İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan, davacının çekteki imzanın sahte olduğunu iddia ederek borçsuzluğunu talep ettiği, faktoring şirketinin yetkili hamil statüsünün tartışıldığı menfi tespit davası.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, aleyhindeki icra takibine konu 55.000 TLlik çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve davalı faktoring şirketiyle ticari ilişkisi bulunmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini talep ederken; davalı faktoring şirketi, çeki bir faktoring sözleşmesiyle yasalara uygun şekilde iktisap ettiğini, imza sahteliği veya temel ticari ilişkiyi araştırma yükümlülüğünün olmadığını, davacının imza inkarına rağmen çekin elinden nasıl çıktığına dair makul bir açıklama sunmamasını ve herhangi bir koruyucu tedbir almamış olmasını sorgulayarak davanın reddini savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 7. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas dosyası ile davacı aleyhine başlatılan takibe dayanak yapılan ... Bank ... şubesine ait keşide tarihi ... olan ... seri numaralı 55.000,- TL tutarındaki çekin üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı, bu çeke istinaden ... 1. İcra Ceza Mahkemesi’nin ... (...) Esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılması için dava açıldığını, davaya konu çekin düzenleme tarihinin altında yer alan imzanın davacıya ait olmadığı, çıplak gözle dahi bu hususun tespit edilebileceği, davalı ile davacının arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi çekte cirosu bulunan firmalar ile de davacının defterleri incelendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, davacının imza örneklerinin dosyaya sunulduğunu belirterek, davacının borçlu olmadığının tespiti ile ... 7. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas dosyası ile başlatılan takibin davacı yönünden iptali, takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında faktoring sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği davalı/borçluya ön ödeme sağlandığını, davalı şirketin 6361 Sayılı yasanın belirlemiş olduğu tüm yükümlülükleri yerine getirerek dava konusu çeki iktisap ettiği, dolayısı ile davacıya herhangi bir kusur atfedilemeyeceği, kendisine finansman sağlanması talebi ile başvuran müşterinin taleplerinin gerekli yasal prosedürler ve yükümlülükler yerine getirilmek süratiyle karşılandığını, 6361 Sayılı Kanun’un 9/II maddesinin faktoring şirketlerine hangi alacakları temlik alamayacaklarını düzenlediği, 38. Maddesinde ise faktoring sözleşmesinin tanımını yaparken hangi alacakların temlik alınabileceğini düzenlediği, faktoring şirketlerinin temlik alabilecekleri alacakların mal ve hizmet satışından doğmuş olması ve fatura ile tevsik edilebilir olması gerektiği, bunun dışında başkaca bir sorumluluk yüklenmediğini, davalı şirket tarafından sözleşme yapılırken ekte yer alan iş ekipmanı satışına ilişkin düzenlenen faturanın ibrazı üzerine söz konusu sözleşmeyi akdettiği, dolayısı ile yasal yükümlülüğünü yerine getirdiği, yasal yükümlülüklerinin bununla sınırlı olduğu, müşteri ve fatura borçlusu arasındaki sözleşme ilişkisine dayanan hususlar, malların teslim edilip edilmediği gibi hususlara ilişkin herhangi bir araştırma yapma yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle davacının itirazlarının reddedilmesinin gerektiğini, davacı vekilince öne sürülmüş olan şahsi defilerin davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, şahsi defilerin öne sürülebilmesi için faktoring şirketinin dava konusu çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlanması gerektiği veya ağır kusurunun bulunması gerektiğini, davaya konu çekin ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk bulunmadığı, bu nedenle davalının çeki kanuna uygun iktisap ettiğinden yetkili hamili olduğunu, çek üzerindeki herhangi bir imzanın sahte olması halinde dahi, bu imzanın çek üzerindeki diğer imzaların geçerliğini etkilemeyeceği, davalı şirketin yükümlülüğünün faktoring kanunundan doğan yükümlülükler ve çekin zincirinde herhangi bir kopukluk olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, çek zincirindeki imzaların sahteliğine ilişkin araştırma yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekteyse de çekin ne şekilde elinden çıktığına dair hayatın olağan akışına uygun bir açıklama yapmadığı, davaya konu çekin keşidecisinin davacı olduğunu, davacının muhatap bankaya başvurarak kendi adına çek defteri aldığı, davacının kendi uhdesinde bulundurması gereken bu çekin başkası tarafından imzalanmasına neden olacak bir