İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde, bankaların olumsuz yaklaşımları, sektördeki daralma ve döviz kurlarının etkisiyle nakit akışı krizi yaşayan şirketin ve şahsi kefaletleri bulunan ortağının konkordato yoluyla mali durumu düzeltme talebi.
Özet: Davacılar, sahip oldukları malvarlığının borçlarını karşılayacak durumda olmasına rağmen, bankaların kredi politikaları, sektördeki genel sorunlar, döviz kurlarındaki artış ve konut kredi faizlerindeki yükselme gibi dışsal etkenler nedeniyle yaşadıkları nakit akışı sıkıntısı sebebiyle ticari faaliyetlerini sürdürebilmek ve borçlarını yapılandırmak amacıyla konkordato talebinde bulunmuş; bu çerçevede kendileri için geçici mühlet verilmesini, konkordato komiseri atanmasını, aleyhlerine başlatılan veya devam eden tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulmasını, ihtiyati haciz ve tedbir kararlarının uygulanmamasını, rehinli malların paraya çevrilmesi ve satış işlemlerinin engellenmesini, malvarlıkları üzerindeki koruyucu tedbirlerin kaldırılmasını ve diğer gerekli önlemlerin alınmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerin mal varlığı, sermayesi, tesislerinin borçlarını karşılar durumda olmasına ve bankalarda kredi limitleri bulunmasına rağmen, sektörün genelinde yaşanan problemler ve ülkenin içinde bulunduğu durumu sebep göstererek bankaların işletmenin kredi kullanımlarına izin vermemekte olduğunu, kredi limitlerini kullandırmak bir yana ek teminatlar talep etmekte olup kredileri geri çağırma noktasına geldiklerini, bankaların işbu olumsuz tutumları nedeniyle halen projeleri/üretimleri devam eden müvekkili şirketlerin nakit döngüsünü sağlayamamaya başladıklarını, alacakları ve yapılan yatırımları ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketlerin borca batık durumda değil ise de; gerek bankaların işbu olumsuz tutumları sebebiyle şirketlerin nakit sıkıntısının büyümesi gerek şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor/üretim yapıyor olması, döviz kurlarındaki artış ve konut kredi faizlerinin yükselmesi nedeniyle alım gücünün düşmesi neticesinde yatırımlarının kısa vadede nakde çevrilmesinin mümkün olmaması gerekse alacaklarını tahsil etmesinin zaman gerektirmesi nedeniyle, müvekkil şirketin bu durumdan çıkabilmesi ve ülkesine hizmetini devam ettirebilmesi için konkordato talebinde bulunma zorunluluğunun doğduğunu, davacı gerçek kişinin, gerek davacı borçlu şirketlerin tek ortağı olması gerek şirket borçlarına kefaletlerinin bulunması ve söz konusu kefaletleri nedeniyle şahsi malvarlıkları ile davacı borçlu şirketlerin alacaklılarına karşı sorumlu olması, gerekse de şirket borçları için taşınmazları üzerinde ipotek tesis ettirmesi ve şirketlere nakit vermesinden ötürü yukarıda zikredilen gerekçeler nedeniyle en az müvekkil şirketler kadar zarara uğramasının söz konusu olduğunu, bu itibarla aynı gerekçelerle davacı gerçek kişi adına da konkordato talebinde bulunma zarureti hasıl olduğunu, İcra ve İflas Kanunu’nun 297/1 maddesi çerçevesinde müvekkilleri lehine kesin mühlet verilmesine, müvekkilleri lehine üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine, geçici konkordato komiseri atanmasına, malların muhafazası için gerekli tedbirler zımmında, malvarlıklarının korunması amacı ile konkordato mühleti sonunda kadar, 6183 sayılı kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere müvekkiller aleyhine icra ve iflas yoluyla takip başlatılmasının engellenmesine, konkordato talebimizden önce müvekkillere karşı 6183 sayılı kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere başlatılmış bulunan tüm takiplerin durdurulmasına, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takiplerde malların muhafaza altına alınması işlemlerinin ve satış işlemlerinin durdurulmasına, müvekkilleri aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına, mühlet öncesi yapılmış müstakbel alacakların temliki sözleşmeleri kapsamında mühlet içerisinde doğacak alacaklar için temlik işlemlerinin hükümsüz sayılmasına ve mühlet içerisinde ödemelerin komiser denetiminde şirkete yapılmasına, müvekkillerinin keşide ettiği çeklere karşılıksız şerhi vurulmasının önlenmesine, alacaklı banka hesaplarındaki kanuni dayanağı olmayan blokajların kaldırılmasına, geçici mühlet kararı ile birlikte, mühlet içerisinde alacaklılar tarafından yapılabilecek takas ve mahsup işlemlerinin engellenmesine, mühlet boyunca, müvekkiller tarafından üçüncü kişilere verilmiş teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin engellenmesine, konkordato projesinin gerçekleştirilebilmesi için zorunluluk arzettiğinden, malvarlıkları üzerindeki muhafaza işlemlerinin, hacizler baki kalmak kaydı ile kaldırılarak müvekkillere yediemin olarak teslimine ihtiyati tedbir yolu ile karar verilmesini talep etmiştir.Dava İİK m.286 ve devamı hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir.İİK m.286 ve devamı hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir.Nitekim █████/2018 değişikliği öncesinde hukukumuzda mevcut olan konkordato kurumuna ilişkin yapılan çalışmalarda da belirtildiği üzere "mehil kararından itibaren borçlu,komiserin nezareti altındadır. Bu süre içinde borçlunun davranışları mühim olduğu gibi tahkik edilen mali durumu, bilanço ve hesapları itibariyle birçok kusurların meydana çıkması da mümkündür. Bazen, alacaklıların müracaat veya itirazda bulunmaları sayesinde borçlunun (bilinmeyen taraflarının) açığa çıkması ve komiserin aydınlatılması da ihtimali dahilindedir. İşte borçlu, bu süzgeçten geçip alacaklıların zararına olarak doğruluk haricinde, pek büyük hiffetle hiçbir iş yapmadığı takdirde hüsniyet bakımından konkordatoya ehil ve layık sayılır.