Medikal ürün bonolarından kaynaklanan menfi tespit davasında, ayıplı mal ve kısmi ödeme iddialarına rağmen borçlunun haciz tutanağındaki kabul ve ödeme taahhüdü nedeniyle davanın reddi kararı.
Özet: Davacı, medikal ürünler karşılığında düzenlediği bonolardan kaynaklanan borçlar için kısmi ödeme ve ayıplı mal iddialarıyla menfi tespit davası açmış, ancak icra takibi sürecinde ve dava açıldıktan sonra borcu kabul ettiğine dair açık beyanlarda bulunarak ödeme taahhütleri vermesi sebebiyle, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 13. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin medikal ürünler satan bir firması bulunduğunu, davalının müvekkiline satmış olduğu medikal ürünler karşılığında davalıya iki adet bono düzenlenerek verildiğini, söz konusu bonoların davalı tarafından icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin 30.06.2017 vade tarihli bonoya istinaden 20.07.2017 tarihinde 15.000,00 TL banka havalesi yolu ile davalıya ödeme yaptığını, ancak takipten önce yapılan bu kısmi ödemenin düşülmediğini, davalı tarafından müvekkiline gönderilen ürünlerin hukuki olarak yasal unsurları taşımadığını, ürünlerin ayıplı olduğunu, bu nedenle alacak talep edilmesinin de haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek 30.06.2017 tarihli 79.381,50 TL bedelli ve 30.07.2017 tarihli 79.381,50 TL bedelli iki adet bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar davacının yaptığı kısmi ödeme düşülmeden sehven takip başlatılmış ise de 07.05.2018 tarihinde davacının yaptığı ödeme miktarınca takipten feragat edildiğinden davacının işbu bedel için bu davayı açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, davacının iddiası senetle ispat etmesi gerektiğini, davacının 22.05.2018 tarihli haciz tutanağında borca diyeceğim yok şeklinde beyanda bulunarak borcu kabul ettiğini, davacının beyanlarının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın satılan ürüne ilişkin piyasada tedavülünün mümkün bulunmadığı nedeniyle satamıyorum şeklindeki beyanının gerçeğe aykırı ve hiçbir hukuki gerekçesi bulunmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak kanunen kendisinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davanın temelini oluşturan İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ████████ E. sayılı icra dosyasında takibin kesinleşmesinden sonra davacının adresinde fiili haciz işlemi gerçekleştirildiği, 22.05.2018 tarihli haciz tutanağında davacının "borca diyeceğim yok, borcu ödeyeceğim" dediği ve haciz tutanağını imzaladığı, davacının 08.06.2018 tarihli taahhütnamede de borcu aynen kabul ettiğini, bir itirazı olmadığını, dosya borcunu beş taksitte ödeyeceğine yönelik taahhütte bulunduğu, borçlunun taahhüdünün alacaklı vekili tarafından kabul edildiği, borçlu ve alacaklı vekili tarafından imzalandığı, icra dairesince 21.06.2018 tarihinde taahhüdü kabul muhtırası düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iddia ve delilleri değerlendirilmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından haciz ve icra baskısı altında icra dosyasına taahhütte bulunulmuş olmasının davanın esasını incelemeye engel olmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun açık olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu icra takibi nedeniyle işbu davanın açıldığı 09.05.2018 tarihinden sonra yapılan 22.05.2018 tarihli haciz esnasında haciz tutanağına "borca diyeceğim yok" şeklinde davacının beyanda bulunduğu, ayrıca davacının icra müdürlüğüne verdiği 08.06.2018 tarihli ödeme taahhütnamesinde de "dosyada hakkımda yapılan takibe ve borca bir itirazım yoktur. Borcu aynen kabul ediyorum" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı borçlu hakkında yapılan icra takibi kesinleştikten ve eldeki menfi tespit davası açıldıktan yani davacının ayıp ve ödeme sebebine ilişkin iddialarını dava yoluyla ileri sürdükten yaklaşık 1 ay sonra resmi merci önündeki borcu kabul niteliğinde davacıyı bağlayacak beyanda bulunulduğu, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iddia ve delillerinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin haciz ve icra baskısı altında icra dairesine ödeme taahhüdünde bulunduğunu, taahhüt verilmiş olmasının menfi tespit davasının esasının incelenmesine engel olamayacağını, davalının müvekkiline sattığı ürünlerin ayıplı olduğunu, müvekkilinin 20.07.2017 tarihinde yaptığı 15.000,00 TL'lik kısmi ödemenin asıl alacaktan düşülmesi gerektiğini, davalının bu miktarca feragat ettik iddiasının yeterli ve geçerli olamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, davalıya verilen bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.3. Değerlendirme1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.