olay silsilesinden bahsetmediği, davacının bu çekin elinden çıktığı için mi sahte imza ile tedavüle sokulduğunu belirtmediğini, davacının elinden çıktığını iddia etmediği çekte imzanın sahte olduğunu iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şayet çek davacıya ait değilse davacının kendi adına bankaya başvurmuş olması ve çek alınmış olması nedeniyle dolandırıcılık suçuna ilişkin başvuru yapmasının gerektiği, davacının bu hususta bir belge sunmadığını, davacının keşideci olduğu çekin elinden çıktığını iddia etmediği gibi kendi adına keşide edilen çeke ilişkin herhangi bir ihtiyati tedbir, ödeme yasağı ya da başkaca bir koruma tedbiri de almadığını, basiretli bir tacir olması gereken davacının bu şekilde bir karar almamış olmasının şüpheli olduğunu, davacının 2018 yılında başlatılan takibe karşı itiraz yoluna başvurmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çekin keşidecisi olmasına karşılık işbu dava ile çekin kendisine iadesinin dahi talep edilmediğini, bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, özetle davacının keşidecisi olduğu ve kendisi tarafından bankaya başvuru sonucu alınmış olması gereken çekin, ne şekilde elinden çıktığı, sahte imzanın hangi olay silsilesi sonucunda atılmış olabileceğini herhangi bir şekilde açıklamadığı, davacının sahte imza iddiasını inandırıcı bir şekilde kanıtlayamadığını, davacının kendi adına düzenlemiş olduğu çeki bilinçli olarak yetkili olmayan kişilere imzalatmış olması ve çeki tedavüle sokarak ticari hayatını ilerlettikten sonra yine sahte imza ile sorumluluktan kurtulması ihtimaline ilişkin ilgili mercilere başvurma haklarını saklı tuttuklarını, davacının birtakım belgeleri ileri sürerek bu belgedeki imza ile çekteki imzalar arasında imza karşılaştırılmasını yapılmasını talep ettiğini, davacının iddialarının kabul edilemeyeceği, ancak her ihtimale karşılık bu konuda da beyanlarda bulunulduğunu, çekin imzalandığı tarihte şirket yetkililerinin Ticaret Odasından sorulması gerektiğini, ayrıca vekâletname veya yetki verilmiş olma ihtimalinin de araştırılması gerektiğini, yine muhatap bankaya ilgili çek gönderilerek, bankaca davacının ödemiş olduğu çekler arasında bu imzaya benzer imzalı çekin bulunup bulunmadığının sorulmasını talep ettiklerini, davacının çek aldığı başka bankalara sorularak davacının ödenen, karşılıksız çıkan çeklerinin görüntülerinin talep edilmesi ve imza örnekleri ile karşılaştırılmasını talep ettiklerini, toplanmasını talep ettikleri deliller üzerindeki mukayeseli imzalar ile çekteki imzanın karşılaştırılması ile imzaların cirantalara aidiyetinin değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesinin Adli Tıp Kurumu tarafından yapılmasını talep ettiklerini, davacının toplanmasını talep ettiği belgelerdeki imzaların kendilerince imzalandığı öne sürülen belgeler olduğu, delil olma niteliği bulunmadığı, delil olması için resmî görevliler önünde atılan imzalar veya bu kişilerce onaylanmış imzalar olması gerektiğini, davalı firmanın tamamen hukuk sınırları içinde iktisap ettiği çekin karşılıksız çıkması üzerine yasal hakkını kullanarak icra takibi başlattığı, iyi niyetli hamil olmakla icra takibi başlatmasında yasal bir engel bulunmadığını belirtilerek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 7. İcra Müdürlüğünün ... ( yeni esas ...) Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, ... 1. İcra Ceza Mahkemesinin ... Ceza Dava Dosyası UYAP sureti, Ticaret Sicil Müdürlüğünden imza beyannamesi, ... Banktan CD ve Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi Örneği ve davaya konu çeke ait işlem bilgileri, çek görüntüsü ve çekin karşılıksız olarak işlem gördüğüne ilişkin bilgi, ...'tan Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi Örneği, ... 1. İcra Ceza Mahkemesinin ...Ceza Dava dosyası UYAP sureti ve çek aslı ile bir takım evrak asılları dosyamız içerisine alınmıştır.... 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı tarafından davacı ve dava dışı ... Şti.,..., ... A.Ş.aleyhine toplam 61.859,73 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı firma kayıtlarında gerek davalı ... A. Ş. gerekse faktoring işleminin yapıldığı dava dışı... Şti ile bir ticari ilişki bulunmadığı, dava konusu çekin davacı kayıtlarında mevcut olmadığı, ancak çek ile ilgili çalıntı, kayıp ihbarında bulunulmadığı gibi, bu çeke ilişkin banka kanalı ile kısmi ödeme yapılmasına karşılık, banka kanalı ile yapılan bu ödeme de kayıtlara alınmamış ve icra takibine itirazda bulunulmadığı, diğer yandan Davalı ... A. Ş. tarafından yapılan işlemler 6361 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, çekin iktisabında bilerek davalı aleyhine hareket ettiği veya ağır kusurunun bulunduğuna dair bir tespit yapılamadığı, bu çerçevede; her ne kadar davalının bilerek davacı aleyhine hareket ettiği ve ağır kusurlu tespit edilememiş olsa da davalının dava konusu çekin iyi niyetli hamil olup olmadığının ve davacının şahsi defileri davalıya karşı ileriye sürüp süremeyeceğinin değerlendirilmesinin Mahkeme tarafından yapılacağı, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsifi 6100 sayılı HMK m. 