne uygun olarak temerrüde düştüğüne ilişkin delilin dosyaya ibraz edilmediği, icra takibi öncesi temerrüt oluşmadığı, temerrüt icra takip tarihi olan 29.03.2023 tarihinde oluştuğu, icra takip tarihinden itibaren tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faizi uygulanması gerektiği kanaatine varılmış, Davacının ---------İcra Müdürlüğü ---------- E. Sayılı sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 97.637,03-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,Davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla, ispatlanamayan munzam zarar talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KISMEN KABULÜ ile;1- ---------- İcra Müdürlüğü’nün ------------- E. sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 97.637,03-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,2-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3- Aşkın zararın giderilmesine yönelik talebin reddine,4-Alınması gerekli 6.669,59-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.142,42-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.527,17-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 1.142,42-TL peşin harç toplamı olan 1.322,32-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından sarfedilen toplam 8.918,50-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ------------ tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,9- Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2025TASHİH ŞERHİKısa kararda hüküm kısmının 1 nolu maddesinde " ------------ İcra Müdürlüğü’nün ----------- E. sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 97.637,03-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına" olarak yazılan kısımda sehven---------- İcra Müdürlüğü’nün ------------ E. sayılı icra dosyasında olarak yazıldığı anlaşıldığından re'sen aşağıdaki tahsis şerhi düzenlenmiştir.GD
:1-Hüküm kısmının;1 nolu maddesinin,----------- İcra Müdürlüğü’nün ------------- E. sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ile takibin 97.637,03-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,şeklinde yazılmak suretiyle hükmün TASHİHİNE,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ------------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025