Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, açık rögar kapağından kaynaklı araç hasarı, değer kaybı ve mahrumiyet bedeli tazminat davasında görev ve husumet itirazlarının incelenmesi.
Özet: Bir aracın sahibi, 04.07.2024 tarihinde davalıya ait olduğu iddia edilen açık bir rögar kapağı nedeniyle aracının hasar gördüğünü belirterek, 22.749 TL tamir bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli ile yasal faizin davalıdan tahsilini talep eden bir haksız fiil tazminat davası açmıştır. Davacı, polis tutanağı ve fotoğraflarla davalının tam kusurlu olduğunu iddia etmiştir. Davalı ise, mahkemenin görevli olmadığını, yol ve rögar bakım sorumluluğunun kendilerine ait olmadığını (büyükşehir belediyesine ait olduğunu belirterek), olaydaki rögar kapağının kendilerine ait olmadığını (kendi kapaklarında özel işaretler bulunduğunu ve olaydakinde olmadığını belirterek) itiraz etmiş ve davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. Mahkeme, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ve ticari davaların kapsamı ile asliye ticaret mahkemesinin görevini değerlendirmeye başlamıştır.

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
T.C.ANKARA3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████...DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025K.YAZIM TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ..., 04.07.2024 tarihinde, davalıya ait rögar kapağının açık kalması sebebiyle hasarlandığını, bunun üzerine müvekkili tarafından polis tutanağı tanzim edildiğini, ortaya çıkan maddi hasardan dolayı davalı taraf müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, söz konusu maddi hasarlı trafik kazasında tüm kusurun davalı taraf üzerinde olduğu kaza yeri fotoğraflarıyla polis tutanağıyla sabit olduğunu, söz konusu kaza sonrasında müvekkilinin aracının onarımı faturandan da görüleceği üzere müvekkilinin aracında 22.749,00 TL'lik hasar oluştuğunu, ölümün olmadığı vahim kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğunun aşikar olduğunu, davalının talep edilen tazminatlardan kusuru gereği sorumluluğunu doğurduğunu, onarım süresince müvekkilinin araçsız kaldığını, Yargıtay içtihatları gereği reel değer kaybına göre tazminatın belirlenmesi tazminat hukukunun ruhuna, kanuna ve içtihatlara uygun olacağını, aksi taktirde müvekkilin gerçek zararının karşılanmayacağının aşikar olduğunu, Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığından işbu dava açılmak zorunda kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; kusur ve tazminata ilişkin bilirkişi raporu alındıktan, gerçek tazminat miktarı belli olduktan sonra, ıslah hakları saklı tutarak, şimdilik 10,00TL’lik değer kaybı tazminatı bedelinin,10,00 TL'lik araç hasar tazminatının ve 10,00 TL'lik araç mahrumiyet bedelinin hasar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Yetki, görev, zamanaşımı, hak düşürücü süre, husumet vs. İtirazında bulunduklarını, görev itirazı yönünden, dava ticaret mahkemelerinin görev alanına girmediğini, bu nedenle davanın ticaret mahkemesinde açılması görev yönünden hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle davanın görev yönünden reddini talep ettiklerini, husumet yönünden, öncelikle husumet ... yöneltilmesini, idareleri yolun yapım, bakım ve onarımından sorumlu kuruluş olmadığını, yolların bakım onarım sorumluluğu idarelerinde olmayıp, 5216 Sayılı Yasanın 7. Maddesinin (g) bendi “Büyükşehir Belediyesinin yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımını sağlamak” açık hükmü gereğince .... sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle taraflarına husumet de yöneltilemeyeceğini, bu yönlerden davanın öncelikle usulden reddini talep ettiklerini, ayrıca rögar kapağında idaremize ait olduğuna ilişkin bir ibare veya yazı bulunmadığından diğer altyapı kuruluşlarına (... vb.) husumetin yöneltilmesi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan da reddi gerektiğini,“Davacı aracının seyir halindeyken yol üzerinde bulunan rögar kapağına çarpması sonucu oluşan hasarla ilgili olarak kurum arşivinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; anılan güzergahta ve anılan tarihte idaremizce herhangi bir altyapı çalışmasının yapılmamış olduğu ve olayla ilgili tarafımıza gelen herhangi bir arıza ihbarının bulunmadığı ” bildirildiğini, rögar kapağının idaremize ait olmadığı açıktır. Zira tüm rögar kapaklarında “...” ibaresi mevcut olduğunu, bu kapakta hiçbir ibare bulunmadığını, bu durumda söz konusu kapağın konu ile ilgili diğer altyapı kuruluşlarına ait baca ve armatürlerin de bulunduğu altyapı kuruluşlarına ait olma ihtimali yüksek olduğunu, izah olunan ve re'sen nazara alınacak sair nedenlerle; Haksız açılan davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının, taraflardan davalıya ait rögar kapağının açık olması sebebiyle aracın hasarlanmasından dolayı tarafların kusur durumu davacının aracında meydana geldiği iddia edilen değer kaybı ve hasar bedeli ile araç mahrumiyetine ilişkin olduğu, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı ve miktarına ilişkin hususlar olduğu01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev konusu dava şartı olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında, talep halinde veya resen incelenebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın tüketici işlemi niteliğinde olup olmadığı ve ticaret mahkemesinin bu davada görevli olup olmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.Eldeki davada, davacı şirket ile davalı arasındaki hukuki ilişki ticari iş olmayıp haksız fiilden doğmuştur. Buna göre haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir.Somut olayda; davacı tacir ise de; davalının tacir sıfatı bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişki 6102 ve 6502 sayılı kanunların kapsamı dışında kalmaktadır.Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, mahkemenin görevli olması HMK'nun 114. maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında istek olmaksızın re'sen gözetileceğinden uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği değerlendirildiğinden, mahkememizin görevsizliği nedeni ile davanın usulden reddine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-HMK'nun 114/c ve 115/2.maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE,2-Görevli mahkemenin ... olduğuna,3-HMK'nun 20/1.maddesi gereğince istek halinde ve karar kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, iki haftalık süre içerisinde başvurulmaması halinde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına, (ihtarat yapıldı)4-HMK'nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde görevli mahkemesince değerlendirilmesine,5-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle ve HMK’nun 331/1 maddeleri gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve yargılama giderleri yönünden değerlendirme yapılması için dosyanın yeniden ele alınmasına,Dair, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede verilecek dilekçe ile ...yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025...