Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kambiyo senetlerinden kaynaklı menfi tespit davasında arabuluculuk şartı eksikliği nedeniyle usulden red kararı.
Özet: Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında davacı, aleyhine başlatılan icra takibine konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ve dolayısıyla davalıya bir borcu bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; ancak mahkeme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca, konusu bir miktar para olan ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk sürecinin davacı tarafından tamamlanmadan davanın açıldığını belirterek, yasal zorunluluğa uyulmaması sebebiyle davanın usulden reddine hükmetmiştir.

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
...
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KR.YZL TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili adına bulunan ... ait olan ... E. numaralı dosya ile müvekkili aleyhine Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile icra takibi başlattığını, ancak müvekkilinin davalı tarafa karşı böyle bir borcu olmadığı gibi bir alacak ilişkisi de mevcut olmadığını, ayrıca bahse konu çekteki imzanın hiçbir şekilde müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin imza örnekleri getirtildiği takdirde çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının açıkça anlaşılacağını, ayrıca çek üzerinde yer alan "iptal " ibaresinin çekin şaibeli olduğunu gösterdiğini, bahse konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığı gibi müvekkilinin böyle bir borcu da mevcut olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bahse konu çekten sorumlu olmaması, imzaya itirazın mutlak butlan niteliği taşıması, çekteki tüm hamiller tarafından ileri sürülebilmesi gerektiğini, öte yandan imzanın müvekkiline ait olmamasının mutlak def'ilerden olup herkese karşı ileri sürebileceğini, müvekkilinin davacının kaybetmiş olduğu çekler nedeniyle ... ... numarasıyla suç duyurusunda bulunduğunu, müvekkili davacının çeklerini kaybettikten sonra, ne yazık ki şirketiyle beraber iflas ettiğini ve mal varlığını da kaybettiğini, müvekkilinin kaybetmiş olduğu çekler nedeniyle kendini temize çıkartmak istediğini ve bu nedenle menfi tespit davası açtığını beyanla, davanın kabulüne, bahse konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığının ve müvekkilinin ...E. sayılı dosyadaki borçtan sorumlu olmadığının tespitine, ... esas sayılı dosyanın icra takibinin iptaline, yargılama gideri ve nispi vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa tebligat çıkarılmamıştır.
DELİLLER, KABUL VE DEĞERLENDİRME
: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
18.12.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 Sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK'na eklenen 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 5/A maddesinde ; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." düzenlemesi ile menfi tespit davaları arabuluculuk kanun yoluna tabi tutulmuştur.
6325 Sayılı HUAK'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Somut olayda menfi tespit istemi bulunduğu bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, bu suretle dava dilekçesinde arabulucuya başvurulmadığını belirten davacıya 6325 sayılı yasanın 18/a maddesi gereğince kesin süre verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK. 114. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın usulden reddine,
2-Alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair tarafların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!