(Enver Buruloğlu-Yuda Reyna, Konkordato Hukuku ve Tatbikat, İstanbul, 1968, Sayfa 58)"Mahkememizce █████/2024 tarihi itibariyle davacılar lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, █████/2024 tarihi itibariyle iki aylık geçici mühlet kararının verildiği, akabinde ise mahkememizce açıklanan gerekçelerle █████/2024 itibariyle ve gerekirse kaldırılması koşulu ile bir yıl süre ile her bir davacı lehine ayrı ayrı kesin mühlet verildiği sabittir.Kesin mühletin verilmesinden önce sunulan █████/2024 tarihli komiser raporu karşısında borca batıklık incelemesinin tam olarak bitmemiş olduğu dikkate alınarak kesin mühlet verilmiştir.Kesin mühletin devam ettiği aşamada, konkordato komiser heyetince █████/2025 tarihinde sunulan raporda tüm davacı olan şirketler hakkında ve gerçek kişi ile ilgili başarı ihtimali ve borca batıklık değerlendirilmesine yönelik yapılan muhasebesel incelemeler sonucunda, davacı ...Şirketi yönünden; davacı şirketin revize konkordato projesinde alacak tahsili yaratmayı öngördüğü kaynağın dayanak belgelerinin sunulmaması nedeniyle soyut gözükmesi ve faaliyet kârları ile yaratmayı öngördüğü kaynağın ise geçmiş yıllara ait mali veriler ve güncel mali verilere göre yaratılmasının mümkün gözükmemesi nedeniyle davacı şirketin revize konkordato projesinin inandırıcı ve uygulanabilir gözükmediği, revize projedeki kaynaklar yaratılamayacağından ötürü konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, davacı ... Şirketi yönünden; davacı şirketin revize konkordato projesinde alacak tahsili yaratmayı öngördüğü kaynağın dayanak belgelerinin sunulmaması nedeniyle soyut gözükmesi ve faaliyet kârları ile yaratmayı ön gördüğü kaynağın ise geçmiş yıllara ait mali veriler ve güncel mali verilere göre yaratılmasının mümkün gözükmemesi nedeniyle davacı şirketin revize konkordato projesinin inandırıcı ve uygulanabilir gözükmediği, revize projedeki kaynaklar yaratılamayacağından ötürü konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, davacı... Şirketi yönünden; davacı şirketin revize konkordato projesinde faaliyet kârları ile yaratmayı ön gördüğü kaynağın geçmiş yıllara ait mali veriler ve güncel mali verilere göre yaratılmasının mümkün gözükmemesi nedeniyle davacı şirketin revize konkordato projesinin inandırıcı ve uygulanabilir gözükmediği, revize projedeki kaynaklar yaratılamayacağından ötürü konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, davacı gerçek kişi ... yönünden; davacı gerçek kişinin konkordato projesinin uygulanabilir olmadığı, başarı şansının bulunmadığı, davacı gerçek kişinin iflasa tabi kişilerden olmadığı bildirilmiştir.Mahkememizce oluşturulan █████/2024 tarihli duruşma ara kararında:"1) Davacılar vekilinin █████/2024 tarihli revize projesini konkordato komiserlerinin █████/2024 tarihli ve 35 sayfadan ibaret raporlarını ve ayrıca bu rapora yönelik davacılar vekilinin inceleme gününe kadar sunacağı muhtemel dilekçelerini incelemesi,2) Bu arada konkordato talep eden davacı gerçek kişinin Vergi Usul Kanunun 176 ve devam hükümlerine göre birinci sınıf tacir olup olmadığı komiser tarafından incelenmiş olsa dahi bu hususun incelenmesi,3) Ayrıca davacı şirketlerin mevcut mali tablolar, davacı şirketlerin mevcut dönen ve duran varlıkları, stoklar, fiilen davacı şirketlerin borca batık olup olmadığını tespit etmeye yarayacak tüm aktif ve pasiflerin rayiç değerleri üzerinde daha önce yapılan yakın tarihli incelemeler, davacı şirketlerin hedeflemiş olduğu satışlardan uzak kalıp kalmadığı, mevcut █████/2024 tarihli dilekçe ekindeki revize proje içeriği dahi gözetildiğinde revize projedeki kaynakların yaratılmasının muhasebesel ve finansal açıdan mümkün olup olmadığı, davacı şirketlerin ve gerçek kişinin son sunmuş olduğu █████/2024 tarihli projesinin başarı ihtimalinin bulup bulunmadığının irdelenmesi,4) Buna göre şirketlerin mali, işletmesel, muhasebesel, sektörel açısından başarıya ulaşılıp ulaşamayacağının irdelenmesi,5) Bu noktada davacılar vekilinin konkordato komiser heyeti raporuna yönelik itirazları üzerinde de mali, işletmesel, muhasebesel ve sektörel açından durulması,6) Yapılacak tüm incelemeler sonrası davacı şirketlerin ve davacı gerçek kişinin borca batık olmadığına dair alınan rapor ile diğer tespitlerde iştirak edilmeyen bir husus olup olmadığı, sonuç olarak konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu █████/2024 tarihli rapora gerekçe ve sonuç açısından iştirak edilmeyen hal olup olmadığı noktalarının irdelenmesi açısından bilirkişi incelemesi yapılmasına,7) Davacı şirketlerin ve davacı gerçek kişinin konkordato talebinin başarıya ulaşıp ulaşamayacağı hususu ile ilgili muhasebesel, işletmesel ve sektörel açıdan gerekli bilirkişi incelemesinin █████/2025 günü saat 10:00 itibari ile icra olunmasına," dair ara karar oluşturulmuştur.Mahkememizce atanan SMMM ünvanlı muhasebe, makine mühendisi, ziraat mühendisi, gayrimenkul ve değerleme uzmanı kişi ve ayrıca nitelikli hesaplamalar konusunda ehil, konkordato komiserliği yapan bilirkişiden oluşan beş kişilik bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli raporda "şirketin konkordato döneminde öngörülen kârlılığı sağlayamadığı gibi çok ciddi tutarda zarar ettiği ve ayrıca ticari alacaklarından yapılacak tahsilatlarını somutlaştırıcıbir belge sunulmadığı tespit edilmiş olup, bu nedenle bu aşamada davacının kaynaklarının soyut olduğu değerlendirildiğinden komiser heyetinin “davacı şirketin revize konkordato projesinde alacak tahsili yaratmayı öngördüğü kaynağın dayanak belgelerinin sunulmaması nedeniyle soyut gözükmesi ve faaliyet kârları ile yaratmayı ön gördüğü kaynağın ise geçmiş yıllara