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkeme’nin yetkisinde bulunduğu, tarafların tazminat ve diğer tüm taleplerinin değerlendirilmesinin hukuksal değerlendirmeyi gerektirdiği ve Mahkemenin takdiri olduğu belirtilmiştir.... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile davacı şirket yetkilisi ...'ın imza örnekleri aldırılmıştır.Dosya ATK Fizik İhtisas Kuruluna gönderilmiş, düzenlenen ... tarih, ... sayılı raporda; inceleme konusu çekteki keşideci imzası ile...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Dava, İİK 72.maddesi gereğince açılan, çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasıdır.Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, BAM karar ilamı, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Dava kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Davaya esas ... 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas( yeni esas...) sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ...A.Ş., borçluların ...Ltd. Şti., ...Şti., ..., ... A.Ş. Olduğu, 55.000,00 TL (çek alacağı) asıl alacak, 1.204,73 TL faiz, 5.500,00 TL %10,0 çek tazminatı, 165,00 TL %0,3 komisyon olmak üzere toplamda 61.869,73 TL alacak için takip başlatıldığı, takibe konu olarak ... Bank A.Ş. ...şubesine ait, ... seri numaralı, █████/2018 keşide tarihli, 55.000,00 TL tutarındaki çekin gösterildiği anlaşılmaktadır.... 1. İcra Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen █████/2023 tarihli kararı ile sanık ...'a yüklenen karşılıksız işlemi yapılmasına neden olma suçunun yasal unsurları oluşmadığından CMY'nin 223/2-a maddesi gereğince sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.Dosya ATK Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek imza incelemesi yaptırılmış olup inceleme konusu çekteki keşideci imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.Toplanan deliller ve mali inceleme kapsamında davacı firma kayıtlarında gerek davalı ... A. Ş. gerekse faktoring işleminin yapıldığı dava dışı ...Şti ile bir ticari ilişki bulunmadığı, dava konusu çekin davacı kayıtlarında mevcut olmadığı, ancak çek ile ilgili çalıntı, kayıp ihbarında bulunulmadığı gibi, bu çeke ilişkin banka kanalı ile kısmi ödeme yapılmasına karşılık, banka kanalı ile yapılan bu ödeme de kayıtlara alınmamış ve icra takibine itirazda bulunulmadığı, diğer yandan Davalı ...A. Ş. tarafından yapılan işlemler 6361 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak gerçekleştirilmiş olup, çekin iktisabında bilerek davalı aleyhine hareket ettiği veya ağır kusurunun bulunduğuna dair bir tespit yapılamadığı tespit edilmiştir.HGK'nun ... E, ... K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Öte yandan, dava konusu çekin █████/2018 keşide tarihi nazara alındığında, uyuşmazlığın 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği █████/2012 tarihinden sonra meydana gelmiş bulunması sebebiyle 6361 Sayılı Yasa kapsamında olduğu, Yasanın 9. Maddesi’nde ‘Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktöring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktöring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki faktöring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.’ hükmü yer almaktadır.Faktoring Şirketlerinin yasadan doğan hakkını kullanması bir başka yasa veya yasa maddesi ile yasaklanmadığı sürece her zaman savunma olarak ileri sürülebilir. TMK 2. maddesinde ve 6361 Sayılı Yasa'nın 9. maddesinde iyi niyet savunmasının Faktoring Şirketleri tarafından kullanılmasını yasaklayan yasa maddesi mevcut değildir. TMK 3. maddesinde belirtildiği üzere Faktoring şirketi ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediği taktirde iyi niyet iddiasında bulunamaz.Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesine göre; Birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler düzenlemesi uyarınca, faktoring şirketlerinin devir aldığı alacak, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile, alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik etmeleri gerekmektedir.Kanun ve Yönetmelikte açıkça, faktoring şirketlerinin kambiyo senedine dayalı olsa bile, bir mal satışından veya hizmet arzından doğmayan alacakları devralamayacakları düzenlenerek, kambiyo senedinin içerdiği hakkın soyutluğu ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Buna göre faktoring şirketleri, ancak bir mal satışından ya da hizmet arzından doğan alacağın ifası için verilen kambiyo senetlerini, ciro ve teslim yolu ile devralabilmektedirler. Burada kambiyo senedindeki hakkın devri için yapılan ciro ve teslim, alacağın devrinin hukukî sonuçlarını doğurmaktadır. Senet borçlusu, faktoring işleminden haberdar olduğu andan itibaren, faktoring müşterisine karşı ileri sürebileceği şahsî defileri, faktöre karşı da ileri sürebilmektedir.Şahsî defilerin faktoring şirketine karşı ileri sürülebilmesi, işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olmasına bağlıdır. Buna göre, senette düzenleyen ya da keşideci, lehtar ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin de ciro ve teslim yolu ile lehtardan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, lehtar ile arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan şahsî defıleri, faktoring şirketine karşı ileri sürebilmektedir. Ciro ve teslim yoluyla devraldığı bir senedi, aradaki temel ilişki nedeniyle devreden borçlu, senedi kendisinden devralan ile faktoring şirketi arasında faktoring sözleşmesinin bulunması ve senedin, ciro ve teslim yoluyla kendisinden devralandan faktoring şirketine geçmesi hâlinde, temel ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri faktoring şirketine karşı ileri sürebilecektir. Somut olayda, dava konusu faktoring işlemin taraflarının, kambiyo ilişkisinin sıralı tarafları olduğu, senette düzenleyen ya da keşidecinin düzenlediği çekin faktoring sözleşmesine konu edilerek, fatura borçlusu ...tarafından ... tarafından ciro ve teslim yolu ile davalı faktoring şirketine geçtiği yapılan mali inceleme ile yapılan işlemlerin faktoring mevzuatına uygun yapıldığı anlaşılmaktadır.Bununla birlikte; senede karşı mutlak defiler, senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebilir. Gerek doktrinde ve gerekse uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması” “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiası mutlak def’idir. "Senetteki imzanın inkarı halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına aittir. İmzada sahtecilik iddiası kambiyo senetlerinde mutlak defi olup, lehdar ve ciro yolu ile hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebilir..." (Yargıtay 11. HD ... E. ...K.)Somut olayda, ATK tarafından davaya konu çek üzerinde yapılan imza incelemesi ile, inceleme konusu ... Bank A.Ş. ...şubesine ait, ... seri numaralı, █████/2018 keşide tarihli, 55.000,00 TL tutarındaki çek üzerinde atılı farklı fiziki evsafta iki ayrı kalemle oluşturulmuş imzalar ile Yılmaz Aydın'ın mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla "in eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; yapılan mali incelemede davacı firma ile çekin lehdarı ve cirantaları arasında borç alacak bakiyesi bulunmadığı, davacının işbu çeklerden kaynaklı davalılara karşı sorumluluğunun bulunmadığı, davaya konu işbu çeklerin davacının elinde iken zayi olduğu ve çekteki imzanın sahte olduğu, sahte imza ile piyasaya sunulduğu, davacılar ile takip eden cirantalar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı anlaşılmış olup bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde işbu çeke dayanılarak başlatılan icra takibinde davacının davalılara borcu bulunmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile ... 7.İcra Müdürlüğü'nün ...(eski no ...) Esas sayılı takip dosyasında takibe konu çek dolayısı ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile ... 7.İcra Müdürlüğü'nün ...(eski no ...) esas sayılı dosyasında takip ve dayanak çek (Keşidecisi ...Şti., olan, 30.10.2018 keşide tarihli, ... seri nolu, 55.000,00 TL bedelli çek) nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,2-Davalının takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.757,05-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 939,27-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.817,78-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan; 939,27-TL Peşin/nisbi Harcı, 900,00-TL Bilirkişi ücreti, 5.900,00 TL ATK Fatura ücreti, 522,25-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.261,52TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)-(14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2025Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır