Eser sözleşmesinden kaynaklanan kesin hesap hak ediş alacağının tahsili istemiyle açılan davada Yargıtay, davacının talebi doğrultusunda yabancı para alacağının TLye çevrilmesi gerektiğini belirtti.
Özet: Bu hukuki evrak, bir eser sözleşmesinden kaynaklanan kesin hesap hakediş alacağının tahsili istemine ilişkin olup, başlangıçta iflas nedeniyle durdurulması gereken davanın açılmamış sayılması üzerine bozularak yeniden görülen yargılamada, ilk derece mahkemesi davacının davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiştir; Yargıtay ise davacının dava dilekçesinde Türk Lirası olarak talep ettiği ve seçimlik hakkını bu yönde kullandığı alacağın, bilirkişi raporunda belirtilen döviz cinsinden alacağın Türk Lirası karşılığının hakedişin sunulduğu tarihteki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuruna göre hesaplanması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini tespit ederek kararı kısmen bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.DAVACI İFLAS İDAREİlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı yanın ihaleye çıkardığı şinin yükleniciliğini yaptığını, şirketlerinin yüklendiği işi bir bütün olarak yapıp 2001 yılında tamamladığını, davalı tarafın bugüne kadar kendisine sunulan kesin hesap hak edişini onaylamadığını, yeniden düzenlemediğini ve herhangi bir işlemde bulunmadığını, kesin kabul yapılıp hak edişlerin mühendise sunulmasına, bu kişi tarafından da işverene sunulmasına rağmen taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı olarak 45 gün içinde ve halen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, tüm dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla kesin hesap hak edişi alacaklarından 30.000,00 TL'sinin hak edişin idareye sunulduğu 10.05.2006 tarihinde temerrüt tarihi kabul edilerek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin 03.07.2013 tarihli kararı ile, taraflarca takip edilmeyen davanın HMK 'nın 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİİlk Derece Mahkemesinin 03.07.2013 tarihli kararının süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince, İİK'nın 194 maddesi hükmü gereğince eldeki hukuk davasının durması sözkonusu iken duruşma yapılarak taraf ehliyeti kanunen kısıtlanan davacı şirket vekilinin duruşmaya gelmediğinden bahisle dosyanın işlemden kaldırılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına, taraflar arasında imzalanan sözleşmede işin %99 oranında tamamlanarak kesin kabulün yapıldığı, davacının 19.972.448,27 kesin teminat ve 1.563.731,00 TL hak ediş olmak üzere toplam TL alacağının bulunduğu, davacının SGK, Vergi vb. kaynaklanan davalı idareye olan borçlarının toplamının 50.057.156,03 TL olduğu, bu durumda davacının davalıya 28.520.977,00 TL borcunun bulunduğu, davacının alacaklı olduğu iddialarının aksine borcunun bulunduğu, müteahhitlik kâr kaybına yönelik talebine ilişkin de usulünce açılmış bir dava bulunmadığı, dolayısıyla bu yönde değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;a- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin hesaptan kaynaklı USD alacağın USD olarak değil TL olarak hesaplamaya dahil edildiği, SGK ve vergi borçlarının kaynağının anlaşılamadığını,b- Davacı şirket hakkında iflas kararı verildiği bu durumda davacının tüm alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiğini,c- Proje harici işlerde kullanılan kredi nedeniyle mahrum kalınan % 25 müteahhitlik kâr kaybının ve yine finansman kuruluşlarına ödenmek zorunda kalınan 3.922.520 ABD Doları komisyonun da davalıdan tahsilinin gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan kesin hesap hakediş alacağının tahsili istemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacı dava dilekçesinin konu ve sonuç talep bölümünde tüm dava ve talep haklarının saklı kalması kaydıyla kesin hesap hak edişi alacaklarından 30.000,00 TL'sinin hak edişin idareye sunulduğu 10.05.2006 tarihli temerrüt tarihi kabul edilerek en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına verilmesini istenildiğine ve vade yahut ödeme günündeki kur üzerinden tahsil talep edilmediğine göre, davacının seçimlik hakkını Türk Lirası ile ödenme biçiminde kullandığı, bu durumda kesin hesap hakedişin düzenlendiği 10.05.2006 tarihli T.C. Merkez Bankası efektif satış kuruna göre Türk Lirası karşılığı bulunarak bu miktarın davacı alacağı olarak hesaplamaya dahil edilmesi gerekir. Bu husus göz ardı edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda kesin hesap hakedişte olarak belirtilen alacağın 1.563.731,00 TL olarak yazılmak suretiyle yapılan hesaplama hatalı olup, kesin hakediş tarihi olan 10.05.2006 tarihli T.C. Merkez Bankası efektif satış kuruna göre yapılan hesaplama neticesinde kesin hesap hak ediş alacağının TL karşılığının 2.135.538,2 TL olduğu, bu durumda davacının davalıdan toplam alacağının 22.085.986,80 TL olduğu, davalıya olan borcunun ise 50.057.156,03 TL olduğu anlaşılmakla, sonuç olarak davacının davalıya 27.971.169,20 TL borcunun bulunduğu ve bu nedenlerle davanın reddi şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiş ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK’un 438/son maddesi uyarınca mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Temyiz olunan Mahkeme kararına karşı davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcın davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.