Yargıtay, çocuğun cinsel istismarı suçunda eylemlerin sarkıntılık boyutunu aşarak temel şekli oluşturduğu gerekçesiyle istinaf ret kararını bozdu.
Özet: Yüksek Mahkeme, sanığın mağdureye yönelik elini boynuna, omzuna, bacağına koyma, göğsüne indirip kıyafet içinden tene temas edecek şekilde sıkma gibi eylemlerinin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmediğini, bu fiillerin sarkıntılık düzeyini aşarak çocuğun cinsel istismarı suçunun temel şeklini oluşturduğunu tespit etmiştir; bu nedenle, ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde yanılgıya düşmesi ve istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, dosya ilk derece mahkemesine yeniden değerlendirilmek üzere gönderilmiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.KATILANLAR
: ..., ..., Aile ve Sosyal Hizmetler BakanlığıSUÇ
: Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarıHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararıTEMYİZ EDENLER
: Sanık müdafii, katılanlar vekili, katılan Bakanlık vekiliTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:Sanık müdafii ile katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇSanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİA. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemiÖzetle atılı suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak somut ve kesin delil bulunmadığına, atılı suçu işleme kastının bulunmadığına, mağdure beyanlarının çelişkili olduğuna, çocuk izlem merkezinde alınan beyanlara ilişkin kayıtların çözümlenmediğine, uzun süre şikayette bulunulmadığına, tanık anlatımlarının net olmadığına, tanık ve mağdure beyanları arasında çelişkiler olduğuna, olayın geçtiği iddia edilen yerlerin atılı suçun işlenmesine elverişli bir yer olmadığına, çelişkili tanık beyanlarının hükme esas alındığına, sanığın aşamalardaki savunmasının tutarlı olduğuna, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemiÖzetle sanığın sübut bulan eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aştığına, sanık hakkında üst sınırdan ceza tayin edilmesi, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemiÖzetle sanığın sübut bulan eylemlerinin sarkıntılık boyutunu aştığına, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması, katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEİlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,Ancak;İlk Derece Mahkemesinin dosya kapsamına uygun kabulüne göre; sanığın katılan mağdureye yönelik farklı tarihlerdeki "Elini boynuna, omzuna koyma, köprücük kemiğinin hizasına kadar gezdirme, mağdurenin bacağının üst kısmına elini koyma, bacağını okşama ve sıkma, elini mağdurenin omzuna koyup, göğsüne indirip kıyafetinin içinden tene temas edecek şekilde göğsünü sıkma" şeklinde belirli yoğunluğa ulaşan eylemlerinin ani, kısa süreli ve kesik hareketlerle gerçekleşmediği bu nedenlerle fiilin sarkıntılık düzeyini aşarak cinsel istismarın temel şeklini oluşturduğu anlaşıldığından, sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,23.12.2024 tarihinde karar verildi.