Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi tarafından, "..." ibaresi içeren markaların benzerliği ve iltibas tehlikesi nedeniyle açılan marka hükümsüzlüğü davasında verilen ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının sahip olduğu “...” markasına dayanarak, davalının tescilli “... ...” markasının özellikle 43. sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ettiği bir marka hükümsüzlüğü davasını özetlemektedir; zira davacı, markalar arasında “...” ibaresinin ortaklığı ve emtia benzerliği nedeniyle halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise markasının farklı olduğunu, davacının davasını süresinde açmadığını ve “...” ibaresinin zayıf ve herkesin kullanımına açık olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesi de tarafların markaları arasında fonetik ve görsel benzerliğin bulunmadığına, “...” ibaresinin zayıf bir karakter taşıdığına ve davalı markasındaki ek ibarenin ayırt edicilik sağladığına hükmederek karıştırılma tehlikesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, ███████████ numaralı "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, ayrıca müvekkilinin "..." markasını tüzel kişi olarak fiilen 1983 yılından bu yana, müvekkili firmanın kurucusu olan ...'ın ise 1963'den bu yana kullandığını, davalı tüzel kişiliğin "██████████" numaralı "... ..." ibareli markasının █████/2016 tarihinde tescil edildiğini, bu markada da "..." ibaresine asli (asıl) unsur, "..." ibaresine ise tali (yardımcı) unsur olarak yer verdiğini, müvekkilinin markasının yalnızca "..." asli unsurundan oluştuğu dikkate alındığında, bahse konu markalar arasında benzerlik şartının gerçekleştiğini, davalı markasının 43. sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması" hizmetlerinin kapsamını doğrudan müvekkilinin tescilli markasının kapsamındaki 29,30,32.sınıf malların oluşturduğunu, karşılaştırılan markalar arasında emtia benzerliği şartının da bulunduğunu, dolayısıyla halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğunu ileri sürerek, davalı tarafın ██████████ numaralı "... ..." ibareli markasının 43. sınıf "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" açısından hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin "... ..." ibareli markasının █████/2015 tarihinde marka sicilinde yayınlandığını, davacının, müvekkilinin markasını kullandığını bildiği halde █████/2015 tarihinden itibaren 5 yıl boyunca sessiz kaldığını ve davasını █████/2021 tarihinde 5 yıllık süreye riayet etmeden açtığını, davanın süre yönünden usulden reddinin gerektiğini, taraf markalarının görsel, işitsel, anlamsal ve renk unsuru bakımından benzerlik göstermediğini, iltibas tehlikesi yaratmadığını, müvekkilin markasının 43.sınıfta, davacı markasının 29, 30 ve 32. sınıflarda tescilli olduğunu, emtia benzerliği şartının oluşmadığını, "..." kelimesinin ilk olarak ... isimli yazarın 1960 ve 1971 yıllarında yayınlanan kitaplarında, “...” ibaresinin kısaltması olarak kullanıldığını, davacı tarafın yarattığı ve tekelinde olan bir ibare olmadığını, daha sonra bu ibare yiyecek içecek sektöründe uzun yıllardır yaygın olarak kullanıldığını, lokantacılık faaliyetlerinde ülke genelinde tescilli, tescilsiz yoğun kullanımının bulunduğunu, davacının markası olduğunu iddia ettiği "..." ibaresinin lokantacılık sektöründe herkesin kullanımına açık bir ibare olduğunu, davacı tarafın markası olan "...+şekil" markası ile müvekkilinin markası olan "... ..." markası arasında karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin davacının markasından haksız kazanç sağladığı ve marka hakkına tecavüz ettiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin markasında kullandığı asli unsurun "..." değil "..." ibaresi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı markası ile davalı markası arasında "..." ibaresinin ortak olarak kullanıldığı, bu nedenle fonetik benzerlik kurulmuş ise de davalı markasında yer alan "..." ibaresinin pek çok "..." isimli yerin bulundukları yer ile birbirinden ayrıldığı gerçeği karşısında fonetik benzerliği kırıcı nitelikte bulunduğu, görsel benzerliğin davacının markasında bulunan şekil unsuru ile birlikte kırıldığı, davacı markasında yer alan şekil unsurunun bütünü ile "..." ibaresinin gerisinde kalmadığı, ibarenin zayıf olduğu da nazara alındığında şekil unsurunun görsel benzerliği ortadan kaldıracağı, "..." ibaresinin, köken gösterme işlevini yitirmiş zayıf bir ibare olduğundan hareketle, zayıf markalardaki küçük bir değişikliğin bile markaları farklılaştıracağı göz önünde bulundurularak önüne eklenen "..." ibaresi ve davacı markasında yer alan şekil unsuru nedenleri ile davalı markasının ayırt ediciliği sağladığı ve ortalama tüketici nezdinde, markaların bütünü itibarıyla yarattığı intiba itibarıyla markalar arasında ekonomik bir bağ kurulma ihtimalinin olmadığı, birbirinin devamı gibi algılanmadığı, karıştırılma tehlikesinin doğmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markalar arasındaki "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan sarih benzerlik nedeniyle, ortalama geniş tüketici kesimi nezdinde kavramsal ve işitsel algısı bakımından işbu markaların birbirleriyle ilişkili olduğu, davalı ile davacı arasında işletmesel bir bağ bulunduğu intibaı uyandırabileceğini, davalının "... ..." markasıyla müvekkilinin "..." markasını bir arada gören herhangi bir ortalama tüketicinin, davalının markasını müvekkilinin seri markalarından biri olduğunu ya da lisans yoluyla devredildiğini düşünebileceğini, "..." ibaresinin yaygın, jenerik bir kelime olarak kabul edilemeyeceğini, bu yönde verilmiş bir mahkeme kararının bulunmadığını, davacının markası tescilli olduğundan korunmasının gerektiğini, emsal mahkeme kararlarının müvekkili lehine değerlendirmeler içerdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davalının ██████████ sayılı "... ..." ibareli markasının 43.sınıfta tescilli olduğu, davacının "..." ibareli markasına ve iltibas iddiasına dayalı olarak davalının ██████████ sayılı markasının 43.sınıfın 1.alt sınıfındaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemiyle işbu davayı açtığı, ilk derece mahkemesince "..." ibaresinin köken gösterme işlevini yitirmiş zayıf bir ibare olduğu, dava konusu markadaki farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu markanın tescil tarihi █████/2016 olup, █████/2021 tarihinde açılan dava SMK'nın 25/6.maddesine göre beş yıllık süre içinde açılmış, davacı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşmamıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 43.sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" ile davacının █████████ başvuru, 168490 tescil numaralı markasının kapsamında bulunan 29,30. ve 32.sınıf gıda malları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden, davacının itirazına mesnet markaları "...+ŞEKİL" ibaresinden oluşmakta, davacının markasının asli unsuru olan "..." ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Dava konusu başvuruda asli unsura eklenen "..." ibaresinin, markaları iltibas tehlikesini bertaraf edecek düzeyde farklılaştırmaya yetmediği kanaatine varıldığından, karşılaştırılan marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, başvurunun geneline hakim olan tertip tarzının yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı, her ne kadar davalı tarafça markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük jenerik bir ibare olduğu savunulmuşsa da bir markanın tescilli olduğu sürece korunması gerektiğinden ve davacının markasının, jenerik hale geldiğinden bahisle hükümsüzlüğüne karar verilmediği sürece korunmaya devam edileceğinden bu savunmanın yerinde görülmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2024 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile de, Dairemizce aynı kabulle davacının 168490 sayılı "...+şekil" ibareli markası ile "...” ibareli markalar arasında uyuşmazlık konusu 43.sınıf "yiyecek içecek sağlanması hizmetleri" yönünden SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu yönünde verilen kararın onandığı anlaşılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.███████-696, K.████████ sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce ayrıca bir bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak; dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2022 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜNE,
3-Davalının ██████████ sayılı "... ..." ibareli markasının 43.sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,10-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 97,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 107,50-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 425,20-TL yargılama giderine, 59,30-TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 543,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!