ve cari yıla ait mali verileri ile mühlet içerisindeki faaliyet verilerine göre yaratılmasının mümkün gözükmemesi nedeniyle davacı şirketin revize konkordato projesinin inandırıcı ve uygulanabilir gözükmediği, revize projedeki kaynaklar yaratılamayacağından ötürü konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı değerlendirildiği, şeklindeki görüşüne iştirak edildiği, davacı gerçek kişinin borçlarını karşılayacak mal varlığının bulunmaması, şirketlerin projeleri ile sıkı sıkıya bağlı olarak projesinin düzenlemiş olduğu görülmüş olup, şirketlerin kaynaklarının yukarıdaki açıklamalar ile soyut olma ihtimali yüksek olması nedeniyle komiser heyetinin davacı gerçek kişinin konkordato projesinin de uygulanabilir olmadığı ve başarı şansının bulunmadığı şeklindeki görüşüne iştirak edildiği, sunmuş olduğu projesinde yer alan kaynakların yetersiz kalma ihtimalinin yüksek bir ihtimal olması ve borçlu şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabilmesinin kuvvetle muhtemel olmadığı değerlendirilmiş olup, nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, borçlunun mali durumunu iyileştirme ihtimalinin olup olmadığı hususunda konkordatonun başarıya ulaşması kavramının içinde borçlunun mali durumunun iyileşmesi ihtimalinin mevcudiyeti ve konkordatonun alacaklılar tarafından kabulü ve tasdiki ihtimalinin varlığının birlikte yer aldığı, konkordato sürecinin mahiyeti (borçlunun devam etmekte olan ticari faaliyetinin başarısının kısmen genel ekonomik durumdaki gelişmeler gibi harici unsurların da etkisi dolayısıyla tam birkesinlikle tahmin edilmesinin mümkün bulunmaması) dikkate alındığında borçlunun mali durumunun iyileşmesi ihtimalinin komiser raporunda kesin bir ifade ile sonuca varılacak şekilde belirtilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda şirketin mali durumunun iyileştirmesinin “gerçekçi olarak öngörülebileceği”nin tespit edilmesinin yeterli olduğunun ifade edildiği, mahkeme önünde derdest konkordato talebinde geride kalan mühlet sürecinde borçlu şirketlerin gerek hedeflemiş olduğu satış ve kârlılığı yakalayamamış olması gerek kaynak olarak gösterilen ticari alacaklarını somutlaştırmaması gibi hususlar nazara alındığında şirketin mali durumunun iyileştirme ihtimalinin bulunmadığının düşünüldüğü, bu itibarla konkordato revize projelerinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, nihai takdir ve kanaatin mahkemeye ait olduğu, konkordatoya tabi alacakların, konkordato mühleti sonunda ödenebilecek durumda olup olmadığı hususunda ise yapılan incelemeler neticesinde borçlu şirketlerin borçların ödenmesine ilişkin kaynak tablolarının projelerinde yer almadığı, bununla birlikte projelerde yer alan nakit akım tablolarına göre kaynak olarak ticari alacaklardan yapılacak tahsilatlar ve faaliyetlerden elden edilecek nakit ile borçların ödeneceği planlandığı, ancak inceleme sonucunda davacı şirketlerin kârlılık öngörüsünü kâr öngörüsünü tutturamamış, hatta çok ciddi tutarlarda zarar etmiş, bu zarar nedeniyle kaynak açığı meydana geldiği hususu nazara alındığında davacı şirketlerin mali verilerine göre ve faaliyet hacmine göre hedeflediği satış ve kar hedeflerine ulaşması ve yaratmayı ön gördüğü kaynağı yaratması mümkün gözükmediğinden faaliyetlerine devam etmesi halinde alacaklıların, alacaklarını konkordato mühleti sonunda tahsil etmesinin kuvvetle muhtemel olmayacağı kanaatine varıldığı, gerek kaydi rayiç gerek TTK m.376 hükmüne dayanılarak çıkarılan tedbir hükümlerine göre tüm davacı şirketlerin borca batık olduğu, kaynakların yetersiz kalma ihtimalinin yüksek olduğu, tüm borçluların konkordatosunun başarıya ulaşmaması kuvvetle muhtemel olduğu, konkordatonun başarıya ulaşması kavramı içinde borçlunun mali durumunun iyileşmesi ihtimalinin varlığı ve konkordatonun alacaklılar tarafından kabulü ve tasdik ihtimalinin varlığı yer alsa da, mevcut olan komiser heyeti raporu ve bilirkişi kurulu raporuna göre davacı şirketlerin çok ciddi zarar içerisinde olduğu, satış ve kâr hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığı, hatta mühlet sonucunda alacaklıların alacaklarını tahsil etmesinin dahi kuvvetle muhtemel olamayacağı, bu suretle konkordatonun başarıya ulaşmasının kuvvetle muhtemel olmadığı açık olduğu gibi bir an için tasdike dair diğer hususlar sağlanmış olsa dahi sürekli zarar eden, kaynak açığı oluşan davacı şirketlerin teklifleriyle kaynakları arasında orantısızlık durumunun giderek alacaklılar aleyhine giderek artacağı, bu suretle borçlu yönünden konkordato tasdik şartının gerçekleşmeyeceği" açıklanmıştır.Bununla birlikte sunulan bilirkişi raporuna yönelik davacılar vekilinin █████/2025 tarihli itirazı karşısında tahkikat genişletilmiştir. Bilirkişi kurulu raporuna yönelik davacılar vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi karşısında; davacılardan...Şirketi'nin borca batık olmadığına dair bilirkişi kurulu görüşü mevcut olmakla birlikte konkordato komiser heyetinin █████/2025 tarihli rapordaki bu yöne ilişkin verileri incelemesi, buna göre, davacılardan ...