Zorunlu arabuluculuk şartı eksikliğiyle usulden reddedilen itirazın iptali davasında, davalının maktu vekalet ücreti kararına yönelik itirazının Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilerek temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, davalıdan olan mutabık kalınan alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davası açmış, davalı ise davanın zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediği için usulden reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, arabuluculuk şartı eksikliği nedeniyle davayı usulden reddederek davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmetmiştir. Davalının vekalet ücretinin maktu değil nispi olması gerektiği gerekçesiyle yaptığı istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilen davalarda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretinin uygun olduğu belirtilerek esastan reddedilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : ████████ Esas, ████████ Karar
    HÜKÜM
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    :████████ E., █████████ K.
    Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
    Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dilekçesine ekli olarak sunulan mutabakat metnine göre müvekkili şirketin davalıdan alacağının kesin olduğunu, alacak tutarının, düzenlenen faturalar ve hesap ekstresinde de net olarak görüldüğünü, davalı şirkete müvekkili şirket tarafından gönderilen 24.09.2021 tarihli ihtarname ile mutabık kalınan borcunu ödemesinin ihtar edilmesine karşın borcunu ödemediğini,borcunu ödememekte ısrar eden davalıya karşı, mutabık kalınan, kabul ettikleri alacak tutarı üzerinden icra takibi yapıldığını, fakat davalının ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek davalının icra müdürlüğüne yaptığı itirazın, borç ve miktarı konusunda mutabık kalınması karşısında itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; görülmekte olan dava
    nın zorunlu arabulucuğa tabi olduğunu, dava dilekcesi ekinde arabuluculuk tutanağının dosyaya sunulmadığını, davacıya
    arabuluculuk son tutanağının dosyaya sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesine rağmen verilen süre
    içerisinde davacı tarafından arabuluculuk tutanağının dosyaya
    sunulmadığını, bu sebeple davanın usulden reddine karar
    verilmesi gerektiğini,davacı tarafın basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek
    , sözleşme hükümlerine aykırı, haksız ve hukuka aykırı olarak ilgili miktar alımı ve süre tamamlanmadan sözleşmeyi feshettiğini, ürün gönderimini durdurduğunu, taraflar arasındaki yazılı münhasır delil sözleşmesi
    uyarınca müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının kesin
    delil kabul edildiğini, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşıldığından, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18 ve devamı maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine,davalı taraf yararına karar tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 7 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki esaslara göre belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtildiği şekilde "konusu para veya para ile değerlendirilebilen uyuşmazlıklardan" olduğunu, tarifenin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu yalnızca bu husus yönünden istinaf kanun yoluna başvurma ve istinafa konu kararın 5 nolu hükmünün düzeltilerek onanmasına ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret başlıklı 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağının düzenlendiği, ilk derece mahkemesince Tarife'ye uygun şekilde ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmedildiği, davalı vekili davanın konusunun para veya para ile değerlendirilen bir uyuşmazlık olduğunu ileri sürmekte ise de Tarife'nin anılan hükmünün zaten para ile değerlendirilebilen uyuşmazlıklar için öngörüldüğü, davalı vekili dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesine ve tarifenin açık hükmüne rağmen dava sürecini uzatacak şekilde lehine karar verilmesine rağmen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurduğu, davalının istinaf başvuru hakkını kötüye kullandığı, duruma da vekilin sebebiyet verdiği gözetilerek davalı vekili aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesi gerek gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekili aleyhine 3.000,00 TL disiplin para cezası verilmesine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, arabuluculuk dava şartı yokluğundan red edilen davada davalı lehine nispi vekalet ücreti takdir edilip edilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18 ve devamı maddeleri gereği.
    3. Değerlendirme
    1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!