Şirketi'nin halihazırda fiilen ve güncel olarak borca batık olup olmadığı hususu üzerinde yeniden durulması, bu noktadaki çelişkinin giderilip giderilemeyeceğinin açıklanması, özellikle davacılar vekilinin █████/2025 tarihli itiraz dilekçesi gözetildiğinde yapılan değerlemelere ilişkin maddi bir hatanın söz konusu olup olmadığı hususu üzerinde durulması, bu irdeleme yapılırken, daha önce konkordato komiser heyetinin atamış olduğu bilirkişilerin yapmış oldukları değerlemeler ile mahkememizce █████/2024 tarihli ara karar ile atanan bilirkişilerin yapmış oldukları değerlemeleri arasında batıklık durumunu değiştirici, sonuca etkili fark olup olmadığı üzerinde dahi durulması, borca batıklık incelemesinin icrası açısından davacılar vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesindeki itirazların teknik açıdan somut nitelik taşıyıp taşımadığının dahi teknik olarak irdelenmesi, tüm bu irdelemeler sonrası ve ayrıca şirketlerin borca batıklık durumunun tespiti açısından başkaca bir bilirkişinin iş birliğine ihtiyaç duyup duymadıklarının dahi bilirkişi kurulunca irdelenmesi takdir edilmiştir.Bilirkişi kurulu bu defa hazırlamış olduğu █████/2025 tarihli ek raporunda "kök raporda yapılan kıymet takdirlerine ilişkin itirazlar yönünden kök raporda değişikliğe gidilmediği, davacılar vekilin itirazlarını destekler nitelikte kayıt ve belge sunulmadığı, bu aşamada davacılar vekilinin itirazlarının soyut kaldığı, komiser heyet raporu ile heyet raporu arasında sadece Sütçu ...firmasının borca batıklık durumu yönünden çelişkinin bulunduğu, burada da komiser heyetinin görüşüne iştirak edildiği, buna göre; her üç davacı şirketin güncel olarak ayrı ayrı borca batık durumda olduğu, davacı gerçek kişinin iflasa tabi kişilerden olmadığı" her dört davacı açısından ise konkordatonun başarıya ulaşabilmesinin kuvvetle muhtemel olmadığı" yeniden ve tekraren açıklanmıştır.Yine █████/2025 tarihli duruşmada oluşturulan ara karar ile davacıların halihazırdaki güncel durumunu incelemeleri, davacılar yönünden İİK m.292 hükmünde belirtilen herhangi bir şartın muhasebesel, finansal ve işletmesel açıdan davacılar aleyhine oluşup oluşmadığı veya bu noktada davacılar lehine gelişme olup olmadığı hususları üzerinde güncel olarak durulması, tahakkuk eden komiser ücretinin ödenmemesi durumunda ise mahkememize bilgi verilmesi amacı ile konkordato komiser heyetine dahi iki hafta süre ve imkan verilmesine dair ara karar oluşturulmuştur.Bunun üzerine konkordato komiser heyetinin hazırlamış olduğu █████/2025 tarihli raporunda "önceki rapordan bu yana geçen süre zarfında davacıların konkordatolarının başarı ihtimalini gündeme getirebilecek davacılar lehine herhangi bir gelişme olmadığı, bilâkis bu sürede davalılar aleyhine olabilecek gelişmeler meydana gelmiş olup, ...firmasının ...'daki şubesi dışında herhangi bir faaliyette bulunulduğuna dair hiçbir ödeme onayı alınmadığı, zorunlu faaliyet giderlerinin karşılandığını gösterecek hiçbir işlem yapılmamış hatta müteaddit kez hatırlatılmasına ve ihtar edilmesine rağmen komiser ücretlerinin dahi ödenmediği, sonuç olarak; yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı şirketler yönünden bir önceki raporunda yapılmış olan borca batıklık hesaplamalarında ve davacıların konkordatolarının başarı ihtimalleri ile ilgili değerlendirmelerde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiş olup davacı şirketlerin bir önceki raporda hesaplandığı şekilde borca batık durumda olup tüm davacılar yönünden konkordatonun başarı ihtimali bulunmadığı, tüm davacı şirketler yönünden iflas için gerekli koşulların oluştuğu, tüm davacı şirketlerin güncel olarak borca batık olduğu, tüm davacı şirketler yönünden halihazırdaki faaliyetlere göre davacı şirketlerin mevcut mal varlığının korunması için iflasın açılmasında fayda olduğu, tüm ihtarlara rağmen komiser ücretlerinden █████/2025 tarihine kadar ödenmemiş komiser ücretlerin mevcut olduğu, yapılan ihtaratlara rağmen ücretin ödemesinin yapılmadığı, bu çerçevede 438.600,00 TL komiser ücretlerinin ödenmediği" bildirilmiştir.Davacı vekilince dosyaya sunulmuş olan █████/2025 tarihli dilekçedeki itirazların bir önceki itirazları ile bire bir aynı olduğu görülmüş olup bu itirazların █████/2025 tarihli komiser heyeti raporunun 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. sayfalarında ayrıntılı olarak değerlendirildiği, sermaye konusundaki itiraza ilişkin olarak █████/2024 tarihli toplantıda proje revizesinin ihtar edilmesine, bir önceki raporunda da aynı şekilde bu konuda projenin revizesinin gerekliliğinin açıklanmasına ve ayrıca gelinen bu aşamaya kadar nakdi sermaye koyulması ile ilgili olarak ya da ortak alacağının sermayeye ilavesi ile ilgili olarak fiili olarak da hiçbir girişimde bulunulmadığının ve sermaye artışına dayanak gösterilen somut bir kaynak bulunmadığının belirtilmesine rağmen gerek iş bu rapor tarihine dek komiser heyetince gerekse de █████/2025 tarihli itiraz dilekçesi ekinde dosyaya hiçbir belge ibraz edilmediği, alacak tahsili konusundaki itiraza ilişkin olarak, bu konuda hesap mutabakatlarının yapılması gerekliliği ilk talimat ve toplantı tutanağında, ön raporda, geçici mühlete ait nihai raporda hatta Mahkemece alınmış olan bilirkişi raporunda dahi belirtilmesine rağmen ayrıca bu konudaki gerekliliğin bir önceki raporda açıklanmasına rağmen iş bu rapor tarihine dek dosyaya hiçbir belge ibraz edilmediği, ...şirketinin canlı hayvan stokları ile yapılan düzeltme kaydı konusundaki itiraza ilişkin olarak, █████/2024 tarihli toplantıda stoklarla ilgili kayıt ve belgelerin ibrazı için süre tanınması, kesin mühlet içerisindeki ilk rapor öncesinde bu kayıt ve belgelerin ibrazının istenmesine, ek bilirkişi raporunda da konuya değinilmesine ve bir önceki raporunda halen dahi sunulmadığının belirtilmesine rağmen iş bu rapor tarihine dek komiser heyetine gerekse de █████/2025 tarihli itiraz dilekçesi ekinde dosyaya hiçbir belge ibraz edilmediği, Mahkemenin aldığı bilirkişi raporundaki kıymet takdirlerine göre yapılan borca batıklık hesabı konusundaki itiraza ilişkin olarak, bir önceki raporda da belirtildiği gibi geçici mühlet içerisinde alınan kıymet takdir raporlarına itiraz edilmediği sabittir.Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki kıymet takdirleri daha yüksek ve borçlu lehine olduğundan komiser heyetince de bu veriler esas alınarak borca batıklık hesabı yapıldığı, iş bu rapor tarihi itibariyle - bilirkişi raporunda görüş değişikliği olmadığından yapılmış olan borca batıklık hesaplamalarında da hiçbir değişiklik olmadığı, bankalar tarafından haksız tahsil edildiği ve kefiller tarafından ödendiği beyan edilen miktarların hesaplamalarda dikkate alınmadığı konusundaki itiraza ilişkin olarak, bir önceki raporda buna ilişkin kayıt ve belge sunulmadığı ifade edilmesine rağmen işbu son rapor tarihine dek ve █████/2025 tarihli itiraz dilekçesi ekinde dosyaya hiçbir belge ibraz edilmediği, dilekçede ayrıca bankalar ile ilgili olarak Mahkemeye başvurulduğu, Mahkemece komiser heyetinden görüş talep edildiği beyan edilmiş olmakla komiser heyetine davacının talebi hakkında █████/2024 tarihinde bir karar alınmış ve ilgili bankalara bildirilmiş olmakla davacı tarafından konu hakkında daha sonrasında hiçbir talep gelmediği, bilgi ve belge paylaşılmadığı, yine dilekçede kefiller tarafından yapılan ödemelerin █████/2025 tarihli duruşma öncesinde ve duruşma esnasında şifahen bildirildiği beyan edilmiş olmakla rapor tarihine dek şifahi bilgi dışında yazılı bir kayıt ya da belge ibraz edilmediği anlaşılmıştır.Konkordatonun başarı ihtimali konusundaki itiraz ile ilgili olarak, █████/2024 tarihli toplantıda bu konudaki kayıt ve belgelerin ibrazı için süre verildiği, raporda gerekçeleri de açıklanarak başarı ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiş, hatta bilirkişi raporunda da bu durum belirtilmiş ise de █████/2025 tarihli itiraz dilekçesi ekinde dosyaya hiçbir belge ibraz edilmediği, davacı vekili dilekçesinde faaliyetlerin normale döndüğünü beyan etmiş ise de... firmasının ...'daki şubesi ile ilgili işlemler ve ...firmasında bir defaya mahsus yapılan kısmi maaş ödemesi dışında hiçbir mal alımı ya gider ödemesi onayı alınmadığı, konkordato projesine uygun olarak faaliyette bulunulduğuna dair satış yapıldığını ve zorunlu faaliyet giderlerinin karşılandığını gösterecek hiçbir bilgi ya da belgenin komiser heyetine paylaşılmadığı, bir önceki raporda yine komiser ücretlerinin ödenmediği belirtilmiş ise de son anda komiser ücretleri depo edilmiş olmakla önceki rapordan bu rapora kadar değişen tek durum bu olup bunun dışında davacı lehine yeni bir gelişme meydana gelmediği, sonuç olarak, davacı vekilinin █████/2025 tarihli itiraz dilekçesinde belirtilmiş olduğu itirazların değerlendirilmesi neticesinde bir önceki raporda yer alan tespit, değerlendirme ve görüşte hiçbir değişiklik yaratmadığı, borca batıklık ve konkordatonun başarı ihtimaline ilişkin bir önceki raporundaki görüşlerin aynen muhafaza edildiği en son raporda tek tek ve ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Mevcut delil durumu karşısında yasal hükümler irdelenmelidir.İcra ve İflas Kanunu'nun m.292/f.1 hükmü iflasa tâbi borçlu hakkında verilen geçici veya kesin mühletin hangi şartlarda kaldırılarak iflâsının açılacağını dört bent halinde düzenlemektedir.Buna göre
:"a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse" borçlunun iflasına re'sen karar verilebilecektir.İcra ve İflas Kanunu'nun 292'nci maddesinin birinci fıkrası, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi borçlunun mali durumunun düzeltilmesinin mümkün olup olmadığı veya tasdikin sağlanıp sağlanamayacağı noktaları dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Öğretide de benimsendiği gibi işletmenin devamına izin verilmesi önemli ve hissedilir ölçüde aktifleri azaltıyor ve/veya pasifleri arttırıyorsa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü mümkün olmayan bir varlık-borç dengesizliğine yol açma ihtimalini gösteriyorsa iflas açılmalıdır.(Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku, 2018, Ankara, m.292, no.8) Ne var ki iflasın derhal açılması "son çare" olmalıdır. Eğer daha uygun tedbirlerle maddede gösterilen riskler aşılabiliyorsa o tedbirlerin uygulanması tercih edilmelidir (Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku,2018,Ankara, m.292, no.8)Hal böyle olunca konkordatonun ana amacının alacaklıların iflasa göre alacaklarını daha uygun şartlarla tahsil edebilmeleri noktasında gerekli şartların oluşturulması, ayrıca işletmenin faaliyetlerine mümkün olduğu takdirde devam etmesi,bu çerçevede konkordato projesinin başarıya ulaştırılması olduğu göz ardı edilemez.Yine konkordato talep eden davacıların konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçluların alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması, konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır. Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacılar lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması karşısında bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlular tarafından talep olunması imkânının kötüye kullanılmaması da esastır. Özellikle konkordato ile alacaklılar,iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve dolayısı ile daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerine başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın,hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir.Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı şirketlere, konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkanlardan yararlanma imkanını kayıtsız,şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hâkim, yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa,kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiştir.Kesin mühletin verilmesinden sonra sunulan, yukarıda açıklanan konkordato komiser heyetinin raporları ve ayrıca beş kişilik bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları dikkate alındığında, şirketlerin tamamının borca batık olduğu, tüm davacı şirketlerin zararının giderek artmakta olduğu, tüm davacı şirketlerin kaynaklarının mevcut veriler itibariyle soyut gözüktüğü, geçmiş yıllara ve cari yıllara ait mali veriler ile mühlet içindeki faaliyet verilerine göre kaynak yaratılmasının mümkün bulunmadığı, konkordato projesinin sunulan revize projeye rağmen inandırıcı ve uygulanabilir olmadığı, konkordatonun başarı ihtimalinin bulunmadığı, tüm davacı şirketlerin iyileşme durumunun söz konusu olamayacağı, buna göre çoğunluk sağlanmış olsa dahi mevcut teklifler ile kaynaklar arasındaki orantısızlığın giderek artacağı anlaşılmaktadır.Esasen davacı şirketlerin hedeflemiş olduğu satış ve kârlılığı yakalayamamış olduğu, kaynak olarak gösterilen ticari alacakların sunulan tüm raporlara rağmen son ana kadar somutlaştırılamadığı gerçeği karşısında davacı şirketlerin mali durumunun iyileşme ihtimalinin söz konusu olamayacağı, kesin mühlet aşamasında sunulan konkordato komiser heyetinin itirazları dahi karşılayan raporları ve beş kişilik bilirkişi kurulunun kök ve ek raporlarıyla ortaya çıkmıştır.Böylelikle gerek komiser raporları ve gerekse anılan bilirkişi kurulu rapor içerikleri dikkate alındığında konkordatonun tüm davacı şirketler yönünden başarıya ulaşamayacağı açıktır. Bir başka deyişle davacı olan tüm şirketlerin mali durumunun mevcut muhasebesel ve finansal durum karşısında iyileşme ihtimalinin mevcut olamayacağı ve ayrıca mevcut kaynak durumu karşısında tüm davacı şirketler yönünden teklif edilen tutarların borçlu şirketlerin kaynakları ile orantılı olması şartının sağlanamayacağı açıklığa kavuşmuştur. Bu durumda davacı tüm şirketler yönünden İİK m.292/f.1 - bend (b) hükmünde açıklanan bu şart gerçekleşmiştir. Tasdik çoğunluğunun sağlanması bu nedenle sonucu değiştiremeyecektir.Yine davacı olan şirketler yönünden sunulan komiser ve bilirkişi raporları dikkate alındığında hüküm tarihi itibariyle borçlu şirketlerin mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerekip gerekmediği dahi üzerinde durulmalıdır. Elbette bu durum mevcut muhasebesel ve finansal oranların incelenmesini gerektirir.Davacı olan şirketlerle ilgili hazırlanan gerek komiser görüşü ve gerek bilirkişi kurulu raporu dikkate alındığında özellikle kesin mühlet süresi içinde davacı şirketlerin zararının giderek arttığı, borçlunun mali durumunun iyileşme durumunun bulunmadığı, özellikle son üç aydan beri faaliyetinin bulunduğunun mevcut evrak ve onay işlemlerinden anlaşılamadığı, ayrıca şirketlerin mevcut muhasebesel ve işletmesel durumunun doğal olarak aktifinin azalmasına yol açıcı etkiler doğurma ihtimalinin bulunduğu açıktır."Kesin mühletin verildiği tarihte alacaklıların alacaklarına ayrılmış olan aktifin daha fazla erimesine göz yumulamaz. Mühlet içinde alacaklıların zararı giderek artıyorsa, borçlunun mali durumunun iyileşme ihtimali olsa bile sürenin sonuna kadar beklenmesi gerekmez. Borçluya tanınan konkordato mühleti borçların ödenmesine tahsis edilen aktifi azaltmamalı; mümkün ise mühlet içinde elde edilebilecek uygun paraya çevirme fırsatları sayesinde, mevcut aktif artırılmalı veya en azından aynı kalmalıdır. Özetle alacaklılar konkordato mühleti sonunda iflas tasfiyesine nazaran daha fazla alacak elde edebilecek durumda olmalıdırlar. Bu şart sadece konkordato mühleti verilirken değil, kesin mühlet boyunca da yerine gelmelidir. Aksi durumda, mühlet kaldırılarak borçlunun iflasına karar verilir." (Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ, Prof. Dr. Güray ERDÖNMEZ, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2018, Sayfa 66). Somut olayda, tüm borçlu şirketlerin malvarlığının korunması açısından iflas açılmadığı takdirde, artan zarar kalemleri nedeniyle borçluların malvarlığının aynen korunması da mümkün olamayacaktır. O halde borçlu şirketlerinin malvarlığının korunması açısından dahi kesin mühletin kaldırılması gerekir.Daha da önemlisi █████/2025 tarihli konkordato komiser heyeti raporunda davacı olan tüm şirketlerin iflasının açılmasında mevcut mal varlıklarının korunabilmesi açısından gereklilik olduğu belirtilmiştir. Bu durumda iflas kararının verilmemesi, borçlunun mal varlığının daha çok azalması, muhasebesel ve finansal açıdan alacaklıların alacaklarını tahsil imkânının daha da olumsuzlaşması sonucunu doğuracaktır. Esasen gerek bilirkişi kurulu gerekse konkordato komiser heyeti raporları dikkate alındığında davacı şirketlerin mali tablolarındaki olumsuzluk halinin ileride düzelme imkânı olacağına dair bir veri tespit edilememiştir. Şüphesiz ki bu durum davacı şirketlerin iflâsına karar verilmediği takdirde bilançodaki aktif ve pasif dengesinin daha da bozulmasına yol açacaktır. Bu nedenle raporlarda da irdelendiği üzere borçlunun mal varlığının korunması açısından iflasın açılması gerekmekte olup İİK m.292/f.1-bend (a) hükmünde belirtilen bu şart dahi gerçekleşmiştir.Doktrinde de kabul olunduğu üzere "konkordato talebinde bulunan mali durumunun düzelmesinin mümkün olmadığı ve ayrıca konkordato teklifinin tasdik şartlarının yerine gelmeyeceği açık ise, bir başka deyişle her iki ihtimalde davacı şirket açısından söz konusu değilse, kesin mühlet kaldırılarak iflâsa tabi ise, borçlunun iflâsına karar verilecektir." (Prof. Dr. Hakan PEKCANITEZ, Prof. Dr. Güray ERDÖNMEZ, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2018, Sayfa 67)Davacılar lehine geçici mühlet kararı verilmesinden sonra komiser heyeti atanmıştır. Komiser ücretlerinin davanın açıldığı tarih itibariyle ödenmeye başlandığı, ancak █████/2025 tarihi itibariyle hazırlanan raporda █████/2025 tarihinde tahakkuk etmiş olan toplam 438.600,00 TL ücretin ödenmediği, bu ücretlerin hüküm duruşmasının icra olunacağı gün itibariyle ve gecikmeli ödendiği anlaşılmıştır. Ayrıca konkordato komiser heyetinin █████/2025 tarihli raporlarında da açıkladıkları üzere, süreç içinde komiserlerin bir kısım kayıt ve belgelerin sunulması noktasında ihtarda bulunmalarına rağmen ihtarlarına uyulmadığı, bu noktada kendilerine geri bildirim yapılmadığı noktasında dahi açık tespitler mevcuttur. Oysaki konkordato sürecinin yönetimi açısından düzenli belge akışının sağlanması ve talep edilen belgelerin komiser heyetine gecikmeksizin ulaştırılması büyük önem arz etmektedir. Davacı şirketlerin tamamının, en başta kendilerine verilmiş olan talimata ve yapılan uyarılara rağmen komiser talimatlarına uymadıkları anlaşılmaktadır. Bu hal ise, İİK m.292/f.1-bend (c) hükmünde belirtilen somut koşul vakıanın dahi gerçekleştiğini gösterir.Davacı şirketler için yukarıda açıklanan tüm gerekçeler bu noktada davacı gerçek kişi için dahi aynen geçerlidir. Tüm bu gerekçeler öncelikle davacı gerçek kişi yönünden dahi konkordato talebinin reddini gerektirir. Esasen temsilci ... iflasa tabi kişilerden olmayıp, davacı gerçek kişinin konkordato talebinin başarıya ulaşması tamamen şirketlerin mukadderatına bağlı tutulmuştur. Zaten davacı ...'ın konkordato talebinin başarıya ulaşamayacağı ise gerek konkordato komiser heyeti raporları ile gerekse bilirkişi kurulu raporları ile sabittir. Davacı gerçek kişi, şirketlerin borçlarına karşılık kefaleti olabilecek kişi olsa da şirketlerin iflâsları durumunda davacı gerçek kişi yönünde dahi konkordatonun tasdiki mümkün değildir.O halde davacı gerçek kişinin konkordato talebinin kendine özgü ve somutlaşmış bir proje olarak varlığı dahi kabul edilemez.Buna göre gerek davacı şirketler gerekse gerçek kişi yönünden talep irdelendiğinde davacı şirketler hakkında iflas kararı verilmemesi durumunda faaliyet zararlarının artacağı, nitekim arttığı, hatta mevcut hali ile ileride adi alacaklıların alacaklarını alma ihtimalinini dahi büyük risk taşıdığı, bu yöne ilişkin finansal, muhasebesel açık verilerin belirtildiği göz önünde tutulduğunda davacı şirketlerin dayanmış oldukları projenin finansal, işletmesel olarak gerçekleşemeyeceği, daha önemlisi konkordatonun başarıya ulaşmayacağı kabul edilmelidir.Kaldı ki konkordato kaynağı olarak sermaye artışı ile ilgili müteaddit defa uyarılmasına rağmen davacıların hiçbir planlama yapmadıkları, yine uyarılmalarına rağmen alacaklarla ilgili yedi aylık sürede hiçbir hesap mutabakatının sunulmadığı, davacı ... Şirketi'nin borca batık olmadığı yönündeki beyana rağmen canlı hayvan stoklarına ilişkin dayanak belgelerin tüm ibraz taleplerine rağmen sunulmadığı, yine kıymet takdir raporlarına dahi hüküm aşamasına kadar açık bir itiraz yapılmadığı, kefiller tarafından ödenen ve bankalar tarafından haksız olarak tahsil edilen çekler nedeniyle borç miktarının düştüğü yönündeki beyanların soyut olarak son ana kadar belirtildiği, komiser heyetinin tüm beyanlarına rağmen kayıt ve belgelerin sunulmadığı anlaşılmıştır.Hatta daha da önemlisi ...Şirketi'nin ...'taki şubesi dışında herhangi bir faaliyetin bulunulduğuna dair hiçbir ödeme onayı alınmadığı dahi yine █████/2025 tarihli komiser heyeti raporunda dahi açıklanmıştır.Raporda açıklandığı üzere zorunlu faaliyet giderlerinin karşılandığını gösterecek hiçbir işlem gösterememiş olması dahi aslında davacıların faaliyetlerinin dahi genel anlamda durduğunu göstermektedir.Açıklanan bu hal karşısında davacı şirketlerin rayiç değerlere göre borca batık olması önem arz etmemektedir. Zira İİK m 292'de yazılı "...İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir" şeklindedir. O halde aynı maddenin (a), (b) ve (c) fıkraları bakımından borçlunun iflasına karar verilmesi için borca batık durumda olmasına gerek bulunmamaktadır. Bu fıkralardaki koşullardan birisi gerçekleştiğinde mahkeme iflâsa tabi borçlu bakımından re'sen iflâsa da hükmedilebilecektir. Buna göre davacı şirketler açısından iflasın açılmasında gereklilik bulunduğu anlaşıldığından ilgili hükme göre şirket yönünden iflas kararı verilmesi gerekmektedir.Adı geçen şirketler yönünden artık iflas "son çaredir" şirketler yönünden somut olayın özellikleri karşısında iflâs kararı verilmesi zorunluluk arz etmektedir. Şirketlerin devam etmesi durumunda yukarıda belirtilen olumsuz sonuçlar ortaya çıkacak, alacakların tahsili de muhasebesel ve finansal olarak daha da zorlaşacaktır. Kaldı ki tüm davacı şirketlerin güncel olarak batık olduğu dahi sabittir.Nihayet İİK 287/5. maddesinin yollaması ile 292/son fıkrası gereğince “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisi yargılama sırasında mahkememizce çağrılmış, dinlenilmiş, kanunun amir hükümleri yerine getirilmiş, ayrıca kesin mühlet aşamasında açılan duruşma günü ilan edildiği gibi duruşma açılmak suretiyle kesin mühlet kaldırılmış, şirketler yönünden iflâs kararı verilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmeler karşısında ise artık konkordatonun tasdiki mümkün görülmemiştir. (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı)Nitekim Yargıtay dahi, konkordato talep eden şirketin batık olması ve konkordato projesinin tasdiki mümkün olmadığında ve şartları oluştuğu takdirde iflas kararı verilebileceğini benimsemekte (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı), borca batık olan şirket yönünden iflas kararı verilmesinin gerektiği (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı) yönünde uygulamasını devam ettirmektedir. Öte yandan İİK m.292/f.1-bend (b) fıkrasındaki koşulun dahi somut olayda olduğu üzere gerçekleşmesi halinde batık olmayan şirket hakkında dahi iflas kararı verilmesinin açıklanan fiili koşullar ve açıklamalar karşısında Yargıtayca benimsendiği (Yargıtay 6.HD ...E. ...K.sayılı kararı) açıktır. O halde tüm davacı şirketlerin batık olması durumu dahi dikkate alındığında bu yönden dahi iflas kararı verilmesinin yasal koşulları oluşmuştur.Yargıtay uygulamasında, borca batık olmasa dahi İİK m.292 hükmünde açıklanan birden fazla hali bünyesinde barındıran, sürekli zarar eden, faaliyeti durmuş bulunan, muhasebe kayıtlarını düzenli tutmayan, komiser talimatlarına aykırı hareket eden, konkordato talebinin başarıya ulaşılmayacağı anlaşılan, mal varlığının korunması ihtiyacı doğan borçluya verilen kesin mühletin kaldırılması ve bu nedenle iflas kararı verilmesi bozma nedeni yapılmamaktadır. (Yargıtay 23. HD ...E. ...K.sayılı ilâmı, Yargıtay 15.HD ...E. ...K.sayılı ilâmı ve bu ilam ile uyumlu Sakarya Bam 17 HD ...E. ...K.sayılı, İstanbul BAM 17.HD ...E. ..K.sayılı ilamları)Hal böyle olunca İİK m.292 hükmü çerçevesinde tüm davacı şirketlerin mal varlığının korunması gerektiği, bu haliyle konkordatonun başarıya ulaşamayacağı, konkordato komiserlerinin talimatlarına uyulmadığı anlaşılmakla ve açıklanan gerçeklerle davacı şirketlerin konkordato taleplerinin reddi ile iflaslarına karar verilmesi gerekmektedir. Buna mukabil iflasa tabi olmayan gerçek kişi yönünden ise aynı gerekçelerle konkordato talebinin reddolunması gerektiği mahkememizce takdir edilmiştir.Yapılan açıklamalar karşısında ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... T.C.kimlik numaralı davacı ...'ın, konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine, adı geçen davacı şirketler ve gerçek kişi hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararlarının █████/2025 günü saat 15:43 itibariyle kaldırılmasına, █████/2025 günü saat: 15:43'den itibaren konkordato komiserlerinin görevlerine tüm davacılar yönünden son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine, konkordato komiserleri ..., ..., ...'in görevlerine son verildiğinin ... Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine, davacılardan ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin ayrı ayrı iflasına, ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacılar ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin █████/2025 günü saat: 15:43'den itibariyle iflasının açılmasına, adı geçen şirket hakkında verilen kararın derhal ... Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, davacı şirketler hakkındaki İflas tasfiyesinin ... İflas Müdürlüğünce basit tasfiye usulüne göre icrasına, adı geçen davacı şirketler hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına, davacı şirketler tarafından ve davacı şirketler adına depo edilen tüm iflas avanslarının İstanbul İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, ... T.C.kimlik numaralı davacı ... 1.sınıf tacir olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin,... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... T.C.kimlik numaralı ...'ın konkordato talebinin ayrı ayrı red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına dair karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ'nin,... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ'nin,... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı... LİMİTED ŞİRKETİ'nin,... T.C.kimlik numaralı davacı ...'ın, konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine,2-Adı geçen davacı şirketler ve gerçek kişi hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararlarının █████/2025 günü saat 15:43 itibariyle kaldırılmasına,3-█████/2025 günü saat: 15:43'den itibaren konkordato komiserlerinin görevlerine tüm davacılar yönünden son verilmesine; hak edilen ücretin komiserlere görev süresi ile orantılı olarak ödenmesine,4-Konkordato komiserleri ..., ..., ...'in görevlerine son verildiğinin İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulu Başkanlığına bildirilmesine,5-Davacılardan ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin,... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin ayrı ayrı iflasına,6-... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacılar... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin,... ticaret sicil numarası ile .. Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin █████/2025 günü saat: 15:43'den itibariyle iflasının açılmasına,7-Adı geçen şirket hakkında verilen kararın derhal ...Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ...Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,8-Davacı şirketler hakkındaki İflas tasfiyesinin ... İflas Müdürlüğünce basit tasfiye usulüne göre icrasına,9-Adı geçen davacı şirketler hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına,10-Davacı şirketler tarafından ve davacı şirketler adına depo edilen tüm iflas avanslarının ... İflas Müdürlüğüne gönderilmesine,11-... T.C.kimlik numaralı davacı ... 1.sınıf tacir olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına,12-... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ'nin, ...ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ'nin, ... T.C.kimlik numaralı ...'ın konkordato talebinin ayrı ayrı red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına,13-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, davacıların peşin olarak yatırdığı 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,14-Davacılar tarafından harcanan giderlerin davacılar üzerinde bırakılmasına,15-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine,Dair, davacılar vekilinin ve hazır olan alacaklı vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.BaşkanÜyeÜyeKatip